Ana sayfa Gündem Çin: Sözde değil eylemde başarılı güç

Çin: Sözde değil eylemde başarılı güç

0
Dz. Kurmay Albay (E) Serter Tuçaltan

Deniz Kurmay Albay (E) Serter Tuçaltan, başarıya giden yolun çok önemli bir bölümünü son 10 yılda kat eden; askeri kabiliyetlerini sessizce güçlendiren, dış politika ve ekonomi yönetiminde ciddi hamleler yapmayı tercih eden ve işgücüyle doğru orantılı bir şekilde teknolojisini de fevkalade geliştirerek siyasi etkisini ve gücünü artıran Çin’i MarineDeal News okurları için çok boyutlu inceledi.

Çin özellikle son 10 yıl içerisinde attığı adımlarla GSYİH bakımından ABD’nin ardından 2’inci sıraya yükseldi. Bazı yorumlara göre 2024 yılında bazı yorumlara göre ise 2028 yılında ABD’yi de geçerek liderliğe yükselecek.

Bu anlamda Çin’in önüne çok sayıda engel çıkarılacağını tahmin etmek zor değil. Ancak bu engellerin aşılması için geliştirdiği politikalar ile Çin şimdiden rakiplerinin kendisine karşı birleşmelerini belli seviyede engellemiş durumda.Çin’in ekonomik gelişim süreci, çevresindeki ülkeler ile ilişkileri ve milli gücünün unsurlarını koordineli şekilde kullanması oldukça önemli bir örnek. Bu yazımızda Çin tarafından geliştirilen ve/veya Çin’in içinde bulunduğu dikkat çekici inisiyatiflere ve bazı küresel aktörlerin Çin’e bakışına kısaca göz atacağız.

Kuşak Yol inisiyatifi
Çin “Kuşak-Yol” inisiyatifini 2013 yılında açıkladı.

İnisiyatif karada 6 koridordan oluşan “İpek Yolu Ekonomik Kuşağı” ve “21’inci Yüzyıl Deniz İpek Yolu”ndan oluşuyor. “İpek Yolu Ekonomik Kuşağı” koridorları şunlar: (Harita 1)

Çin
Harita 1 Kaynak: https://www.beltroad-initiative.com/belt-and-road/

• Avrupa-Asya Kara Köprüsü Ekonomik Koridoru (NELBEC)

• Çin-Moğolistan-Rusya Ekonomik Koridoru (CMREC)

• Çin-Merkez Asya-Batı Asya Ekonomik Koridoru (CCWAEC)

• Çin-Çinhindi Yarımadası Ekonomik Koridoru (CICPEC)

•Bangladeş-Çin-Hindistan-Myanmar Ekonomik Koridoru (BCIMEC)

• Çin Pakistan Ekonomik Koridoru (CPEC)

“Deniz İpek Yolu”, Çin ile Güney Doğu Asya, Endonezya, Hindistan, Arap Yarımadası, Somali, Mısır ve Avrupa’yı birbirine bağlıyor.

“Kutup İpek Yolu,” Çin’in Kuzey Kutbu ile ilgili konulara aktif olarak katılma stratejisinin “Kuşak-Yol” inisiyatifi altındaki tezahürü.

İnisiyatif dünya GSMH’nın yüzde 42’sini, dünya nüfusunun yüzde 64’ünü, bilinen enerjinin yüzde 75’ini bünyesinde barındırıyor.

Bu yazının kaleme alındığı ocak ayının ilk haftası itibarıyla açık kaynaklarda yer alan haberlere göre hâlihazırda Çin 138 ülke ve 31 uluslararası örgüt ile 201 ‘Kuşak ve Yol İşbirliği Anlaşması’nı imzalamış durumda.

Çin ekonomik ve dolayısıyla siyasi etkisini genişletmeye devam ediyor.

Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşması (RCEP)1
Çin, “Kuşak-Yol” kapsamındaki yatırımlarına ve inisiyatifi genişletme çalışmalarına devam ederken 15 Kasım 2020 tarihinde Asya-Pasifik Bölgesi’ndeki 14 ülke ile birlikte, “Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşması”nı da (Regional Comprehensive Economic Partnership-RCEP) imzaladı. Jeopolitik bakış açısı ile anlaşma Pasifik kuşağının tüm doğu kenarını kapsamı içine alıyor ve bölgede Çin’i dışlayan başka anlaşmaların önündeki bir engel halini de alıyor.

