Ana sayfa Haberler Deniz Hukuku ve Sigorta Covid-19’un deniz taşımacılığı sözleşmelerine etkileri -I-

Covid-19’un deniz taşımacılığı sözleşmelerine etkileri -I-

0

Avukat Bilun Elmacıoğlu, Covid-19 salgınının deniz taşımacılığında kullanılan sözleşmeler bakımından tarafların sorumluluğuna etkilerini değerlendirdi

Covid-19 küresel salgını sosyal ve ticari hayatı pek çok açıdan olumsuz olarak etkilemiş ve etkilemeye devam etmektedir. Deniz taşımacılığı, küresel salgından en çok etkilenen ticari faaliyetlerin başında gelmektedir. Küresel salgın sebebi ile pek çok ülkede limanların salgın riskine karşı kapatılması, gemilerin hasta personel sebebi ile rotasını değiştirmesi ve/veya karantinaya alınması ekonomik açıdan telafisi zor zararlara sebebiyet vermektedir. Ekonomik zararın azaltılması için sektörü regüle eden kuruluşlar, sigorta şirketleri ve armatör/broker/kiracı firmalara düşen sorumluluk ve yükümlülükler gündeme alınmalı, ivedilikle olağanüstü durum için çözüm üretilmelidir. Bu anlamda Dünya Denizcilik Örgütü, BIMCO, UNCTAD ve IUMI (Uluslararası Deniz Sigortaları Birliği) gibi kuruluşların yayınlamış olduğu sektör rapor ve tavsiyeleri dikkate alınmalıdır.

Gemi kira sözleşmelerinden ortaya çıkabilecek sorunlar

Gemi kiralama sözleşmelerinde, özellikle zaman esaslı (time charterparty) sözleşmelerde genellikle ticari kusur ve idare kiracı üzerindedir. Ayrıntılı olarak örneklendirmek gerekir ise, hava koşulları sebebi ile limanların kapatılması, seferin geç tamamlanması, limandaki karantina ya da grev, geminin yük bulamaması gibi zararlara kiracı katlanmak zorundadır. Aynı zamanda, kiracı geminin güvenliği için gerekli tedbirleri almak zorundadır. Kiracı, geminin güvenliği için tedbir almaz ve bu sebeple gemide zarar meydana gelir ise bu zarara katlanmak zorundadır. Salgın hastalıklar da kiracının güvenli liman ve seyir güvenliği yükümlülüğü için önemli olan diğer bir konudur.

Sözleşme ve konşimentoda Lahey Kuralları veya Hague-Visby Kuralları uygulanacağına dair bir hüküm varsa bu konvansiyonlara göre karantina eylemleri muhtemel sorumsuzluk halleri içinde olacağından, bu hususa dayanılabilecektir. Her iki konvansiyon bakımından mücbir sebep hükmünün varlığı da yine duruma göre uygulanabilir olacaktır. Ancak bu karantina ya da karantinadan kaynaklanan sorunun, geminin seferin başlangıcında ve öncesinde (yükleme sırasında) sefere elverişli olmamasından, armatörün/kiraya verenin bu konudaki özen borcunu yerine getirmedeki kusur ve ihmalinden kaynaklanmaması gereklidir. Bu kapsamda Türk Hukukuna göre sorumluluğun sınırları “özen borcu” kavramına göre belirlenecektir. İngiliz Hukuku bakımından ise “sefere elverişli” olma hali dikkate alınacaktır.

Sefer esası (voyage charterparty) ile yapılan sözleşmelerde ise genel olarak zaman kaybı riski armatörün üstündedir. Bu sebeple özellikle yolculuk esaslı sözleşmelerde güncel durumda gidilecek olan limanların son durumunun kontrol edilmesi ve sürelerin buna göre hesaplanması, sözleşmede mutlaka BIMCO salgın hastalık klozu ve mücbir sebep klozuna yer verilmesi önem taşımaktadır.

Salgın hastalık nedeni ile beklemelerin, virüs kaynaklı masrafların (temizleme, tarama vs.), kimin üzerinde olacağı ve de müteakip seferin kaçırılmasından kaynaklı zararlara kimin katlanacağı gibi daha pek çok soru yakın zamanda tartışılacak konular arasında olacaktır ancak tarafların sorumluluklarının belirlenmesi açısından öncelikle sözleşmedeki uygulanacak hukuk, mücbir sebep ve salgın hastalık klozları önem taşımaktadır.

