Ana sayfa Gündem Hayatta iyi ve güzel şeyler oluyor

Hayatta iyi ve güzel şeyler oluyor

0
Hayatta iyi ve güzel şeyler oluyor

Türkolog, öğretmen ve yazar Prof. Dr. Bilge Ercilasun, Balkanları ele alan romanlar üzerinde çok değerli bir çalışma yapıp, Ötüken tarafından basılan, “Balkanların Fethi ve Kaybını Ele Alan Romanlar Üzerinde Bir İnceleme-BİR VATAN KAYBETTİLER” isimli kitabı tam olarak 136 roman üzerinde çalışılarak ortaya çıkan değerli bir edebi eser. Kitap esasen yazılmış romanları inceliyor. Yazar, “Bu vatan nasıl kazanıldı, nasıl kaybedildi? Kaybedilen vatanda yaşayan insanların akıbeti ne oldu?” sorularına yanıt ararken hem kaybedilen vatanla hem de kaybedilen vatan üzerinde yaşayanlarla ilgili araştırmalar yapıyor. Rumeli’nin kaybedilmesi ile ilgili şu yorumu dikkat çekici: güzel şeyler

“…20’nci yüzyılın başı Türk tarihinin en acı, en felaketli dönemlerinden biridir, belki de birincisidir. Osmanlı Devleti’nin çöküş süreci (…). Bu yıllarda en trajik olay, Balkan Savaşı’nda Rumeli’nin bütünüyle kaybedilmesi olmuştur. Bu kayıp belki de devletin yıkılmasından daha büyük ve önemli bir kayıptır. Nitekim Rumeli’nin elden çıkması, devletin yıkılmasını da beraberinde getirmiştir. Rumeli’nin kaybını başlatan savaşın, 93 Harbi olduğunu ve Rumeli’nin büyük bir kısmını içine alan Tuna vilayetinin bu savaş sonunda kaybedildiğini hatırlayalım. Hayatta iyi ve güzel şeyler oluyor

Yazar önsözünde devamla;

“…Bu çalışmanın beni çok yorduğunu, manen çok yıprattığını söylemeliyim. Yıllar yılı okuduğum eserlerde anlatılan savaşlar ve yenilgiler, yapılan haksızlıklar, yaşanan göçler, tecavüz ve soykırım olayları karşısında âciz ve çaresiz kaldığımı hissettim. Kendi milletimin yok olma noktasına geldiğini, göz göre göre bu noktaya getirildiğini defalarca okumaktan, geriliğe, cahilliğe, ilkelliğe şahit olmaktan bunaldım ve bu duruma isyan ettim. (…)”(Sayfa, 15) Hayatta iyi ve güzel şeyler oluyor

Balkanlardaki olaylar ve savaşlar, günümüze kadar getirilerek Rumeli’nin panaroması çizilmeye çalışıldığı ifade edilen kitaptan şu yorum ve tespitler özellikle dikkatimi çekiyor geçmişten ders alınmasını salık verdiği için:

“(…) Batılı devletlerin Balkanlardaki küçük devletleri kışkırtmaları, tahrik etmeleri ve bu konuda Osmanlı Devleti’ne baskı yapmaları…”(S.410)

“2000 yılından önce yazılmış Rumeli ile ilgili pek çok romanda Osmanlı Devleti’nin son yıllarında, çetecilerin hükûmet tarafından yakalandığı, fakat Avrupalı devletlerin baskısıyla bunların serbest bırakıldıkları söylenmektedir. (2000 yılından önceki romanlarda daha sık ve dikkat çekici bir şekilde tekrarlanmaktadır.)”

