Ana sayfa Editörün Seçtikleri Arktik jeopolitiğinde dinamik gelişmeler

Arktik jeopolitiğinde dinamik gelişmeler

0
Dynamic developments Arktik jeopolitiğinde dinamik gelişmeler in geopolitics in the Arctic

Mayıs ayı İsveç ve Finlandiya marjında yaşanan gelişmeler nedeniyle oldukça sıcak geçti. Dinamik işleyen süreç hiç şüphe yok ki 29-30 Haziran’da düzenlenecek NATO Zirvesi’ne dek gündemi meşgul edecek. Her iki ülkenin NATO’ya üyelik süreçlerine yönelik gelişmeler ve yapılan açıklamalar, ilerleyen günlerde Ukrayna krizini perdeleyebilecek gelişmelerin yaşanmasına neden olabilir Arktik jeopolitiğinde dinamik gelişmeler

Jeopolitik kaynama noktaları
Gelinen aşamada jeopolitik kaynama noktası olarak öne çıkan Ukrayna’ya, artık Arktik Bölgesi’nin de ekleneceğini öngörebiliriz. Mevcut konjonktürde üç kriz bölgesi öne çıkıyor. Ukrayna, Tayvan ve Arktik… Ukrayna savaşı devam ediyor. Ukrayna’da yaşananlardan sonra Çin’in, Tayvan özelinde frene bastığı ve ihtiyatlı bir politikaya evrildiğini görüyoruz. Finlandiya ve İsveç’in hamlesinden sonra Rusya’nın kuzeyden baskılanacağı yeni bir döneme giriyoruz.

Bu köşenin müdavimleri hatırlayacaktır. Arktik coğrafyasının küresel rekabete ev sahipliği yapacağına uzun süredir temas ediyoruz. Yakın geçmişte kuzeyde ön alan ve yoğun jeopolitik kazanımlar elde eden Rusya’ya karşı ABD ve İngiltere öncülüğündeki trans Atlantik bloğun kayıtsız kalmayacağını, bölgede gerilimin tedricen artacağını ifade etmiştik.

Küresel fay hatları
Başka bir ifade ile küresel jeopolitikte harekete geçme potansiyeline sahip üç stratejik fay hattı bulunmaktaydı. İlki -artık- kırılan Ukrayna fay hattı. İkincisi Asya-Pasifik bölgesinde yer alan ve -şimdilik- sakin görünen Tayvan fayı. Üçüncüsü ise her geçen gün yoğun enerji birikmesini gözlediğimiz ve bilhassa Ukrayna krizi sonrası hareketlenen Arktik fayı. Öngörümüz İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğinin Arktik fayında kaçınılmaz bir tektonik kırılmaya neden olacağı şeklinde. Bu durum kuşkusuz jeopolitikte yeni bir döneme girilmesine vesile olacak. Kuzey bölgesini kadrajımıza alalım ve mayıs ayında meydana gelen gelişmelere odaklanalım.

Finlandiya ve İsveç’in hamleleri
Kuzeydeki gerilimin fitilini mayıs ayı başında İsveç Dışişleri Bakanı Linde ateşledi. ABD’de muhatabı Blinken ile görüşen Linde, ABD’nin olası bir NATO başvurusu durumunda İsveç ve Finlandiya’ya güvenlik garantisi verdiğini aktardı. Linde ayrıca, “Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliği Kuzey Kutbu ve Baltık Denizi bölgesinde olumlu bir güvenlik politikasına neden olacaktır. Bu nedenle ABD, ülkemize ve Finlandiya’ya farklı türde güvenlik garantileri sağlamaya hazır olduğunu belirtti” açıklamasında bulundu.

Bu argümana ilk karşıt görüş Hırvatistan cenahından geldi. Hırvatistan Cumhurbaşkanı Milanovic, ben olsam İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğini veto ederim çıkışında bulundu.

İsveç’in çıkışını tamamlar mahiyette, AB’ye üye olmasına rağmen 1917 yılından bu yana askeri olarak “tarafsız” konumunu sürdüren Finlandiya’dan da iddialı bir açıklama geldi. Finlandiya’nın AB ile ilişkilerden sorumlu Bakanı Tuppurainen, Fin toplumunda NATO’ya yönelik yaşanan olumlu değişimin doğal olduğunu ifade ederek “Hiç kimse Putin’in Ukrayna’da böyle bir şey yapacağını beklemiyordu” ifadelerini kullandı. Kurulduğu günden beri hiçbir NATO üyesinin saldırıya uğramadığını kaydeden Tuppurainen bu gerçeğin kendileri için de önemli bir “güvenlik garantisi” olduğunun altını çizdi.

