Ana sayfa Haberler Yasaklardan dürüst balıkçılar zarar görüyor

Yasaklardan dürüst balıkçılar zarar görüyor

0
Murat Kul
Balık çeşitlerinin artırılması ve kaçak avcılığın önlenmesi adına son dönemde avlanma konusunda idarenin getirdiği yasaklar balıkçıları zorluyor. Sektör temsilcileri ilgili yasakların yanı sıra halihazırda bulunan diğer sıkıntılara da dikkat çekiyor ve Türkiye’nin sıkı bir ‘balıkçılık politikası’ belirlemesi gerektiğini düşünüyor.
Türkiye’de irili ufaklı 17 bine yakın balıkçı teknesinin aktif şekilde çalıştığını belirten Deniz Ticaret Odası Balıkçılık Meslek Komitesi Başkanı Murat Kul, “Bunun 15 bine yakını küçük ölçekli balıkçı teknesi, kalanı ise bu işi endüstriyel anlamda yapan balıkçı teknelerinden oluşuyor” dedi. Her teknenin, sayısı 5 ile 35 arasında değişen personel çalıştırdığını anlatan Kul, sektörün ciddi anlamda istihdam yarattığını kaydetti. Kota uygulaması ve yasakların sektörde dürüst balıkçılara zarar verdiğini ifade eden Kul, “Kota ve yasaklar konusunda kıyı komşularımız daha despot hareket ediyor. Gürcistan’a baktığımız zaman yasak ilan edilen yerlere bırakın tekneyi tankerin geçmesine bile müsaade edilmiyor. Sahil güvenliğin kendisi bile bu alanlara girmiyor” şeklinde konuştu.

Denetimlerin artması denizlere
yüzde 30 kazanç sağlar

Denizlerdeki denetimlerin daha sıkı hale gelmesinin hem popülasyon hem de verimlilik anlamında olumlu bir etki yapacağına işaret eden Kul, “Biz bu denetimleri daha sıkı bir hale getirirsek denizleri yüzde 20-30 arasında daha fazla kurtarabiliriz” değerlendirmesinde bulundu. Türkiye’de balıkçılık konusunda herhangi bir politikanın olmadığına değinen ve bu konuda geçtiğimiz günlerde önemli bir adım atıldığını MarineDeal News’a açıklayan Kul, “Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde Balıkçılık ve Su Ürünleri Danışma Kurulu kuruldu. Kurulun amacı balıkçılık sektörü ile ilgili çıkarılacak kanunları tartışarak bu konuda daha etkili kararlar alınmasını sağlamak. Biz denizlerdeki stoğumuzu dahi bilmiyoruz, komisyon sayesinde bu alanlarda da potansiyelimizi öğrenebiliriz” şeklinde konuştu. Kurulun ilk etapta 19 kişiden oluştuğunu bildiren Kul, “Kurulun başkanı Tarım ve Orman Bakanı Yardımcısı olacak. Kurul üyelerinin; 6’sı kamu kuruluşu, 6’sı üniversite ve 7’si balıkçı STK örgütlerinin temsilcilerinden oluşacak. Ancak Deniz Ticaret Odasından bir kişinin daha kurulda yer alması konuşuluyor” dedi.

Yakıt fiyatlarına yüzde 80’den
fazla zam geldi

Geçen yıllara göre 2018’in balıkçılar açısından iyi geçtiğini, özellikle palamutta bereket yaşandığını belirten Kul, maliyetlerde de geçen yıllara göre kayda değer miktarda artış yaşandığına dikkat çekti. Kul, “Geçen yıl üç liraya aldığımız akaryakıtı bu yıl 5,5 liraya aldık, yaklaşık yüzde 80’den fazla bir fiyat artışı oldu. ÖTV’siz akaryakıt kullanıyorduk ancak yapılan bu zamlarla bu durumun balıkçılar açısından fazla bir cazibesi kalmadı” diye konuştu. Ayrıca petrole bağlı olarak kullandıkları bazı araç gereçlerde de fiyat artışları yaşandığını belirten Kul, “Bu konuda devlet çiftçilere yaptığı gibi balıkçılara da teşvik vermeli. Özellikle mazot teşviği sektör açısından büyük öneme sahip” değerlendirmesini yaptı.

Avlanma yasağının
getirilmesinde balıkçılar da
etkili oldu

Balıkların üremesi ve çeşitliliğinin artması için 15 Nisan ile 1 Eylül arasındaki avlanma yasağı kararında balıkçıların da etkili olduğunu bildiren Kul, “Balıkların daha fazla üremesi için 15 Nisan’dan 1 Eylül’e kadar bir süre var. Bu süre zarfı içerisinde balıklar göç etmeye başlar. Balıklar; Akdeniz, Marmara ve Ege’den giriş yaparak Karadeniz’e havyar bırakmaya giderler ve sonrasında hava şartlarının etkisine göre balıklar çoğalır” dedi. Kota ve yasakların belirlenmesinde akademisyenlerin görüşüne yer verildiğini anlatan Kul, “Bu yasaklar ve kotalar belirlenirken balıkçılarında görüşü alınmalı” dedi. Yasaklara uyulması halinde balıkların daha fazla havyar bırakacağına işaret eden Kul, “Ancak bu dönmede daha çok balık tutuluyor ve daha çok kaçak avcılık faaliyetleri oluyor. Bakanlığın ve kolluk kuvvetlerinin bunların önüne geçmesi gerekir” şeklinde konuştu.

