Ana sayfa Gündem ABD’nin gerilim politikası

ABD’nin gerilim politikası

0
Dz. Kurmay Albay (E) Serter Tuçaltan

ABD liderliğinin ve çıkarlarının korunması için Rusya-Ukrayna ilişkisi bir yana Avrupa’dan Asya’ya her bölgede önemli bir aktör olmaya ve agresif bir politika izlemeye devam ediyor

ABD Avrupa’da Ukrayna üzerinden ciddi bir gerilim politikası yürütüyor.

Temel hedef aynı. ABD liderliğinin korunması ve ABD çıkarlarına hizmet eden düzenin muhafazası için yeni güç merkezlerinin oluşmasının engellenmesi veya bu oluşumun sekteye uğratılması. Bu hedefe ulaşmak üzere gücün ABD tarafından birleştirilmesi.

Bu maksatla Avrupa’da Rusya’nın, Pasifik’te Çin’in çevrelenmesi, hareketsizleştirilmesi, etkisinin kırılması.

ABD’nin zayıfladığı, etkisini yitirmeye başladığı, küresel güç merkezinin Asya’ya kaydığı bir dönemde bu hedefin yakalanması ABD için her zamankine nazaran daha büyük bir önem arz ediyor.

ABD’nin son dönemde uyguladığı agresif politikanın en önemli gerekçesi de bu. Aslında sürecin başlangıcı daha Soğuk Savaş’ın yeni tamamlandığı 1990’lı yıllara kadar gidiyor.

Gelişmeleri kronolojik bir sıra ile özetlersek ABD’deki siyasi değişikliklere rağmen bu gayretin aynı perspektif ile yürütüldüğü ve son dönemde ivmelendiği açık şekilde görülüyor.

Soğuk Savaş’ın tamamlanması NATO ve AB’nin genişlemesi

  • SSCB’nin dağılma sürecinde verilen NATO’nun doğuya doğru genişlemeyeceği sözüne rağmen NATO 1994 yılından itibaren genişlemeye başlıyor.
  • 2003 yılında “Gül Devrimi” ve “Turuncu Devrim” ile Gürcistan ve Ukrayna’da iktidar ABD yanlısı siyasetçilere geçiyor.
  • 2004 yılında Romanya ve Bulgaristan NATO üyesi oluyor.
  • ABD ve NATO Avrupa’da genişlerken ABD, 2004 yılından itibaren daha güneyde Büyük Orta Doğu Projesi’ni telaffuz etmeye başlıyor. Dünya yeniden şekilleniyor. Amerikan emperyalizmi yayılıyor.
  • 2006 yılında Ukrayna ve Gürcistan’ın NATO üyelikleri ilk kez gündeme geliyor.
  • 2007 yılında Romanya ve Bulgaristan AB’ye üye oluyor.

Rusya’nın ilk tepkileri

  • Rusya gelişmelere yönelik ilk tepkisini 2007 yılında ortaya koyuyor. Münih Güvenlik Konferansı’nda Putin; ABD’nin öncülüğünde tek kutuplu bir merkez yaratma yönündeki Batı politikalarını şiddetli şekilde eleştiriyor. NATO’nun genişlemesinden duyduğu rahatsızlığı vurguluyor.
  • Tek merkezli bir gücün dünyayı yönetmesi çabasının doğru olmadığını, ABD’nin her şeyin üzerinde ve tek taraflı davrandığını, hiç kimsenin uluslararası hukuka saygı göstermediğini, hükûmet dışı kuruluşların başka ülkelerin güdümünde faaliyet gösterdiklerini, ABD’nin, “önleyici müdahale” yaklaşımı ve uygulamasının doğru olmadığını ve çatışma alanlarını daha da artırdığını söylüyor.1
  • Rusya’nın tepkisi bununla sınırlı kalmıyor. 2008 yılında, NATO’ya komşu olmak istemediğini, Gürcistan ve Ukrayna’nın (NATO’ya) üyelik başvurularının kabul edilmesinin Avrupa’nın mevcut güvenlik sistemine yönelik ciddi sorunlar oluşturacağını açıklıyor.
  • Aynı yıl Osetya’ya giren Gürcistan’a askeri müdahalede bulunuyor. Osetya ve Abhazya bağımsızlıklarını ilan ediyor.

Gürcistan’dan sonra Ukrayna’daki gayretler

  • Kısa bir sessizlik döneminin ardından bu kez 2014 yılında Ukrayna’da ABD ve AB tarafından desteklenen olaylardan sonra Rusya yanlısı Yanukoviç devriliyor.
  • Rusya’nın NATO’nun genişlemesi ve sınırlarına komşu olmasına yönelik hassasiyetini sürdürdüğüne ilişkin yanıt Kırım ve Donbass’da veriliyor.
  • Hibrit Savaş yeni gündem maddesi oluyor.

