1921 Anayasası… Türkiye Büyük Millet Meclisi kurulduktan sonraki ilk anayasa.
1924 Anayasası… Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk ve en uzun süre yürürlükte olan anayasası…
1961 ve 1982 Anayasaları darbe sonrası anayasalar…
Peki şimdiki neyin anayasası?
Bunun açıklamasını yeni anayasa çığırtkanlığı yapan pek çok kişinin bilmediğine eminim. Aslında buna kendilerine göre mantıklı açıklama getirecek insan sayısı da bir elin parmaklarını geçmez…
1980 yılının Eylül ayının 12’sindeki askerî darbe ile Kenan Evren ve ekibi yönetime el koydu. 1982 yılına gelindiğinde başkanlığını Profesör Orhan Aldıkaçtı’nın yaptığı 15 kişilik Anayasa Komisyonu tarafından 8 aylık çalışma sonucunda anayasa hazırlandı. 177 maddeden oluşan anayasa 7 Kasım 1982 Pazar günü yapılan halk oylaması sonucu yüzde 91,37 oranında kabul oyu ile kabul edildi.
Sayın Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’a göre;
“1982 Anayasası’nın 51 maddesinde esaslı değişiklik oldu. Bunlardan 31’i yeniden yazılarak tümden değiştirildi. 20’sinde önemli değişiklikler oldu. 23 madde ise tamamen yürürlükten kaldırıldı. Hâlihazırda 154 madde ile yürürlükte. Yürürlükten kaldırılan 23 maddeyi de dikkate aldığımızda 1982 Anayasası’nın sadece 74 maddesine esaslı müdahale yapıldı. 103 maddesi ise ilk kabul edildiğindeki temel yapılarını aynen koruyor.”
Böyle olduğunu farz edelim ve soralım… Hâlihazırda yüzde 42’sini değiştirdiğiniz anayasada neyi değiştirmek istediniz de değiştiremediniz? Yoksa esas konu bir şeyleri değiştirmek değil de bir şeyleri eklemek mi? Bu ülkenin yurtsever vatandaşlarına yeten anayasa size niye yetmiyor da hem “Türkiye yüzyılı” deyip hem “yeni anayasa” talebinde bulunuyorsunuz?
Mesela sayın Cumhurbaşkanının dediği gibi “eksik” olan “milletin çeşitliliğine” dayanmaması mı yoksa CHP genel genel başkanının dediği gibi “eşit yurttaşlık” mı eksik?
“Milletin çeşitliliği” demek, ne demek? Bir taraftan meydanlarda “tek millet, tek devlet, tek bayrak, tek vatan” diyerek Rabia işareti yap, ardındansa şimdi “milletin çeşitliliği” diyerek ortaya çık. “Milletin çeşitliliği” demek vatanın bölünmesinin önünü açacak hamledir, kabul edilemez. Şayet yerel dilde eğitim ve teröristbaşının salınması hayali gerçekleşirse bölünme “de facto” olur.
İktidara geldiği her gün milletin iradesi vurgusu yapıp “milletin iradesinden daha güçlü hiçbir şey yoktur” diyerek bunu yüz binlerce kez tekrar etmiş olan iktidar, 1982 yılındaki halk iradesini boşa sayacak değildir herhalde, zira kabul oyu yüzde 91,37.
Buna itiraz edenlerin seslerini duyar gibi oldum. “Darbe olmuştu. Halk baskı altında oy verdi” diyenler kendini adeta paralıyor şu ân.
Darbe 1980 Eylül, referandum 1982 Kasım ayında. Darbeden yaklaşık 2 yıl, 1 ay, 25 gün sonra OHÂL şartlarında yapılmış bir referandum. Peki ya parlamenter sistemi kaldırıp başka bir örneği dünyada neredeyse bulunmayan, bambaşka bir yönetim şekline geçilmesini sağlayan, devletin yönetimini köklü olarak değiştiren 2017 referandumu ne zaman ve hangi koşullarda yapıldı?
2017 yılının 16 Nisan’ında. 15 Temmuz darbe girişiminden sadece 9 ay sonra. Ve ne tesadüf ki 1982 darbesinde olduğu gibi yine OHÂL koşulları altında yapıldı referandum. Ve sadece yüzde 51,41 ile kabul edildi.
