Ana sayfa Haberler Çevre ‘Marmara’da yaşadıklarımız geleceğin habercisi’

‘Marmara’da yaşadıklarımız geleceğin habercisi’

0
Müsilaj
Mudanya Fotoğraf: DHA
Müsilaj
Neslihan Özdelice

Deniz Salyası olarak da bilinen müsilaj şubat ayından bu yana Marmara Denizi’nde etkili olurken hem denizciler hem de deniz canlıları durumdan olumsuz etkilendi. Küresel ısınmayla artan sıcaklıkların denizlerin de ısınmasına neden olması ve arıtılmayan atıkların başlıca neden olduğu bu oluşumlar deniz yaşamını ciddi şekilde tehdit ettiği gibi ekonomik anlamda da önemli zararlara yol açıyor. İstanbul Üniversitesi Biyoloji Fakültesi Hidrobiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Neslihan Özdelice, müsilajın nedenlerini ve Marmara Denizi’nde yol açtığı bu problemin çözümlerini MarineDeal News’e değerlendirdi.

Denizlerde görülen ve müsilaj dediğimiz oluşumların başta bakteriler ile birlikte fitoplankton olarak adlandırılan tek hücreli canlılar tarafından hücre dışına salınan yapılar olduğunu söyleyen Özdelice, “İçeriği ağırlıklı olarak karbonhidratlardan oluşur, protein ve yağlar da bulunur. Zaman içinde bu yapıya suda partikül halde bulunan diğer yapılar da eklenerek gitgide büyür. Aslında çok sayıda faktör birlikte rol alır. Ancak, sıcaklık, durgun hava koşulları ve özellikle azot ve fosfor gibi besin elementleri miktarındaki artışlar bu canlıların aşırı çoğalmasına ya da müsilaj salmasına neden olur. Canlılar bir nevi değişen olumsuz ortam koşuluna bu şekilde yanıt verir,” dedi.

Müsilaj
İstanbul
Fotoğraf: AA

Bu tür yapıların suda bulanıklığa neden olduğu için ışık geçirgenliğini azalttığını ve ışığa ihtiyaç duyan canlıların yaşamını etkilediğini belirten Özdelice, “Hamsi, sardalya ve çaça gibi canlıları süzerek beslenen hayvanların süzme düzenekleri tıkanır ve canlılar yaşamlarını yitirir. Bu oluşum zaman içinde deniz dibine indiğinde ise orada bakteriyel faaliyetler sonucu oksijen tüketildiğinden, buradaki canlılar solunum yapamaz ve oksijensizlikten yaşamlarını yitirir. Bu da besin ağında olumsuz etkiler yaratır. Bu olaydan balıkçılık, akuakültür (yetiştiricilik) ve turizm gibi sektörler de etkilenir. Balıkçılar bu yoğun kitle ile dolu ağlarını çekemez ve denizde bırakmak zorunda kalırlar. Aynı zamanda randımanlı çalışan motorlarda da tıkanıklık yapabilir,” diye konuştu.

Müsilaj
Büyükada
Fotoğraf: AA

Müsilajın Marmara Denizi’ni sarmasının ve oldukça etkili olmasının nedeni hakkında da konuşan Özdelice, “Aslında fitoplankton dediğimiz tek hücreli canlıların ilkbahar dönemi artış yapması, beklenen bir durumdur. Ancak bunun bu kadar yoğunlukta müsilaja sebep vererek uzun süre kalması beklenilen bir durum değildir. Eğer suda bakır ve kurşun gibi ağır metaller bolsa canlılar bu müsilaj salınımını artırabilir. Sahra tozunda bulunan demir bakteri ve fitoplankton aktivitesinde artışa neden olmuş olabilir. Her şeyden önemlisi ise Karadeniz’den gelen yoğun su akışı ile birlikte, yoğun yağışlarla tarımsal alandan gelen gübre ve evsel-endüstriyel atıklardan gelen yük temel nedenler arasında olması,” ifadelerini kullandı.

Müsilaj
Tekirdağ
Fotoğraf: AA

Marmara Denizi’ndeki müsilaj probleminin çözümü hakkında önerilerde bulunan Özdelice, “İklim değişikliği tüm dünyanın sorunu aslında. Belki sıcaklık artışını değiştiremeyeceğiz ama en azından sera gazı oluşumunu tetikleyen fosil yakıt kullanımı, egzoz gibi salınımları mümkün olduğunca en aza indirerek, doğanın kendisini yenilemesine fırsatlar sunacak çevreci yaklaşımlı, doğa dostu şehir planlamalarıyla yeşil alanlar oluşturulması gerekiyor. Bu tek hücreli canlıların besinini oluşturan azot ve fosfor girdisinin kontrol altına alınması gerekli. Bunun için derin deniz deşarjından vazgeçilmeli, ileri teknolojilerle tam arıtma uygulanarak arıtım sağlanmalı ve dere yatakları da dâhil tüm baskı unsurları kontrol altına alınmalıdır,” dedi.

Müsilaj
Mudanya
Fotoğraf: AA

Müsilajın suda çözünen polimerler olduğuna dikkat çeken Özdelice, bu yapıların biyoteknolojik alanlarda çalışmaya uygun ve ekonomik kazanca dönüşebilir olduğunu da söyledi.

İstanbul Kanalı Projesi’nin müsilaj probleminin çoğalmasına neden olup olmayacağına yönelik sorumuzu da yanıtlayan Özdelice, “Bu soruya bir biyolog gözüyle cevap verecek olursam, şu an yaşananların gelecekte olabilecek olayların da habercisi olduğunu söyleyebilirim. Eğer ortam yoğun azot, fosfor yükü ve belirttiğim diğer unsurlarla birlikte buna sebep olabiliyorsa; yeni açılması planlanan kanal ile Tuna Nehri’nden gelecek besin elementi yükünü düşünürsek aslında hepimiz bu soruya yanıt vermiş oluruz. Unutmayalım ki tüm Orta ve Doğu Avrupa ile Balkanlar’ın atıklarını da içeren Tuna Nehri bizim nehirlerimizin toplamından çok daha fazla kirlilik yükü taşımaktadır,” açıklamalarında bulundu.

Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.