Ana sayfa Haberler Enerji Yüzer nükleer güç santrali Lomonosov

Yüzer nükleer güç santrali Lomonosov

0
Gemi İnşa Mühendisi Emre Öztürk, Kuzeydoğu Sibirya’ya doğru yola çıkan ve çevreci örgütlerin “Buzlar üzerindeki Çernobil” olarak isimlendirdiği dünyanın tek yüzer nükleer güç santralini MarineDeal News okurları için kaleme aldı
Aralık ayında dünyanın ilk yüzer nükleer güç santrali devreye giriyor. Adını ünlü Rus doğa bilimci, fizikçi ve kimyacı Mikhail Vasilyevich Lomonosov’dan alan bu güç santrali, önümüzdeki aylarda Rus arktikasının doğusunda, Çukotka Özerk Okruğu’nda yer alan Pevek Limanı’nda elektrik üretimine başlayacak.
Aslında yüzen bir nükleer santral kurma fikri Amerikalılara ait. Bu serüven 1967’de Sturgis isimli bir kargo gemisinin ambarlarının bir reaktör dairesine çevrilmesi ile başlamış. Sonrasında bu gemi 8 yıl Panama Kanal Bölgesi’nde elektrik üretmiş. Yüksek işletme maliyetleri nedeniyle de 1986’da emekli edilmiş. Sonrasında bu alanda Akademik Lomonosov’a kadar herhangi bir çalışma yapılmamış.

