Ana sayfa Haberler Deniz Savunma Yunan donanmasında neler oluyor?

Yunan donanmasında neler oluyor?

0
yunan donanması

Deniz Kurmay Kıdemli Albay (E) Haluk Mustafa Baybaş, Batı’nın desteğiyle Yunan donanmasını güçlendirme çalışmaları kapsamında elde edilecek çok maksatlı suüstü muharebe gemisini (MMSC) yakından inceledi

Askeri-politik çevrelerde son dönemde dikkatleri çeken Yunanistan’ın silahlanma telaşına bir yenisi daha eklendi. Yunanistan bir süredir donanmasını güçlendirme kapsamında arayışlara girmiş, yeni 3-4 fırkateyn tedariki ile mevcut 4 adet Meko Sınıfı fırkateynleri modernize ettirmek, ayrıca yeni gemiler gelene kadar bir ara çözüm formülü için firmaları yarıştırmaya başlamıştı. Avrupa ve ABD tersaneleri çeşitli önerilerle Yunanistan’a tekliflerini sundu. Teklif edilen gemiler; Alman Meko A200NG veya A300, Fransa’dan FDI/Belharra, İtalya’dan FREMM, Hollanda’dan Sigma 11515, İngiltere’den Tip31, İspanya’dan F110 ve ABD’den Çok Maksatlı Suüstü Muharebe (Multi Mission Surface Combatant-MMSC) gemisiydi. Her nedense İspanya teklifi daha başından liste dışı kaldı, zira F110’un listedeki diğer gemilerden eksiği yok fazlası var. Öncelikle İspanya’nın F-100 fırkateyninden bir tecrübesi var, ayrıca Lockheed Martin ve Indra’nın birlikte geliştirdikleri S-Bandı SPY-7 çok maksatlı radarı, Thales sonar süiti, Leonardo 127mm top vb. sistemleriyle güçlü bir fırkateyn. Seçimlerde gemilerin kabiliyet ve özellikleri haricinde farklı girdilerin de olduğu aşikâr.

Her ne kadar, 28 Eylül 2021’de Yunanistan Savunma Bakanı ve Fransa Naval Group CEO’su, Yunan donanmasına üç fırkateyn (arzuya bağlı ilave bir fırkateyn) tedariği kapsamında müzakereleri başlatmak için bir Mutabakat Zaptı imzalamış olsa da 10 Aralık 2021’de ABD Dışişleri Bakanlığı, Yunanistan’a Çok Maksatlı Suüstü Muharebe gemileri ve ilgili teçhizatın tahmini maliyeti 6,9 milyar dolar olan olası bir yabancı askeri satışını onaylayan bir karar aldı. Teçhizatın bazıları tedarik edilecek gemiler için bazıları da yedek olacak şekilde planlanmış. İçeriğinde çeşitli mühimmat, sistem, dokümantasyon, yazılım, lojistik ve eğitim desteği de yer almakta. Bu teklif, Yunanistan’ın durumu Avustralya’nın denizaltı tedarik sürecine benzer mi sorusunu akla getiriyor. Bekleyip göreceğiz…
ABD’nin teklifindeki silah, sistem ve mühimmatlar esas olarak gemileri yedekleri ile birlikte donatacak şekilde planlanmış. Bu kapsamda; 5 adet komuta kontrol sistemi (4’ü gemilerde, 1 adedi yedek), 5 adet MK-41 dikey atım lançeri (4 adedi gemilerde, 1 adet yedek, her sette 8 hücre), 200 adet RAM mühimmatı, 5 adet MK-49 RAM lançeri (4 adedi gemilerde, 1 yedek), 32 adet dikey lançerden atılabilen ASROC (3’er adet gemilerde, 8 test ve eğitim, 12 yedek), 32 adet MK-54 hafif torpido (16’sı gemilerde, 16 yedek), 16 adet 7,62 mm M240B makineli tüfek, TRS-4D radarları, CAMM-ER satıhtan havaya güdümlü füze sistemi, Deniz Taarruz Füzesi (Naval Strike Missile, RGM-184B), MK-46 torpidolarının MK-54’e yükseltilmesi, eğitim torpidosu (REXTORP), 76mm OTO STRALES top ve mühimmatı, 20mm Narwhal top sistemi ve mühimmatı, M2A1, 50 kalibre makineli tüfek ve mühimmatı, NIXIE SLQ-25 torpido savunma sistemi, Sylena MK 2 Dekoy atım sistemi, CANTO tropido karşı tedbir sistemi, Elta elektronik süit (İHA karıştırma kabiliyetli), CAPTAS-2 ve LFATS sonar sistemleri, IFF sistemi, kızılötesi arama ve izleme/elektrooptik dayrektör, lazer ikaz sistemi, NBC detektörleri, 7 metrelik RHIB bot, Link-16 taktik data link, BICES sistemi, müşterek küresel komuta ve kontrol sistemi (GCCS-J), kriptografik sistemler, hava savunma sistemi entegratörü (ADSI), gelişmiş GPS sistemi, yedek parça, eğitim, lojistik destek.1