Karadeniz ve Doğu Akdeniz

  • ABD ve NATO Karadeniz’de daha fazla varlık göstermek için harcadıkları çabayı artırıyor.
  • Rusya aynı yıl Karadeniz’de silahlanmaya başlıyor. Sahillerini, alan erişiminin engellenmesini (A2/AD-Anti Access Area Denial) sağlayacak sistemler ile donatıyor, bölgede denizaltılar ve uzun menzilli güdümlü mermiler ile donatılmış gemiler konuşlandırıyor.
  • 2015 yılında Rusya Suriye’deki gelişmelere müdahil olmaya Karadeniz’i de Doğu Akdeniz’deki faaliyetleri için bir bağlantı noktası olarak kullanmaya başlıyor.

NATO Varşova Zirvesi ve Rusya’nın Ulusal Güvenlik Stratejisi

  • 2016 Varşova Zirvesi ile Rusya artık NATO için yeniden bir tehdit oluyor. NATO’nun yeni hedefleri Rusya ve Çin. Uzun süren düşük yoğunluklu çatışmayı da kapsayan jargon yerini yeniden klasik, büyük tehditlere bırakıyor.
  • Geliştirilmiş ve Uyarlanmış İleri Mevcudiyet Tedbirleri ile Baltık ve Karadeniz Bölgesi’ndeki etkinliğini artırmaya çalışan ABD ve NATO Rusya’yı çevrelemeye çalışıyor.
  • Buna mukâbil Rusya 2016 yılında yayımladığı “Ulusal Güvenlik Stratejisi”nde, NATO’nun askeri gücünü artırması ve RF sınırlarına yaklaşması ile ABD tarafından tesis edilen Füze Savunma Sistemini ulusal çıkarlarına yönelik bir tehdit olarak gördüğünü açıklıyor.

Ukrayna üzerinden yeni denemeler

  • 2018 yılında Rusya, Azak Denizi’ne girmek isteyen Ukrayna botlarına karasularını ihlâl ettikleri gerekçesiyle el koyuyor. Bu krizin ardından Rusya Kırım Bölgesi’ndeki S-400 batarya sayısını artırarak, bölgede ilave savaş uçağı konuşlandırıyor.
  • Ukrayna artık sürekli bir gündem maddesi.

NATO 2030
NATO, 2020 yılında NATO 2030 isimli bir çalışma yayımlıyor. Raporda yer alan tavsiyeler,

  • Önümüzdeki dönemde ittifak üyelerinden Rusya ve Çin ile ilişkilerini ittifak tarafından belirlenecek politikalar çerçevesinde yürütmelerinin istenebileceğini,
  • NATO’nun, geleneksel sorumluluk sahası dışını da kapsayacak şekilde Rusya ve Çin’in çevrelenmesine katkı sağlamak üzere konumlanabileceğini,
  • Rusya ve Çin’in hayâti olarak değerlendirdiği bölgelerdeki faaliyetlerini artırabileceğini,
  • AB ile daha kapsamlı bir ortaklığın öne çıkarılabileceğini,
  • İttifak içinde alt koalisyonların teşkil edilebilmesi ve koalisyonların NATO şapkasıyla NATO yapısından istifade ile hareket edebilmesi itibarıyla, oy birliği prensibini muhafaza etmekle birlikte, karar mekanizmaları ve uygulamalar bakımından bazı ittifak üyelerinin liderliğinde, daha esnek hareket eden bir NATO yapısının arzulandığını gösteriyor.

Bu yönü ile tavsiyelerin NATO’nun doğrudan küresel güç mücadelesi içindeki aktörlerine daha fazla avantaj sağladığı değerlendirmesini yapmak pek yanlış görünmüyor. Ayrıca tavsiyelerden önümüzdeki dönemde NATO’nun ortak karar ve önceliklerini ulusal/milli hususlara nazaran daha ön planda tutacağı anlaşılıyor.

Yeni Atlantik Bildirgesi, G7, NATO, AB Zirveleri, QUAD ve AUKUS

  • ABD 2021 yılında gücü kendi lehine konsolide etmek üzere küresel güç mücadelesinde bir ileri aşamaya geçiyor. Arka arkaya geliştirdiği inisiyatiflerle;

◊İngiltere ile birlikte “Yeni Atlantik Bildirgesi”ni yayımlıyor.

◊ “G7”, “NATO”, “ABD-AB” Zirveleri ile eski ve yeni dost/müttefiklerini, kendi liderliğinde, Çin ve Rusya’ya karşı bir araya getirmek için somut diplomatik adımlar atıyor.