Avlanmada kriterler o bölgenin
beşeri ve coğrafi şartlarına göre
oluşturulmalı

Bundan 7-8 yıl önce avlanma derinliğinin 24 metre ve altına alındığını ve bu konuda AB’nin örnek gösterildiğini kaydeden Kul, “Bu kararın yansıması Türkiye’de balıkçılar için ‘sen balık tutma, balık avlama demek’, bizim balıklarımız göç balıklarıdır sabit bir yerde durmazlar. Karadeniz’e gittikleri zaman sonrasında geri göçe başlarlar” diye konuştu. Kota ve yasakların belirlenmesinde akdemisyenlerin görüşüne yer verildiğini anlatan Kul, “Bu yasaklar ve kotalar belirlenirken balıkçıların da görüşü alınmalı. Bizler akademisyenlerin de bizimle beraber denize açılmasına ve nelerle karşı karşıya olduğumuzu bilmesini isteriz. Bu durumun sektörel değerlendirme açısında önemli olduğunu düşünüyorum” dedi. Yasak getirilen balıkların 24 metre ile 12 metre arasında yer aldığını ve nadiren 24 metrenin altında yer aldığını iddia eden Kul, “Belki avcıların yüzde 30’luk kısmı 24 metrenin üzerinde balık tutmayı kabul edecek. Biz bu uygulamanın 18 metre olması konusunda öneride bulunduk” diye konuştu. Avrupa’da genelde açık deniz avcılığının yapıldığına dikkat çeken Kul, “Bizim yaptığımız avcılıkla Avrupa’da yapılan avcılık arasında çok fark var. Türkiye’de oluşturulan kriterler o bölgenin beşeri ve coğrafi şartlarına göre oluşturulmalı” dedi.

Denetimler karada değil
ağırlıkla denizde olmalı

İstavrit türü ile ilgili 15 yıldır devletin istediği boyda balık avlayamadıklarını ve bundan dolayı birçok balıkçının ceza yediğini anlatan Kul, “Biz bu konuda belirtilen 13 cm’nin 12’ye çekilmesi konusunda öneride bulunduk” dedi. Öte yandan popülasyon anlamında bazı balık türlerinin fazla olmasının faydadan ziyade zararı olacağına değinen Kul, “Lüfer balığı şu anda gündemde olan balık türleri içerisinde. Halkımız lüfer balığı yesin tabi ki ama bu balık türü etoburdur. Denizlerde bu tarz balıkların yaygınlaşması demek diğer türlerinde tehlike altına girmesi demek” şeklinde konuştu. Diğer taraftan Kul, yetkililerinin denetlemelerini karadaki balıkçı tezgâhından ziyade denizde yapmasının daha doğru olacağını belirtti.

Moritanya pazarı, balık yemi
sektörünü hareketlendirdi

İç pazarda faaliyet gösteren bazı balıkçıların alternatif pazarlara yöneldiğini, bu kapsamda özellikle Moritanya’nın ön plana çıktığını kaydeden Kul, “Son 5 yıl içinde Moritanya’ya yaklaşık 50 balıkçı teknesi gitti. Bunun 30 ile 40 arası gırgır teknesi, kalanları ise trol teknesidir. Ayrıca bine yakın tayfa da bölgeye gitti” bilgisini verdi. Moritanya’da ürünün bol olduğunu ancak piyasaya verilen balık çeşidinin az olduğunu anlatan Kul, “Gelen ürünlerin büyük bölümü balık unu oluyor ve burada balıklara yem olarak veriliyor. Bu şekilde en azından kendi denizlerimizden çıkardığımız ve piyasaya sunulabilecek potansiyele sahip ürünleri balık yemi olmaktan kurtarıp, kendi denizlerimizdeki balıkları korumuş oluyoruz” şeklinde konuştu.

Alternatif pazarları artırmalıyız
Moritanya’da faaliyet gösteren balıkçıların zor şartlarda çalıştığını ve bu konuda iyileştirme yapılması gerektiğini kaydeden Kul, “Denizde avlanma sahası içerisinde faaliyet gösteren balıkçı arkadaşlarımız bulundukları yerlerde uydunun bile çekmediğini söylüyorlar” dedi. Alternatif pazarlara yönelik ikili anlaşmaların yaygınlaşması gerektiğine dikkat çeken Kul, “Moritanya dışında Somali pazarında da araştırmalarımız oldu. Ancak güvenlik sorunu var. Bu problem de aşıldıktan sonra bu bölgelerde de balıkçılık faaliyetleri yürütülebilir. TOBB, STK ve Bakanlıklar eliyle bu tarz yerlerde detaylı çalışmalar yapılarak balıkçılık alanında daha etkili olmamız sağlanabilir. Bu konuda açık deniz balıkçılığına daha fazla ağırlık verilerek denizlerdeki katma değeri artırabiliriz. Bu konuda gerekli bilgi ve birikime sahibiz” dedi.