Ana sayfa Yazarlar Ne mutlu Türk’üm diyene!

Ne mutlu Türk’üm diyene!

0

Vatan sağolsun!

Türk evladı, sustuuu, sustuu, sustu ve en sonunda bir nefeste yine hainleri çıktıkları deliğe göndermeyi birlikte başardı.

Bugün inancımızda hiç bir yere koyamadığım, kendim de şahit olduğum bir yanlıştan dönmek vaktidir. Aziz Atatürk’e, Silah Arkadaşlarına ve tüm şehitlerimize Cuma Hutbelerinde Fatiha göndermeyi yasaklayanlar vicdanen nasıl hissediyorlar? Milletimizden özür dileyecek yürekleri var mı? “Ulusçuluk da neymiş canım, Dünya küreselleşiyor” diyenler ile onlara ses çıkarmayanlar, utanıyorlar mıdır?

Yuva eğitiminden başlayarak, çocuklarımızı Devletimizin Kurucusuna karşı zehirleyenler, onun ülküsünden, İslamın gerçeklerinden ayırıp hurafelerle kindar bir nesil yetiştirmeye gayret edenler, okullarda And’ımızı yasaklayıp her türlü ilmi, fenni çağdaş gelişimin önünü tıkayan bir sistemi dayatanlar pişman mıdırlar?

“Türk’üm, doğruyum, çalışkanım. İlkem, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi, özümden çok sevmektir. Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir” demenin bu Vatana, çocuklarımıza ne zararı vardır? Binlerce yıldır Devlet olan Türkler’in övünecek, gurur duyulacak onca başarısı varken, Devletin tüm kurumlarının önünden ‘TC’yi kaldırmakla kimlere hizmet edildi? Bugün aslen Amerikalı olmayanlar, “Ben Amerikalıyım” demiyorlar mı, diyorlar! O vakit Türk olmayıp, Türk’üm diyebilmenin, demek istenmesinin altındaki derin felsefeden niye çekiniyorlar ve saklamak istiyorlar?

Uzak değil, 80’lerden bu yana kaynatılan “Ortadoğu niye bu haldedir? Biraz daha geriye uzanırsak, İstiklal mücadelesinde onca doktorunu, mühendisini şehit veren yorgun Türkiyem’de ayağa kalkma mücadelesi veren milletimin her alanda gelişimi için kurulmuş Köy Enstitüleri neden kapatılmıştır?” sorusuna kafa yormayanlar, devekuşu misali kafayı kuma gömenler… Tehlikesi dünden belli bu gerçeği neden göremediler? Geçmişten ders almazsak nasıl varolma savaşı verip geleceğimizi inşa edeceğiz? Gelecek nesile nasıl hesap vereceğiz?

“Ey büyük Atatürk! demekten çekinmeyin. O’nu erdemli, kamil bir insan olarak yaratan Güzel Allah’ım bundan ziyadesiyle memnun olur.

“Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim,” deyin gari ve içselleştirin bunu, korkmayın şifası büyük, ben denedim, vicdanen gönlünüz Allah katında da kul nazarında da Vatan sevgisiyle yüceliyor.

Çok üzgünüm çoook… Her duası “Vatan” ile başlayan biri olarak, Türk’ün Türk’e bu ettiğine de şahit olduk, Türk’ün Türk’e nasıl düşman edildiğini gördük. Bunların Türk olup da “hakim, polis, asker, öğretmen, hoca, imam” olduğuna kimse beni inandıramaz, geçiniz. Türkoğlu Türk bu hainliği yapmaz! Bu hain saldırı, isyan, kalkışma adı her neyse, tarih boyunca unutulmayacak, unutturmayacağız! Bundan 37 yıl önce planlanıp bugünümüzde patlamak üzere avucumuza bırakılan bir canlı bombaya biri daha eklendi, iki avucumuz da dolu, peki bu hain saldırı da, 10-15 yıl sonrasının hain bir hesabı mıdır? Dünyada çeşitli okullarda Türkçe yaygınlaştırılıyor adı altında Türkiye’ye karşı onlarca militan mı yetiştiriliyor? Bu gelecek açısından egemenliğimize karşı bir tehdit midir?

Eminim,Sayın Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız ile tüm Devlet erkleri bu konuda da gerekli önlemleri ivedilikle alacaklardır.

