Ana sayfa Yazarlar Gökhan Esin Faiz silahı ne işe yarar?

Faiz silahı ne işe yarar?

0

Türkiye’de enflasyon yüzde 10,85 düzeyinde. Enflasyon liginde 5’inci sıradayız. 15 Mayıs itibariyle, Merkez Bankaları faiz ligindeyse yüzde 13,5 ile 6’ncıyız. Dahası 15 Mayıs tarihinde yapılan Hazine ihalesinde, faiz oranı yüzde 16,6’ya yükseldi. 17 Nisan’da yapılan ihalede faiz oranı yüzde 13,6’ydı. Aynı gün 5 yıllık gösterge faizi ise yüzde 15,96’ya yükseldi.

Faiz liginde tepelerde dolaşmamıza rağmen döviz tırmanmaya devam ediyor. Peki, neden? Akla gelen ilk sebep reel faiz oranının düşük olmasıdır. İkinci sebep, yükselen cari açık verisi. Son neden ise, sıcak ve hızlı paranın yurtdışına dönüşü olabilir. Bu üç sebebi kısaca irdeleyelim.

Ürettiğimizi de, üretemediğimizi de tüketiyoruz!

Dış ticaret açığı devam ettiği müddetçe cari açık verisine şaşırmamak lazım. Dış ticaret açığı, ürettiğimizden fazla tükettiğimiz anlamına geliyor. Kısa bir şekilde Mart 2018 cari açık verisini inceleyelim. Üç aylık açık 16,4 milyar dolar. Geçen yıl bu değer 8 milyar dolardı. Daha evvelki yazılarımda cari açık finansmanının kötüleştiğini yazmıştım. Bu gidişat devam ediyor. Doğrudan yabancı yatırımın azaldığını pek çok defa dillendirdik. Ama mart ayı diğerlerinden farklı olarak sıcak para akışının da azaldığı bir dönem oldu. Geçen yılın ilk çeyreğinde 4,3 milyar dolar olan portföy girişleri bu yıl 2,9 milyar dolara indi.

Cari açık artışı, TL’sine yapılan itibar suikastidir
Cari açık arttıkça döviz kuru yükselir. Kur yükselince, enflasyon artar. Enflasyon arttıkça faizler yukarı çıkar.

İyi de Merkez Bankası ne yapıyor?
Sanki bugüne kadar cari açık fonlanamamış, dövizde arz sıkıntısı varmışçasına oyun planını döviz likiditesi üzerine kuruyor.

Bunu nereden anlıyoruz? Mayıs başında döviz süratle yukarı tırmanırken ilk hamlesi rezerv opsiyonu mekanizması kapsamında döviz imkân oranı üst sınırı yüzde 55’ten yüzde 45’e düşürmek oldu. Yani orta vade de olsa; yaklaşık 6,4 milyar Türk Lirası likidite piyasadan çekilecek ve yaklaşık 2,2 milyar dolar değerinde döviz bankaların kullanımına geçecek.

Sonraki adımıysa, swap ihale tutarını (haftalık) 6,25 milyar dolardan, 7,5 milyar dolara yükseltmek oldu. Akabinde forward işlemlerindeki stoku 5,3 milyar dolardan, 7,1 milyar dolara çıkardı. Zaten swap ve forward işlemlerine müdahale iki ayaklı bir işlemdir.

Özetlersek, Merkez Bankası, orta vadede 10 milyar dolar tutarında dövizi piyasaya enjekte etmiş oluyor.

Faiz silahı ne işe yarar?
Gördüğüm kadarıyla Merkez Bankası likidite adımı atmadan, faiz konusuna girmiyor. Ne demek istiyorum? Genelde Merkez Bankası, forward işlemler, swap işlemler ve döviz kazandırıcı hizmetler reeskont kredilerinin, Türk Lirası olarak ödenmesi imkanlarını sağlamadan faiz artışına gitmiyor.

Hâlbuki yukarıda da yazdığımız gibi kurdaki dalgalanmanın tek tetikleyicisi döviz likiditesi değil. Fonlama öyle ya da böyle yapılıyor. Eğer sıcak para bulunamazsa bankalar kredi alıyor ya da sendikasyon kredilerini öteliyor. Öte yandan, Merkez Bankası’nın faiz silahı çok yanlış anlaşılabiliyor. Vatandaş, faizin kalıcı çözüm olduğunu düşünüyor olabilir ama öyle değil. Yapısal bir risk var ise, bu risk faiz ile çözülemez. Yabancı yatırımcı için faiz, sadece yüksek getiri oranı demektir. Cazibe yaratır, ülkeye para akışını sağlar. Bu da kalıcı hamlelerin yapılması için zaman kazandırır. Kısacası faiz artışı ile zaman satın alırsınız.

ABD’den bir örnek…
İkinci petrol şokunun yaşandığı dönemde FED Başkanı olan Volcker, 1981 yılında ABD’de enflasyon yüzde 13,3’e çıktığında faizleri yüzde 10’lardan yüzde 20’lere yükseltti. Bu sert faiz hareketiyle ekonomi resesyona girdi. Ancak enflasyon 1983 yılında yüzde 3,2’ye indi. Sıkı para politikasının etkisiyle ABD’de yaşanan ekonomik durgunluk 1982 yılında işsizliğin yüzde 10,8’e kadar çıkmasına neden olmuştu.

Özetlemek gerekirse ani ve sert bir faiz artışı dövizi tepeden yuvarlamaya yeter. Akabinde ekonomik durgunluk haliyle artan işsizlik kaçınılmaz olabilir. Ancak unutmayalım ki; problem ötelendikçe tedavi maliyeti artıyor.

Burada yazılanlar yatırım tavsiyesi değildir.