İngiltere’den İsveç ve Finlandiya’ya güçlü destek
İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üyelik isteğini yüksek sesle dile getirmesine güçlü destek İngiltere’den geldi. 10 Mayıs’ta İngiltere Başbakanı Johnson, aynı gün içinde önce Stockholm’de İsveçli mevkidaşı Andersson ile ardından Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö ile bir güvenlik antlaşması akdetti. Antlaşma ile İngiltere, İsveç ve Finlandiya’nın saldırıya uğraması durumunda gerekli desteği vereceği vaadinde bulundu. Güvenlik alanında işbirliği, istihbarat paylaşımı ve ortak askeri faaliyetlerin yapılmasını kapsayan antlaşma, her iki ülkenin fiilen NATO’ya üye olmasına dek geçecek sürede iki ülkenin maruz kalabileceği olası tehditleri caydırmayı hedefliyor.

İngiltere Başbakanı Johnson yaptığı açıklamada, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin, Avrupa güvenlik denklemini değiştirdiğine işaret ederek, “Soğuk Savaş sonrası dönemin sonunu gördük ve Ukrayna’nın işgali ne yazık ki yeni bir sayfa açtı” ifadesini kullandı. İngiltere’nin Finlandiya ve İsveç’e olan perspektifinin bölgenin NATO üyesi ve başat aktörü Norveç tarafından da desteklendiğini hatırlatalım.

Finlandiya Cumhurbaşkanı Niinisto ise NATO’ya olası katılımlarının “kimseye karşı” olmayacağı değerlendirmesinde bulundu. Niinisto, Finlandiya’nın NATO’ya katılma kararının Rusya’yı kışkırtıp kışkırtmayacağı sorusuna cevaben, ülkesinin NATO’ya katılma tartışmasının yeni olmadığını ve bunun radikal bir değişiklik anlamına gelmeyeceğini, zira 24 Şubat’ta Ukrayna’ya başlattığı işgalin yanı sıra Rusya’nın, Finlandiya ve İsveç’in “kendi iradelerine” sahip olmadığı açıklamalarının bölgedeki resmi bütünüyle değiştirdiğini vurguladı.

Finlandiya ve İsveç NATO’ya başvurma kararı aldı
Finlandiya’nın NATO üyeliğine başvurma kararı almasından kısa süre sonra İsveç’ten de benzer hamle geldi. İsveç’te iktidarda bulunan Sosyal Demokrat Parti’den yapılan açıklamada, ülkenin NATO üyeliğine başvurmak için resmen karar aldığı ilan edildi.

İsveç’te nükleer silahların veya kalıcı NATO askeri üslerinin yerleştirilmesine karşı olunduğu vurgulanan açıklamada, “Sosyal Demokratlar, başvurunun onaylanması halinde İsveç’in nükleer silahların konuşlandırılmasına ve İsveç topraklarında kalıcı üslere karşı tek taraflı çekincelerini dile getirmesini sağlamak için çalışacak” ifadelerine yer verildi.

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg: Memnunuz
Finlandiya Cumhurbaşkanı Niinistö ve Başbakanı Marin’in “gecikmeden NATO üyeliğine başvurulması gerektiğini” bildiren ortak açıklamasına yönelik değerlendirmede bulunan NATO Genel Sekreteri Stoltenberg ise ortak açıklamayı memnuniyetle karşıladığını, bunun Finlandiya’nın egemen kararı olduğunu, NATO’nun karara saygı gösterdiğini vurguladı.

Rusya: Askeri adımlar atmak durumunda kalacağız
Gelişmelere ilk tepki Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan geldi. Yapılan açıklamada Finlandiya’nın NATO’ya katılımı durumunda Rusya’nın ulusal güvenliğine yönelik tehditleri durdurmak için askeri nitelikte misilleme yapılması gerekeceği kaydedildi.

Finlandiya’nın NATO’ya katılmak için başvuru kararını, bu ülkenin dış politikasında “köklü bir değişiklik” olarak nitelendiren açıklamada, Finlandiya’nın on yıllardır sürdürdüğü askeri bağlantısızlık politikasının, Kuzey Avrupa Bölgesi’nde istikrara hizmet ettiği ve Finlandiya’nın güvenliğine katkı sağladığı belirtildi.