Teklifin analizinden önce Yunan donanmasına kısaca bir bakalım. Yardımcı sınıflarla birlikte 120 gemilik, 150,000 tona ulaşan yeşil donanma olarak tabir edilen kıyısal bir deniz kuvveti. 13 fırkateyn, 11 denizaltı, 19 güdümlü füze hücumbotu, 10 gambot, 9 tank çıkarma gemisi, 6 karakol botu, 4 özel harekât botu, 48 yardımcı sınıf gemiden müteşekkil. Fırkateynler donanmanın esas suüstü gücünü oluşturmaktadır. 13 fırkateynden 4 adedi, ilk geminin adına atıfla Hydra olarak sınıflandırılan Alman MEKO-200HN fırkateynleridir. Türk Deniz Kuvvetleri’ndeki Barbaros Sınıfı fırkateynler, bazı silah ve sensör farklılıkları ile aynı sınıf gemilerdir. Gemilerin donanmaya katılışları 1992-1998 yıllarında olmuştur. Diğer bir ifade ile gemiler 23-29 yaşlarındadır. 118 metre uzunluğunda, 3,350 ton deplasmana sahip gemilerde 8 adet ABD ürünü Harpoon gemisavar füzesi, 1 adet MK-48 Mod-2 dikey lançer (16 adet RIM-7 veya 32 RIM-162 kısa/orta menzilli satıhtan havaya güdümlü füze), ana batarya olarak 127 mm top yer almakta. Yeni alınacak fırkateyn projesi kapsamında Hydra’lara yarı ömür modernizasyonu da yapılması planlanıyor. Modernizasyon çerçevesinde komuta kontrol sistemi, üç boyutlu bir hava radarı, seyir radarı, dâhili muhabere sistemi, elektronik destek sistemlerinin yenilenmesi, Link16 taktik data link sistemi ve lazer ikaz sisteminin takılması düşünülmekte.

Fırkateynlerin geri kalanını 1990’larda Hollanda’dan transfer edilen, ilk geminin ismine atıfla Elli olarak yeniden sınıflandırılan 10 adet Kortenaer Sınıfı fırkateyn oluşturmaktadır. Hâlihazırda gemilerden biri hizmet dışına ayrılmıştır. Söz konusu fırkateynler 1980 teknolojisi ile üretilmiş, 130 metre uzunluğunda, 3,800 ton deplasmanındadır. Gemilerin en yaşlısı 43, en genci ise 39 yaşındadır. Gemiler 8 Harpoon gemisavar füzesi, 8 Sea Sparrow satıhtan havaya kısa menzilli füze ve ana batarya olarak 76 mm top (Elli ve Limnos’ta 2 adet) ile teçhiz edilmiştir. 6 gemiye 2004-2006 yılları arasında, elektronik sistemlerin iyileştirilmesi kapsamında bir yarı ömür modernizasyonu uygulanmıştır.
ABD’nin teklif ettiği MMSC fırkateyni, “Özgürlük” (Freedom) Sınıfı kıyı muharebe gemisinin (LCS) bir türevidir. Gemi suüstü, hava savunma, denizaltı savunma, elektronik harp kabiliyetlerine sahip çok maksatlı bir fırkateyndir. 118,6 metre uzunluğunda, 3,600 ton deplasmanı ile Yunanistan’ın mevcut fırkateynleri büyüklüğündedir, dolayısıyla ağır deniz şartlarına karşı duruş gücünde ilave bir kazanımdan bahsedemeyiz. Tabii ki listedeki sensör ve sistemler günümüz teknolojisine uygun modern yapıdalar. Silah, sensör ve sistemlere bir bakalım.