Şimdi bir darbeden 2 yıl, 1 ay, 25 gün sonra OHÂL şartlarında yapılan referandumda yüzde 91,37 ile kabul edilen anayasa darbe anayasası oluyor fakat darbe teşebbüsünden 9 ay sonra OHÂL şartlarında yapılan, yüzde 51,41 ile kabul edilen, devletin yönetim sistemini tamamıyla değiştiren referandum bir darbe ürünü olmuyor öyle mi?
Burada niyetim 1980 darbesini meşru kılmak değil. Ki bu zaten en son yapılacak olan iştir. Siyasal İslâm’ın önünü açmak için yapıldığına inandığım bir şeyi meşru göremem.
İtirazım halkın iradesine ikircikli bakıştır.
Bu bahane edilerek anayasayı kökten değiştirmeye gitmek hiçbir mantığa uymaz. Siyasal İslâm’ın yeni anayasadan muradını iyi okumak gerekir. Buradaki maksatları bazı maddeleri çıkarmak mı yoksa bambaşka maddeleri eklemek mi? Teröristbaşını dahi serbest bırakmayı gündemine alacak kadar yeni anayasa için destek aramanın nedeni ne olabilir? Yeni anayasa girişimleri iktidarı teröristbaşı katilden medet umar hâle mi getirmiştir? Hatta bazı DEM’li belediyelere kayyum atayarak “eğer anayasa değişirse bir daha böyle bir şey olmaz” mesajları alttan alta verilmekte, bölge halkı yeni anayasaya bir şekilde mecbur edilmeye mi çalışılmaktadır?
Darbe anayasası olarak küçümsedikleri ve çoğu önemli maddesi değiştirilen mevcut anayasa devletin ulus devlet ve üniter devlet yapısını muhafaza etmesini sağladı ve tartışmaya bile açılmasının önüne geçti. Beğenilmeyen anayasa; ülkenin bir bütün hâlinde bulunmasını, bayrağını, başkentini, dilini, İstiklâl Marşı’nı ve yönetim şeklini güvence altına aldı. “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir” diyerek hukuk sistemini ve inanç özgürlüğünü garanti altına aldı.
Bugün bölücülerin şiddetle itiraz ettiği 66’ıncı Maddesi ile “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür. Türk babanın veya Türk ananın çocuğu Türktür.” diyerek milleti bir çatı altında topladı ve etnik ayrımcılığı tek kalemde sildi attı.
Bu beğenmediğiniz anayasa bu ülkenin bekasını bir gün tartışılır hâle getirmedi.
Anayasa ilk 4 Maddesi’nin değiştirilmesi kabul edilemez. Bağlısı Madde 66 ve Madde 42 değiştirilemez. Bu dört madde kanla yazıldı. O dört maddede Kurtuluş Savaşı’nda can verenlerin kanları var, hakları var. Bu sandık başında oylanarak kaldırılacak bir husus değildir, olamaz. Her kim ki bunu gündeme taşır bilin ki vatan ve millet düşmanıdır, emperyalist bölücü emellere hizmet etmektedir.
Kimler son 20 yılda yeni anayasa yaptı biliyor musunuz? İlginçtir demek isterim ama değil, BOP kapsamında olan bütün ülkeler yeni bir anayasa yaptı. Bu anayasaların kimler tarafından dayatıldığı Irak Anayasası incelendiğinde net olarak anlaşılır.
Mesele anayasa da değil ABD destekli siyasal İslâm’ın ülkeyi dönüştürme ve BOP’un uygulanması için uygun zemine oturtulması için şartların oluşturulmasını sağlama gayretidir.
Zor oyunu bozar…
Yüce Türk Milleti geçmiş anayasa referandumlarındaki oyunlara gelmemeli, tuzaklara düşmemeli. Hangi anayasa referandumu ve köklü değişikliği millet ve vatan için faydalı oldu? Yeni anayasaya evet diyen, bir şekilde yasal zemine oturtulmuş bir şekilde federe devlete doğru koşturarak giderken bunun bedelini de ödemek zorunda kalır.
Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.