Dünyanın en büyük serbest ticaret anlaşması olarak bilinen Anlaşma; 15 ülke, 2,3 milyar insan ve toplamda 24,2 trilyon dolarlık bir ekonomik büyüklüğü kapsıyor.

Anlaşmaya taraf olan ülkeler ASEAN üyeleri Brunei, Kamboçya, Endonezya, Laos, Malezya, Myanmar, Filipinler, Singapur, Tayland ve Vietnam ile Birliğin diyalog ortaklarından Avustralya, Çin, Japonya, Güney Kore ve Yeni Zelanda.

Bölgede gümrük duvarlarını kaldıran/kaldıracak, Asya Bölgesi’ne yönelik bir Ortak Pazar oluşumuna gidebilecek, Hindistan’ı da içine almaya çalışan bu girişim Çin’in bölgesel konumunu daha da güçlendirecek. (Harita 2)

Çin
Harita 2 Kaynak: https://www.grantthornton.co.th/insights/articles/rcep-confirmed

Kapsamlı Yatırım Anlaşması2
2020 yılının son günlerinde AB ve Çin, “Kapsamlı Yatırım Anlaşması” müzakerelerini prensipte sonuçlandırdıklarını açıkladı.

Açık kaynaklara yansıyan haberlere göre 7 yıl süren müzakereler neticesinde varılan Anlaşma; Çin’in otomotiv, finans hizmetleri, sağlık ve iletişim gibi çeşitli yatırım alanlarının Avrupalı yatırımcılara açılmasını, Çin’deki kamu şirketlerinin hizmet alımlarında AB firmalarına ayrımcılık yapmamasını içerirken, AB piyasalarının da Çinli yatırımcılara açık olmasını kapsıyor.

Anlaşmanın hayata geçirilebilmesi için daha asgari 1 yıla ihtiyaç duyulacağı da açık kaynaklara yansıyan haberler arasında.

Anlaşma’nın Çin’e karşı AB ile birlikte hareket etmek isteyen Biden Yönetimi’nin planlarını aksatacağını söylemek mümkün.

17+1 inisiyatifi3
Çin’in Avrupa’da yürüttüğü bir diğer girişim ise 17+1 inisiyatifi.

Arnavutluk, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Macaristan, Litvanya, Letonya, Hırvatistan, Makedonya, Karadağ, Polonya, Romanya, Sırbistan, Slovakya, Slovenya ve Yunanistan İnisiyatif içinde yer alıyor. Yunanistan “İnisiyatif”e son katılan Avrupa ülkesi. Çin dışındaki 17 üyeden 12’si AB üyesi. 5’i ise AB üye adayı.

İlk kez 2011 yılında Budapeşte’de icra edilen “Çin ile Merkez ve Doğu Avrupa Ülkeleri Arası Ticaret Forumu”nda gündeme gelen ve 2012‘de hayata geçirilen İnisiyatifin temel amacı “Bir Kuşak, Bir Yol” çerçevesinde Çin ile diğer üyeler arasındaki yatırım ve iş imkânlarını geliştirmek.

İnisiyatifin, ABD’nin Rusya’yı çevrelemek üzere hareket ettiği ekseni kapsaması, bu eksendeki ülkelerin AB’nin gelir düzeyi sıralamasında geride kalan ülkeler, olması dikkat çekici. (Harita 3)

Harita 3 Kaynak: https://www.eu-cnc.org/business/the-17-1-initiative

İnisiyatif yatırım ve ticaretin yanı sıra kültür, eğitim ve turizm gibi ilişkilerin gelişmesine de katkı sağlıyor.

Çin-İtalya, Çin-Fransa anlaşmaları4/5
Bu girişimlerin dışında Çin 2019 yılında İtalya ile altyapı, turizm, sağlık, e-ticaret ve enerji konularını kapsayan yaklaşık 7 milyar euro değerinde bir mutabakat zaptı imzaladı.

Aynı yıl Fransa ile de havacılık, enerji ve tarım alanlarında 15 milyar dolar değerinde bir anlaşma yaptı.

Çin’in Afrika yatırımları6
Çin bu süreçte Afrika’yı da ihmâl etmedi. Bu anlamda Çin Afrika kıtasındaki limanların, karayollarının, hidroelektrik santrallerinin ve demiryollarının yapımını finanse ediyor.

Çin’in 2003 yılında 75 milyon ABD Doları seviyesinde olan Afrika yatırımlarının tutarı 2018 yılında 5,4 milyar ABD Doları seviyesine çıkmış durumda. Güney Afrika, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Mozambik, Zambiya ve Etiyopya Çin yatırımlarının en çok yapıldığı ülkeler.

