Ana sayfa Yazarlar Levent Akson SARIKAMIŞ ‘DENİZ’ ŞEHİTLERİ

SARIKAMIŞ ‘DENİZ’ ŞEHİTLERİ

0
Haziran 2005
Dönemin Kuzey Deniz Saha Komutanı’nın telefonu çalar. Telefonun diğer ucundaki kişi kendisini, “Profesör Doktor Bingür Sönmez” olarak tanıtır. Amiral kendisini tanıyordur: Bingür Hoca, babasını ameliyat etmiştir. Hoca, 2003 yılından bu yana Sarıkamış kitabı ve belgeseli üzerine çalışmaktadır. Hâl, hatır sorulur, Bingür Hoca konuya girer: “Amiralim, biliyor musunuz, Birinci Dünya Savaşı’nda, Sarıkamış’a giden 3 ticari gemimiz batırılmış?”

Amiral, gülerek sorar: “Bingür Hocam, o dönem Sarıkamış’ta deniz var mıydı?”
Randevulaşılır.

Bingür Hoca, elindeki belgeleri Amiral’e sunar, Amiral belgeleri inceler ve; “Ben, dedesi Sarıkamış esiri-gazisi olan bir deniz Amiraliyim. Tarihe çok meraklıyım ve bu gemileri bilmiyorum” der.

Hemen, İstanbul Deniz Müzesi’ne telefon edilir. Müze Müdürü Albay bu konuyu araştırmak ile görevlendirilir.

İki hafta sonra Bingür Hoca ve Amiral, birlikte Deniz Müzesi’ne giderler. Albay, konuya iyi hazırlanmıştır ve mükemmel bir sunum yapar.

Batırılan 3 ticari geminin durumu kesinlik kazanır. Maalesef, 3 ticari gemimiz Rus Donanması tarafından 7 Kasım 1914 sabahı Karadeniz Ereğlisi açıklarında batırılmıştır.

10 Ağustos 1914
Goeben ve Breslau adlı Alman gemileri, Ege’de, İngiliz gemilerinin takibinden kurtulmak için Çanakkale Boğazı’ndan giriş yaparlar. Osmanlı Devleti’nin, imzalanan tarafsızlık anlaşmasına göre, bu gemileri 24 saat içinde kara sularından çıkarması veya silahlarından tecrit etmesi gerekmektedir. Bunların hiçbiri yapılmaz. Enver Paşa’nın gizli izni ile Çanakkale Boğazı’ndan girmesine izin verilen bu gemiler Osmanlı Devleti tarafından satın alınmış gibi gösterilir, gemilere Yavuz ve Midilli isimleri verilir.

29 Ekim 1914
Alman Tuğamiral Suschon Osmanlı Donanma Komutanlığı’na atanır ve 29 Ekim günü Yavuz ve Midilli’nin de dahil olduğu filo ile eğitim amaçlı çıktığı Karadeniz’de; Odessa, Kefe ve Novorosisky Limanları’nı bombalar.

Bunun üzerine Ruslar, Kafkasya sınırlarından taarruza geçerler.

Artık, savaşın sona ereceği 1918 senesine kadar, Kafkas Cephesi’nde 4 yıl sürecek Osmanlı-Rus Savaşı başlamıştır ve bu dört yılda sadece Kafkas cephesinde 600 bin vatan evladı şehit düşmüştür.

6 Kasım 1914, Saat 12:00
Osmanlı Donanması’nın, Rus liman şehirlerini bombalamasına misilleme olarak Rus Donanması, Sivastopol Limanı’nından Zonguldak Limanı’nı bombalamak üzere hareket eder.

6 Kasım 1914,  Saat 22:00
İstanbul’dan Erzurum’a yapılacak nakliyat için, Anadolu’da şose, tren yolu olmaması nedeniyle Erzurum’a en uygun ulaşım yolu; İstanbul’dan Trabzon’a vapur, buradan da Erzurum’a şose yol ile mümkündür.

6 Kasım 1914 günü, Saat 22:00’da; Bezm-i Alem, Mithat Paşa ve Bahr-i Amer ticari gemileri Trabzon’a gitmek üzere yola çıkarlar. Gemilerde, Kafkas Cephesi’ne gönderilmek üzere; 60 bin takım kışlık asker elbisesi, kışlık donanım, Kafkas Savaşı için çok gerekli olan haritalar, cephane, keşif amaçlı kullanılacak 2 tayyare, 3 pilot ve bir tayyare bölüğü, Teşkilat-ı Mahsusa tarafından cephe arkasında isyan çıkarmak üzere özel olarak yerleştirilmiş Çerkez liderler ve 2 alay asker bulunuyordu.