Rusya’nın Finlandiya’ya karşı düşmanca bir niyeti olmadığına dair güvence verildiği, buna karşın Finlandiya tarafını ittifaka üye olmaktan başka bir alternatifin olmadığına ikna eden NATO’nun amacının esasen açık olduğu, Rusya sınırlarına doğru genişlemeye devam etmenin, Rusya’ya yönelik askeri bir tehdit için başka bir kanat oluşturmak anlamına geldiği ifade edildi.

Putin: NATO’nun İsveç ve Finlandiya’ya genişlemesinde doğrudan tehdit yok
Rusya tarafından İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine yönelik üst seviyeli açıklama Devlet Başkanı Putin’den geldi. Rusya’nın İsveç ve Finlandiya ile bir sorunu olmadığını belirten Putin, “NATO’nun İsveç ve Finlandiya’ya genişlemesinde Rusya’ya doğrudan tehdit yok ancak askeri altyapının bu bölgeye genişletilmesi tepkimizi tetikleyecek” ifadelerini kullandı.

Putin bu genişlemenin tamamen “ABD’nin dış politik çıkarları istikametinde sunî olarak yaratılmış bir sorun” olduğunu kaydederek, NATO’nun dış politika aracı olarak agresif bir şekilde kullanılmasının zaten zor olan uluslararası güvenlik ortamını daha da kötüleştirdiğini vurguladı.

Finlandiya ve İsveç NATO’ya resmi üyelik başvurularını yaptı
Dinamik işleyen süreç bağlamında beklenen hamle 18 Mayıs’ta atıldı. Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya akredite büyükelçileri, NATO’ya üyelik için resmi başvuru mektuplarını NATO Genel Sekreteri Stoltenberg’e eş zamanlı olarak sundular.

Stoltenberg cevaben her ülkenin kendi yolunu seçme hakkı bulunduğunu belirterek iki ülkenin taleplerini memnuniyetle karşıladığını ifade etti. “Bugün yaptığınız başvurular tarihi bir adımdır. Şimdi müttefikler NATO’ya giden yolu değerlendirecek. Tüm müttefiklerin güvenlik endişeleri dikkate alınmalıdır. Tüm meseleleri detaylıca ele almada ve hızlı bir sonuca varmada kararlıyız” ifadelerini kullanan Stoltenberg, tüm müttefiklerin NATO’nun genişleme ihtiyacı konusunda mutabık olduğunun altını çizdi.

Rusya: Finlandiya’nın üyeliğine tepkimiz sürpriz olacak
Rusya’nın karşı hamlesi gecikmedi. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Zaharova, Finlandiya’nın NATO’ya üyelik başvurusuna verecekleri yanıtın “sürpriz” olacağını bildirdi. Zaharova, Finlandiya’nın üyeliğine yönelik Rusya’nın yanıtına ilişkin kararın tüm faktörler ve özellikler dikkate alındıktan sonra öncelikle ordu tarafından alınacağını ifade etti.

Bu arada Rusya Dışişleri Bakanlığı, İsveç’in NATO’ya üyelik kararına yönelik ise tepkilerinin, bu ülkeye yabancı askeri üsler ve silahların konuşlandırılmasına bağlı olacağını bildirdi.

Kritik eşik: NATO Zirvesi
Her iki ülkenin resmi başvuruları 29-30 Haziran’da gerçekleştirilecek olan NATO Liderler Zirvesi’nde karara bağlanacak. İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılması için ittifakın 30 üyesinin de onayı gerekiyor.

NATO’da oybirliği sağlanması durumunda, Finlandiya ve İsveç’in katılım başvurusuna ilişkin müzakere süreci başlatılacak. Müzakerelerin tamamlanmasının ardından katılım kararının 30 müttefik ülkenin parlamentolarında onaylanması gerektiğini hatırlatalım.

Baltık Bölgesinin Truva Atı: Kaliningrad
Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya üyeliklerine karşı çıkan Rusya, Ukrayna’dan farklı olarak hadiseyi bir “kırmızı çizgi” olarak nitelendirmiyor. Nitekim Putin’in, “NATO’nun İsveç ve Finlandiya’ya genişlemesinde Rusya’ya doğrudan tehdit yok” açıklaması bu yaklaşımı teyit ediyor. Rusya bakımından tehdit değerlendirmesi bağlamında İsveç ve Finlandiya teraziye konduğunda, şüphesiz Finlandiya ağır basıyor. Rusya, Finlandiya’nın üyeliğine daha agresif tepki gösteriyor.

