Ana sayfa Haberler Deniz Savunma Öngörülerimiz, önerilerimiz ve yaşananlar…

Öngörülerimiz, önerilerimiz ve yaşananlar…

0
Doğu Akdeniz’de yaşanan gerilimin artık bir çıkmaz haline gelmesi hükümeti yeni politikalara yöneltti.

Bölgedeki sorunların çözümüne ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın kıyıdaş ülkeler ile yaşadıkları siyasi ihtilafların enerji konusunda işbirliği yapmalarına engel olmadığını söyledi ve ‘‘Kıyıdaş ülkelerin katılımıyla, adil ve paylaşımcı bir enerji platformu konferansı, toplantısı ya da sürecin başlatılmasına biz olumlu bakıyoruz,’’ ifadelerini kullandı.

Yunanistan’la ilgili olarak, gelinen noktada görüşmelerin başlaması adına oldukça müsait bir iklimin oluştuğunu belirten Kalın, ‘‘Yakın bir gelecekte tekrar istikşafi görüşmeleri başlatmak adına görüşme halindeyiz,’’ dedi.

İsrail ve Mısır hakkında ise siyasi görüş ayrılıkları olmasına rağmen bu durumun enerji konusunda işbirliği yapmalarına engel olmadığını aktaran Kalın, ‘‘Hepimiz son tahlilde bu coğrafyanın bir parçasıyız, coğrafyayı değiştiremeyeceğimize göre bu gerçekler ışığında hareket etmemiz gerekir. O yüzden de son dönemde daha sık dile getirilen bütün Akdeniz´e kıyıdaş ülkelerin katılımıyla, adil ve paylaşımcı bir enerji platformu konferansı, toplantısı ya da süreci başlatılmasına biz olumlu bakıyoruz,’’ diye konuştu.

MarineDeal News olarak Doğu Akdeniz’deki mevcut oluşumlara karşı çıkmak yerine kıyıdaş ülkelerle birlikte içerisinde etkin olarak yer alacağımız yeni iş birliklerine yönelmemiz gerektiğini sık sık dile getiriyoruz.

Bu konudaki görüşümüzü nisan sayımızda yer alan Oyunu kurmak mı? Oyunu bozmak mı?” yazımızda, ‘‘…Türkiye mevcut haliyle “oyunu bozmaya” çalışıyor. İçinde bulunduğu açmazdan çıkabilmesi içinse aslında “oyunu kurması” şart…’’ cümleleriyle ifade etmiştik. O makalede bakınız başka nelere dikkat çekmişiz:

“Bana asker postallarımı giydirmeyiniz”
Diplomaside muhatabınıza güven verir, onun kafasını karıştırmaz, ilkeli ve tutarlı davranırsanız saygınlığınız ve etkinliğiniz pekişir. Sözünüz dinlenir. Diplomaside hamasetin yeri yoktur. Gücünüzün sınırlarını bilmelisiniz, gerektiği yerde, gerektiği kadar kullanmalı ve göstermelisiniz… Bakınız, Hatay meselesinde Fransa ile ilişkilerin gerginleştiği, Avrupa’nın karşımıza dikildiği günlerde, dönemin fakir ama onurlu genç Türkiye Cumhuriyeti dimdik ayakta durabilmiş, tezlerini savunmuş ve argümanlarından geri adım atmamıştır. Baskıların arttığı dönemde Ulu Önderin “Bana asker postallarımı giydirmesinler” veciz sözü Hatay’ı anavatana kazandırmıştır. Oyun kurmak, strateji üretmek işte tam olarak budur. Ulu Önder bu sözleri söylediğinde 38 bin kişilik Türk Ordusu Hatay sınırına konuşlanmış ve manevralara başlamıştır. Milli güç unsurları ahenk içinde böyle kullanılır. Diplomasi ve uluslararası ilişkiler sürekli agresif olmayı yüksek tonlu konuşmayı kabul etmez… Sessizlik, sabır ve dinginlik de bazen başvurulması gereken bir silahtır. Bu kavramlar usulüne uygun, zamanında ve dozajında kullanılırsa sizi güvenilir yapar ve güçlü kılar…

Son dönemde küresel düzlemde kesintisiz uygulanan hibrit dış politikalar, diplomasinin bu zarif tarafının kullanılmasını ne yazık ki engelliyor. Küresel aktörler sürekli üst perdeden yaklaşıyor meselelere… Misal ABD. Dünyaya sosyal medyadan ayar verme çabaları, alenen tehdit etme durumları boşuna değil… Pek tabii bu yaklaşımın karşılığı da benzer şekilde veriliyor. Hep temas ediyoruz etki ve tepki, bu kadar basit.

Türkiye stratejik kararlar alma noktasına getiriliyor
Neden böyle bir giriş yaptığımızı gündemi takip eden bu köşenin müdavimleri tahmin edecektir. Türkiye yavaş yavaş stratejik kararlar alma noktasına doğru getiriliyor… Bakın kendi iradesi ile geliyor demiyoruz, getiriliyor. Kendisine stratejik alan açmada zorlanan Türkiye’ye tam saha pres uygulanıyor. Sinir uçları kaşınıyor ve moral değerleri test ediliyor. İşte tam da bu noktada her kesimden; akıllı, sağduyulu, birikimli ve vatansever “sanatçılara” ihtiyacımız var. Zira, mevcut konjonktürde maruz kaldığımız tehditler çok boyutlu ve çok katmanlı ve görünen o ki tek başımızayız, kendi gücümüze dayanmalıyız.