◊ Pasifik Cephesinde Avustralya, Japonya ve Hindistan ile birlikte olduğu QUAD (Dörtlü Güvenlik Diyaloğu) ve Avustralya ve İngiltere ile birlikte olduğu AUKUS (Avustralya-Birleşik Krallık-ABD) inisiyatiflerini geliştiriyor.

◊ Artık kurallara dayalı dünya düzeni, küresel düzenin idamesi gibi konular öne çıkıyor.

Afganistan’dan çekilme

  • Aynı yıl ABD ve NATO Afganistan’dan çıkıyor. Bazı yorumcular bu geri çekilmeyi önemli bir başarısızlık olarak yorumlarken, bir diğer grup ABD’nin Asya içlerine bir istikrarsızlık tohumu bıraktığını söylüyor.
  • Rusya, Afganistan coğrafyasından gelecek tehditlere karşı Rusya’nın, Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü (KGAÖ)’nün sınırlarını korumak için Tacikistan ve Kırgızistan’daki askeri üslerini devreye alacağını açıklıyor.

Belarus ve Kazakistan’da yaşanan gelişmeler

  • 2021 ve 2022’de Rusya’ya komşu Belarus ve Kazakistan’da önemli iç gelişmeler yaşanıyor. Bu gelişmeler Gürcistan ve Ukrayna’dakilere benzer olmaları ile dikkat çekiyor.
  • Rusya’ya yakın Lukaşenko’nun yönetimden uzaklaştırılmasına yönelik gayretler, Belarus ile AB ve NATO arasındaki sığınmacı krizi, İngiliz askerlerinin Polonya’nın Belarus sınırında görev alması, buna mukabil Rusya’nın doğrudan bir saldırıya uğraması hâlinde Belarus’un Rusya’nın yanında savaşa katılacağı açıklaması dikkat çekiyor.
  • Kazakistan’da da durum farklı değil. 2 Ocak 2022 tarihinde başlayan olaylar 7 Ocak 2022 tarihinde ancak kontrol altına alınabiliyor.
  • KGAÖ askeri birlikleri Kazakistan’daki olaylara müdahale ediyor.
  • Putin açıklamalarında KGAÖ ülkelerinin, “renkli devrim” senaryolarının uygulanmasına müsaade etmeyeceklerini gösterdiklerini söylüyor.

ABD-Rusya görüşmeleri, Avrupa’nın tutumu

  • 2021 sonlarından itibaren ABD ve Rusya arasındaki görüşmeler devam ediyor.
  • Rusya NATO’nun daha fazla genişlememesini, 1997’den sonra ittifaka katılan Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinde ittifakın faaliyetlerine son verilmesini (1997 itibarıyla bu ülkelere yerleştirilen kuvvetlere ek başka silah ve kuvvet konuşlandırılmaması), Ukrayna ve Gürcistan’ın NATO üyesi olmamasını, bu konulara ilişkin güvenlik garantilerinin verilmesini istiyor.
  • ABD ve NATO, Rusya’nın talep ettiği güvenlik garantilerinin verilemeyeceğini ifade ediyor. Tüm taraflar konuların diplomasi yolu ile çözülmesi gerektiğine atıfta bulunuyor.
  • ABD, Ukrayna’nın Rusya tarafından işgâl edileceği tarihi medya aracılığıyla açıklamaya devam ederken, Rusya böyle bir işgâlin söz konu olmayacağını söylüyor.
  • ABD, Rusya’ya doğrudan askeri müdahalede bulunmayacağını ancak çok ciddi yaptırımlar uygulayacağını ifade ediyor. Haber kanallarında Rus bankalarının ABD bankalarındaki paralarını çektikleri, Donbass Bölgesi’ndeki sivillerin tahliye edildiği bilgileri yer alıyor.
  • İngiltere, ABD, Türkiye, Çek Cumhuriyeti ve Polonya’nın Ukrayna’ya silah ve mühimmat sağladığı haberleri açık kaynaklara yansırken 2 Almanya’nın silah yerine çelik başlık katkısı sağlaması dikkat çekiyor.
  • İtalya, Rusya’nın 2007 yılında tek kutupluluk konusundaki açıklamalarında haklı olduğunu ifade ediyor.
  • İngiltere, Polonya ve Ukrayna’nın, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünün muhafazası için 3’lü ittifak kurdukları bildiriliyor.
  • Fransa, görüşmelerin Normandiya Formatı’nda sürdürülmesini istiyor.

Rusya’nın Luhanks ve Donetsk Halk Cumhuriyetlerini tanıması
Rusya, Ukrayna’dan bağımsızlıklarını ilan eden Luhanks ve Donetsk Halk Cumhuriyetlerini tanıyor. Her ikisi ile de işbirliği antlaşmaları imzalıyor.

