Ana sayfa Görüş Avrupa Birliği (AB) Haziran Zirvesi

Avrupa Birliği (AB) Haziran Zirvesi

0
Dz. Kurmay Albay (E) Serter Tuçaltan

AB Liderler Zirvesi 24-25 Haziran 2021 tarihlerinde icra edildi. Zirve sonuçları 10 başlık ve 42 madde halinde yayımlandı

Zirve özellikle AB-Rusya ilişkileri bağlamında önem arz ediyordu. Zirve, ABD-İngiltere görüşmesi, G7 Zirvesi ve akabinde toplanan NATO Liderler Zirvesi’nde ABD’nin Rusya’ya karşı gücü konsolide etme çabalarının AB nezdinde nasıl bir sonuç verdiğinin gözlenmesi için bir test mahiyetindeydi.

AB-Rusya ilişkileri
Sonuç bildirgesinin Rusya başlıklı kısmında AB, AB-Rusya ilişkilerinde 2016 yılında ortaya konan 5 maddelik prensipler dizisine bağlı olarak hareket edeceğini teyit etti.

Hatırlanacağı üzere AB Dışişleri Bakanları 2016 yılında aldıkları bir karar ile Rusya ile ilişkilerinde rehber olarak kullanılacak 5 ana madde üzerinde mutabakat sağlamışlardı. Bu maddeler;

– Minsk Anlaşması’nın uygulanması,

– Rusya’nın eski Sovyet komşuları ile daha yakın ilişkiler kurulması,

– AB’nin Rusya’ya yönelik dayanıklılığının (resilience) artırılması,

– Rusya ile terörle mücadele gibi belirli konulara odaklanmış, seçici işbirliğinin geliştirilmesi,

-Kişisel düzeyde temaslar
ana başlıklarından oluşuyordu.

Zirve sonucunda yayımlanan bildirge ile AB, bu prensipler doğrultusunda Rusya’dan, AB‘ye ve üçüncü ülkelere karşı yürüttüğü faaliyetleri durdurmasını (Madde 28), Minsk Anlaşması’na tam olarak uymasını (Madde 28) istedi.

Rusya’ya, koordineli şekilde mukabele edilmesi ihtiyacına atıfta bulunurken, Yüksek Temsilci ve AB Komisyonu’nu Rusya’ya uygulanacak yasaklayıcı tedbirler ve ekonomik yaptırım seçeneklerini hazırlamakla görevlendirdi (Madde 29).

AB’nin Doğu Ortakları (Eastern Partners) ile politik, ekonomik bağlantılar ve kişisel düzeydeki temasları geliştirmesi ihtiyacına vurgu yaptı. Aynı zamanda, Orta Asya ile ilişkilerin geliştirilmesi ihtiyacının da altını çizdi (Madde 30). Bilindiği üzere AB’nin doğu ortakları; Moldova, Belarus, Ukrayna, Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan’dan oluşuyor.
Son olarak AB, Rusya ile iklim değişikliği, sağlık, güvenlik konuları gibi seçilmiş alanlarda işbirliği yapmak istediğine atıfla, bu kapsamdaki koşulların oluşturulması ve seçeneklerin tespiti görevini de Yüksek Temsilci ve AB Komisyonu’na havale etti (Madde 31).

Almanya ve Fransa’nın Rusya ile ayrı bir zirve yapmak konusundaki görüşleri Hollanda ve AB’nin eski Doğu Bloku’ndan kopan üyeleri nezdinde kabul görmedi.

Bu anlamda Haziran Zirvesi’nden Rusya’ya karşı somut bir sonuç çıkmadı. Bununla birlikte AB, Rusya ile ilişkilerini,

– NATO Liderler Zirvesi’nde tanımlanana nazaran daha yumuşak bir ton ile “AB çıkar alanlarında Rusya ile seçici işbirliği (…selective engagement with Russia in areas of EU interest)” olarak nitelendirdi.

– Rusya ile işbirliğini ve ilişkilerini bu eksende sürdüreceğini ifade etti.

– Özellikle de Rusya ile ilişkilerinde belli bir seviyeyi korurken aynı zamanda ABD’nin Rusya karşıtı politikalarını da açık şekilde karşısına almamış oldu.

