Ana sayfa Haberler Dosya Uygulanmakta olan kuralları içeren Gemi Boya Yönetmeliği tartışmaya açık

Uygulanmakta olan kuralları içeren Gemi Boya Yönetmeliği tartışmaya açık

0

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından, gemi karinalarındaki organik kirlenmeyi önleyici sistemlerde kullanılan bileşiklerin, insan sağlığı ve deniz çevresi üzerindeki olumsuz etkisini azaltmaya veya ortadan kaldırmaya ve gemilerin deniz suyu balast tankları, çift cidar alanları ile kargo tanklarının koruyucu kaplamalarının temel gereklerine yönelik usul ve esasları düzenlemek amacıyla; 27 Temmuz 2019 tarihinde Resmi Gazete’de ‘‘Gemi Boya Yönetmeliği’’ yayımlandı.
Yönetmeliğin çoğu maddesi IMO regülasyonlarını birebir karşılar nitelikte olmakla beraber, maddeler halihazırda Türk denizcilik firmaları tarafından zaten uygulanıyor. Bununla birlikte Yönetmelik, uygulanan standartların yasallaştırılması açısından önem taşırken, Türk denizcilik filosunun tonaj büyüklüğüne dikkat edilmemiş olması, boya denetmeni kurslarını verecek kurumlarının yetersiz olması gibi tartışmaya açık konularıyla dikkat çekiyor.

‘‘Yönetmelik halihazırda denizcilerimiz tarafından uygulanmakta’’

Murat Doğan

Yönetmeliğin halihazırda IMO’nun regülasyonları gereğince tüm dünya denizcileri gibi Türk denizcilik firmaları tarafından da uygulanmakta olduğunu belirten Hempel Türkiye Deniz ve Yat Boyaları Satış Müdürü Murat Doğan, ‘‘Yakın geçmişte IMO’nun deniz boyaları ile çıkarmış olduğu 2 tane önemli düzenleme vardı. Bunlardan ilki, hayata geçmesi 2003’te başlayıp 2008’de tamamlanan ve artık günümüzde zorunlu olarak uygulaması devam eden tin free (kalay içermeyen) kirlenmeyi önleyici sualtı boyaları ile ilgili. Önceleri sualtında kullanılan kirlenmeyi önleyici boyalar kalay içermekteydi. Çevreye zararlı olmasından ötürü 2003 yılında bu kalay içeren boyaların üretimi yasaklandı ve tüm uluslararası deniz boyası üreticileri kalaysız boya üretimine geçti. Gemi üzerinde önceki uygulamadan kalan kalay içerikli boyanın izole edilmesi veya sökülmesi ile ilgili son tarih ise 2008 idi. Günümüzde kullanılan boyalar artık kalay içermemekte, bu durum gemilerin klasları tarafından sertifikalar vasıtasıyla kontrol edilmektedir. Özetle havuza gelip bakımını yapmış, boyasını uygulamış her geminin klasa sunduğu dokümanlardan bir tanesi de, kalay içermeyen boya kullandığını gösteren sertifikadır. Yine IMO’nun çıkarmış olduğu PSPC adı ile anılan bir regülasyon daha var. IMO, gemi kazaları ile ilgili yapmış olduğu araştırmalarda, kazalarda balast tanklarındaki düşük boya performasından ötürü oluşan kırılmaların önemli bir yer tuttuğunu tespit ediyor. Bu kazalarda, balast tanklarında oluşan korozyonun önemli bir etken olduğu sonucu ortaya çıkıyor. 1990 senesinde başlayan çalışmalar ‘balast ve kargo tanklarındaki boyanın uzun süreli korozyon performansı yükselirse, bu kazaları en aza indiririz’ fikrinden yola çıkarak 2006’da kabul edilen yönetmelik, 2008’den başlayıp 2012’den sonra inşa edilen tüm gemileri de kapsayacak şekilde uygulanması IMO tarafından zorunlu hale getiriliyor. Özetle, uygulamada belli üst düzey standartlar içeren ve daha üst düzey performanslı boyaların kullanımını gerektiren bu düzenlemede de daha önce boya ile ilgili sorumluluğu olmayan klas kuruluşları da onay makamı olarak sürece dahil edilmiş oluyor. Boya üreticilerini daha iyi boyalar üretmeye, tersaneleri daha iyi uygulamalar yapmaya, gemi sahiplerini de tanklarını hep iyi durumda tutmaya yönlendiren önemli bir düzenleme yapılmış oluyor. Bakanlık tarafından yürürlüğe giren Yönetmelik de IMO tarafından daha önce zorunlu hale getirilmiş bu uygulamaların bize adapte edilmiş halidir. Yönetmelikteki maddeler halihazırda IMO tarafından uygulandığı için uluslararası deniz ticaretinin önemli oyuncusu olan denizcilerimiz bütün gemilerinde bu kurallara uymaktadırlar,’’ şeklinde konuştu.

