Ana sayfa Piyasa Ekonomi Türkiye ekonomisi dayanıklı mı?

Türkiye ekonomisi dayanıklı mı?

0
Türkiye Ekonomisi

Dubai merkezli FIM Partners yatırım şirketinde küresel gelişmekte olan pazarlar borç fonu yöneticisi olarak görev yapan Francecs Balcells, Türkiye gibi dolar borcu yüksek olan ekonomilerin, agresif döviz kuru dalgalanması nedeniyle çökmesi gerektiğini ancak Türkiye ekonomisinin hâlâ ayakta durduğunu belirtti. Biz de MarineDeal News okurları için “Türkiye’nin ekonomik dayanıklılığını” ekonomi ve iş dünyasına sorduk


Türkiye Ekonomisi

Doç. Dr. Baki Demirel / Ekonomist

‘Ekonomimiz birden fazla sorunla karşı karşıya’

Öncellikle Balcells  (FIm Partner’s Invest)’in, Türkiye ekonomisinin hâlâ ayakta durduğu görüşüne katılmıyorum. Türkiye ekonomisinin yaşadığı kur krizi etkileri devam etmektedir.  Zaten 2018 yılında kur krizi yaşanmış olması da dirençsiz ekonomik yapının bir göstergesidir. Ayrıca 2018 krizine neden olan ani duruş, yani yabancı sermaye çıkışı takip eden yıllarda da devam etmiş ve TCMB çok önemli miktarda rezerv kaybetmiştir. Gerek 2020 Kasım gerekse 2021 Aralık aylarında yaşanılan kur şokları, Türkiye ekonomisinin kur krizlerine açık yapısını gözler önüne sermiştir. Bununla beraber 2020 salgın krizinin olumsuz etkilerine karşı gelir destekleyici maliye politikaları yerine borçlandırıcı para/kredi politikalarının izlenmesi hane halkı borçlarının yükselmesine neden olmuştur.  Bununla beraber yüksek kur krizlerinin neden olduğu yüksek enflasyon reel gelirlerin erimesine neden olarak yoksullaşmayı artırmıştır. Bu bağlamda hane gelirlerinin borçlanma oranının artması önemli bir finansal sorun ve risk olarak karşımızdadır.

Ayrıca 2018 kur krizi ve 2020 salgın krizini takiben uygulanan politikalar evet Türkiye ekonomisinin derin bir bunalıma girmesini önlemiştir ancak yüksek işsizlik ve yüksek enflasyon artan hane halkı borçları nedeniyle halkın refahı önemli ölçüde azalmıştır. Nitekim yüzde 48 manşet enflasyon ve yüzde 22 geniş işsizlik oranları dikkate alındığında yoksulluk/sefalet endeksinin 70 puan ve üzerinde olduğunu görmekteyiz. Bu durum gelir dağılımının daha da bozulmasına yol açarak enflasyon, istihdam ve büyüme politikalarının sürdürülebilirliğini riskli hâle getirmektedir. Bununla birlikte tarımda dışa bağımlılığının yüksek olması küresel şoklar karşısında ekonominin çok ciddi mal kıtlıklarıyla karşı karşıya kalmasına neden olabilecektir. Diğer yandan kamunun döviz yükümlülüklerinin artması ekonomimizin borçlanma maliyetlerini yükseltmekte ve kırılganlığını artırmaktadır.

Sonuç olarak Türkiye ekonomisi dış borç, yeteriz rezerv ve makro temellerde istikrarsızlık sorunlarıyla karşı karşıyadır ve bu sorunlar büyümeye devam etmektedir. Bu sorunların çözümü üretim modelinde yapısal dönüşüm, kapsamlı kamu yatırım ve istihdam politikalarını gerektirmektedir. Tüm bunlar makro plan dâhilinde yapılmalı, Ortodoks politika uygulamaları ve sermayeden yana ekonomik bakış terk edilmelidir.


Türkiye Ekonomisi

Müjdat Güler / Nova Holding Ceo’su

‘Ülkeyi döndüren siyasal istikrar ve güvendi’

Türkiye ekonomisinin dış borcu, gelişmiş ekonomilere bakarsak çok yüksek değil. Bunun böyle olmasının ana sebebi borç alabilecek güvenilirliğe sahip değil. Borç oranları Gayrisafi Millî Hâsıla (GSMH)’ya göre yüzde 28 iken bu oranlar şimdi biraz daha arttı, iş dünyasının borçları ile birlikte yüzde 62 oranında bile değil. Borcun yüksek faizle ve kısa vadeli yapılanması, bu borçlara karşılık ülke ihracat dövizi, turizm gelirleri, sağlık turizmi gelirleri, görünmeyen işlemler, kaçakçılık ve kayıt dışı ile muntazam olarak dış kaynak sağlayabiliyor. Türkiye, sendikasyon kredileri de alıyor. 20 yılda 1 trilyon dolarlık dış ticaret açığı, 625 milyar dolarlık cari açığı finanse edecek imkânları sağlamış bir ülkeyiz. 2021 senesinde, Merkez Bankası rezervleri 42 milyar dolar seviyesinde, cari açık 46 milyar dolar olarak gerçekleşti. Ülke cari fazla veremiyor, yüksek faizle borçlanıyor; 2,6 triyon dolarlık vergi gelirleri elde etmiş hazine, ekonomik sorunlar nedeniyle sübvansiyonlar ve vergi indirimleri yapıyor. Burası çok önemli. En önemli geliri vergi olan hazine burada sorunlar yaşayabilir. Çarkları döndüremezsek ihracat gelirleri artar ve ithalat daha da artıp cari açık oranı artabilir.