İki ülkenin üyelik süreçlerini tamamlamaları durumunda Rusya’nın muhtemel cevabı Finlandiya ile olan sınır hattı ve Kaliningrad’taki silahlanma gayretlerini artırmak şeklinde olacaktır. Bölgedeki askeri faaliyetlerini ivmelendirmesi kesin olan Rusya, sınır bölgelerinde askeri gücünü konsolide edecek ve çeşitlendirecektir. Silahlanma gayretlerinin şüphesiz Arktik Bölgesi’ne doğrudan komplikasyonları olacaktır.

Kısa vadede gerilimin merkezini Baltık Bölgesi oluşturacaktır. Nitekim, Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya üyelikleri sonrası Baltık Bölgesi’nden tecrit edilecek Rusya, Kaliningrad’a özel önem atfedecek, gerilim stratejisinin dozajına göre bölgeye nükleer silah dahi konuşlandırabilecektir. Zaharova’nın bahsettiği “sürpriz” nükleer silahlar olabilir. Bu minvalde Baltık Bölgesi’nde tecrit edilecek Rusya, Kaliningrad özelinde yapacağı hamlelerle bölge jeopolitiğini kontrol altında tutmayı deneyecektir.

Dimyata giderken…
Geçen ay vurgulamıştık, hatırlatalım. Savaş sahnesinde yaşanan fiziki kayıpları bir tarafa koyacak olursak, Ukrayna savaşının Rusya bakımından telafi edilemez kayıpları muhtemelen kuzey bölgesinde yaşanacak. Zira, Rusya büyük bir stratejik hata yaptı. Moskova’nın Ukrayna’yı işgali, İsveç ve Finlandiya’nın güvenlik stratejilerini değiştirmesine neden oldu. Kuzeyde yaşanan bu paradigma değişikliği hiç şüphe yok ki Arktik Bölgesi’nde yeni bir dönemin başlamasıyla sonuçlandı.

Rusya son kertede Ukrayna savaşı sonrası doğu sınırını emniyete alarak Ukrayna’nın NATO üyeliğini engellemiş olacak, lâkin kuzeyin başat iki ülkesinin NATO’ya girişi ile kuzeyden çevrelenerek, önem atfettiği Baltık ve Arktik Bölgelerinden izole edilme tehlikesiyle karşı karşıya kalacak.

Türkiye sessiz diplomasi tatbik etmelidir
Son olarak ülkemizin Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya üyeliklerine yönelik tutumuna değinelim. Bu satırların yazıldığı 20 Mayıs tarihinde tüm dünya Türkiye’nin iki ülkenin üyeliğini veto edeceği çıkışını konuşuyordu. Esasen Türkiye, terörün her türlüsünü koşulsuz ve umarsız bir şekilde destekleyen her iki ülkenin üyeliklerine tepki göstermekte sonuna dek haklıdır. Lâkin bunun kamuoyu önünde ve popülist söylemlerle yapılması hatalıdır. Türkiye sessiz diplomasi tatbik etmeli, sütre gerisinde haklılığını perçinleyecek ve çok boyutlu kazanımlar elde edecek stratejiler uygulamalıdır. Aksi taktirde Türkiye, Rusya’ya dolaylı destek sağlayan ülke görüntüsü verebilecek, NATO’da tek başına kalabilecek ve izole edilme tehlikesi ile karşı karşıya kalabilecektir.

Finlandiya ile İsveç aynı sepete konmamalıdır
Diğer taraftan Finlandiya ile İsveç’i birbirinden ayırmak gerekmektedir. İki ülkeye aynı dozajda tepki vermek hatalı olacaktır. Bugüne dek İsveç ve Finlandiya’nın PKK/YPG konusundaki tutumları AB paralelinde olmuştur. Ancak, Finlandiya daha ılımlı bir politika takip etmiş, NATO’nun güneydoğu kanat ülkesi olan Türkiye ile kendi güvenlik kaygıları arasında paralellik kurarak ülkemiz ile diyalog ve işbirliği içinde bulunmaya özen göstermiştir.

İsveç ise ülkesindeki Kürt diasporasının etkisi altında kalarak Türkiye’ye karşı mesnetsiz ve provokatif söylemler kullanmış, bu hareket tarzını eyleme dökerek teröristlerin iadesini kabul etmemiş, silah satış lisanslarını bloke etmiş, parlamentosuna teröristlerin girmesine engel olmamıştır. İsveç’in PYD’yi açıktan maddi olarak desteklemesi ve silah yardımında bulunması ise iki ülke arasındaki ilişkilerde bardağı taşırmıştır.

Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.