Emre Öztürk

Rusya’nın yeraltı kaynaklarınca zengin ama ulaşım ve enerji altyapısı yeterli olmayan maden bölgelerindeki enerji sorunlarını çözme politikası çerçevesinde ortaya çıkan yüzer nükleer santral projesi kapsamındaki 7 santralin ilki olan Akademik Lomonosov, Rus bayrağının renklerine boyanmış. Santral, Moskova’nın 6,000 km doğusunda yer alan 5,000 nüfuslu Pevek şehri limanına demirleyecek. Söz konusu proje, aynı zamanda Rusya’nın Kuzey Kutbu’ndaki hidrokarbon kaynaklarına yöneliminde de önemli bir adım olarak görülüyor.
Sadece uçak veya gemiyle ulaşım sağlanabilen Çukotka’da Rusya’nın gayrı safi milli hasılasının yaklaşık yüzde 20’sine denk gelen değerde maden çıkarılmakta. Kuzey Kutup dairesinin 640 km kuzeyinde yer alan şehrin enerji ihtiyacı şu ana kadar dünyanın en kuzeyinde yer alan santral olan Bilibino santralinden karşılanmakta. Akademik Lomonosov’un devreye girmesiyle, 45 yaşındaki, 3 reaktörlü, 36 MW kapasiteli Bilibino Nükleer Santrali de kapatılacak. Böylece Akademik Lomonosov dünyanın en kuzeyinde yer alan nükleer santral unvanını da elde etmiş olacak.
Peki, 70 MW kapasite diyoruz ama 70 MW ne kadar fazla? Öncelikle şunu belirtelim: Kapatılacak olan 36 MW gücündeki Bilibino Santrali’nin yaklaşık 2 katı. Yani bölgenin ihtiyacını fazlasıyla karşılayabilecek. Yaklaşık 100 bin evin elektrik ihtiyacını cevaplayabilir. Ama aklınıza büyük bir santral de gelmesin hemen. Çorum’daki Kargı Hidroelektrik Santrali’nin kapasitesi 102 MW. Yani Lomonosov, orta büyüklükte bir hidroelektrik santral kadar enerji üretemiyor. Peki Akkuyu Nükleer Enerji Santrali’yle kıyaslarsak? Sonuç yine hüsran. Akkuyu’nun kapasitesi 4,800 MW, yani Akademik Lomonosov’un kapasitesinin 68 katı.
Uluslararası Çevre Örgütü Greenpeace, Lomonosov’u buzlar üzerinde bir Çernobil veya nükleer Titanik olarak nitelendirse de santralin işletmecisi Rosatom şirketinin yetkilileri Çernobil ve Fukushima’dan gerekli dersleri aldıklarını söylüyorlar. Bildirdiklerine göre santral 9 şiddetinde bir fırtınada hasar görmeyecek şekilde tasarlanmış. Bir tsunami santrali karaya taşısa dahi, 24 saat boyunca denizden soğutma suyu almadan reaktörlerin soğutabileceğinin altını çiziyorlar. Batılı uzmanlar ise 2 çalışan reaktörün acil durumda 24 saat soğutulmasının güvenlik için yeterli olmayacağını bildiriyorlar ve kendi tasarımlarının 72 saat soğutma suyu sağlanamaması durumunda tesisin güvenlik sorunu yaşamadan kendine yetebilmesini dizayn parametresi olarak belirlemişler. Ruslar ise nükleer tahrikli buzkıran gemileri ve nükleer denizaltılarından gelen işletme tecrübelerine ve teknolojilerine güveniyor.
Lomonosov’un reaktörleri buzkıran gemilerinde kullanılan reaktörlerden. Çekirdek 1 metre 20 santim çapında ve 1 metre 20 santim yüksekliğinde. 121 adet yakıt çubuğu alabiliyor. 8 adet normal kullanım için, 3 adet ise acil durumlar için kontrol çubuğu bulunuyor. Kullanılan yakıt ise az zenginleştirilmiş Uranyum 235. Santral yüzde 23 verimlilikte çalışıyor. Yani tek reaktör yaklaşık 150 MW ısı üretiyor, ancak proses kayıpları nedeniyle bunun 35 MW’lık kısmını elektriğe dönüştürebiliyor. Verimi yüksek tutabilmek için ortalama sıcaklığın -9 derece olan şehirde ısınma ihtiyacına da cevap verebilmesi planlanmış. Bunun için Rus mühendisler reaktörde ısıtılan suyun, şehrin sıcak su şebekesini ısıtmasıyla atık ısıdan faydalanmayı düşünmüşler.
3 veya 4 yılda bir yakıt değiştirilmesi gereken santralde, yakıt değişiminin reaktör tamamen durduktan sonra yaklaşık 2 hafta süreceği hesaplanmış. Yüzer santralin boyu 144 metre, eni ise 30 metre. Ağırlığı 21 bin 500 ton. Çalışacağı bölgedeki deniz derinliğinin en az 10 metre olması gerek. Aralarında reaktör operatörü, özel güvenlik görevlisi, denizci, bakımcı bulunan toplam 300 personelden 69 tanesi aynı anda santralde bulunacak ve dönüşümlü olarak çalışacaklar. Santralde yüzme havuzu, sauna ve spor salonu da bulunuyor.
Lomonosov, yüzen bir santral olmakla birlikte kendi gücüyle ilerleyemiyor. Yıllar boyu aynı konumda kalacağı için bir itki sistemi konulması gerekli görülmemiş olmalı. İnşa edildiği St. Petersburg’daki tersaneden römorkörlerle çekilerek istenilen bölgeye götürülmesi planlanmış. Nükleer yakıtın yüklendiği Murmansk Limanı’ndan son durağı Pevek şehrine götürülmesinin ise yaklaşık 1 ay süreceği tahmin ediliyor. Çünkü azami hızı saatte 7 kilometre kadar.
Gelelim fiyatına. Lomonosov’un fiyat etiketi yaklaşık 350 milyon dolar. Ancak bunun içinde ilk tasarım faaliyetleri de olduğundan daha sonra yapılacak santrallerin üretim maliyetlerinin daha düşük olacağı tahmin ediliyor. 7 tane yapılması planlanmış. Lomonosov serinin ilki. Yine mukayese edebilmek için Akkuyu Santrali’nin maliyetinin 20 milyar dolar civarında olacağı öngörülüyor. Yani her 1 MW kapasite için maliyetler birbirine uzak değil.
Santralin karbon salınımı bir kömür veya gaz santrali ile kıyaslanamayacak kadar düşük olacağı için çevreci olduğu söylense de Greenpeace, Bellona gibi sivil toplum kuruluşları aynı fikirde değiller. Bacası olmayan bir güç santrali de olsa reaktörü soğutmak için deniz suyunu ısıtmak zorunda olması, Lomonosov’un uzun vadede bölgede olumsuz ekolojik etkilere yol açacağını düşündürüyor.
Ayrıca Lomonosov’u zorlu çalışma koşulları bekliyor. Ortalama sıcaklığın -9 derece olduğu bölgede deniz, yılın 9 ayı donmuş oluyor. Yılın çoğu zamanı santrale uçak haricinde ulaşım imkânı olmayacak. Bu nedenle santral bakım onarım faaliyetleri için uzunca bir süre yetebilecek kadar donanımı yanında bulundurmak durumunda.
Lomonosov enerji sektörü içinde yeni ufuklar açmış ve benzer projelere ilham kaynağı olmuş gibi görünüyor. Çin kendi yüzer nükleer santralinin inşasına başlamış. 2020’de elektrik üretmeyi planlıyorlar. Enerji altyapısı olmayan adalarda, deniz yatağındaki maden havzalarında çalışacak platformların enerji sorunlarını çözmeyi hedefliyor.
Bu konuda çok daha uç bir fikir Fransa’dan. Naval Group isimli Fransız şirketi deniz tabanına yerleştireceği Flexblue isimli bir reaktör tasarımı üzerinde çalışıyor. Okyanusun yaklaşık 100 metre altında 100 metre uzunluğunda 14 metre çapında olan reaktör bu konseptle radyoaktif sızıntı ihtimaline karşı yakın bölgedeki yaşamı azami derecede korumuş oluyor. 50 ve 250 MW kapasiteler üzerinde çalışıyorlar.
Dünyaca ünlü Amerikan Üniversitesi MIT de yüzer nükleer santralleri radarına almış görünüyor. MIT, kıyıdan 12- 15 km uzaklıkta deniz tabanına halatlar ve zincirlerle sabitlenecek, elektriğin ise deniz tabanına döşenmiş kablolarla karaya iletildiği santraller üzerinde çalışıyor. Bu şekilde reaktörü deprem, tsunamiden korumayı; insanlardan ve tarım alanlarından güvenli bir uzaklıkta tutmayı amaçlamışlar. Bu konsepte açık deniz nükleer santrali ismini vermiş. Üstelik Lomonosov gibi düşük kapasitelerde değil 1,000 MW gibi kapasiteleri hedeflemişler.