Ana sayfa Haberler Gemi İnşa ‘Tamir bakımda ithalat oranımız sıfıra yakın’

‘Tamir bakımda ithalat oranımız sıfıra yakın’

0
Murat Kıran Tamir Bakım

Türk gemi inşa sanayindeki son gelişmeleri MarineDeal News okuyucuları için değerlendiren Türkiye Gemi İnşa Sanayicileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kıran, gemi inşa sanayinin ülkemize sağladığı döviz girdisine ilişkin görüşlerini paylaştı Tamir Bakım

Gemilerin yeşil ticarete geçiş sürecinde ihtiyacı olan gemi modernizasyonuna tersanelerimiz ne kadar hazır? Türk ticaret filosu günden güne yaşlanıyor, gemi donanımı da eskiyor. Filomuzu yenilemezsek gelecekte bizi neler bekliyor? Tersanelerimiz Türk armatörleri için İdare ile proje geliştiriyor mu?

Bizler tersaneci yani gemi inşa sanayicisi olarak aslında proje yöneticisiyiz. Bunun altını çizmek, tersaneciliği anlamak lâzım. Bir geminin oluşumunda seyir tecrübesinden, sefere çıkacağı güne kadar çeşitli evreler vardır. Bu ilk olarak taleple başlar. Tüketici aradığı özellikleri tek tek sıralayarak ihtiyacı olan gemiyi belirler. Bu noktadan sonra tasarımcılar devreye girer. Ne mutlu ki bize Türkiye’de sektörümüzde çok kaliteli kendini kanıtlamış, bilgili tasarımcılar var. Bu tasarımcıların yaptığı çalışmalar neticesinde ortaya bir figür çıkar. Bu figür çıktıktan sonra ise dünyada üretilen ekipmanlara göre çalışmalara başlanır. Siz de tersane olarak ve tasarımcı olarak bu çalışmaya göre üreticilerle temasa geçersiniz. Tüm bunların neticesinde fiyatlar belirlendikten sonra şartlar uygunsa ve eğer ortada rantabl bir durum varsa uygulamaya geçersiniz. Kısacası tersane makine üretmez, boya üretmez, panel, izolasyon malzemesi, seperatör veya sac üretmez. Gemi inşa sanayi, tersaneler, tüm bu unsurları kapsayacak şekilde, çeşitli sanayilerde üretilen hayâl edebileceğiniz bütün gemi ekipmanlarını bir araya getirmek suretiyle gemiler oluşturur. Bizim gelişen dünya teknolojisine bu anlamda katkılarımız çok büyüktür. Dolayısıyla daha az yakıt yakan, daha sürate uygun, çevre dostu, yeşil gemiler üretmek, bu doğrultuda tasarımcılarımız tarafından gemi tasarımları yapmak bizim elimizde.

Zaten bu konuda çalışmalarımız var. Çok iyi yerlere geldik. Ama yeni kurallar, yeşil dekarbonizasyon konuları tersanelerden daha ziyade ekipman üreticilerinin konsantre olmaları gereken başlıklar. Biz de bunları uygularız.

Rüzgâr ile sevk edilen gemileri saymaz isek dünyada yeşil mutabakat 2050 yılı hedefi olan, sıfır emisyonlu gemi kavramına uyumlu gemi henüz yok. Tüm ülkeler 2030 yılı itibarıyla bu tip gemileri tasarlama, uygun teknolojiler ile donatma ve inşa etmek için çalışıyorlar. Dünya deniz ticaret filosunun 2050 yeşil mutabakat hedeflerine varması için, 2030 yılı ile bu tip gemi teknolojisinin geliştirilmesi gerekiyor ki 2050 yılına kadar bu gemiler inşa edilerek daha yüksek emisyonlu gemilerin yerini alsın.

Küresel iklim değişikliğinin bir sonucu olan müsilajı geçtiğimiz yaz Marmara Denizi’nde üzülerek gördük. İdare dâhil birçok kuruluş müsilajın sebebi olarak tersanelerimizi öne sürdü. Bu süreçte GİSBİR olarak neler yaşadınız, neler yaptınız?

