Ana sayfa Görüş Tarih içindeki sosyal yaşamımızda deniz temasının yeri

Tarih içindeki sosyal yaşamımızda deniz temasının yeri

0

Deniz Kurmay Yarbay (E) Özhan Bakkalbaşıoğlu, deniz kültürünün sosyal yaşamımızdaki yerini değerlendirdiği yazısında MarineDeal News okuyucularını, deniz teması ile yazılmış marşlardan şiirlere ve hatta türkülere uzanan keyifli bir yolculuğa çıkarıyor

 

Denizci millet olmamız gerekli diyoruz çünkü Mavi Vatan’a sahip çıkmamızın yolu, hatta temeli, bu. Sosyal hayatımızda, kültürümüzde, şarkılarımızda, türkülerimizde, edebiyatımızda deniz temalı neler var diye baktığımızda;  denize vardığımız bin yıl içinde 567 adet türkü, şarkı ve şiirde deniz var. Hadi kıyıda köşede kalmışlarla toplam 750 diyelim, roman ise yok denecek kadar az. Yeterli mi? Ne yazık ki hayır. Akdeniz’e hakim olmuş bir İmparatorluğun devamında üç tarafı denizlerle çevrili ve kara sınırından çok deniz sınırı olan Türkiye Cumhuriyeti’nde  deniz temalı yazımlar bu kadar. O zaman haydi hep beraber diyelim ki;

Heeeey!

Ne duruyorsun be, at kendini denize;

Geride bekliyenin varmış, aldırma;

Görmüyor musun, her yanda hürriyet;

Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol;

Git gidebildiğin yere.

Deniz bir yaşam kaynağı olmalı, sevmeli, anlamalı, o sessiz duruşunun altında verdiği nimetleri hissetmeli. Bunları yapabiliyorsak eğer mısralar bir nehir akışında sosyal hayat içinde yerini bulur. “Aman açılma boğulursun”, “denizle şaka olmaz”, “at çöpü deniz alıp götürür” gibi topluma mâl olmuş anlamsız ifadeler yer buldukça değil mısralar denizi bile göremeyiz. Oysa Dünya’nın yüzde 70’i, insan vücudununsa yüzde 90’ı su.  Deniz hayatımızdır, su gibi içtikçe yaşarız,  denize sahip çıktıkça gelişiriz. Deniz özgürlüktür kimse karışamaz sen istediğini yaparsın,  denizde kürek olursun, balık olursun mutlaka gideceğin bir yerin vardır.

Deniz ruhu dinlendirir. Dalgaların birbirleriyle kaynaşması ile çıkardıkları ses rüzgârla birlikte değişik bir efsuna bürünür. Büyülüdür deniz, onu seveceksin o sevmediğini anladığında fırtınaya dönüşür, kaçamazsın. Onu seversen onunla mücadelen değişik olur. 

Ne diyor mezunu olmakla iftihar ettiğim Deniz Harp Okulu ve Lisesi’nde yıllarca yatmadan önce söylediğimiz Gemicilik Opereti, “…Coşkun deniz seni severiz sen ne kadar coşkun da olsan. Mavi deniz seni severiz, sen ne kadar coşkun da olsan. Seni bizden fazla seven yoktur. Sana merbutiyetimiz (bağımlılığımız) çoktur. Merhamet et denizcilere…”

Deniz teması, asırlar önce Bahriye’nin levent kaynağı Garp Ocakları’nda yetişen leventlerin türkülerinde görülür, daha ziyade seferlerin anlatımıdır.

“…Bir zamanlar Akdeniz’den yürüdük. Dönmez peşapeşi gemide vurduk, Yelken kürek erdik gece yürüdük, Sabah seçtik Sardeni’nun dağlarını”

Bir başka türküde de “…Yaz gelince gemilerim yağlanır, Güz gelince tersaneye bağlanır, Cezayir’de Koç yiğitler eğlenir, Tunus Trablus Sultan Cezayir’’ diye deniz teması yer alır. Başka bir mısrada ise “Eleleyiz seninle akıp giden şu sandalda, Adalarda Modalarda güzelim Marmara’da, Gece mehtap yine dalgın uyuyor mavi sular, Gel güzelim sevişelim aşktan güzel şey mi var” diyerek aşka gönderme yapılır.