Savaş zamanında, asker ve mühimmat taşıyan sivil gemilere eskort edecek tek bir savaş gemisi yoktu.

Hazindir ki, Enver Paşa’nın masasında, Rus savaş gemilerinin Osmanlı sahil şehirlerini bombalamak üzere askeri üslerinden hareket ettiklerine dair bir telgraf olmasına karşın Paşa bu telgrafı okumamıştı, daha da hazini; bu gemilerin hareketinden Donanma Komutanlığı’na hiç bir haber verilmemişti.

7 Kasım 1914, Saat 09:30
Sivastopol Limanı’ndan hareket eden Rus Donanması, sabahın erken saatlerinde, ülkenin yegane kömür yatakları olan Zonguldak Limanı’na varır ve şehri bombalamaya başlar. Zonguldak Şehri’de taş üzerinde taş bırakmaz ve liman içerisinde bulunan 1 gemi ile Zonguldak / İstanbul arası kömür taşıyan onlarca yelkenli tekneyi batırır.

Saat 09.30’da bombardıman bitmiştir, şehrin üzerinde kapkara bulutlar yükselmektedir. Rus Donanması görevini tamamlamış olarak dönüş nizamına geçtikleri anda sisler içinden çıkan 3 Osmanlı ticari gemisi tam filonun içine düşer. Rus filosu derhal savaş nizamı alır ve 3 gemiyi bombalar. Her şey 15 dakika içinde bitmiştir. Bahr-i Amer, Bezm-i Alem ve Mithat Paşa 3 dakika içinde Karadeniz’in sularına gömülür. Saat 09:45’de Rus Filosu, savaş esirleri ile birlikte Sivastopol’a hareket eder. Genelkurmay ve İstanbul gazeteleri bu olaydan hiç haberdar olmamış gibi davranırlar ve derin bir sansür uygulayarak halktan bu olayı günlerce gizlerler. Ancak 11 Kasım tarihli  “The Times“ gazetesi Rus resmi tebliğinde şu bilgileri verir: “Rus Karadeniz Filosu tarafından Zonguldak açıklarında yapılan operasyonda, içinde; top, uçak, cephane, otomobil ve 60 bin asker üniforması bulunan 3 Türk gemisi batırıldı. Gemilerde bulunan bir albay, 248 asker ile birçok Alman subayı da Ruslar tarafından esir edildi.”

Bu tebliğe 13 Kasım’da Türk Başkumandanlığından cevap gelir ve; “ …….. boş olarak gönderilen Bezm-i Alem, Bahr-i Ahmer ve Mithat Paşa vapurları, Zonguldak’ı bombalayan Rus filosuna rast gelerek batırılmış, 219 kişilik mürettebat Ruslar tarafından esir alınmıştır,” şeklinde doğrulanır.

Her ne kadar Başkomutanlık bu gemilerin boş olduklarını iddia etse dahi Kafkas Cephesi’nde düzenlenecek olan geniş çaplı bir harekat taarruzu için elzem nitelikteki lojistik malzeme bu gemilerle taşınıyordu. Ruslar tarafından bu gemilerin batırılması belki de cephenin kaderini değiştiren en önemli olaylardan birisi olarak tarihe geçecekti.

Bu gemilerde kaç asker bulunuyordu? Bu sorunun cevabı hep aranmış fakat kesin bir sayı dile getirilememiştir. Ancak, gerek Türk gerekse Rus araştırmacılar; gemilerden birinde 2 alay asker olduğunu (yaklaşık üç bin asker), gemilerin çok büyük hasar ile çok kısa sürede denize gömülmeleri nedeniyle bu 2 alaydan hiç kurtulan olmadığı yönünde düşünmektedirler.

11 Kasım tarihli New York Times ve The Evening Citizen gazeteleri, Petrograd’dan aldığı bilgiye göre şöyle yazmıştı; Rus Filosu’nun Zonguldak’ı bombardıman ettikten sonra, “Aynı anda bizim gözcü gemimiz, askerlerle yüklü olduğu tespit edilen bir Türk nakliye gemisi gördü. Kruvazörümüz bu gemiye yaklaştı ve ateş açarak batırdı. Ardından filo denize açıldı. Bundan kısa bir süre sonra Rus Filosu sisler arasında 2 Türk nakliye gemisi daha tespit etti. Bunlardan biri harp flaması çekmiş olan Mithat Paşa gemisiydi. Torpido botlar bu gemileri imha için gönderildiğinde bir üçüncü gemi daha görüldü. Cephane, silahlar, otomobil ve tayyarelerle yüklü olan bu 3 gemi de batırıldı. Gemilerden 248 kişi kurtarılarak ele geçirildi. Bunlar arasında birkaç Alman subayı ve bazı dökümanlar taşıyan bir kurmay subay vardı. Bu esir, ‘Gemilerin Trabzon’a askeri birlikler taşımakta kullanılmak için gönderildiğini’ ifade etti.”