Çin, yatırım imkânlarının dışında Afrika ülkelerine kredi de sağlıyor. Çin’in 2003-2018 yılları arasında Afrika ülkelerine sağladığı toplam kredi tutarı 148 milyar ABD Doları seviyesinde. Ulaşım, enerji, madencilik, iletişim ve su en fazla kredi sağlanan alanlar.

Çin Afrika’ya işçi de gönderiyor. 2018 yılı itibarıyla Afrika’da bulunan Çinli işçi sayısı 201 bin civarında. Cezayir, Angola, Nijerya, Kenya ve Etiyopya en fazla işçiye ev sahipliği yapan ülkeler.

ABD’nin Çin’e bakışı7
Bu aşamada Çin‘in en büyük rakibi ABD.

ABD’de, uzun süredir İkinci Dünya Savaşı sonrasında tesis edilen dünya düzeninin tehlikede olduğu, ABD’nin ekonomik, teknolojik ve askeri açıdan Çin’in gerisine düşeceği yorumları yapılıyor. Bu anlamda Çin ekonomisinin ABD ekonomisini geçeceği zaman için 2024 veya 2028 yılları telaffuz ediliyor.

Dolayısıyla gerek ekonomik, gerek teknolojik, gerekse askeri açıdan Çin’in engellenmesi bu dönemde de ABD’nin ana meselesi olacak.

ABD’nin Çin’e yönelik temel yaklaşımını; Çin’in deniz ulaşım hatlarının kontrol edilmesi, “Kuşak-Yol Projesi”nin karadan ve denizden engellenmesi, Çin’in çevrelenmesi ve dış ticaretinin sekteye uğratılması üzerine kurduğu biliniyor.

ABD bu anlamda Hindistan’a özel önem atfediyor. Gerek büyüklüğü, gerek nükleer gücü ve gerekse silahlı kuvvetler kapasitesi nedeniyle Hindistan’a Çin’i dengeleyebilecek hayati bir ortak gözü ile bakıyor. RF’nin gayretleri ile ŞİÖ’ye dâhil olan, BRICS üyeliği de bulunan Hindistan’ı yanına çekmek istiyor.

“Kuşak-Yol Projesi”ni Sincan Uygur Özerk Bölgesi, Keşmir, Belucistan, Umman Denizi ve Doğu Akdeniz’de karşılamaya, kendi etkinliğini öne çıkarmaya gayret ediyor.

Askeri olarak Çin Denizi’ndeki artan faaliyetlerine ilave olarak, Hint Okyanusu odaklı bir deniz kuvveti kuruyor. Daha önce lağvettiği Birinci Filoyu yeniden faaliyete geçiriyor.7 Bu, ABD’nin önümüzdeki dönemde Basra Körfezi’nden Malakka Boğazı’na kadar olan coğrafyada da daha fazla varlık göstereceğine işaret ediyor.

Gümrük vergileri ve denetim mekanizmaları ile Çin ile ticaretini kontrol ediyor.

Ancak ABD’nin bu hedefine ulaşabilmesi çok da kolay görünmüyor.

ABD’nin Çin’e karşı birlikte hareket etme planı yaptığı AB’nin Çin ile “Kapsamlı Yatırım Anlaşması” üzerinde mutabakat sağlaması, “Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşması”na ABD’nin bölgedeki önemli müttefikleri Avustralya, Japonya, Güney Kore, Yeni Zelanda’nın da katılması bu görüşü teyit ediyor.

AB’nin Çin’e bakışı8
AB’ye göre Çin, eş zamanlı olarak hem bir ortak, hem ekonomik düzlemde rekabet edilen bir güç, hem de “sistemik bir rakip (systemic rival)”. Avrupa Birliği;

• Güney Çin Denizi’ndeki anlaşmazlıkların seyir ve uçuş serbestiyetini muhafaza edecek şekilde BM Deniz Hukuku Sözleşmesi temelinde çözülmesini,

• Afganistan, Orta Doğu, Libya ve deniz haydutluğu gibi küresel sorunlar ve uluslararası güvenlik meselelerinin çözümünde Çin ile daha yakın çalışmayı,

• Afrika konusunda Çin ile işbirliği yapmayı,

• İran Nükleer Anlaşması’nın tam ve etkin şekilde uygulanması için Çin ile birlikte çalışmayı istiyor.