‘‘Türkiye’de inşa edilen gemilerde bu maddeler uygulanıyor’’

Kapt. Cengiz Karabüber

Nippon Paint Türkiye İş Geliştirme & Ticaret Direktörü ve Türkiye Denizcilik Federasyonu Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Kapt. Cengiz Karabüber, IMO’nun almış olduğu PSPC ile ilgili uygulamalar nedeniyle Türkiye’de halihazırda bu yönetmelik kurallarının yerine getirilmekte olduğunu belirtti. Yönetmeliğin; Antifouling, yeni inşa edilen gemilerin balast tanklarında belli performans standardını oluşturmak ve korumak için PSPC’ye uygun Antikorozif boya sistemi ve tankerlerin kargo tanklarına uygulanan kaplamaları içeren 3 bölümden oluştuğunu; Yönetmeliğin hazırlık aşamasında İdare’nin kendisiyle Tuzla Liman Başkanlığı’nda görüştüğünü ve taslak halindeki yönetmeliğin maddeleri ile ilgili görüşlerine danışıldığını dile getiren Karabüber, ‘‘Esasında bu Yönetmeliğin yeni bir uygulama olduğunu söyleyemeyiz. Zaten şu anda Türkiye’de inşa edilen gemilerde bu gereklilikler yerine getiriliyor. Sadece Türkiye olarak biz, Yönetmeliği ülkemiz nezdinde yasallaştırmış oluyoruz. Sonuçta yeni inşa gemilerin alıcısı da işleticisi de gemisini uluslararası sularda çalıştıracağı için IMO’nun almış olduğu PSPC ile ilgili uygulamaya tabi. Dolayısıyla uygulama aşamasında bir şey değişmemiş oluyor,’’ dedi.
‘‘Boya denetmenliği eğitimi verecek kurum ve kuruluşların listesini yetersiz bulduk’’
Yönetmeliği ekip olarak inceleyip, kendi aralarında değerlendirmesini yaptıklarını, üzerinde durup tartıştıkları konunun denetmenlik eğitimleri olduğunu ifade eden Karabüber, ‘‘Mevcut uluslararası sertifika sahibi boya denetmenlerinin, boya firmalarında çalışan boya enspektörlerinin haklarının korunumu, devletin vereceği boya denetmeni sertifikasına nasıl adapte olacakları ve temin edecekleri ile ilgili yönetmelik maddeleri üzerinde biraz yorum yaptık.
Dikkatimizi çeken nokta, özellikle gemi boya denetmenliği seminerlerini düzenleme yetkisi verilen kuruluşlar oldu. Gemi Mühendisleri Odası, Gemi Makineleri İşletme Mühendisleri Odası, yetkilendirilmiş klas kuruluşları, üniversitelerin lisans düzeyinde öğretim veren mühendislik veya fen fakültelerinden gemi inşa mühendisliği, kimya veya metalürji bölümleri ilgili kursu verebilecek. Bu kuruluşların biraz dar bir kapsamda bırakıldığını düşünüyorum. Keza, İdare ile gerçekleştirdiğimiz toplantıda da belirtmiştim. Hatta Türkiye Denizcilik Federasyonu’nun da o listeye dâhil edilebileceğini dile getirmiştim. Başta sektörün duayen okulu İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Denizcilik Fakültesi olmak üzere denizcilik fakültelerinin yönetmelikte sınırlandırıldığını, eksik bırakıldığını düşünüyorum. Üniversitelerin sadece gemi inşa mühendisliği, kimya ve metalürji dallarında öğretim veren fakülteleriyle sınırlandırılmış olmasını doğru bulmadım.
Yönetmeliğin içeriği ve dayanak noktası tamamen IMO’nun almış olduğu kararlara göre hazırlandığı için içerikle ilgili olumsuz bir değerlendirmemiz olmadı. Karar 27 Temmuz’da ilan edildi ve o tarihten itibaren de yürürlüğe girmiş oldu. Bundan sonra uygulama sürecini görmek lazım. Zaten ilk 1 yıl geçiş süreci. O süre zarfında uluslararası sertifikaya sahip olan boya denetmenleri ve boya firmalarında çalışan enspektörlerin mevcut sertifikaları geçerli olacak. Onların adaptasyonu ve Bakanlığın vereceği gemi boya denetmeni belgesi için gerekli başvuru şekli Yönetmelik’te detaylı bir şekilde ifade edilmiş. Sertifika sahibi olan kişilerin bu süreci yakından takip etmeleri gerekiyor,’’ şeklinde konuştu.

‘‘Kamu hizmetindeki gemiler kirlilik yapmıyor mu?’’

