Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, son günlerde hükûmete yakın basın organlarında sıkça gündeme getirilen ve merakla beklenen “tarihi konuşması” beklenildiği gibi sürpriz açıklamalar içermedi.
Konuşmayı ana hatlarıyla ele alalım:
Erdoğan, 41 yıllık terör sürecine vurgu yaparak bu sorunun bitme aşamasına geldiğini belirtti. Devletin geçmişte hatalar yaptığını söyledi ve beyaz Toroslar, yakılan evler ve faili meçhul cinayetler gibi olayları kabul etti.
AKP’nin grup toplantısında ve millete seslenişinde teskin edici bir dil kullanarak endişeye gerek olmadığını defalarca vurguladı. Terörün sona ermesinin yanı sıra, terör istismarı yapanların da bu süreçte etkisiz hale geleceğini ifade etti. “Milliyetçiyiz, vatanseveriz diyorlar, ama terör bitiyor diye sevinemiyorlar,” diyerek benim de dâhil olduğum kesimleri eleştirdi.
Konuşmasında Türk, Kürt, Arap birlikteliğine sıkça vurgu yaparak bu tanımlamayı tekrar tekrar kullandı. Tarihten örnekler vererek Sakalar-İskitlerden itibaren Türklerin varlığından bahsetti. Türklerin Müslümanlık ile taçlanışı vurgusunda bulundu.
Şehit ve gazilere seslenerek onların endişelerini gidermeye çalıştı. Ayrıca, bu konunun TBMM çatısı altında bir komisyon aracılığıyla tartışılmasını önerdi. Konuşmada AKP, MHP ve DEM partileri dışında hiçbir partiye değinilmedi.
Gelelim konuşmanın anlattıklarına. Erdoğan, toplumun tüm çabalara rağmen bu sürece destek vermediğinin farkında. Basın yayın organlarında “barış zaferleri” naraları atanların propagandasının aksine, toplumun genelinde teröristle pazarlık yapılması konusunda ciddi endişeler var.
Sayın Erdoğan şunu iyi bilmeli: Teröristleri ve hainleri kötü görmek, nefret etmek, cezalandırılmalarını istemek vatandaşlık ve hatta insanlık gereğidir. Terörist, haindir, katildir ve öyle kalacaktır.
Türkiye Cumhuriyeti, etnik kökene dayanmayan bir milliyetçilik temeli üzerine kurulmuştur. Mustafa Kemal Atatürk’ün bakış açısına hâkim olamamanın eksikliği, “Türk, Kürt, Arap” söyleminde açıkça görülüyor. Bu söylem birleştirici değil, ayrıştırıcıdır.
Atatürk’ün 1930’da söylediği, “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir,” ve 1924 Anayasası’nın 88’inci maddesindeki, “Türkiye ahalisine din ve ırk farkı olmaksızın vatandaşlık itibarıyla Türk ıtlak olunur,” ifadeleri bu gerçeği net bir şekilde ortaya koyar. Türk milleti tanımı budur.
“Türk, Kürt, Arap” diyerek etnik kimlikleri öne çıkarmak, “milletin çeşitliliği” adı altında yeni bir anayasa yapma çabasının örtülü bir ifadesidir. “Türk, Arap artık daha güvende” söylemini ise kabul etmiyorum. Bir avuç terörist, Türkiye Cumhuriyeti için hiçbir zaman gerçek bir tehdit oluşturamaz. Türkiye’nin siyasi iradesi karar verirse, Türk Silâhlı Kuvvetleri taş üstünde taş bırakmaz; teröristler, silahlarını isteseler de istemeseler de bırakmak zorunda kalır.
Anayasamıza göre, “Türk Devleti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür. Türk babanın veya Türk ananın çocuğu Türktür.” Bu tanıma göre, ülkemde birilerinin Kürt veya Arap olarak tanımlanmasını doğru bulmuyorum.
Meclis’te komisyon kurulması önerisi, önce Öcalan tarafından, ardından Erdoğan tarafından dile getirildi. CHP ve diğer partiler hiç anılmadı, yok sayıldı. Anlaşılan, yeni dönemde DEM Parti, Cumhur İttifakı ile hareket ederek yeni anayasa sürecini şekillendirecek. CHP, bu saatten sonra komisyona temsilci gönderirse, bu sürecin suç ortağı olacağını unutmamalıdır.
“Pazarlık yapmıyoruz, konuşuyoruz,” söylemi aldatıcıdır; çünkü pazarlıklar konuşarak yapılır. Erdoğan, giderek küçülen partisine yeni ortaklar ekleyerek yoluna devam etmek zorunda kalıyor. Oy oranı yüzde 0,5 bile olmayan HÜDAPAR’a dört milletvekili verilmesi bunun açık bir örneğidir. Şimdi DEM’in bu gruba katılması da şaşırtıcı olmaz.
Bir diğer itirazım, “İmralı” ifadesine. İmralı bir adanın adıdır; oradaki teröristten bahsederken “teröristbaşı” ifadesi kullanılmalıdır. Ayrıca, “millet” yerine “Türk Milleti” veya “Yüce Türk Milleti” demek, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’na yakışandır.
Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.