Her gemi için bir adet 8 hücreli Amerikan MK-41 dikey atım füze lançeri bulunmakta; her hücreye küçük (kısa/orta menzilli) tipte 4 füze, uzun menzilli büyük tipte birer füze yerleştirilebilmektedir. Dolayısıyla, azami 32 kısa/orta menzilli füze taşıma kapasitesi sağlanabilir. Listeden görüldüğü üzere satıhtan havaya füze (Surface to Air Missile/SAM) olarak Avrupa menşeili MBDA firmasının orta menzilli CAMM ve CAMM-ER füzelerinin kullanılacağı anlaşılmaktadır. CAMM füzelerinin menzili azami 25 km (13,5 nm), CAMMER ise 45 km’dir (24 nm). Dolayısıyla gemilerin orta menzilli füzelerle, sınırlı bir bölge hava savunma kabiliyetine haiz olduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca SAM füzeleri haricinde DSH roketi (Anti-Submarine Rocket/ASROC) için tekli üç adet daha dikey lançer konacağı anlaşılmakta. Her hücreye bir adet DSH roketi yerleştirilebilmektedir. DSH roketi, MK46, MK-54 gibi denizaltı savar torpidolarını bir roket sistemi ile uzak menzildeki denizaltılara karşı kullanılabilmesini sağlayan bir silah sistemidir. Denizaltı Savunma Harbinde, suüstü gemisine 24,000 yardalık (22 km) uzun menzili ile angajman için büyük bir esneklik sağlar. Gemisavar füzesi olarak ise Deniz Taarruz Füzesi (Naval Strike Missile (NSM), RGM-184B) tercih edilmiş. Naval Strike Missile (NSM), esasen Norveç tarafından geliştirilmiş bir güdümlü füzedir. ABD’li Raytheon firması, füzeyi ABD’ye getirmek için Norveçli firma ile işbirliği yapmış, Mayıs 2018’de ABD donanması NSM’yi kıyı muharebe gemilerinin (LCS) ufuk ötesi angajman silahı olarak seçmiştir. Füze 100 nm azami menzil ile deniz ve kara hedeflerine taarruz yeteneğine sahiptir. Açık bir bilgi olmamakla birlikte LCS fotoğraflarından, her gemiye azami 8 adet yerleştirilebileceği görülmektedir.

Yakın hava savunma sistemi olarak RAM füzesi kullanan ve her gemi için bir adet olmak üzere 21 hücreli MK-49 lançer tercih edilmiş. Yedekleri ile birlikte 200 RAM füzesi tedariki öngörülmekte. DSH silahı olarak türünün en son modeli ABD ürünü MK54 torpidoları tercih edilmiş. Listedeki ifadeden her gemi için çiftli 2 torpido kovanı (sancak ve iskele tarafa) yerleştirileceği, kovanlardakilere ilave olarak 4’er adet torpidonun gemi cephaneliğinde yedek olarak tutulacağı anlaşılmaktadır. Ana batarya olarak İtalyan Leonardo firmasının 76 mm OTO Strales topu seçilmiş. Strales’in özelliği, top taretindeki radar ve özel DART mühimmatı sayesinde güdümlü füzelere karşı yüksek isabet oranı ile etkili bir şekilde hava savunması yapmasıdır. Bu şekilde geminin arka tarafındaki RAM sistemine ilave olarak baş tarafta 76 mm Strales ile hava savunmasına katkı sağlanmıştır. Ayrıca asimetrik tehditlere karşı koymak için 20 mm Fransız Narwhal top sistemi öngörülmüş. Çaf/dekoy atım sistemi olarak Fransız Sylena MK 2, torpido karşı tedbiri olarak yine Fransız “CANTO” sistemi tercih edilmiş.