Dolayısıyla AB-Rusya ilişkilerinin hangi boyutta seyredeceğinin daha net bir şekilde görülebilmesi için müteakip zirvelerde ve zirveler arasındaki gelişmelerin izlenmesi gerektiği, AB’nin, en azından bazı başat üyelerinin bir kısmının ABD’ye de belli ölçüde itidal ile yaklaştığı ortaya çıktı.

Türkiye-AB İlişkileri
AB Haziran Zirvesi Türkiye’de de önemli beklenti yarattı.

– Türkiye’nin AB adaylığı,

– Gümrük Birliği’nin yenilenmesi,

– AB Türkiye ilişkilerinin daha yumuşak bir zeminde ilerlemesi,

– Türkiye’deki mülteciler için AB fonlarından daha fazla tahsisat yapılması bu beklentinin temel sebeplerini oluşturuyordu.

Zirve sonucunda bu beklentilerin karşılanmadığı anlaşıldı. Sonuç bildirgesinin Türkiye başlıklı kısmında AB;

– Türkiye ile karşılıklı faydaya dayalı işbirliğinin ve Doğu Akdeniz’deki istikrarlı ve güvenli ortamın AB’nin stratejik çıkarına olduğunu hatırlattı (Madde 14).

– Türkiye ile karşılıklı çıkara dayalı birçok alanda “koşullara bağlanmış, kademeli, orantılı ve geri döndürülebilir” bir işbirliğine hazır olduğunu vurguladı (Madde 15).

-Gümrük Birliği modernizasyonu konusunda teknik seviyede çalışmalara başlanabileceğine atıfla Gümrük Birliği uygulamalarının zorluklarından bahsetti (Madde 16).

– Suriyeli mülteciler konusunda AB Komisyonu’na mali desteğin sürdürülmesi için gerekli teklifi hazırlaması görevini tevdi etti (Madde 18).

– Kıbrıs konusuna atıfla iki toplumlu, iki bölgeli bir federasyondan bahsederek ilgili Birleşmiş Milletler kararlarını hatırlattı (Madde 19).

Yani, aralık ayından beri Doğu Akdeniz ve Ege’de attığı adımlar ile AB ile ilişkilerindeki gerilimi azaltmaya çalışan, AB’den olumlu mesajlar almaya çalışan Türkiye için bu Zirve’de Türkiye konusunda atılan tek somut adım, AB’nin göçmen politikası kapsamında Türkiye’ye ilave 3 milyar euroluk bir bütçe ayıracağını teyit etmesi oldu.

Kıbrıs, Doğu Akdeniz gibi hayati konularda AB ile yaşanan görüş ayrılıkları kapsamında AB’nin tutumunda bir değişiklik olmadı.

ABD-AB Zirvesi’nde ABD ve AB çıkarları hilafına hareket eden ülkelere karşı yaptırımların koordine içinde kullanılması konusunda mutabık kalındığı bir ortamda Türkiye-AB ilişkilerinin “kademeli, orantılı ve geri döndürülebilir” sıfatları ile nitelendirilmesi dikkat çekti.

Bu ortamda Yunanistan, GKRY ve İsrail’in Doğu Akdeniz’de Kıbrıs Adası ile Girit ve Kıbrıs Adası ile İsrail arasında araştırmalar yapmak üzere Malta bayraklı Nautical Geo gemisini kiraladıkları haberleri açık kaynaklara yansırken1, AB Komisyonu Başkanı’nın GKRY ziyareti ve “Kıbrıs’ta iki devletli bir çözümü hiçbir zaman kabul etmeyecekleri” açıklaması önümüzdeki döneme yönelik ilk işaretleri verdi.

Zirve’de AB özetle, kendi talepleri/çıkarları istikametinde politikalar izlenmemesi halinde ABD ile birlikte kademeli ve orantılı bir yaptırım uygulaması içinde olacağını, ilişkilerin veya ilişkilerde gelinen noktanın geri götürülebileceği mesajını vermiş oldu.

AB içindeki ilişkiler
AB Zirvesi’nin bir diğer dikkat çeken tartışması ise AB içindeki ilişkiler bağlamında Macaristan ile ilgiliydi.