Ne yazık ki geçtiğimiz yıl yaz aylarında Marmara genelinde böyle bir durum ile karşılaştık. Marmara Denizi’ne kıyısı olan ve bütünleşik şekilde yer alan bir sektör olmamız sebebiyle ismimizin geçiyor olması çok normal. Ancak bu sorun ile toplu bir mücadele verilmesi en doğrusu. Geçtiğimiz yıl Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı’nın direkt başkanlık ettiği Marmara Denizi Eylem Planı Koordinasyon Toplantılarına katılım sağlamıştık. Esas olan, sorunların nedenini bilimsel veriler ışığında doğru biçimde tespit etmek ve bu veriler ışığında çözümler üretmek. Bu sorunlar bir buzdağı gibidir, asıl sorun daha aşağıda ve büyüktür. Esas olan sorunların nedenini bilimsel veriler ışığında doğru biçimde tespit etmek ve bu veriler ışığında çözümler üretmektir. Net olmayan veriler ile alınmaya çalışılacak önlemler ve yasal tedbirler aslında insanlık için gerekli olan üretim, istihdam gibi kritik konuları sekteye uğratabilir ve hatta yanlış tedbirler ekolojik dengeleri bozabilir.

Toplantılar sonucunda açıklanan kararlardan da anlaşılacağı üzere bu aslında atık su deşarjları ile deniz ekosisteminin bozulması sonucu ortaya çıkan bir sorun gibi duruyor. Pek tabii biz de sektör olarak bu krizi önlemek adına üzerimize düşeni yapmaya hazırız ve yapmaktayız da… Marmara Denizi’nde 2021 yılının başlarında görülen müsilaj kirliliğinde, tamamen gönüllülük esası ile hem birçok tersanede hem de Aydınlı Koyu’nda belirlenmiş iki ayrı noktada temizlik çalışmaları yapılmıştır. Bir ay boyunca sürmüş olan deniz temizlik çalışmasında GİSAŞ bünyesindeki deniz personeli ve teknik personel bilfiil sahada, Çevre Yönetim Hizmeti Birim personeli ise raporlamalar noktasında destek vermiş, denizden toplam 650 m3 atık toplanmıştır. Temizlik çalışmasında, diğer faaliyetlerimiz sebebiyle koyda katı atık toplamak üzere çalıştırılmakta olan Temiz Tuzla Deniz Süpürgesi müsilajın etkin toplanabilmesinde ciddi avantaj yaratmıştır.

GİSBİR bünyesindeki Çevre Komisyonumuz da sektörümüzün çevre konusunda daha teknolojik yaklaşımlar ile devamlılığını sağlamak adına çalışmalar yapılmaktadır.

Kalifiye tersane çalışanlarının yetiştirilmesi ve istihdamın artırılması konusunda ne gibi çalışmalarınız bulunuyor? Özellikle ‘‘Z Kuşağı’’ dediğimiz bir nesil var, 2000’lerin başında doğanlar. Bu kuşak özellikle üretim alanında çalışmayı istemiyor. Bu nesli kazanmak için neler yapmalıyız?

Her fırsatta dile getirdiğimiz gibi nitelikli personel yetişmesi Türk Gemi İnşa Sanayisi için en önemli konulardan biridir. Türkiye Gemi İnşa Sanayicileri Birliği’nde, sırf bu konuyla ilgili özel olarak oluşturduğumuz İnsan Kaynakları Komisyonumuz bulunuyor. Sene içerisinde okullarımızla (lise, meslek yüksekokulu ve üniversiteler) dirsek teması hâlindeyiz. Öğrencilerimize sektörümüzü tanıtmak ve sektörümüzün ihtiyaçlarına yönelik bilgilendirme yapmak için Türkiye’nin her ilçesine ziyaretlerimiz oluyor. Sektörümüz öğrencilerine Gemi Mühendisleri Odası’yla birlikte staj programları geliştiriyoruz, bu sayede öğrencilerimizin teorik aldıkları dersleri uygulamalı olarak staj adı altında deneyimleri için canla başla çalışıyoruz. IMO’nun değişen kuralları, çevreci teknolojilerin an be an gelişmesi sebebiyle nitelikli personele yönelik ihtiyaçlarımız da değişiyor. Bu bakımdan sürekli güncel kalmak, öğrencilerle birlikte olmak GİSBİR’in öncelikleri arasındadır.