Elektronik sistemler olarak; Alman firması tarafından üretilen ve 2019’dan itibaren ABD Özgürlük Sınıfı kıyı muharebe gemilerinde (LCS) kullanılmaya başlanan GBandında (4-6 Ghz.) çalışan, azami menzili 250 km (135 nm) olan bir AESA (aktif elektronik taramalı dizinli) hava ve suüstü arama radarı olan TRS-4D tercih edilmiş.2 135 nm menzilin bölge hava savunması için tatminkâr bir mesafe olmadığını düşünüyorum. Zaten bu tonajdaki gemilere daha uzun menzilli büyük hava radarları yerleştirmek mümkün değil. Komuta kontrol sistemi olarak Aegis’ten türetilmiş COMBATSS-21 kullanılmakta. Elektronik Harp süti olarak İsrail Elta sistemi seçilmiş. Sistemin, muhabere ve radar elektronik destek ile radar ve muhabere elektronik taarruz özelliklerine sahip olduğu firmanın internet sayfasında belirtilmekte. Muhabere tespitinin V/UHF ve HF bandını, radar tespitinin 0,5-40 Ghz bandını kapsadığı, sistemin modüler olduğu ve müşterinin isteklerine göre bir yapılandırma kurulabileceği belirtilmekte. Thales’in CAPTAS-2, Kombine Aktif Pasif Çekili Dizi Sonarı multi-statik çalışmaya uygun, 360 derece aktif-pasif tespit yapabilen, derinliği değiştirilebilen, düşük frekans ve uzun palslı teknik özellikleri ile sessiz dizel elektrik denizaltıları daha uzun mesafelerden tespit edebilen yeni nesil bir sonar sistemi.3 Ayrıca, listede alçak frekans aktif yedeklenebilir sonar (LFATS) olarak ifade edilen, ABD menşeili değişken derinlikli sonar da yer almakta. Bu da multi-statik çalışabilen, düşük frekanslı (1,2-1,6 kHz.), uzun menzilli modern bir sonar. Yine ABD üretimi SQQ-89, Denizaltı Savunma Harbi (DSH) için geliştirilmiş, tüm sonarlar ile sonoboylardan gelen aktif ve pasif sensör verilerini birleştirip işleyerek taktik durumun bütünleşik bir resmini sunan, sualtı silahlarını kontrol eden ve ana komuta kontrol sistemi ile bütünleşik olarak çalışan bir sualtı komuta kontrol sistemidir. AN/SRQ-4, Taktik Ortak Data link (Tactical Common Datalink) olarak ifade edilen ve helikopterle gemi arasında taktik data link ve veri aktarımını 100 deniz miline kadar sağlayan bir muhabere sistemi.

Müşterek Küresel Komuta ve Kontrol Sistemi (Global Command and Control System-Joint GCCS-Joint), ABD Silahlı Kuvvetleri’nin operasyonel komuta zinciri için doğru, eksiksiz ve zamanında bilgi sağlamada kullandığı müşterek bir komuta ve kontrol sistemidir. Listede yer alan bu sistem Yunan gemilerine takılacaksa, gerektiğinde ABD’nin komuta kontrol çevrimine dâhil olup paylaşılan taktik ve istihbari bilgileri alabilecekleri anlamına gelmektedir. Bunun haricinde çeşitli taktik data linkler, bütünleştirici ve kriptografik sistemlerin yer aldığı görülmektedir.

Sonuç olarak, Yunanistan tarafından MMCS fırkateynlerinin tercih edilmesi durumunda, günümüz teknolojisi ile çok maksatlı olarak teçhiz edilmiş, harp nevi görevlerini kısıtlı olarak yerine getirebilen bir geminin ortaya çıkacağı görülmektedir. Ayrıca, boyut ve büyüklük olarak mevcut fırkateynlerle benzerlik gösterdiğinden ağır deniz şartlarının etkili olduğu Akdeniz gibi açık denizlerde ilave bir duruş gücü sağlamayacaktır. 8 hücreli MK-41 dikey lançerin, özellikle uzun menzilli hava savunma füze kapasitesi açısından yetersiz olduğunu değerlendirmekteyim. Bununla birlikte DSH sensörlerinin çeşitliliği, ASROC gibi uzun menzilli denizaltı savar silahlarının varlığını dikkate aldığımızda güçlü bir DSH gemisi meydana getirilmeye çalışılmıştır. Bu itibarla, Yunanistan’ın yeni fırkateyn tasarımında denizaltı savunma harbini daha öncelikli tuttuğu anlaşılmaktadır. NSM füzeleri ile karaya taarruz kabiliyetinin de kazanıldığı dikkat çekmektedir.

Yunanistan, her ne kadar makineli tüfek sistemini dâhi yurtdışından almak zorunda kalan, savunma sanayi gelişmemiş bir ülke olsa da Batı’nın her daim desteğini arkasına alabildiği için belirtilen modernizasyon ve yeni gemi tedarikleri ile donanmasını önemli ölçüde çağın gereklerine cevap verir hâle getirmiş olacaktır. Bu minvalde, bazı çevrelerce Yunan halkının ekonomik durumu ve yaşam standartlarının konu edilmesinin askeri bakış açısıyla mütenasip olmadığı, asıl dikkate alınması gereken hususun harekât alanında yer alacak gemilerin irdelenmesinin gerektiği düşüncesindeyim.

1 https://www.globalsecurity.org/military/world/europe/hs-hf2.htm
2 https://www.janes.com/defence-news/news-detail/trs-4d-aesa-radar-accepted-by-us-navy
3 https://www.thalesgroup.com/en/markets/defence-and-security/naval-forces/underwater-warfare/bluescan/captas-family

Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.