Ana sayfa Yazarlar Prof. Dr. Oral Erdoğan Cari açığı ver, büyü! Nereye kadar?

Cari açığı ver, büyü! Nereye kadar?

0
2013 yılında ekonomiyi görece büyüttük. Yüzde 4’e yakın olan büyüme hem 2012’ye, hem de emsal ülkelere göre daha iyi performans sayılmalıdır.
Realite ise bozulmadı: Cari açığı ver, büyü.
Cari açık hedefi çok aşarak milli gelirin yüzde 8.2’sini bulmuş durumda.
Geçmişteki realiteye göre önemli bir fark ise ilave gelen politika, “cari açığı ver, mali disiplini de sağla” oldu. Hatta bir ilave de cari açığı ver, ama bankacılık kesimin sağlam olsun.
Dış konjonktürün ve iç siyasetin verdiği rüzgarı da arkamıza alınca her şey yolunda gitti. Ne zamana kadar? Mayıs 2013’e kadar.
Global etkisi “hortum”gibi, gelişmekte olan ülkeleri Mayıs’ ayında sarsan, ABD Merkez Bankası (FED) politikasındaki değişim beklentileri, Türkiye ekonomisi için de, taşları yerinden oynattı.
2013 Mayıs ayındaki atmosferde bir de içeride Gezi Park olayları eklenince sular durulmadı. Öyle ki; Mayıs ayında ülkemiz kredi temerrüt primi (CDS risk primi), Brezilya, İspanya, Portekiz ve Güney Afrika’dan daha düşük risk seviyesinde iken; bugün en riskli olan Portekiz’i dahi yakalamış durumdayız.
Global konjonktürel etki aslında bizim gibi tüm ülke piyasalarında (“emerging markets”) etki yaratıyor ise, bizim asıl negatif ayrışmamızın kendimizle ilgili olduğunu görebiliriz. Hatta CDS priminin negatif ayrışma gösterdiği dönemin 2013 Aralık ayı olduğunu belirtebiliriz.
Özetle Türkiye klasik cari açıkla büyüme modelinin doğurduğu riske katlanmak zorunda kalıyor. Riski realize ettiren ana faktör olarak dış konjonktür iken, derinleştirici faktör de iç konjonktür olmakta. Cari açığımızı büyütürken, mali kesimin artan riske karşı daha yüksek sermaye yeterliliği ve özellikle döviz pozisyonu bulundurmak durumunda olması (!); kamunun da gerek bütçe açığını düşük tutması, gerekse milli gelire oranla düşük borç seviyesinde kalması kırılganlığımızı kısa vadede olsa da azaltıcı rol oynadı.
OECD’nin öncü göstergeler endeksine göre; Türkiye ekonomisinde işler iyi gitmiyor. Ukrayna ve Hindistan, hatta bazı diğer gelişmekte olan ülkelere ilişkin de, benzer öngörüler oluşmuş durumda.
2014 ve 2015 için ekonomik büyümemiz çeşitli kurumlar ve uzmanlarca aşağı yönlü revize edilmeye devam ediyor. En iyimser tahminler bile artık yüzde 4’ün altını söylüyor.
Nobel’li duayen ekonomist Paul Samuelson: “Yatırım yapmak daha çok boyanın kurumasını veya çimlerin büyümesini izlemek gibidir. Eğer heyecan istiyorsanız, 800 dolar alıp Las Vegas’a gidin” diyor. İster birey, ister kurumlar veya devletlerin ekonomik başarı için daha uzun vadeli düşünmelerinin gerektiğini vurgulamalıyım. Bu anlamda aşırı cari açık vererek büyümek bir yerden sonra belki de Samuelson’un yaklaşımındaki kumar gibidir.