Ayrıca Tuzla’da geçtiğimiz sene zil çalan GİSBİR Ortaokulu’nun açılışını da Eski Başbakanımız ve sektörümüzün kıymetli isimlerinden Sayın Binali Yıldırım ve Millî Eğitim Bakanı Sayın Mahmut Özer ile birlikte yaptık. Tamamen GİSBİR olanaklarıyla inşasının tamamlandığı okulumuzun kısa zamanda Tuzla’nın en teknolojik ve donanımlı okullarından birisi olduğunu gururla söylemek isterim.

Türk gemi inşa sektörü paydaşlarının ihracat rakamlarını artırması ve küresel pazarda daha etkin hâle gelmesi için neler yapılmalı? Türk Lirası’nın giderek değer kaybetmesi tersanelerin üretim maliyetlerini ne kadar artırdı?

Biz idarecilerimizin belirlediği bölgeler çerçevesinde çalışabiliyoruz. Kullandığımız metrekareler, alanlar belli. Tersanelerimizin haricinde bizim görünmeyen gücümüz de yan sanayimiz. Yani yan sanayimizle beraber iç içe olmak durumundayız. Biz şu anda elimizdeki mevcut kapasitenin neredeyse yüzde yüzünü kullanmak suretiyle ihracat rakamlarını artırmak konusunda üzerimize düşeni zaten hâlihazırda yerine getirebiliyoruz.

Burada bir kavram karmaşası var tabii ki. Bizim yıllık sac işleme kapasitemiz, buna karşılık ürettiğimiz gemiler baz alınarak hesap yapıldığında, bu veriler yanlış hesap verir. Çünkü her tersanenin mutlaka belli bir sac işleme kapasitesi vardır. Lâkin yaptığı işler doğrultusunda bunlar değişkenlik gösterebilir. Yani büyük montanlı sac işlemediği halde, büyük cirolar yapabilen niş işleri hepimiz yapıyoruz.

Peki, bunu nasıl artırabiliriz? Biz şu anda Türkiye genelinde aslında yaklaşık 4 milyon 500 m’lik alana sahibiz. Bu gerçekten çok önemli! Niye mi önemli? 4 milyon 500 m’nin yaklaşık 3 milyon 800 m’sini aktif olarak kullanıyoruz. Bu doğrultuda da yeni inşadan oluşan 1,3 milyar dolar ihracatımız var ama yaklaşık 1 milyar dolar da tamir-bakım tarafından ihracatımız söz konusu. Öte yandan hiç sözü edilmeyen, savunma sanayine yaptığımız askeri projelerimiz var ki bunların da ihracatı artık söz konusu ve ihraç ediyoruz. Bunlar da görünmeyen kalemler. Kısacası yuvarlak hesap topladığımızda yaklaşık 3 milyar dolar civarında bir döviz girdisi sağlayan sektörüz.  Bu dövizi kullandığımız mevcut metrekareye böldüğünüzde çok ciddi rakamlar ortaya çıkıyor. Kaldı ki biz geldiğimiz noktada tamir-bakımda neredeyse sıfır ithalat yapıyoruz. Yani getirdiğimiz döviz tamamen bizde kalıyor. Yeni inşa noktasında da tam ortalama bazda yüzde 50 civarındayız. Getirdiğimiz dövizin ithalat oranı yani yüzde 50’si Türkiye’de kalıyor. Başka sektörleri kötülemek istemiyorum yanlış anlaşılmasın ama sektörümüz 10 dolar ihracat yaparken karşılığında 9 dolar veya 12 dolar ithalat yapmak zorunda kalmıyor. Bu da işte bizim müteşebbislerimizin, yan sanayimizin ve bizlerin başarısıdır.