Karantina uygulanan limanlar bakımından

Gemilerin limana girmeden önce verdiği sağlık kontrol belgeleri salgın döneminde daha sıkı kontrole tabidir ve gidilecek olan limandaki salgın ve karantina uygulamaları ile ilgili önceden bilgi alınması önemlidir. Geminin geldiği limana göre karantina uygulanmaktadır. Bu durumda meydana gelen gecikme ve benzeri durumlarda zarara kimin katlanacağı önemlidir. Armatör, salgın hastalık sebebi ile geminin güvenli limana seyrini talep edebilir. Kiracı bu halde armatörün talebine uymak zorundadır, aksi halde zarara katlanır. Ancak yukarıda belirttiğimiz gibi sözleşmede buna uygun düzenlemeler yapılmalıdır. Zira 11 Mart 2020 itibarıyla Covid-19 Dünya Sağlık Örgütü tarafından “pandemi” ilan edilmiştir. Bu tarihten sonra yapılan sözleşmelerin mevcut duruma göre düzenlenmesi, salgın hastalık klozu ve mücbir sebep klozunun mutlaka sözleşmeye eklenmesi önem taşımaktadır.

Salgın hastalık klozu

Böyle bir klozun varlığı halinde, armatör ya da gemi kaptanı geminin bir yaygın veya salgın hastalığın olduğu alana/limana/yere gitmesi hususundaki kiracı talimatını kabul etmeyebilir. Salgın hastalık klozu ile salgın karşısında armatör ve kiracının hak ve yükümlülükleri düzenlenir. BIMCO tarafından düzenlenmiş Salgın Hastalık Klozları hem zaman esaslı hem de yolculuk esaslı carterparti sözleşmeler için önerilmekte ve bu klozların sözleşmede yer alması halinde hukuki açıdan yeterli olacağı belirtilmektedir.

Mücbir sebep (Force Majeure)

Uygulamada, mücbir sebep hali taraflar arasında akdedilen sözleşme ile bağlayıcılık kazanmaktadır. Aynı zamanda mücbir sebep somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmektedir.

Mücbir sebep, hayatın olağan akışında beklenmeyen hadiseler, öngörülemeyen haller ve doğa olayları sebebi ile karşılaşılan sorumluluk ve zararları düzenler. Burada olağan akışa aykırılık, öngörülemezlik ve beklenmedik hal iki temel özelliktir. Belirtmek gerekir ki, mücbir sebep klozu sözleşmenin her iki tarafını da kapsamalıdır. Mücbir sebep halinin, taraflar arasında akdedilen sözleşme esnasında öngörülememesi, bilinememesi ve taraflardan kaynaklanmaması gerekir. Bu hali ile mevcut durumda akdedilen sözleşmelere COVID-19 mücbir sebep olarak dahil edilemeyebilir. Zira bilinen ve öngörülen hale gelmiştir. Bu sebeple özellikle Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemik ilan edildiği tarih itibariyle sözleşmelere salgın hastalık klozunun eklenmesi önemlidir.

Aşırı ifa güçlüğü (“Frustration”)

Aşırı ifa güçlüğü sözleşme taraflarının elinde olmaksızın, sonradan ortaya çıkan beklenmeyen bir durum nedeni ile sözleşmeden doğan sorumluluklarını yerine getirememeleri durumunda onlara hiçbir sorumluluk yüklemeden bu borçlarından kurtulma imkânı sağlamaktadır. Bu halde de yine olağanüstü durum sebebi ile öngörülemeyen olaylar sonucunda ifanın yerine getirilememesi söz konusudur. Aşırı ifa güçlüğü, taraflar arasında akdedilen sözleşmede mücbir sebep kararlaştırılmamış ise başvurulacak bir yoldur ve aşırı ifa güçlüğü sebebi ile taraflar sözleşmede değişiklik talebinde bulunabilir.

Bu makale temel hukuk prensipleri ve güncel bilgiler ışığında hazırlanmıştır. BIMCO salgın hastalık klozlarına (IOCD) BIMCO’nun yayınlarından ve web sayfasından ulaşılabilir. Her iki klozla ilgili sorulan soru ve cevaplardan derlenen makalenin devamı da yayımlanacaktır. Özellikle Covid-19’un 11 Mart 2020 itibarıyla Dünya Sağlık Örgütü tarafından “pandemi” ilan edilmesinden sonra imzalanacak yeni sözleşmelere BIMCO Salgın hastalık klozunun eklenmesini önermekteyiz. Güncel gelişmeleri takip etmenizi ve sözleşmelerdeki düzenlemeleri güncel düzenlemelere göre yapmanızı tavsiye ederiz.

 

Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.