Ukrayna’da tünelin sonu görünmüş olabilir

MDN İstanbul
  • |

Ağustos ayı diplomasi trafiği açısından oldukça yoğun geçti. Önce Alaska’da ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin görüştü. Ardından Beyaz Saray’da dünya liderleri bir araya geldi.

Rusya’ya uzun yıllardır yapılan uluslararası izolasyon Putin’in Alaska’ya davet edilmesiyle kırıldı. İkili arasında yapılan görüşme, beklentileri karşılayacak sonuçları üretmedi ancak iki gün sonra Beyaz Saray’da yapılan liderler zirvesine yol açması bakımından önemliydi. 19 Ağustos akşamı Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya, Finlandiya ve Ukrayna liderlerinin yanı sıra; NATO Genel Sekreteri ve AB Komisyon Başkanının da katıldığı zirvede yapılacak olası bir barışın çerçevesi çizildi.

Ukrayna’da barış nasıl sağlanacak?

Vladimir Putin, Ukrayna’da işgal altında tuttuğu toprakları ve Kırım’ın Rusya’ya ait olduğunun tanınmasını istiyor. Elbette savaşı başlatırken öne sürdüğü şekilde Ukrayna’nın asla NATO üyesi bir ülke olmaması da Putin’in isteklerine dahil.

Beyaz Saray’da liderlerin bir araya gelmesinden az önce Zelenski ve Trump buluşması yaşandı. 28 Şubat 2025 tarihinde yaşanan krizden sonra dünya kamuoyunun dikkati bu buluşmaya kilitlendi. Zelenski, Trump, JD Vance üçgeninde yaşanan ve hararetin olağandışı yükseldiği krizden sonra üçlü ilk defa bir araya geldi. Bu defa bir kriz yaşanması zaten beklenmiyordu ancak bu kadar sıcak bir buluşma olması şaşırtıcı olarak görüldü. Zelenski, birçok defa teşekkür etti ve barışın bir an önce sağlanması gerektiği konusundaki gönüllülüğünü fazlasıyla kanıtladı. O da, Putin’e karşı bazı güvenceler talep etti.

İkili buluşmadan sonra bu defa liderler toplu halde görüştüler. NATO’nun 5. Maddesine benzer bir güvenlik garantisi, görüşmenin en öne çıkan konusuydu. Başkan Trump, ABD’nin bu güvenlik garantisinin yükünü çeken ülke olmayacağı konusundaki ısrarı, Avrupalı liderlerin meseleyi kendi içlerinde halletmesi gerektiğine yönelik net bir mesaj olarak algılandı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ertesi gün bir Amerikan televizyonuna konuk olarak katılarak “İngilizler, Fransızlar, Almanlar, Türkler ve diğer Avrupa ülkeleri Ukrayna'da operasyonlar yapmaya hazır olmalı” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin zirveye davet edilmemesine rağmen ordusunun Ukrayna’da kullanılmaya çalışılacak olması birçoklarına göre manidar oldu.

Macron ayrıca bir sonraki zirve için İsviçre’nin Cenevre kentini önerdi. Bu öneriden saatler sonra ise İsviçre Putin’e yönelik bir dokunulmazlık teklifinde bulundu. Zira, Vladimir Putin’in Ukrayna’da uygulanan orantısız şiddet ve kaçırılan çocuklar gibi konularla ilgili Uluslararası Mahkeme nezdinde bir tutuklanma kararı var. Zelenski ise Putin ile Türkiye, Avusturya veya İsviçre’de görüşebileceğini açıkladı. Ukraynalı lider ayrıca Moskova’dan savaşı sonlandırmaya yönelik herhangi bir işaret gelmediğini de vurguladı.

Rusya oyunu kendi kurallarıyla oynamak istiyor

Batı blokunda bunlar olurken Rusya boş durmadı. Barış görüşmeleri yoğunlaşırken Rusya Devlet Başkanı’ndan dengeleri değiştirebilecek bir hamle geldi. Putin, Çin’den Ukrayna’daki olası bir barış anlaşmasına garantör olmasını istedi. Beyaz Saray’daki liderler zirvesi, NATO’nun 5. Maddesi gibi bir güvenlik garantisini ortaya atarken, Moskova’nın hamlesi de böylelikle Çin olmuş oldu.

İki taraf arasındaki satranç müsabakası benzeri sıralı hamlelerde hamle sırası Washingon’a geçti. ABD Başkanı Trump, Rusya ile varılması muhtemel bir barış anlaşması kapsamında Amerikan askerlerinin Ukrayna’da görev almayacağını söyledi. Trump bununla da yetinmeyerek, Ukrayna'nın güvenliğini garanti altına almak için Avrupa ülkelerinin ilk savunma hattı olacağını da belirtti.

Beyaz Saray’daki zirve esnasında Trump’ın “Moskova’da saat kaç? Putin’i arayacağım, bakalım o ne diyecek” diyerek Putin’e telefon açtı. Telefon görüşmesinin yaklaşık 40 dakika sürdüğü ve “yapıcı” geçtiği açıklansa da Putin ve Zelenski’nin bir araya geleceği zirve hakkında bir bilgi verilmedi. Ertesi günlerde ise Rusya, savaşın başlangıcından bu yana en ağır saldırılarından birini gerçekleştirerek bir nevi kendi “konuştuğu dilden” cevap vermiş oldu ve satranç hamlesinde sırasını savdı.

Putin, Trump tarafından kırmızı halıyla karşılanmasını bir zafer olarak görüyor olabilir. Baştaki isteklerini (NATO ve Kırım hariç) tam olarak gerçekleştirebilmiş değil. Ancak Batı’nın savaşma konusundaki isteksizliği ve Ukrayna’nın insan kaynaklarının tükenmeye başlaması, Moskova’yı kazanamadığı bir savaşta kaybetmediği için bu konuma getirdi. Ayrıca Rusya’nın izole edilmesi stratejisi çökmüş oldu. Moskova’nın Çin ile ilişkileri hiç olmadığı kadar iyi. Trump, Alaska’da Putin’in elini sıkarak Rusya’nın hesaba katılması gereken bir güç olduğunu kabullenmiş oldu. Dahası, Batı’nın Ukrayna’da kaybettiği de -adı henüz konmasa da- kabullenildi.

Barış anlaşması ise hala belirsiz. Beyaz Saray’daki liderler zirvesinin ardından ortaya çıkan iyimserlik kaybolmak üzere. Kremlin, bu şartlar altında barışın veya Zelenski’yle bir görüşmenin olmayacağını ima ediyor. Avrupalılar, ABD tarafından “geride bırakılan” dünyaya ait olduklarını kabullenene kadar savaşmaya devam edebilir. Ancak yapılan onca zirveye rağmen şu an masada olan tek gerçeklik, Ukraynalıların ölmeye Avrupalıların fatura ödemeye devam etmeyi kabul edip etmeyecekleriyle ilgili.

Gözler artık olasılığı her geçen gün azalan Putin ve Zelenski arasındaki zirveye çevrildi demek yanlış olmaz. Ukrayna Savaşı’nda tünelin sonu Ağustos ayında yapılan Alaska ve Beyaz Saray zirvelerinin ardından ilk defa görünmüş olabilir. Ancak tünelin sonu görünse de, oraya varmak için hala uzun bir yol var.

ETİKETLER: , ,
Bunu Paylaşın