AB ayrıca insan hakları, Dünya Ticaret Örgütü, iklim değişikliği, enerji, balıkçılık ve deniz kaynakları anlamında okyanusların yönetimi ve siber güvenlik konularında da Çin’den beklentileri olduğunu ifade ediyor.

AB, Çin ile ilişkilerinde ABD’ye nazaran daha yumuşak bir tonu tercih ediyor. Bunda taraflar arasındaki mevcut ve potansiyel ticari ilişkilerin önemli payı olduğunu ifade etmek gerekiyor.

NATO’nun Çin’e bakışı9
NATO’nun Çin değerlendirmesi de AB gibi, ABD’ye nazaran daha yumuşak bir tona sahip. Bunda NATO’nun AB üyesi ülkelerinin payı olduğunu düşünmek gerekiyor.

NATO’nun geleceğine ışık tutacak önerileri bünyesinde barındırdığı ifade edilen “NATO 2030: Yeni Bir Çağ İçin Birliktelik” başlıklı raporda Çin, “birçok müttefik için hem bir ticari rakip, hem de ortak” olarak tanımlanıyor. AB değerlendirmesinde olduğu gibi, Çin’in geniş yelpazede “sistemik bir rakip” olarak anlaşılması gerektiği, Çin’e sadece ekonomik bir oyuncu veya Asya odaklı güvenlik meselelerinde tesiri olan bir aktör olarak bakılmaması gerektiği vurgulanıyor.

Raporda özetle; Çin’in Rusya boyutunda bir askeri tehdit teşkil etmediği, Rusya ile ilişkilerini geliştirdiği, Akdeniz, Atlantik ve Kutup Bölgesi’nde varlık gösterdiği, uzun menzilli füze geliştirdiği, küresel erişime sahip nükleer hücum denizaltıları, uçak gemileri ve savaş gemileri ürettiği, nükleer imkân kabiliyetlerini artırdığı, uzaya yönelik kapasitesi bulunduğu ifade ediliyor.

Raporda ayrıca, bir grup İttifak üyesinin maruz kaldıkları siber saldırılardan ve savunma alanında etkileri bulunan fikri mülkiyet hakkı usûlsüzlüklerini Çin ile ilişkilendirdiklerinden bahsediliyor. Çin’in 2030 yılına kadar yapay zekâ alanında dünya lideri olma, 2049 yılına kadar dünyanın en ileri teknolojik süper gücü olma hedefine atıfta bulunuluyor.

İttifak üyeleri Çin’in üyeler arasındaki farklılıkları istismar edebileceği konusunda ikaz ediliyor. Üyelere, Çin ile münferit veya “17+1” gibi formatlardaki veya “Kuşak-Yol” gibi inisiyatiflerdeki ilişkilerinde, NATO üyeleri arasındaki bağlılığı destekleyecek şekilde hareket etmeleri tavsiye ediliyor.

Ayrıca, Çin’e karşı yüksek hazırlık durumunun idame edilmesi, üyeler arasındaki koordinasyonun artırılması, Çin’in artan öneme sahip olduğu bir dünyaya yaklaşıma yönelik politik strateji geliştirilmesi öneriliyor.

Rusya’nın Çin’e bakışı
Rusya ve Çin aynı coğrafyada bulunan, Batı (ABD ve AB) ile mücadelelerinin ideolojik ve tarihsel boyutları da bulunan iki önemli ticaret ortağı. Ancak her ikisinin de günümüzde ideolojik mücadeleyi bir kenara koydukları, Çin’in ekonomik ve teknolojik, Rusya’nın ise siyasi ve askeri ağırlıklı bir mücadele yürüttükleri görülüyor.

İki ülke arasında tesis edilecek bir stratejik ortaklık AB ve ABD için en kötü senaryoyu oluşturuyor.

Buna mukabil;

• Gerek ABD, gerekse AB tarafından Rusya’ya uygulanan yaptırımlar,

• ABD’nin Çin ile yürüttüğü ekonomik savaş ve Çin’i açık şekilde tehdit olarak nitelendirmesi, Rusya ve Çin’i doğal birer müttefik haline getiriyor.

Rusya’nın güvenilir şekilde enerji tedarik etme zarureti bulunan Çin’in en önemli petrol tedarikçilerinden biri olması, ayrıca “Kuşak-Yol” inisiyatifindeki jeopolitik yeri bu ortaklığın değerini artırıyor.

