Ana sayfa Editörün Seçtikleri Ekonomi yönetimi bankaları rahatlatabilecek mi?

Ekonomi yönetimi bankaları rahatlatabilecek mi?

0
Türkiye ekonomisinin önümüzdeki 3 yıllık yol haritası olan Yeni Ekonomi Programı’nı (YEP) Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak 20 Eylül’de açıkladıEkonomistler ve iş dünyası tarafından oldukça gerçekçi bulunan Yeni Ekonomi Programı’nda, ekonominin bütün aktörlerini en yakından ilgilendiren konulardan biri ise Bakan Albayrak’ın, “Bankacılık sektörümüze yönelik yaşanan tüm süreçler, önemli adımlar atmamızı ortaya koyuyor. Bankaların güncel yapılarını tespit etmek için mali bünye değerlendirme çalışmalarını başlatıyoruz. Bu çalışma sonucuna göre gerekli görülürse, mali yapıyı güçlendirecek kapsamlı bir politika setini devreye sokacağız,” açıklamasıydı. Nitekim, açıklamanın hemen ardından Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) düğmeye bastı ve bankalara mali bünye tespit çalışması ve stres testi çalışması başlattı. Peki, nedir bu mali bünye tespit çalışması ve stres testleri? Mali bünye tespit çalışması aslında BDDK’nın rutin olarak bankacılık sektörüne yılda bir kez yaptığı bir çalışma. Sektörün mevcut bilanço yapısı inceleniyor ve herhangi bir sistemik sorun olup olmadığı inceleniyor. Eğer sektörel olarak herhangi bir risk yoksa bu defa banka banka aynı inceleme yapılıyor.

Stres testleri olası kötü senaryoya
karşı yapılıyor

Stres testlerinde ise bankaların mevcut yapıları, örneğin faizlerde ve kurda yaşanacak olası artışlara karşı bankaların bilançosu nasıl reaksiyon gösteriyor, detaylı analiz ediliyor. Burada yine sistemik bir sorun yoksa banka bazında analizlere geçiliyor. Peki, BDDK bu çalışmayı neden yapıyor? Kurun ve faizin geldiği nokta itibarıyla bankacılık sektörünün likidite ihtiyacının arttığı ve yurtdışı fonlama maliyetlerinin yükseldiği herkesin malumu. Diğer yandan bankaların kredi stokları da oldukça yüksek seviyelere ulaştı. Hal böyle olunca da, bankacılık sektörünün önümüzdeki dönemde ekonomik büyümenin sağlanması için reel sektöre gerekli kredileri sağlamada iştahsız davranacağı öngörülüyor. Kurda ve faizde yaşanan artışın da bankaların takibe düşen kredi oranlarında hızlı bir yükselişe sebep olacağı öngörülüyor.

Ekonomi yönetimi gerekli önlemler
için kolları sıvadı

İşte bu nedenlerden dolayı da ekonomi yönetimi finans kesiminde olası bir tıkanıklığın önünü açmak için çalışmalarını hızlandırdı. Üst düzey bankacılardan alınan bilgilere göre, BDDK’nın çalışmasının tamamlanmasının ardından bankaların sorunlu kredilerine yönelik önemli adımların atılacağı aşikâr. Ancak bu sistemsel bir hamleden çok, banka bazlı, yani hangi bankanın neye ihtiyacı varsa o yönde atılacak.
Bankacılardan edinilen bilgilere göre, ekonomi yönetiminden öncelikli olarak atılması beklenen adım, büyük projelerin finansmanı noktasında banka bilançolarını rahatlatmak. Bilindiği gibi, Yeni Havalimanı, 3. Köprü, çeşitli otoyol projeleri, Kamu Özel Ortaklıkları (PPP) gibi birçok büyük projede, başta kamu bankaları olmak üzere Türk bankalarının önemli büyüklükte kredileri bulunuyor. Bu projelerin birçoğunda Hazine garantili gelir modelleri olduğunu belirten bankacılar, buradaki kredilerin yurtdışı bir banka ile refinansman yapılarak banka bilançolarında ciddi bir rahatlama yapılabileceğini ifade ediyor.

1997 Kore ve Malezya örneği
Bankacılara göre, ekonomi yönetiminin bu konuda uygulayacağı politika setinde öne çıkacak bir diğer çalışma ise, bankaların takipteki kredilerinin bir fon altında toplanıp banka bilançolarının rahatlatılması. Bilindiği gibi Bakan Albayrak, bankaların desteğe ihtiyacı olması durumunda ne yapılacağı konusunda dünya örnekleri ve Türkiye’nin geçmiş tecrübelerine atıfta bulunmuştu. Takibe düşen kredilerin tahsilatı konusunda dünyadaki en iyi örnek olarak 1997 Güney Kore ve Malezya örneği gösteriliyor. Bankacılar, buradaki dünya örneği ve Türkiye’nin geçmiş tecrübelerinden kastın 2001 yılında BDDK ile KAMCO (Korea Asset Management Corporation) arasında yapılan iş birliği olabileceğini ifade ediyor. Kulislerde, ekonomi yönetiminin de bu çerçevede hareket etmek için hazırlık yaptığını iddia ediyor.
Peki, burada atılacak adımlar neler? Kaynaklara göre, atılması en muhtemel gözüken bu adıma göre, yapılan hasar tespitinin ardından sorunlu krediler bilançodan çıkarılarak, banka mali yapıları güçlendirilecek. Örneğin, 100 birimlik sorunlu kredi için 40 birim değer biçilecek ve bunun yarısını bankanın sermayedarı karşılarken, diğer yarısı için de Hazine hisseye çevrilebilir tahvil çıkaracak. Uzmanlar, bunun TMSF’nin ya da Birleşik Fon Bankası çatısı altında yapılabileceğini iddia ediyor. Söz konusu bu tahvillerin uluslararası piyasada alıcısı da olduğunu ifade eden kaynaklar, 2001 yılı KAMCO ile yapılan iş birliği örneğinde olduğu gibi tüm süreçlerin paydaşlarla şeffaf yönetileceği bir çalışmanın olması gerektiğini ifade ediyor. Bazı bankacılık kaynakları, ekonomi yönetiminin bu model üzerinde bir süredir çalışma yürüttüğü iddiasında bulunuyor. Bilindiği gibi, BDDK 2001 yılında, Güney Koreli aktif yönetim şirketi KAMCO ile fon bankalarının sorunlu alacaklarının tahsil edilmesi için işbirliğine gitmişti. Öte yandan uzmanlar, KAMCO’nun yüzde 40-45 gibi bir başarı sağladığının altını çiziyor. Ekonomi yönetiminin, Yeni Ekonomi Programı kapsamında bankalara yönelik atmayı planladığı adımları oldukça olumlu bulan kaynaklar, atılacak bu adımlarla bankacılık sektörünün bilanço anlamında rahatlatılacağını ve reel sektöre kaynak aktarmaya devam edeceğini ifade ediyor.