Günümüzde artık daha niş işler yaparak, savunma sanayine yönelik ihracatı artıracak projelerle rakamları yükseltebiliriz. Ancak bu da zamanla olacak bir şeydir. Şu anda geldiğimiz noktadan “memnun değiliz” diyemeyiz. Memnunuz. Çünkü yaptığımız iş emek yoğun olması vesilesiyle her zaman kapasitemize göre iş gücünü de alttan yetiştirmemiz gerekiyor. Bunun için de zaten Türkiye Gemi İnşa Sanayicileri Birliği olarak kurduğumuz 8 komisyondan bir tanesi insan yetiştirmek üzerine. Sektörümüze insan kazandırmak üzere komisyon başkanımız ve üyelerimiz bu konuda sürekli faaliyetler gösteriyor. Okulları geziyorlar ve sektörümüzü, sektörümüzün bilinmeyen güzel taraflarını tanıtıyorlar. Hedeflerimiz arasında buralardan öğrencileri kazanıp, eğitip sektörümüzde çalıştırabilir hâle getirmek var.

Ülkemizin tersanelerimizden sağladığı döviz girdisini nasıl değerlendirirsiniz? Dünya deniz ticaretinde Türkiye’nin gemi inşa payı nedir?

2008 yılında yaşanan ekonomik krizden bugünlere geçmemiz elbette ki takdiri hak etmektedir. O dönemde hatırlatmak isterim; toplam döviz girdimiz bir milyar dolar civarına düşmüştü.  2021 yılı itibarıyla 2 milyar dolara yakın yeni gemi inşa, 1 milyar dolara yakın bakım-onarım döviz girdisiyle yaklaşık 3 milyar dolarlık ihracat rakamımız her geçen gün artmaktadır. Alanında ilklere ve en iyilere imza atmış olduğumuzdan Türk gemi inşası bugün artık tüm dünyanın dikkatini çekmiştir. Ülkemiz tersaneleri; yeni gemi sipariş defteri dünya sıralamasında adet bazında 6’ncı ve tonaj bazında 13’üncü sırada yer alırken, süper yat inşası metre bazında dünyada 3’üncü sırada yer almaktadır. Bütün bu başarıların gerek sanayimiz gerekse de ülkemiz adına elbette getirisi çok büyüktür.

Yerli üretimin payını artırmak için Türk gemi yan sanayisine hangi yeni ürünler eklenebilir?

Ülkemizde gemilerde kullanılacak yerli ana makinelerin üretimi yapılmamaktadır. Bu eksiğin giderilmesi için çalışmalarımızı hızlandırmamız gerekir. Öte yandan yassı çelik üretimi yapan Ereğli Demir Çelik Fabrikamızın kapasitesinin artırılması, yaşanan son Ukrayna-Rusya Savaşı’nda yaşanan tedarik sıkıntılarını gidermek adına yerli üretime ağırlık vermek önemini ortaya koymuştur. Ayrıca ülkemizde yerli olarak üretilmekle birlikte gemilerde kullanılabilmesi için gerekli olan ancak sertifikasyonları yapılmadığı için kullanmadığımız bazı ürünlerin bu eksikliğinin giderilmesi gerekmektedir.

Otonom deniz sistemlerinin üretilmesi ve tersanelerin dijitalleşmesi konusunda Türk tersanelerini nerede görüyorsunuz? 

Deniz taşımacılığının, küresel ticaretin yüzde 90’dan fazlasından sorumlu olduğunu, Covid-19 sonrasında herkes anladı. Denizlerimizde yaşanan trafik yoğunluğunun her geçen gün artmasıyla bu yoğun trafiği gerek inovatif teknolojilerle daha çevreci gerekse de otonom sistemlerle çok daha güvenli hâle getirmemiz gereken bir dönemdeyiz. Gemilerimizden alınan veriler daha gemi limana yanaşmadan doğru şekilde analiz etmek artık hayati derecede önemli hâle geldi. Özellikle Avrupa ve Amerika’da bu alanda ciddi atılımlar gerçekleştiriliyor.  Bizler de mevcut gemilerimizi bu sistemlere uyarlamaya ve yeni gemi inşalarımızı da bu sistemlere göre tasarlamaya özen gösteriyoruz. Dijitalleşme ve otonom sistemlerin önümüzdeki 10 yıl içinde hem limanlarımızda hem de gemilerimizde çok daha etkin kullanılacağını düşünüyorum.

