Ana sayfa Yazarlar Prof. Dr. Oral Erdoğan Ayakta kalmak, zor koşullarda ayakta kalmak

Ayakta kalmak, zor koşullarda ayakta kalmak

0
Türkiye gemi inşa alanında çok büyük hamleler yaptı. Bugün için belki de “ne kadar az ve küçük tersanelerimiz var” dediğimiz özellikle, 80’li ve hatta 90’lı yıllarda kazanılmış tecrübeler, aslında bugünlerin temelini oluşturdu.
O yıllarda özellikle İstanbul Teknik Üniversitesi ve ardından Yıldız Teknik Üniversitesi çok yetkin öğretim üyeleri ile gemi inşa alanında öğrenim imkanları sunarken; öne çıkan devlet tersaneleri de profesyonel tecrübenin öncüleri oluyordu.  Çok sayıda değerli hocalarımdan birebir çalışma imkanım olan Ata Nutku, Tarık Sabuncu, Kemal Kafalı, Mesut Savcı, Teoman Özalp, Yücel Odabaşı, Ali İhsan Aldoğan, Osman Kamil Sağ ve Ömer Gören’den ve nicelerinden çok değerli bilgiler öğrenme fırsatım oldu. Öte yandan, profesyonel olarak; aynı yıllarda piyasalarımızda kendi alanlarında öncü gemi inşa mühendisi olarak dikkat çeken isimleri burada saygı ile anıyorum: Yılmaz Karahanoğlu, Naci Çankaya, Ali Osman Adak, Ali Eser, Baki Gökbayrak, Celal Çiçek, Şevki Bakırcı, Bülent Şener, Taşkın Çilli,  İsmet Üner, Tansel Timur, Rıfat Bahar, Selçuk Seden, Binali Yıldırım, Ercüment Kafalı, Necati Özer, Yılmaz Tabanlı, Rıza Heleteli, Behçet Tuğlan ve niceleri…
1980’li yılların gemi inşa sanayimizdeki önemli hamlesi ile modern dizaynlara doğru adım atmaya başlamıştık. Birkaç tersanede toplamda 100 bin dwt yeni inşa kapasitesi dahi yok iken; 1 milyon dwt hedef konulmuştu. Sektörümüz büyük düşünür ve eninde sonunda başarır!
Nitekim, 2005 yılında Türk tersaneciliği 1 milyon dwt proje kapasitesi hedefini aşarak 1.4 milyon dwt’ye ulaştı (2013 yılında 3.6 milyon dwt). Bu başarıda tersaneciliğimizin “know-how”ı temel taştı; motivasyon ise dünya ticaretinin hızla artması ve yeni gemilere hızla gereksinim olmasıydı. Motivasyona cevap veren unsurlar ise Türk armatörleri ve Devletimizdi.
Asya’daki tersanelerin kapasitelerinin dolduğu 2003-2008 döneminde, Türk tersaneleri hızla talep görmeye başlamış, hızla büyüyen deniz ticaret filomuz için de gemiler inşa edilmişti.  Öyle bir unsur daha vardı ki, o da “ne olur bir proje daha yapın kredisi bizden diyen” bankalarımızdı. Kendi ifadeleriyle “sektöre destek veriyorlardı (?)”. Gerçek şu ki, günümüz piyasa anlayışında kredi olmadan gemi inşa imkansıza yakındır. Sektöre hızla giren 3-4 bankamız gerçekten önemli rol oynadı; öyle ki, denizcilik sektörünün kredi bakiyesi 2009 yılında 5 milyar doları bulmuştu.
2009 yılı başlarına geldiğimizde 5 milyon dwt ile global sipariş kaydında dünya altıncılığına kadar yükselmiştik. Ne yazık ki; global talepteki şok düşüşten ziyade özellikle Asya’da patlamış olan yeni inşa arzı, art arda gelen teslimler ile global filo talebine karşı çok ezici olmuştu. Neticede, gemi fiyatları, navlunlar ve gemi kiralama bedelleri orta vadeli olmak üzere hayli düşük seviyelere mahkum kalmıştı.
2009-2013 dönemi, Türk tersaneciliği için yeni bir temel taş daha oluşturdu. Ayakta kalmak, zor koşullarda ayakta kalmak, rekabetçi yapısını alternatiflere yönelerek korumak. Bu kazanım bence altın değerinde olacaktır. Devlet, sektör, mali kesim ve konusunda uzman denizcilik medyası bir arada olmayı, daha büyük hedeflere ulaşmayı sağlayacak sinerjiye büyük ölçüde kavuştu.
Küçük tonaj ana sınıf gemi inşa, özel tip hizmet gemileri, off-shore platform ve hizmet sınıfı gemiler, savunma sanayine yönelik gemiler, bakım-onarım hizmetleri, diğer sanayi işleri olmak üzere öne çıkan ve çıkacak tersaneciliğimiz, gerekli destek ortamının sağlanması halinde büyük tonajda dahi çok rahat rekabetçi, çevreci, esnek ve global bir oyuncu olmaya hazırdır.
Sonsöz, “Türkiye ekonomisi için gerçek katma değer ve istihdam imkanı sağlamaya ve cari açığın yapısal azaltılmasında örnek sektör olmaya aday gemi inşa sanayidir.“