Ana sayfa Haberler Deniz Ticareti Türkiye Denizaşırı İstihdam Ofisi için çalışmalar başladı

Türkiye Denizaşırı İstihdam Ofisi için çalışmalar başladı

0
Türk Denizciler Sendikası(TDS) ve Türkiye Denizcilik Federasyonu (TÜRDEF) gemi adamlarının elinden alınan yıpranma payı ve fiili hizmet süresi zammı haklarının geri verilmesi çağrısında bulunmak amacıyla ortak bir basın açıklaması düzenledi. Basın toplantısında Cumhurbaşkanlığına bağlı ‘’Türkiye Denizaşırı İstihdam Ofisi’’ kurulması için çalışmalar yapıldığı açıklandı.

Türk-İş 1’inci Bölge Temsilciliği’nde ‘’Dinlenirken Dahi Yıprananlar’’ mottosuyla düzenlenen basın açıklamasında konuşan TDS Genel Müdür’ü İrfan Mete, kimi zaman 12 ay boyunca 24 saat çalışma esasıyla tehlikeli ortamlarda oldukça zorlu fiziki koşullarda çalışan gemi adamlarının, çalışma koşulları nedeniyle yaşamlarının çalındığını ve meslek ömürlerinin kısa olduğunu belirtti ve ‘‘Çalışabilir olmak ve istihdam sınırlaması göz önüne alınarak bir düzenleme yapılmalı; deniz çalışanlarının emeklilik yaşlarıyla meslek ömürleri bağdaştırılmalıdır,’’ dedi.

Yıpranma hakkı ve fiili hizmet süresi zammının tüm ticari ve mesleki kuruluşların bir araya gelerek bu meseleye destek vermesiyle geri alınabileceğini söyleyen TÜRDEF Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Dereli ise ‘‘Biz Türk deniz endüstrisinin üyeleri olarak armatör, deniz çalışanları, deniz emekçileri el birliği, gönül beraberliğiyle bir araya gelerek yıpranma hakkının ve fiili hizmet süresi zammının denizcilere 12 yıl sonra yeniden ihdas edilmesini sağlamalıyız,’’ diye konuştu.

Türk Armatörler Birliği (TAB), Türk Armatörler İşverenler Sendikası (TAİS) ve Koster Armatörleri ve İşletmecileri Derneği (KOSDER)’nin konuya gösterdikleri ilgiye teşekkür eden Dereli, İMEAK Deniz Ticaret Odası (DTO)’nın da deniz emekçilerinin yıpranma hakkının geri alınması için gerekli ilgi ve duyarlılığı göstereceğine ve destek vereceğine inandığını aktararak, ‘‘Eğer, Deniz Ticaret Odamız da bu konuda STK’larla birlikte, katkı ve destek verirse, Ankara ile müzakerelerin en kısa zamanda başlayacağını arz etmek istiyorum,’’ ifadelerini kullandı.

Hedeflerinin gerçekleştirilebilmesi için Cumhurbaşkanlığı nezdinde de çalışmalar yapılması gerektiğini belirten Dereli, Türkiye Denizaşırı İstihdam Ofisi ihdas edilmesi önerisinde bulundu.

İki denizcinin imzasıyla gerçekleşti
Denizcilerin yıpranma payı ve fiili hizmet süre zammının kaldırılmasında, oldukça üzüldüğü bir konunun da olduğunu ifade eden Dereli, ‘‘Beni en çok üzen konu denizcilerin yıpranma haklarının ellerinden alınmasına ilişkin düzenlemeyi 1 Ekim 2008’de imzalayanlar içerisinde denizci olan dönemin Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Binali Yıldırım ve o zaman başbakan olan ve denizci bir ailenin evladı olan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın da imzalanmış olmasıdır. Yıpranma hakkımızın elimizden alınması iki denizcinin imzası ile gerçekleşti. Biz bunun sehven olduğuna inanmak istiyoruz,’’ dedi.

Türk armatörlerinin son yıllarda filolarında bayrak değişimine gittiklerini ve 28 milyon dwt Türk sahipli gemi filosunun 24 milyon dwt’sinin yabancı bayrak altında çalıştığını ve bu nedenle yabancı mürettebata yönelimin de arttığını söyleyen Dereli, ‘‘Deniz çalışanlarının genel sağlık sigortası, emeklilik sigortası ve yıpranma payını da içerecek ve dünyanın her ülkesinde ve bütün yabancı bayraklı gemilerinde de geçerli olacak bir sigorta ürününün en doğru çözüm olacağına inanıyoruz,’’ dedi. Dereli, Türkiye Reasürans A.Ş., Türkiye Sigorta A.Ş.,
Türk P&I Sigorta A.Ş. şirketleriyle; SEDDK Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Düzenleme Kurulu ile görüşme içerisinde olduklarını da belirtti.

Arkas 27 gemisini yabancı bayrağa taşıdı
Yabancı bayraklara geçiş hakkında Arkas Denizcilik’i örnek vererek değerlendirmelerde bulunan Mete ise, ‘‘Bugüne kadar direnen ve 60 küsür gemisinin sadece 7 tanesinin yabancı bayrağı olan Arkas’ın maalesef bugün 27 gemisi yabancı bayraklı oldu. Bu belki seneye 35-40 olacak. Bugüne kadar Türk personel çalıştırmaya özen gösteren ancak hukuki açıklardan faydalanan art niyetli çalışanlar yüzünden yabancı gemi adamlarına yönelmek durumunda kalan bir şirket. Sadece geçen sene, mahkemelere 600 bin dolara yakın para ödediler. Bu ve buna benzer konular artık bir sektör olmuş durumda. Bu konular özelinde çalışan tarafında bir avukatlık ordusu bulunuyor ve gemi adamlarını çalıştıkları şirketlere dava açmaları konusunda yönlendiriyorlar,’’ dedi.

Ayrıca, deniz emekçilerinin yıpranma haklarının verilmemesinin kul hakkına girmek olduğunu söyleyen Dereli, ‘‘Altını çizerek tekrar söylemek istiyorum. Deniz çalışanlarının, kutsal denizcilik mesleğinin, denizcilerin yıpranma hakkının verilmemesi günah işlemek demektir. Aynı zamanda, deniz çalışanlarının ve ailelerinin kul hakkının zâyi edilmesidir,’’ dedi.

Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.