Yabancı basın kaynakları da gözden geçirilince, çok tartışmaya neden olan gemilerden birisinde sayısını bilmediğimiz askerler bulunması kesinlik kazanmıştır.

Bu kayıp, Sarıkamış felaketinin başlangıcı olmuş, bu günden sonra Karadeniz üstünlüğü kesinlikle Rus Donanması’na geçmiştir. Bu gemiler Trabzon’a ulaşsaydı Kafkas Cephesi’nde gene de yenilebilirdik fakat hiç olmazsa kırım bu kadar dramatik olmazdı.

Denilebilir ki; Sarıkamış Meydan Muharebesi, Karadeniz’de kaybedilmiştir. Sarıkamış, Donanma desteği olmayan bir kara savaşının başarılı olamayacağının en belirgin örneği olmuştur.

7 Kasım 2017
Bingür Hoca’nın davetlisi olarak, 2007 yılından bu yana Ereğli Belediyesi ve Karadeniz Bölge Komutanlığı’nın katkıları ile düzenlenen Sarıkamış Deniz Şehitleri’ni anma törenine katılmak üzere Karadeniz Ereğli’sine gittim. Oldukça erken bir saatte orada olduğumdan Karadeniz Ereğli genel acentem, soyadı ile müsemma Ali Doğru’yu aradım.

DTO Karadeniz Ereğli Şubesi beni misafir etti. Başta Sayın İrfan Erdem olmak üzere tüm çalışanlara burada teşekkür etmek istiyorum. Saat 14:00’da, sahilde inşa edilmiş Sarıkamış Deniz Şehitleri Anıtı önünde tören başladı. Bingür Hoca ve Belediye Başkanı şehitleri rahmetle anan birer konuşma yaptı. Daha sonra Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na ait bir askeri gemi ile gemilerin batırıldığı Karanlık Liman önüne gidildi. Tam o noktada gemi durdu ve bir ti borusundan sonra denizcilik geleneklerine uygun olarak denize gemilerin isimleri yazılı 3 adet çelenk bırakıldı. 7 Kasım 1914’de Rus Donanması tarafından batırılan gemilerin isimlerini taşıyan… İnanın, o an gözyaşlarınızı içinize akıtamıyorsunuz sadece kafanızı denize çevirip gözyaşlarınızı saklamaya çalışıyorsunuz.

Karadeniz’in dibinde, hâlâ ulaşılamayan üç bin fidan için söylenecek tek söz:  Ruhları şad, mekanları cennet olsun.

Önemli not; Bu yazıda Prof. Dr. Bingür Sönmez’in yakında çıkacak olan “Sarıkamış” isimli kitabından kendi müsaadesi ile alıntılar yapılmıştır. Sayın Bingür Sönmez’e, duyarlılığı ve Türk Denizcilerine bu armağanı için teşekkür ediyorum.

Bu vesile ile, varlığı ile daima onur duyduğumuz Bingür Hoca hakkında bir kaç söz etmek istiyorum;

Diplomasında Hasan Ali Yücel’in imzası olan, Cilavuz Köy Enstitüsü’ne öğretmenlik yapmış, hepsi birbirinden değerli 5 erkek evlat yetiştirmiş, eğitim savaşçısı bir öğretmenin en küçük evladı.

Abileri, Tekin Sönmez; yazar. Ergin, kimya mühendisi, Yarımca ve Aliağa Petkim’in kurucu mühendisi. Engin, Kıbrıs Gazisi jet pilotu ve Bilgin Sönmez, Yüksek Denizcilik Okulu, 1970 Makine Bölümü mezunu, sadece meslek değil, insan olarak da karşıma çıkan en mükemmel insan.

Ne yazık ki Bilgin Ağabey’i çok genç yaşta 1986 yılında kaybettik.

Ailece görüşmeye başladığımız 1976 senesinden, kaybettiğimiz güne kadar dostluğumuz hiç sarsılmadı. Kendisine öz ağabeyim gibi hürmet ettim ve O da beni öz kardeşi gibi kabul etti ve kardeşi Bingür’den beni bir gün olsun ayırmadı.

Geriye, her gün daha derinleşen dostluğumuz kaldı Sevgili Bingür Hoca ile.

Müsaadeniz ile şunu söylemek istiyorum ; Seni hiç unutmadık Bilgin Abi ve unutmayacağız. Mekanın cennet olsun.