“Rumeli ve Ege adalarıyla ilgili 2000 yılından sonra yazılmış romanların yeni ve farklı boyut kazandığını söyleyebiliriz. Bu romanların tür olarak çeşitlendiğini görmekteyiz.” (Sayfa 411) Hayatta iyi ve güzel şeyler oluyor

“Hatırlanması gereken bir başka nokta, Türklerin dine bakışlarındaki değişikliktir. Türkler zamanla sağlıklı bir din anlayışını kaybetmişlerdir” tespitiyle yazar, Osmanlı’nın kuruluş yıllarında Türklerin hayat ve din karşısında sağlıklı bir bakışa sahip olduklarını belirtiyor, “kadına bakış da sağlıklıdır ve kadınlar da hayata katılmaktadırlar,” tespitini yapıyor ve devamla, “…zamanla hastalıklı bir yapıya bürünmüş, kadınlar sosyal hayattan uzaklaştırılmış, sağlıksız bir toplum yapısı ortaya çıkmıştır. Bunun Arap tesiri olduğunu söyleyebiliriz.” (Sayfa, 414)

“(…) Romanlar, bir toplumun, Türk kimliğinin sesi olarak düşünülebilirler. Romanlar, kaybedilenlerin (toprak, vatan, insan, sanat eseri, canlı ve cansız bütün varlıklar) unutulmadığını, kaybedilenler için acı çekildiğini gösteren somut delillerdir. Çekilen acıların ve yapılan kötülüklerin unutulmayacağını haykıran yazılı belgelerdir. Bu da zamanı gelince birtakım hesapların görülebileceğini, haksızlıkların hesabının sorulabileceğini akla getirmektedir. Hiçbir şey için vakit geç değildir ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Atatürk önderliğinde 15 yılda aldığı yol, bize bunu ispat etmiş bulunmaktadır. Önemli olan şeyin, sağlam bir eğitime, güçlü bir ekonomiye sahip olmak olduğu unutulmamalıdır. (…)” (Sayfa, 416)

Prof. Dr. Sayın Bilge Ercilasun başta olmak üzere bu eserin ortaya çıkmasında emeği geçenleri tebrik ediyorum. Çok etkilendim. Hazmedilmesi zor içerik, kaliteli bir baskıya sahip. Bu zengin kaynaklı eseri hem okuyun hem sevdiklerinize hediye edin. Kitap kendi içinde tarihi 136 romanı barındıran emek yoğun bir çalışma.

Asil atalarımız bizlere ne zorluklarla vatanımızı emanet etmişler. Minnetle ve saygıyla anıyorum.

Sayın Ercilasun’un kitabıyla eş zamanlı -ki ben 2-3 kitabı eş zamanlı okuyorum günlük gazete, makale okumalarımdan ayrıca- Türkiye’nin çok değerli bir ismi olduğunu düşündüğüm ve kendisiyle tanışma fırsatı bulduğum Sayın Onur Öymen’in Remzi Kitabevi’nce 2008 yılında basılan, “ÇIKIŞ YOLU, Dış Baskılara Karşı Tam Bağımsızlığı Korumak” adlı eserini okumanızı da tavsiye ediyorum. Bu eserde de kim zengin kim fakir imiş, kim nasıl zengin olmuş kim nasıl, niçin fakirleşmiş, sömürgeciler olmayan kaynaklarıyla adeta nasıl doymak bilmemiş bunu çok yalın bir yazım diliyle okuyuculara aktarıyor.

Sayın Öymen’i her zaman usul usul sakin üslubuyla yorum yaparken dinlemekten, zengin kelime ve bilgi dolu dağarcığındaki gerçek bilgileri yalın kaleminden okuyup öğrenmekten keyif alıyorum.

Her iki bilge ve saygın kişinin sadece bu iki eserinde yararlandıkları öteki kaynakların sadece üçte birini okusam kendime öz saygım artar. Okumaya umarım zaman yaratabilirim ancak bu değerli iki insanın umutvar yaklaşımlarından feyz aldığımı belirtmeliyim.

Denizcileşmemiz dileğiyle, 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramımız kutlu olsun.

Hayatta iyi ve güzel şeyler oluyor. Cesur, dürüst, kararlı, adil ve azimkâr olunsun yeter…

Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.