Rusya Dışişleri Bakanı’nın 2020 yılını değerlendirirken yaptığı açıklama Rusya’nın Asya-Pasifik Bölgesi’ne bakışının nasıl şekillendiğinin kısa bir özeti. Bakan açıklamasında şunları söylüyor:

“Asya-Pasifik Bölgesi ülkeleri de dâhil olmak üzere, Doğu’daki ülkelerle karşılıklı fayda sağlayan ilişkiler geliştirmeye yönelik çizgimizin uzun vadeli ve stratejik nitelikli olması, ayrıca uluslararası konjonktürdeki dalgalanmalardan etkilenmemesi doğal görünüyor.

Bugün Avrasya, sadece orada yaşayan halkların yararına kullanılabilecek ve kullanılması gereken muazzam bir kaynak potansiyeline sahip coğrafi bir alan olmayıp, aynı zamanda yeni ulaşım ve lojistik koridorları oluşturma, altyapı bağlantılarını geliştirme ve diğer çok taraflı işbirliği türleri açısından en dinamik şekilde gelişen bölgedir.

Rusya burada ivme kazanan entegrasyon süreçlerinin uyumlu hale getirilmesinden yanadır. Putin’in Büyük Avrasya Ortaklığı’nı kurma girişimi de bu sorunu çözmeyi amaçlıyor. Bu yöndeki çalışmalar, Avrasya Ekonomik Birliği ve Çin’in ‘Tek Kuşak Tek Yol’ girişiminin kalkınma planlarının birleştirilmesi dâhil olmak üzere çok enerjik bir şekilde yürütülüyor.”

Sonuç
Çin, milli güç unsurlarının ve diplomasinin bir ülkenin gelişiminde nasıl kullanılacağının son yıllardaki en önemli ve canlı örneklerinden biri olarak ortaya çıkıyor. Başarıya giden yolun çok önemli bir bölümünü de son 10 yıl içerisinde kat etmiş durumda. Geliştirdiği ve/veya içinde bulunduğu girişimleri/inisiyatifleri kapsayan haritalara bakıldığında Çin’in geldiği noktayı daha iyi görmek mümkün.

Bu girişimler/inisiyatifler dikkate alındığında, Çin’in askeri gücünü mümkün olduğunca öne çıkarmadan, söze değil eyleme dayanan bir dış politika ile ekonomik, teknolojik ve insan gücünü kullanarak ilerlediğini, bu sayede siyasi etkisini ve gücünü artırdığını söylemek güç değil.

Gelişmeler Çin’in 2021 yılında da;

• Ekonomik ve teknolojik faaliyetlerini ön plana çıkaracağını,

• Konumunu güçlendirmek için “Kuşak-Yol” inisiyatifini, “Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşması”nı ve “17+1” inisiyatifini kullanacağını,

• AB ile prensip anlaşmasına varılan “Kapsamlı Yatırım Anlaşması”nı hayata geçirme yönünde gayret sarf edeceğini,

• Bununla birlikte öne çıkarmaksızın askeri gücünü geliştirme faaliyetlerine de devam edeceğini gösteriyor.

Bu noktada;

• ABD’nin yeni yönetiminin Çin ile ticaret savaşını hangi boyutta sürdüreceğinin,

• ABD’nin “Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşması” ile “Kapsamlı Yatırım Anlaşması”na nasıl karşılık vereceğinin,

• ABD, AB ve NATO’nun Çin’e karşı nasıl bir ortak arayüz oluşturacağının,

• ABD’nin nükleer silahların ve orta menzilli füzelerin sınırlandırılması konusuna Çin’i de dâhil etmek üzere atacağı adımların,

• İran nükleer anlaşması ve ABD-İran ilişkileri ile ABD-Rusya ilişkilerinin de Çin üzerinde belirleyici etkiye sahip olacağını söylemek gerekiyor.

Kaynakça:
1https://www.grantthornton.co.th/insights/articles/rcep-confirmed/
2https://tr.sputniknews.com/ekonomi/202012311043493232-ab-ekonomik-iliskilerini-yeniden-sekillendirmeye-calistigi-cinle-yatirim-anlasmasina-vardi/
3https://www.eu-cnc.org/business/the-17-1-initiative
4https://www.bbc.com/turkce/47680155
5https://tr.euronews.com/2019/11/06/macronun-ziyaretinde-fransa-ile-cin-15-milyar-dolar-degerinde-anlasmalar-imzaladi
6http://www.sais-cari.org/data
7https://www.abc.net.au/news/2020-12-03/us-plans-to-restore-navys-1st-fleet/12946076
8https://eeas.europa.eu/topics/external-investment-plan/34728/eu-china-relations-factsheet_en
9https://www.nato.int/cps/en/natohq/176155.htm

Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.