Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) tarafından organize edilen İstanbul Askeri Casusluk kumpas davasından tutuklanan ve 3 yıl hapis yattıktan sonra beraat eden CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Emekli Tümamiral Yankı Bağcıoğlu, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin yıldönümüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bağcıoğlu, açıklamasında hem darbe teşebbüsünü kınadı hem de sonrasında Türk Silâhlı Kuvvetleri’nde yapılan yapısal değişikliklerin doğurduğu stratejik risklere dikkat çekti
Bağcıoğlu'nun açıklamaları;
15 Temmuz 2016 tarihinde Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) tarafından gerçekleştirilen darbe girişimi, Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasal düzenine, demokratik iradesine ve devlet kurumlarına karşı yöneltilmiş hain bir saldırıdır.
Milletimizin onurlu direnişi, güvenlik güçlerimizin kararlı tutumu ve Cumhuriyet’e bağlı Türk Silâhlı Kuvvetleri personelinin üstün gayreti sayesinde bu teşebbüs bozguna uğratılmıştır.
Darbe girişiminin bertaraf edilmesinde, Türk Silâhlı Kuvvetleri personelinin çok büyük çoğunluğunun (yaklaşık yüzde doksan sekiz) anayasal düzenin yanında yer alması belirleyici olmuştur. Özellikle yıllarca süren hukuksuz kumpas süreçlerine rağmen görevini onurla sürdüren Atatürkçü askerî personelin kararlı duruşu tarihsel bir rol oynamıştır.
Ancak 15 Temmuz’un ardından yaşanan süreçte, darbe girişimi gerekçe gösterilerek yapılan bazı yapısal düzenlemelerin ve kurumsal değişikliklerin, Türk Silâhlı Kuvvetleri’nin kurumsal bütünlüğü, caydırıcılığı ve millî güvenliğimiz açısından yeniden gözden geçirilmesi gerektiği kanaatindeyiz.
Bu bağlamda aşağıdaki başlıklarda yapılan düzenlemeler; stratejik riskler, uygulama sorunları ve uzun vadeli etkiler bakımından kapsamlı biçimde değerlendirilmelidir:
- TSK komuta ve kuvvet yapısı,
- Askerî eğitim ve disiplin sistemi,
- Askerî sağlık sistemi,
- Personel temin, atama, terfi ve sicil uygulamaları,
- Askerî yargı sistemi,
- Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlıklarının TSK ile bağlarının koparılması,
- Savunma sanayisinde yaşanan zafiyetler.
Söz konusu düzenlemeler; liyakat, millî güvenlik ihtiyacı, kurumsal hafıza ve uluslararası örnekler dikkate alınarak yeniden ele alınmalıdır. Geçici reflekslerle yapılan bazı dönüşümlerin kalıcı zararlara yol açmaması için kapsamlı bir gözden geçirme süreci zaruridir.
15 Temmuz ve öncesinde yaşanan süreç, millî güvenliğimize büyük zararlar vermiştir. Bu çerçevede şu soruların yanıt bulması elzemdir:
- FETÖ’nün 2005-2015 döneminde devletin stratejik kurumlarına sızmasına neden engel olunamamıştır?
- Hedef alınan TSK personelinin tasfiyesiyle, kritik görevlerde güvenlik zaafiyeti oluşmasına kimler zemin hazırlamıştır?
- Millî savunma projelerinde görev yapan uzmanların tasfiyesiyle savunma sanayimizin uğradığı kayıpların sorumluluğu kimdedir?
- Kumpas davaları sürecinde yaşanan ihmallerden ders çıkarılmaması ve benzer oluşumların TSK’ya sızmaları bir ihmal ve güvenlik zafiyeti değil midir?
15 Temmuz, sadece bir direniş değil; aynı zamanda kurumsal akıl ve güvenlik stratejisi açısından tarihî bir dönüm noktasıdır.
Türk Silâhlı Kuvvetleri’nin yeniden kurumsal bütünlüğüne kavuşturulması, liyakat ilkesinin esas alınması ve savunma kapasitemizin güçlendirilmesi, demokrasimizin en önemli teminatıdır.





