Yapay zekâ, tabiri caizse, hayatımıza destursuz girdi. Bir daha da çıkmayacak. Az emek, hızlı sonuç formülü insanların hoşuna gidiyor tabiî. Ancak yapay zekâyla aramızdaki ilişki değişmezse evrim tarihine düşünmeyi unutan bir tür olarak geçeceğiz. Üstelik yaratıcılık gibi özelliklerimizin yanı sıra çeşitliliğimizi de yitirebiliriz.
Yüce Yöney
Gün geçmiyor ki yapay zekâ ile ilgili bir yazı yazılmasın ya da toplumsal hayatı nasıl etkilediğine dair yeni bir araştırma çıkmasın. Yapay zekâ her yerde; evde, işte, okulda, eğitimde; havada, uçakta, denizde, denizaltılarda, kara savaşlarında, barış antlaşmalarında; tıpta, satrançta, oyunda, bilimde, sekste, altta, üstte; kelimenin tam anlamıyla her yerde.
Kendi aralarında konuşan, bilgi alışverişinde bulunan yapay zekâ araçları var. Kullanıcılarını memnun etmek için açıkça yalan söyleyenler var, varolmayan makaleleri tezlerin referanslarına bilimsel bir göndermeymiş gibi ekleyenler var, işleri kestirmeden ve çaktırmadan bitirip sallayanlar var. Benyaptımolducu tavırlarla işten kaçanını mı ararsın, fazla çalıştırılınca Marksist tepkiler verenini mi… Kullanıcısının aklını çelip intihar etmesini önerenler de var, katliama teşvik edenler de… Ya kişiye özel psikolog kesilenlerine ne demeli?..
Yakın dönemdeki bir araştırma, kullanıcıların yapay zekânın verdiği bilgileri incelemeden ya da kayda değer bir inceleme yapmadan diyelim, kabul etme eğiliminde olduklarını ortaya koymuş. Hatta kendi sezgilerinden daha fazla yapay zekânın söylediklerine güvendikleri tespit edilmiş.
Sosyal medya platformları sayısız ilanla dolu: En iyi yapay zekâlar sınırsız ve yüzde 50 indirimli. Yapay zekâların tüm görüntü modellerinde sınırsız oluşturma hakkı için tıklayın. Paranızı yapay zekâya emanet etmenin zamanı. Yapay zekâ araçlarını kullanma kursu, sertifikalı…
Yani, borsadaki paramızı nasıl yöneteceğimizden tutun da otomobilimizi nasıl süreceğimize, çocuğumuzun okuldaki eğitiminden tutun da yaşlı ebeveynlerimizin ruh hâlini anlamaya uzanan geniş bir alanda yaşamımızın ortasına yerleşti yapay zekâ.
Bir bakıma, hayatımıza böylesine denetimsiz girmiş olmasından rahatsız olanlara hak vermemek elde değil. Yine de bu konuda söylenmenin faydası yok. Artık hayatımızın bir parçası ve bu gerçek değiştirilemez. Öyleyse onun bizi kullanmasına izin vermeden bizim onu doğru kullanmayı öğrenmemiz gerek. Bu ise en azından bir ölçüde yapay zekâ eğitiminden geçiyor. Ancak yapay zekâ eğitimi kullanıcı isteklerine belli bir etik dâhilinde yetişecek kadar gelişkin değil. Bu da ortaya öngörülemeyen sorunlar çıkarıyor. Epey bir süre daha da böyle olacak gibi gözüküyor.
Kısayollar çıkmaz yollar mı?
Yakın dönemde BBC’nin internet sitesinde okuduğum bir makalede, “bilişsel yükün yapay zekâya devredilmesinin zihinsel yeteneklerimizde aşındırıcı bir etki yapabileceğini söyleyen” bazı araştırmalardan söz ediliyordu. Aynı makalede düşünme süreçlerimizin bir kısmını günlük kullandığımız yapay zekâya ve/veya yapay zekânın farklı alanlardaki varlığına devrettikçe nereye gideceğimiz sorgulanıyordu. “Hafızamız ve problem çözme yeteneğimiz üzerindeki etkilerin daha da kötüleşebileceğine dair artan bir endişe var.”
Ürkütücü değil mi?