İlk bilgiler antlaşmaların Donbass sınırlarının beraber korunması ve taraflara birbirlerinin topraklarındaki askeri altyapı ile askeri üsleri kullanma hakkını verdiği bilgilerini içeriyor. 2

Rusya tanımanın ötesinde bir adım daha atarak Rus askerlerinin bölgede “barışı koruma” faaliyetleri icra edeceğini açıklıyor. Bu Rus askerlerinin Luhans ve Donetsk Bölgesi’nde fiilen görev almaları anlamına geliyor.

Rusya lideri yaptığı konuşma ile özet olarak NATO’nun genişleme emellerinin tüm sorunların ana kaynağı olduğunu vurguluyor. ABD, AB ve NATO’ya sert mesajlar veriyor.
ABD ve AB’nin ilk tepkileri Rusya’ya yaptırım uygulanacağının açıklanması oluyor. ABD, Luhanks ve Donetsk ile ticareti yasaklıyor.

Sonuç
Gelişmeler Ukrayna’daki gerginliğin devam edeceğini gösteriyor.

Doğrudan ABD-NATO ve Rus birlikleri arasında bir çatışma ihtimâlinin düşük olduğu bölgede görünür tarafların Ukrayna ordusu ile ayrılıkçı gruplar olarak şekilleneceği, barışı koruma harekâtı yapan Rus birliklerine yönelik silahlı müdahalelerin ise ciddi sonuçları olabileceği anlaşılıyor.

Avrupa, ABD’nin gücün birleştirilmesine yönelik tutumuna karşın daha itidalli ancak bölünmüş bir görüntü çiziyor. Sürecin zamana yayılmasının bu bölünmüşlüğü artırma potansiyelinin yüksek olduğu görülüyor.

Petrol fiyatlarındaki son üç aylık artış Rusya ekonomisine katkı sağlıyor. Gerginliğin sürmesinin enerji fiyatları üzerindeki yukarı yönlü hareketin devamına yol açabileceği veya en azından fiyatların bulunduğu seviyede kalmasını sağlayacağı anlaşılıyor.

Almanya’nın Kuzey Akım-2’den vazgeçmesi çok mümkün görünmüyor. Zira bunu ikame edebilecek bir proje bulunmuyor. Almanya, Rusya ile ilişkilerinin bozulmasını da istemiyor.

Çin süreci izliyor. ABD’nin Rusya’ya karşı başarılı olmasının, Çin ile mücadelesinde ekonomik ve siyasi düzlemde ABD’ye alan açacağını görüyor. Bu nedenle aslında ABD için en tehlikeli senaryo olan Rusya-Çin işbirliğinin temelleri her geçen gün daha da sağlamlaşıyor.

ABD’nin küresel liderlik maceracılığı zaten başlatmış olduğu soğuk savaşı daha da şiddetlendiriyor.

Aslında ABD yaptığı savaş propagandası ile hem kendini hem de tüm dünyayı gereksiz bir gerginliğin içine atıyor.

Rusya’nın gerginliği kontrol edebildiği sürece durumdan istifade edeceği anlaşılıyor.

ABD ile Türkiye’nin çıkarları örtüşmüyor
Konu Türkiye’ye gelince ortaya çıkan senaryolar oldukça karmaşık bir hâl alıyor. Zira yakın coğrafyamızdaki pek çok önemli ve Türkiye için hayati konuda ABD ile Türkiye’nin çıkarları örtüşmüyor. Rusya-Türkiye ilişkileri de bunlardan biri. Dolayısıyla bu gerginlik döneminin bir yerinde Türkiye-Rusya ilişkilerinin bozulması için Türkiye’den kasıtlı taleplerde bulunulması ihtimâlinin de yüksek olduğu anlaşılıyor.

ABD ve NATO tarafından Karadeniz’de Montrö’nün NATO lehine esnetilmesinin veya NATO için uygulanmamasının istenmesi, NATO kisvesi altında Rusya’ya yönelik faaliyetlerde Türkiye’ye doğrudan roller önerilmesi, Türkiye’den Ukrayna’ya açık destek sağlanmasının beklenmesi, Rusya’ya yaptırım uygulamalarında ön plana çıkmasının talep edilmesi gibi konuların öne çıkması mümkün görünüyor.

Adımların çok hesaplı şekilde atılması, Türkiye’yi gerginliğin tarafı yapabilecek yaklaşımlardan sakınılması, diplomasinin etkin biçimde kullanılması gerekiyor.

1https://www.milliyet.com.tr/yazarlar/fikret-bila/putinin-tarihi-cikisi-188878
2https://www.dw.com/tr/ukraynaya-kim-hangi-silahlar%C4%B1-tedarik-ediyor/a-60778781
3https://tr.sputniknews.com/20220222/putin-baris-gucu-operasyonlari-talimati-verdi-1054097971.html

Not: Bu yazı 22 Şubat 2022’de kaleme alınmıştır.

Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.