İdare, ilgili bakanlıklar taleplerinizi karşılıyor mu?

İdaremiz ve ilgili bakanlıklarla ilişkilerimiz ve iletişim kanallarımız elbette arzu edilen en üst seviyede. Sürekli temas, iletişim ve işbirliği hâlindeyiz. İletişim konusunda bir sıkıntı duymuyoruz. Sorunlarımızı anlatıyoruz, bizi dinliyorlar. Olumlu geri dönüşler de alıyoruz. Buna bir örnek vermek gerekirse, yabancı bankalar tarafından Türk bankalarının teminat mektuplarının kabul edilmemesi problemi ilgili tüm makamlarla paylaşılmış, ayrıca Türk Exim Bank ile uzun soluklu çalışmalar yürütülmüştür. Bu çalışmalar sonuç vermiş ve Türk Eximbank teminat mektubu verme uygulamasına başlamıştır. Ancak tüm sorunlarımızın çözümü noktasında her zaman beklediğimiz geri dönüşleri alamıyoruz. Devletlerin rekabet üstünlüğü yaratmak amacıyla müdahalelerde bulunduğu gemi inşa sanayinde, Türkiye’nin de benzer araçlarla haksız rekabet yaratmayacak şekilde, diğer bir ifadeyle eşit koşulları sağlayarak sektöre destek olması gerekmektedir. Daha güçlü bir yapıya sahip olarak, Avrupalı armatörleri ve yabancı yatırımcıları ülkemize çekmek hem teknolojik hem sermaye altyapımızı güçlendirmek, Avrupa ve dünyada vazgeçilmez olmak, rekabet gücümüzü artırmak gibi hedeflerimize ulaşabileceğimizi değerlendirmekteyiz.

Türk tersanecilerinin en büyük sorunu nedir?

Denizcilik sektöründe çevreci çözümler ve Ar-Ge projelerinin geliştirilmesi ve uygulanması ve hatta çoğu zaman da teorikte mümkün olup pratikte uygulamanın kullanışsız olduğu teknolojilerin olduğunu söyleyebiliriz. Gemiler için çok zorlu bir süreç başlamış durumda. Yeni karbon emisyon limitleri, bunlara bağlı verimlilik endeksleri (EEDI, EEXI gibi), bunların getirdiği kısıtlamalar, makine ve sistemlerindeki değişiklik ihtiyaçları kısa vadede elimizdeki mevcut gemileri kullanışsız hâle getirecek. Elbette Türk gemi inşa sanayisi olarak bu konuda gerçekleştirilen çalışmaları, teknolojileri, Ar-Ge projelerini de yakından takip ediyor ve bu alanda gerçekleştirilen/gerçekleştirilmesi planlanan regülasyonların sektörümüze etkilerini paydaşlarımızla istişare ediyoruz. Şu an mevcut teknolojilerin hedeflenen emisyon azaltımlarını karşılamıyor olması nedeniyle, armatörler açısından çok yönlü düşünülmesi gereken konular sınırı belli olmayan açık bir deniz gibi önümüzde duruyor. Bir diğer taraftan hükûmetlerin çevreci teknolojileri politikaları arasına alması ve bu alana yapmış oldukları ciddi yatırımlarla özel sektörün tek başına mücadele etmesi oldukça güç ve hatta imkânsızdır.

Çevre konusunda da tersanelerimizde uygulanması gereken yeni yönetmelikler ve gelecek döneme ilişkin yeni yapılandırmaları ciddi olarak düşünmemiz gerekiyor. Her fırsatta dile getirdiğim gibi gerek döviz girdisiyle ülke ekonomisine katkı sağlayan gerekse de alanında ilklere imza atarak tüm dünyanın dikkatini çektiğimiz bir dönemde ticaretimizi artırmak için çalışmalarımızı hızlandırmamız gerekiyor. Bu uğurda elbette ki çevremize de duyarlı hareket etmeliyiz ancak önümüzdeki yaptırımların ağırlığı ticaretimizi olumsuz yönde etkilemesinden de çekiniyoruz. 

Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.