Sözünü ettiğim makalede, bir deney gerçekleştirildiğinden ve sonuçlarından söz ediliyor. Deney kısaca şu şekilde yapılıyor. 54 öğrenci üç gruba ayrılıyor ve hepsine kısa denemeler yazma görevi veriliyor. Gruplardan biri bu ödevi hiçbir teknoloji kullanmadan, diğeri yapay zekâyla özet özelliği kapalıyken sadece arama motoru kullanarak, sonuncusu da yapay zekâ kullanarak yapıyor. Ödevler yapılırken her öğrencinin beyin dalgaları ölçülüyor.
Sonuçlar şöyle:
Kendi zihinlerini kullananların beyinlerinin birçok bölgesinde yaygın aktivite görülüyor.
Sadece arama motoru kullanan gruptakilerin beyinleri de güçlü aktivite gösteriyor.
Ancak yapay zekâ kullanan gruptakilerin beyin aktivitelerinin yüzde 55'e kadar azaldığı görülüyor.
Deneyi yapan kişinin sözleriyle, “Beyin uykuya dalmadı ama yaratıcılığa ve bilgi işlemeye karşılık gelen alanlarda çok daha az faaliyet oldu.” Bunu tersinden okumak da mümkün: Beynimiz ne kadar az çalışırsa bilişsel becerilerimiz o kadar köreliyor.
Korkuyorum anne
Yapay zekâ odaklı yürütülen çok sayıda tartışma içinde beni fazlasıyla endişelendirenlerden biri bu. İnsanların ya da insan beyninin “kısayolları sevdiği” biliniyor. Az emek, hızlı sonuç peşinde koşmak çağımızın temel meselelerinden biri hâline geldi zaten. Şimdi yapay zekânın yaygınlaşmasıyla mesele yeni ve kalın bir katman kazanıyor. İnsanlar zaten giderek sorgulamaktan, araştırmaktan, çabalamaktan kaçınırken tam da bunlardan uzak tutan, hap bilgiler sunan, analitik güvenilirliği tartışmalı bir araç hayatımızın ortasına yerleşti.
Bir yandan biliyoruz ki, doğru kullanılması hâlinde çok başarılı sonuçlar sağlayacak bir araç yapay zekâ. Ancak bu durumda bile yaptığı bir tür “ince iş”. Yaptığının, mesela sanatsal yaratıcı bir yanı olmadığını söylemek mümkün. Mevcut yapıtları baz alarak ve onları taklit ederek çok güzel bir şiir yazabilir mesela. Peki, yeni bir şiirsel ifade biçimi bulup şiiri geliştirebilir mi? Doğru yazılımla donatılıp eğitildiğinde Beckettvari bir oyun yazabilir tahminen. Ama Beckett’in yaşadığı dönemde kendinden öncekilerde olmayan bir etkiyi yaratacak şekilde yazması gibi, daha önce olmayan bir tarzda oyun yazabilir mi? Bir yazar olarak Beckett’i ortaya çıkaran koşullar ya da benzer etkileri oluşturabilecek koşullar olmadığı için ve yapay zekâ koşullardan etkilenen insan olmadığı için bence imkânsız.
Ama haydi yapay zekânın işini biraz kolaylaştıralım. Yeni bir şey yapmasını değil de mevcut bir esere yeni bir yorum getirmesini bekleyelim. Mesela günümüz insanının temel sorunları üzerinden giderek, modern bir Don Kişot yorumu olarak yeni bir roman yazmasını isteyelim. Yapabilir mi acaba; bilmiyorum ve sanmıyorum.
Yapay zekânın bir gün bunları yapabilecek şekilde gelişip gelişemeyeceğini zaman gösterecek. Beni endişelendiren ise gelişirse yazarların, şairlerin, sanatçıların “işsiz kalması” değil. Ben yaratıcılıkla kimsenin ilgilenmediği bir noktaya gelmemizden korkuyorum. Beynimizi kısa yollarla çalıştıra çalıştıra, sorgulamaktan vazgeçerek, analitik düşünmeyi terk ederek varoluşumuzu bir anlamda yapay zekâya devrederek silinip gitmemizden korkuyorum. Yaratıcı yanımızın körelmesiyle gelişmemizin durmasından, sanatımızı kaybetmekten, estetiğin tektipleşmesinden, insan olmanın olmazsa olmazı kabul edilen yaratıcılığımızın yok olmasından korkuyorum.
Ve korkularımı yapay zekâya anlatmaktan da korkuyorum. O yüzden hâlâ sizinle paylaşmayı tercih ediyorum.
Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.





