Muğla'nın Marmaris açıklarında meydana gelen 5,8 büyüklüğündeki deprem, çevre illerde de hissedildi. Deprem sırasında Fethiye'de panik atak geçiren 14 yaşındaki Afranur Günlü hayatını kaybederken, Muğla genelinde 69 kişi yaralandı. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Emekli Tümamiral Yankı Bağcıoğlu, depremin ardından Türk Silâhlı Kuvvetleri’nin afet müdahalesinde esas çözüm ortağı olması gerektiğini vurguladı
Bağcıoğlu'nun açıklamaları;
Deprem gerçeği ile yüzleşmek ve hazır olmak
Son bir ay içerisinde önce Marmara Denizi’nde daha sonra Marmaris’te yaşanan depremler, afetlere yönelik hazırlık durumumuzu sorgulamak için önemli birer uyarı niteliğindedir.
Tüm ilgili kurumlar, olası felaketi önceden öngörerek hazır olmaya mecburdur.
Geçmiş tüm depremlerde olduğu gibi Marmaris depreminde de yıkım yaşanmamasına rağmen altyapı yetersizliği nedeni ile haberleşmede ciddi sıkıntılar meydana gelmiştir.
Her alanda olduğu gibi afet yönetiminde ve müdahalede süratli ve kesintisiz iletişim olmazsa olmazdır. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, kriz durumlarında GSM operatörleri üzerinden kesintisiz iletişimi sağlayacak tedbirleri almalıdır.
Deprem sonrası ilk müdahale ve kritik saatlerde hayat kurtarmada en büyük görev şüphesiz Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK)’ne düşmektedir.
Bu konuyu tekrar hatırlatıyoruz; Türkiye’nin en organize ve imkân kabiliyeti en yüksek kurumu olan Türk Silâhlı Kuvvetleri, afetlere müdahalede etkin bir şekilde devrede olmalıdır.
Türk Silâhlı Kuvvetleri, başarı ile icra ettiği harekât görevleri gibi savaş dışı bir faaliyet olan afetlerde de Türk milletine en büyük desteği sağlamaya muktedirdir.
Bu konu siyaset üstüdür. Göz ardı edilemez. Görmezden gelinemez. Ülkemizin her ferdi için bir güvenlik ve yaşam meselesidir.
Ancak var olan mevzuat ve uygulamalar, bu potansiyelin tam anlamıyla harekete geçirilmesine engel oluyor.
Bu yüzden diyoruz ki, Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP) mutlaka revize edilmelidir. TSK’nın ‘destek çözüm ortağı’ değil, doğrudan ‘esas çözüm ortağı’ olarak görevlendirilmesi, bir tercih değil, zorunluluktur.
Millî Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı temsilcileri, Afet ve Acil Durum Kurulu’nda artık ‘davetli misafir’ değil, daimî üyeler olmalıdır.
Kurumların sahaya inmesini beklemek yerine, TSK’nın hazır gücünden ilk andan itibaren yararlanılmalıdır.
Öncelikle sahra hastaneleri de dahil tüm imkân ve kabiliyetleri ile askerî sağlık sistemi yeniden tesis edilmelidir. Depremlerde veya büyük afetlerde, bölge valilerinin ve kaymakamların etkisiz hale geldiği durumlar olabilir. Böyle anlarda TSK birlik komutanları, kanunla tanımlanmış şekilde, talimat beklemeksizin inisiyatif alarak müdahale yetkisine sahip olmalıdır.
TSK İnsani Yardım Tugayı önceki işlevine kavuşturulmalı, ayrıca Tugay’a ilave olarak yurdun değişik bölgelerinde, afetlere müdahale konusunda özel eğitim almış, lojistik kabiliyeti yüksek, araç ve teçhizatı eksiksiz istihkâm birlikleri teşkil edilmelidir.
TSK’nın arama kurtarma birlikleri modernize edilmeli; tüm personel temel, belirlenecekler ileri seviye afet müdahale eğitimlerinden geçirilmelidir.
Deniz, hava ve kara ulaştırma kabiliyeti afet lojistiği için hazır bekletilmelidir.
THY kargo uçakları, Hava Kuvvetleri ile koordineli çalışmalı gerekirse kontrolüne girmelidir.
Deniz Kuvvetleri, destek ve tahliye görevleri için hazır olmalı, limanlar, kullanılacak rampa ve iskeleler kontrol edilmeli ve sürekli kullanıma hazır olmalıdır.
Devletin tüm kurumlarını içine alan, afet anında ortak karar ve veri paylaşımı yapabilecek dijital bir bilgi yönetim sistemi hayata geçirilmelidir. Bu sistem, dinamik ve anında karar almayı mümkün kılmalıdır.
Seferberlik veri tabanlarının benzeri, afetler için de kurulmalıdır. Nerede kaç iş makinesi var? Kaç personel eğitilmiş? Hangi birlik ne kadar sürede intikal edebilir? Bunların hepsi önceden bilinmeli ve test edilmelidir.
Nasıl savaş hazırlıkları yıllık seferberlik tatbikatları ile test ediliyorsa, afet müdahalesi de aynı ciddiyetle, aynı çapta ve gerçekçi tatbikatlarla sınanmalıdır.
Bu çağrı, partiler üstü, insan hayatını merkeze alan bir çağrıdır. TSK’nın bu ülke insanı için ne anlam ifade ettiğini herkes biliyor. Sadece savaşta değil, felakette de milletin yanındadır.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak hazırladığımız Millî Güvenlik Politikaları Belgesi’nde de bu yaklaşımı açık biçimde ortaya koyduk.
TSK’nın afet müdahalesindeki rolü, kurumsal çerçevede tanımlanmış ve çözüm önerileriyle birlikte bu belgeye yansıtılmıştır.
CHP iktidarında bu düzenlemeler derhâl hayata geçirilecektir.