Aklıselim ve sakin, lakin ilkeli ve tutarlı davranmalı, akılcı olmalı ve öngörülü hareket etmeliyiz. Ego ve kibirden arınmış bir şekilde, yapılan hatalardan en seri şekilde geri dönmeliyiz. Bu benim işim değil kolaycılığını derhal terk etmeliyiz. Konu benim görevim ve ilgi alanım değil retoriklerini de bir kenara bırakmalı, siyasi saiklere göre pozisyon almamalıyız. Zira mevzu milli çıkarlar ve ülkenin geleceği ise herkes sorumluluk bilinciyle hareket edebilmeli ve yükün altına girmelidir.

Ama ne yazık ki reel politik gerçekler böyle değil. Toplumdaki vurdumduymazlık ve ilgisizlik, devletin kurumlarındaki kalite noksanlığı, statükoya sarılma telaşı ve biat kültürü yerimizde saymamıza neden oluyor. Oysa tarih bize her daim yardımcı oluyor, yol gösteriyor ve sorularımızın cevaplarını veriyor. Nitekim bu coğrafyada yaşanan hiçbir şey aslında yeni değil. Tarihi iyi bilelim, ders çıkaralım, gelecek nesillerimize iyi öğretelim ve cevapları tarihte arayalım…

Ayrıca Dz. Kurmay Albay (E) Serter Tuçaltan’ın şubat sayımızda yer alan “2020’ye girerken“ başlıklı makalesinin Sonuç bölümünde bulunan, “…Gelişmeler dış politika açısından 2020 yılının da son derece hareketli geçeceğini göstermekte, Türkiye’nin meselelere; kendi gücüne dayanan, her türlü hayâl ve maceradan uzak, aklın ve bilimin rehberliğine tesis edilmiş, milli gücün tüm unsurları ile diplomasiyi yerinde, zamanında ve koordine içinde kullanabilen, günlük siyasetin üzerinde bir tavırla yaklaşmasını gerektirmektedir.” çıkarımlarını da hatırlamakta fayda görüyoruz.

Daha eskiye gittiğimizde ise ocak sayımızda Doğu Akdeniz’deki kıyıdaş ülkelerle stratejik ve diplomatik ilişkiler kurulması gerektiğini Akdeniz’deki diğer örnekleri üzerinden önerdiğimiz görülebilir.

Ocak ayı sayımızda yer alan Akdeniz için stratejik düşünceler… Yeni bir inisiyatif önerisi. 7+7 Diyaloğu makalemizdeki önerilerimiz hatırlarsanız şöyleydi;

‘‘Doğu Akdeniz’e yönelik stratejik/diplomatik hamle önerisi: 7+7 Diyaloğu
…Bakınız 5+5 Diyaloğu, 1983 yılında Fransa öncülüğünde başlatıldı ve 1990 yılında şekillendi. Batı Akdeniz’e kıyısı olan Fransa, İtalya, Portekiz, İspanya ve Malta (Kuzey hattı) ile Cezayir, Libya, Moritanya, Fas ve Tunus (Güney hattı) arasındaki işbirliğini artırmayı hedefleyen Diyalog, Batı Akdeniz’i ilgi sahası olarak belirledi. 5+5 Diyaloğu’nun “bölgesel nitelik” taşıdığını vurgulayalım.

5+5 Savunma Girişimi ise, 5+5 Diyaloğu’nun savunma boyutunu teşkil etmektedir. Üye ülke silahlı kuvvetleri arasında karşılıklı çalışabilirliğin artırılması, bilgi ve tecrübe paylaşımının sağlanması, iletişim kanallarının açık tutulması, üye ülkeler arasında karşılıklı anlayış ve güvene dayalı ilişkiler geliştirilmesi hedeflenmektedir.

Özetle 5+5 Diyaloğu, Batı Akdeniz Bölgesi’ne yönelik sorun alanlarını ve istikrarsızlığı çözmeyi hedeflemektedir. Türkiye bu diyaloğun Orta ve Doğu Akdeniz versiyonunun kurulmasına öncülük yapmayı ciddi olarak düşünmelidir. Zira ortam ve şartlar uygundur. Orta ve Doğu Akdeniz ülkeleri bağlamında 7 ülke; Türkiye, Tunus, Cezayir, Suriye, Libya, Lübnan ve KKTC, bölge dışından Rusya, Azerbaycan, Katar, Pakistan, Ürdün, İtalya ve Almanya. Müteakip aşamada siyasi şartların oluşması dışında Mısır, İsrail ve hatta Çin’in katılımı da düşünülebilir.
Öte yandan, çokuluslu hale getirilecek Akdeniz Kalkanı Harekâtı’nın da 5+5 Savunma Girişimi gibi, önerdiğimiz 7+7 Diyaloğu’nun savunma ve güvenlik boyutunu teşkil etmesi oldukça proaktif bir hamle olabilir.’’

Bu bağlamda, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın’ın bugün yaptığı açıklamalar bölgedeki çözümün ancak müzakere yoluyla gerçekleşebileceğine yönelik öngörülerimizi de haklı çıkarmış gözüküyor.

Bölgedeki istikrarsızlığı gidermek adına kıyıdaş ülkeler ile karşılıklı diyaloğa gidilmesi ve güven esaslı ilişkiler geliştirilmesi en doğru yöntem olacaktır. Hükümetin bu yeni hamleleri, aylar öncesinden değindiğimiz bir konuda geç kalmış olmasına rağmen ilerisi için olumlu gelişmeler doğurabilir.

Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.