Tüm bunları çözecek olan siyasi istikrar ve güvendir. Türkiye bir gün geliyor, Mısır, İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile düşman oluyor, bir gün geliyor dost oluyor. Dış politika tutarsız, Çin ve Rusya ekseninde mi olacak yoksa AB ve NATO yanında mı olacak belirsiz. Ukrayna krizinin, Türkiye için tam bir sınav olacağı kesin. Türk ekonomisini döndürmek dış ticaret fazlası vermek cari fazla vermek esasında çok daha kolay, ancak mevcut hükûmet, tüketime dayalı bir ekonomik modeli seçerek ülkeyi ithalat merkezi yaptı, üretmek yerine en kolay olan yolu tercih etti. İnsanları kredi ile araba sahibi, telefon sahibi, ev sahibi ve mobilya sahibi yapmaya yöneltti. Üretmeyen bir ekonominin sonu kötü olur. Bugün borç az, gelir çok, yönetmek zor değil ama ne yazık ki büyüklerimiz kolay yolu yapamadı. Türkiye’nin son 20 yılda iki önemli rakibi vardı, biri Güney Kore, diğeri Çin. İkisi de bizim altımızdaydı. Bugün onlar şampiyonlar liginde oynuyor biz ise mahalli kümeye düştük. Türkiye güçlü bir ülke, fakat olması gereken yerde değil. Ayaktayız, zaten güçlüyüz ama gücümüzü doğru kullanamıyoruz, çünkü yönetim sorunu olduğu için güven sorunu var, güven sorunu olduğu için finans sorunları ile karşı karşıyayız. Borcu döndürmek için çaba harcarken ileriye büyük bir yük bırakıyoruz. Çözülemeyecek hiçbir sorunu yok ülkenin. Tek sorun var, ne yazık ki çözüm yerlerindeki kişiler konuya hâkim değil. Siyasal istikrar ve güven şart.


Dr. Ömer Emeç / Albaraka Türk Baflekonomisti ve Strateji Müdürü

‘Ekonominin geldiği noktayı yeterli görmemeliyiz’

Son yıllarda siyasi, jeopolitik şoklar, kur krizi ve son olarak da Covid-19 pandemisi gibi ekonomik belirsizlikler yaşansa da Türkiye bu şoklara karşı dirençli bir görünüm sergiledi. Ekonomik aktivite dönem dönem yavaşlasa da hızlı toparlanmasını bilen Türkiye ekonomisi, cari açığını da sürdürülebilir seviyede tutmayı ihmâl etmedi.

Koronavirüs pandemisinde de bir daha tecrübe ettiğimiz üzere Türkiye ekonomisinin her yapı taşı (bankalar, reel sektör, kamu) belirsizlikler ve kırılganlıklar karşısında geçmişten gelen tecrübeyle oldukça proaktif bir yaklaşım sergileyebiliyor. Türk bankacılık sektörünün de önemli rol oynadığı salgın döneminde bankalar kredi kanalını canlı tutarak para politikasının daha etkin yürütülmesini sağladı. Büyüme, istihdam ve ihracat tarafında yaşanan gelişmeler ekonomik faaliyet için pozitif görünüm sunsa da enflasyon tarafındaki baskıları göz ardı etmemek gerekiyor. Döviz kurundaki değer kaybı, uluslararası tarımsal emtia ve enerji fiyatlarındaki yüksek seviyeler ve tedarik zinciri kısıtlamalarıyla yüzde 50’ye yaklaşan tüketici enflasyonunda yukarı yönlü riskler devam ediyor. Ayrıca CDS primlerindeki yükseliş de borçlanma maliyetlerinde yükselmeye sebep oluyor. Son dönemde çeşitli ürünlerle risk göstergeleri ve TL’deki değer kaybında iyileşmeler yaşandığına şahit olduk. Ancak TL’deki kırılganlıkların önüne geçebilmek ve dolarizasyonu düşük seviyelerde tutabilmek için daha kalıcı çözümlerin aranması gerekiyor. Daha sürdürülebilir bir büyüme yakalaması için Türkiye’ye özgü finansal kırılganlıkların üstesinden gelebilmemiz önem taşıyor.

Türkiye ekonomisinin dinamik yapısının, normatif yaklaşımda büyük krizlere dönüşmesi beklenen aksaklıkların üstesinden gelinmesinde etkin rol oynadığını görüyoruz. İktisadi sorunlara hızlı çözümler bulan Türkiye’nin içsel dinamizmi, ekonomimizin dayanaklı yapısını bir kez daha göstermeyi başardı. Çeşitli çalkantılarla geçen dönemlerde güçlü kalmayı başaran Türkiye ekonomisinin geldiği noktayı yeterli görmemeliyiz. Türkiye’nin, diğer ülkelerden pozitif ayrışan potansiyelini hayata geçirme çabası istikrarlı olarak devam etmeli. Covid-19 pandemisinden sonra tedarik zincirleri özelinde yaşanması muhtemel değişimlere Türkiye hızlı adapte olarak öne çıkabilir. Bu da ekonomimiz için gerek kısa vadeli gerek uzun vadeli birçok kazanımın önünü açacaktır.

Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.