Macaristan’da çıkarılan bir yasa üzerine AB içinde yaşanan tartışmalar ve bu tartışmalar neticesinde Hollanda’nın Macaristan’a açık bir şekilde AB’den çıkma yönünde bir seçenek sunması, AB açısından bir ilk olarak tarihe geçti.

Bu noktada asıl dikkat çeken husus eskiden Doğu Bloku’nda olan ve AB bütçesinden önemli pay alan, ancak AB bütçesine olan katkıları aldıkları pay ile orantılı olmayan ülkeler ile AB’nin diğer ülkeleri arasındaki görüş ayrılıklarının ortaya çıkması ile ilgiliydi.

Aslında Hollanda’nın fevri olarak nitelendirilebilecek çıkışı ile Macaristan özelinde, bu ülkelere kulübün kurallarına ve kulübün finansını sağlayan başat aktörlerin çıkarlarına ve yaklaşımlarına uyum sağlanması için sert bir uyarı yapılmış oldu.

Sonuç
Zirve, önümüzdeki dönemde AB’nin kendisini uluslararası politikanın bir güç unsuru olarak göstermek üzere atacağı adımların ve AB içindeki ilişkilerin her gün daha dikkatli bir şekilde takip edilmesi gerekliliğini teyit etti.

Zirve sonuçları, G7 ve NATO Zirvelerinde alınan kararlar ile paralellik arz etti. Ancak Rusya konusu G7 ve NATO Zirvelerine nazaran daha yumuşak bir üslup ile gündeme taşındı.

AB’nin, kendi tabiriyle geri dönen ABD ile ilişkilerini bir seviyede muhafaza ederken Rusya ile de irtibat halinde olmak istediğini, ancak birçok konuda olduğu gibi bu konuda da AB içinde önemli fikir ayrılıkları bulunduğunu gösterdi.

Türkiye içinse Zirve’den beklenen sonuçlar çıkmadı. Alınan kararlar ve AB-Türkiye ilişkileri için çizilen “kademeli, orantılı ve geri döndürülebilir” çerçeve Yunanistan, GKRY gibi AB üyelerini, Ege, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’de, siyaseten, Türkiye’nin çıkarları hilafına adımlar atma yönünde cesaretlendirecek bir ortamın oluşmasına zemin hazırladı.

Zirve AB’nin, Türkiye’yi Avrupa’ya ulaşmaması gereken göçmenlerin belirli bir finansal katkı karşılığında kalacağı ülke olarak gördüğünü bir kez daha gösterdi. Zirve’nin hemen ardından;

– Almanya Başbakanı Merkel’in “Türkiye ile bu Anlaşmanın (göçmenler ve mülteciler üzerine) devam etmesini istiyorum, bu insanlar için en iyisi.” açıklaması2 ile,

– Avusturya Başbakanı Kurz’un “Bu hastalıklı ideolojiyi (Taliban fanatizmi) Avrupa’ya ithal etmek istemiyorum. Dahası; kesinlikle Afganistan’a sınır dışı etmeye devam edeceğiz. ……İnsanlar kaçmak zorunda kalırsa, bence komşu ülkeler, Türkiye veya Afganistan’ın güvenli bölgeleri, insanların Almanya, Avusturya veya İsveç’e gelmesinden kesinlikle daha doğru yer,” beyanatı3 da bu bakış açısını doğrulayan ifadeler oldu.

Zirve ayrıca AB’nin önümüzdeki dönemde Türkiye açısından hayati olan hemen her konuda, ABD ile birlikte yaptırım kartını açacağını da ortaya koyarken, önümüzdeki dönem Türkiye-AB ilişkilerinin, AB açısından nasıl seyredeceğini de göstermiş oldu.

Kaynakça:
1https://www.ekathimerini.com/news/1164383/athens-moves-in-the-eastern-mediterranean/
2https://odatv4.com/merkelden-multeci-aciklamasi-turkiyede-kalmalari-en-iyisi–22072138.html
3https://tr.euronews.com/2021/07/26/avusturya-basbakan-kurz-afgan-multeciler-avrupa-ya-degil-turkiye-ye-ya-da-komsu-ulkelere-g

Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.