Türkiye ordusuz düşünülemez, ordu siyasileşirse geleneği, mayası bozulur! TSK içindeki rütbeli askerlerimiz,  amirallerimiz uyarmışken, emniyet mensuplarımız bu sızıntılar hakkında uyarmışken, meslekten türlü oyunlarla göz göre göre uzaklaştırılmalarına seyirci kalanların, Genelkurmay Başkanı’nı terörist diye hapse atanların, önce kendisini sorgulaması gerekir, Ordumuzun ve Emniyet Teşkilatımızın kısa sürede kendini toparlayacağına inanıyorum, yeter ki gerekli önlemleri alabilelim. Bir yanlışı, diğer bir yanlışla kapatmak bize zaman kaybettirmez mi?

“Varlığım Türk varlığına armağan olsun.” diyebilen nice nesli daha inşa edecek, genç subaylarımızı, erlerimizi, polislerimizi Vatan için yetiştirmekten geri durmayacağız.

Bugün değil; uzun yıllardır her alanda önümüzü tıkadılar, yarattıkları terör örgütleriyle bizim doğrulmamıza imkan vermeden yordular, eğitimden, emniyete, yargıdan, sağlığa, tüm kamu alanlarından Türk iş dünyasına, siyasete kadar her alanda bunu yaptılar, kendi gemilerimizi üretmemizi istemediler, her iktidara türlü oyunlar oynayarak, geçmişte uğradıkları bozgunun kinini yine kirli oyunlarıyla kusup öc almaya çalıştılar, bu nasıl bir insanlıktır? Bunu bilip de susmak, dost görünmeye çalışmak… Başaramadılar, çünkü Ata’m bize öğretmişti: Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Ve demişti ki; Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

Yıllardır yok yere şehit verdiğimiz Mehmetçiklerimiz, hain bir kurşunla beyinleri susturulan gazetecilerimiz, siyasi adamlarımız, askerlerimiz, onlarca Vatan evladı… Milletime yıllarca geri kültürleri dayatıp, kendi kimliği unutturulmaya, yüzü sadece secdeye eğilenlere de boyun eğdirmeye, kendi özlerinden kopartmaya çalıştılar, ama artık yemez köylüü!

Ziya Gökalp’in tarifine göre millet, “dilce, dince, ahlâkça ve güzellik duygusu bakımından ortak olan, yani aynı terbiyeyi almış fertlerden meydana gelen bir topluluktur.” Milletimden umutluyum. Asil Türk Evladı kimmiş, tüm dünya bir kere daha gördü. Evde oturanlar, sokaklara taşanlar herkesin kendince bir bilgeliği vardı. Okumuş, okumamış… Gördüm ki, Aziz Milletim bir oldu ve bu oyuna gelmedi! İşte Türk Milletinin iradesinin ne zaman tecelli edeceği damarlarındaki asil kanda mevcut, anladılar!

Askeri, siyasi, ilmi, edebi, fikri kısacası çok yönlü müthiş bir Deha’nın eseridir, son Türk Devleti olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti.

Doğduğu yıldan vefat ettiği yıla kadar 21. yüzyılın hatta daha ilerisinin vizyonunu da hesaba katarak ilmek ilmek dokudu, müthiş bir sevgi ve inanışla, vatan sevgisi ile yaptı, bu Milleti canının önünde tuttu. Dünya sevgisi hiç tartışmasız gelmiş geçmiş dünya liderlerinin  önündedir. Onun felsefesini, ulaşmayı istediği ve bizlere gösterdiği her alandaki ilmi hakikati anlamayanlar, bunu tehdit olarak görenlerin oyununa aldananlar da anladı mı artık, Yüce Devletimizin kurucusuna yani onun görmeyi arzu ettiği fikri hür, vicdanı hür nesile kast etmek ne demekmiş? Yüce Türk Devleti’nin hakimleri, savcıları, avukatları bu süreci yönetirken Türk Milleti’nin adil ve vicdani değerlerine bağlı olarak ve elbette her daim hukuk sistemi içinde kalarak ulusal ve uluslararası sorumlu olduğumuz tüm hukuk kuralları ve kanunları çercevesinde bir yargılama sürecini tarihe yacaklarına kuşkum yok ancak bilindiği gibi, burada da hata yapmamızı dört gözle bekleyenler yok değil!

Bu değerler silsilesini bildiğim ve sahip çıktığım için gururluyum. Allah nazarında iyi bir insan olmaya gayret ettiğim, laik bir kişi olarak çizdiği yoldan ayrılmadığım için onurluyum, umarım Yüce Türk Milleti ve Türk olmaktan gurur duyan her dünya insanı da bu şerefe nail olur!

Her zaman haykırdım ve yine haykırıyorum ‘Ne Mutlu Türk’üm diyene!’