Kapt. Koray Karagöz

MarineLine Türkiye Müdürü Kapt. Koray Karagöz ise, Yönetmelikte teknik olarak istenen bilgilerin başarılı ve doğru bir şekilde belirtildiğini ancak bazı maddelerde düzeltmeler yapılması gerektiğine dikkat çekiyor. Özellikle kamu hizmetinde kullanılan gemilerin Yönetmelik’ten muaf tutulması ve kimyasal tankerler için 5 bin dwt sınırının yanlış olduğunu belirten Karagöz, ‘‘5 bin dwt ciddi bir sınır. Çünkü 5 binden küçük çok fazla kimyasal tanker ve gemi var. Özellikle Türkiye’de yapılmış 5 bin dwt’nin altında 400’ün üzerinde kimyasal tanker bulunuyor. Yönetmelik 5 bin dwt’den küçük tankerleri ilgilendirmiyorsa, otomatikman bir sürü tankeri kapsamıyor demektir. Bu da çok yanlış bir şey. Bu rakam 500 olsaydı, neredeyse tüm tankerleri kapsardı. Özellikle petrol tankerleri için, biraz dökmeci mantığıyla düşünülüp hazırlanmış bir madde. Yönetmeliğin ‘kamu hizmetinde kullanılan gemilere uygulanmaz’ kısmı da bana yanlış geldi. Onların boyaları yok mu ve kirlilik yapmıyor mu? Bence böyle titizlikle hazırlanmış bir Yönetmelik hangi amaçla kullanıldığına bakılmaksızın tüm gemilere uygulanmalı. Yönetmelikte belirtilen 24 metre ve 400 groston sınırı anlaşılabilir ama kamu hizmetindeki gemilerin muaf tutulması yerinde bir karar olmamış,’’ dedi.

‘‘Hiçbir boya ve kaplama 15 yıl dayanmaz’’
Diğer yandan Yönetmeliğin 9’uncu maddesinde de düzenleme yapılması gerektiğini belirten Karagöz, ‘‘Yönetmeliğin 9’uncu maddesinde ‘Koruyucu kaplama temel gereklerinin sağlanması için ilk uygulamadan itibaren 15 yıl boyunca iyi kondisyonda koruyucu kaplama özelliğini koruması ve ikinci fıkrada belirtilen uygulama genelgesinde yer alan kriterleri karşılaması gerekmektedir’ diyor. Bu 15 yıl çok uzun ve hiç gerçekçi bir süre değil. Hiçbir boya ve kaplama 15 yıl dayanmaz. 2,5 senede bir intermediate sörveye bakılıyor. Zaten beşinci senede muhakkak bir kaplama oluyor. Bu sürenin 5 yıla indirilmesi ve havuz zamanına düşürülmesi gerekmekte,’’ açıklamasını yaptı.
Yönetmeliğin uygulama aşamasında denetmen yetersizliği yaşanacağına ve belirtilen gemi boya denetmeni semineri veren kuruluşların bu noktada yetersiz kaldığına da dikkat çeken Karagöz, özellikle STK’ların ve Deniz Ticaret Odalarının da bu kapsama dahil edilmesi gerektiğini belirtti. Karagöz, ‘‘Dünya üzerinde boya eğitimi veren 4 kuruluş var. Bunlar; SSPC, PCI, FROSIO III ve NACE II. Gemi Mühendisleri Odası, FROSIO’nun enspektörünü kullanarak bir eğitim vermişti. FROSIO, Avrupa’da verilen bir denetim. NACE, Amerikan firmasının verdiği bir derecelendirme, boya denetmenliği sertifikası verilen bir eğitim. SSPC ve PCI ise Orta Doğu’da çok kullanılan ayrı bir kuruluş.
Biz de MarineLine olarak Türkiye’de NACE kursu verdik. Belirli standartları vardır. Bu kurslar için firmalar bile yetkilendirilebiliyordu. Bu Yönetmelik her gemiye uygulanacaksa, ciddi anlamda denetmen ihtiyacı doğacaktır. Bu denetmen ihtiyacı nereden sağlanacak? Yönetmelikte sertifikası olanların, ilk 1 yıl içerisinde sertifikasını verip, kursa gitmeye gerek kalmadan 5 yıl süreyle yetkilendirileceği belirtiliyor. Denetmen ihtiyacının bu şekilde sağlanacağını düşünüyorum ama bu denetmenler yetersiz kalacaktır. Devlet bir müddet sonra, boya firmalarından enspektör istemek durumunda kalabilir. İdare, bir denetim sistemi kurmak istiyorsa, çok sık kurs açması gerekiyor. Mevcut denetmenlerin yetersiz kalacağını düşünüyorum,’’ şeklinde konuştu.