Deniz aşkı anlatır, hasreti kavuşmayı anlatır, “Gemilerde talim var, Bahriyeli yârim var, O da gitti sefere, Ne talihsiz başım var.” Bahriyelinin yaşamında hasretlik hep vardır. Bahriyeli ile özdeştir. Hep dönüşü beklenir umutla.

Bir başka türküde yine hasretlik vardır, “…Yetmez mi beklediğim, Vona burnundan beri, Ben yârimden ayrıldım da, Yıl oldu görmeyeli.”

500 yıl önce yazılan yanık türkülerde leventlerin, donanmanın seferlerini, hasretliklerini, kahramanlıklarını anlatan bu mısralar Deniz Harp Okulu ve Lisesi’nde akşam yat taburunda haftada bir kaç kez söylenen, Gemici Marşı’nda (Cenk sanatımız) gemicilik terimleri ile vatana hizmet etmeyi çok güzel anlatmaktadır. Baştan sona gemici terimleri ile okunan bu marş ile deniz sevgisi 14/16 yaşındaki öğrencilere daha o yaşlardan itibaren verilmeye başlanır. Öğrenci kelimelerle tanışır, anlamını sorar, tecrübeli subaylarımız anlatır. Demem odur ki ağaç yaş iken eğilir.

Cenk sanatımız, su meşhedimiz

İhyayı vatan hep maksadımız

Korkumuz yoktur, pirimiz Nuh’tur

Ölüm ne demek maksat fütuhtur

Haydi gidelim, derya gezelim

Vatana millete hizmet edelim

Asker tabura, alesta vira

Bosalar fora, apiko dora

Hava mizanı, gemici canı

Evvelce söyler şiddet ve zanı

Deniz cambazı, asker mümtazı

İlk üstadımız Barbaros Gazi

Böyle yetişir Bahriyeli marşları ile anıları ile.

Yine 500 yıl öncesine gidelim, Oğuz Ali isimli bir ozan türküsünde Turgut Reis’in ölümünü anlatır, ‘‘Turgut Paşa eydür beğler, Tez şimdi ölmüş dimiş, Nic’delüm emir Hakk’un, İr-geç birdir yolum dimiş.’’

Turgut Reis, İmparatorluğun her yerinde tanınmış ve arkasından ağıtlar yakılıyor. Bugün ise ne kadar tanınıyor!

Seyyahi isimli ozan türküsünde donanmayı çağırır yardım için, “Ya İlahi donanmayı sal bize, İki gözlerimiz yollarda kaldı, Bizim ahvalimiz malumdur size, Asakir-i islam gırdapta kaldı.” Uzak diyarlarda düşman tehlikesindeki kaleler donanmadan yardım ister.

Türkülerden şarkılara hep deniz teması işlenir, ne güzel anlatılır. Günümüzde Alaettin Yavaşçan’ın Boğaziçi’ni anlatan şarkısı, “Boğaziçi şen gönüller yatağı, Her bucağı aşıkların otağı, Yamaçları sanki cennetin bağı…”

Bedri Rahmi Eyüpoğlu, Bir Dilim Deniz şiirinde denizin dibini anlatırken sanki günümüzdeki denizaltı kaynaklarına vurgu yaparak, Mavi Vatan’a işaret ediyor, “Değil kardeşim değil, Benim sevdiğim denizin dibi, Ne mavi ne yeşil ne camgöbeği, Benim sevdiğim denizin dibi renkli değil… Yaz aşı deniz aşı,  denizdir her işin başı,  denizle başlamalı her şey, Denizle bitmeli, Kelleyi koltuğa almalı, Dibi görünen denizlere gitmeli…” Denizlere sahip çıkmanın bedeli çok iyi anlatılmış. Kitabından alıntılar yaptığım, birlikte uzun yıllar Deniz Harp Okulu’nda deniz gücü ve harp tarihi dersini verdiğimiz değerli büyüğüm iyi insan ve subay deniz sevdalısı rahmetli Dz. Alb. Çoşkun Güngen ne güzel anlatıyor denizi, “Deniz bir başka her zaman, Denizi önce görmek gerek, O hep bir yaşam kaynağı, Ona alışmak gerek, Deniz bir güzelliktir hem, Demek denizi sevmek gerek, Ama o her şeyden önce, Bir yaşam biçimi, Denize sarılmak gerek.”

Evet, bir yaşam biçimidir deniz. Onu sevenler dürüsttür, sözlerine güvenilir, verdikleri sözlere yeminlere ölene kadar sadıktırlar. Deniz alâka ve menfaatlerini korumada özgürlüklerinin yok olmasını bile göze alırlar. Deniz bir tutkudur severseniz size gönlünü açar, nimetlerinden faydalanırsınız hiç karşılık beklemeden. Onu sevmezseniz sizin gelecek bütün kuşaklarınızdan öcünü alır, nimetlerini vermez kapatır kendini. Onun gönlünü almak için yıllarınızı verirsiniz. Ama o yine cömerttir kin tutmaz, geçte olsa nimetlerini tekrar verir. Yeter ki onu sevin.  Deniz hırçındır. Suyuna gitmelisiniz.

Emrullah Nutku ne güzel anlatmış marşında “Deniz coşmuş gök kudurmuş bulutlarda iniltili, Rüzgâr ıslık çalar armada tayfa hepsi yelken açmada, Gemici ırgatlık alesta vira demir, Hisa grandi Gabya mayıstıra ve trinkete flört, Gayret et tayfalar yürya ırgat vira demir, Kaptan heykel gibi sert emirler verir köprüden, Orsa etme yürüt yürüt viya böyle kaçırma, Artık yolunu aldı gemimiz, Kaptan neşeli tayfalar handan böyle sefer ederiz, Şen gemicileriz, Çok yaşa gemici yolun açık olsun, Uğurlar olsun sana.”

Donanma vazgeçilmez gücümüz. Onun sayesinde denizlere hâkimiz ve ülkemizin bekası Donanma varlığı ile eşdeğerdir. Mehmet Tahir 15 yaşındayken yazdığı “Donanmaya” adlı şiirine şöyle başlamaktadır, “Donanmaya yardıma koş vatandaş, Hâlâ ders vermedi mi sana son savaş? Donanmadır bu gün bizi yaşatan, Donanmaya çalış… Ulu yaradan’’

Balkan Savaşı’nda donanmanın olmayışı nedeniyle kaybedilen Adalarımızın üzüntüsü üzerine bir başkası ‘‘…Bir baksana henüz dünkü Yunan, Üstün oldu bugün denizde bize, Averof’u alan bir kişi…”  mısralarını yazmıştır.

Büyük şair Nazım Hikmet’in ‘‘Bulut mu Olsam’’ isimli şiirinde deniz bu kadar mı güzel anlatılır:

Denizin üstünde ala bulut

yüzünde gümüş gemi

içinde sarı balık

dibinde mavi yosun

kıyıda bir çıplak adam

durmuş düşünür.

Bulut mu olsam,

gemi mi yoksa?

Balık mı olsam,

yosun mu yoksa?..

Ne o, ne o, ne o.

Deniz olunmalı, oğlum,

bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla.

Sevgili dostlar derler ki toprakta yürürseniz elektriğinizi alır, rahatlarsınız. Ne kadar doğrudur bilmem ama denize bakmak, üstünde seyir yapmak ise ruhunuzu temizler. Âdeta arınırsınız, yepyeni bir insan olarak dönersiniz. İnanın bu böyledir. Yeter ki denizi sevin.

Kabotajı ile denizin bize verdikleri canlı cansız varlıkları ile denizlerimize sahip çıkalım. Yaşamak istiyorsak bu vatanda özgürce, Mavi Vatan’a sahip çıkmalıyız. Türkiye’nin bekası Mavi Vatan’dır.

Umutlarımız denizler kadar engin olsun. Viya böyle.

“Şiirlerimiz ve Şarkılarımızdaki  Deniz”,  Deniz Basımevi Md’lüğü 1998. (E) .Dz Kur Alb Çoşkun GÜNGEN

Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.