• TR
  • ENG
MarineDeal News
  • Haberler
  • Yazarlar
  • Piyasa
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Deniz Ticareti
  • Deniz Savunma
  • Jeopolitik
  • Analiz
  • Çevre
  • Video Arşiv
Aa
Bildirim
Son yayınlananlar
Hürmüz krizi Malakka Boğazı’nda gerilimi arttırdı
Gündem
“Avrupa’nın altı haftalık jet yakıtı kaldı”
Enerji Dünya Ekonomi
ABD’nin Ulusal Güvenlik Stratejisi
Yazarlar Cihangir Dumanlı
Sinem Dedetaş’ın babası hayatını kaybetti
Gündem
USS Gerald R. Ford uçak gemisi, en uzun görev süresi rekorunu kırdı
Deniz Savunma Dünya Jeopolitik
Aa
MarineDeal NewsMarineDeal News
  • ANA SAYFA
  • HABERLER
  • YAZARLAR
  • PİYASA
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • DENİZ TİCARETİ
  • DENİZ SAVUNMA
  • JEOPOLİTİK
  • ÇEVRE
  • ENGLISH
Search
  • TÜM HABERLER
    • Piyasa
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Deniz Ticareti
    • Deniz Savunma
    • Jeopolitik
    • Çevre
    • English
  • YAZARLAR
    • Yeşim Yeliz Egeli
    • Meltem Aydın Süloğlu
    • Gökhan Esin
    • Barışcan Yücel
    • Atilla Yeşilada
    • Bartu Soral
    • Gürcan Elbek
    • Yüce Yöney
    • Emin Yaşacan
    • Cihangir Dumanlı
    • Serter Tuçaltan
    • Levent Akson
    • Haluk Mustafa Baybaş
    • Özhan Bakkalbaşıoğlu
    • Yaşar Canca
Bir hesabınız var mı? Giriş Yap
Bizi takip edin
  • MarineDeal News

Türk Donanması’nın tarihsel geçmişine bir bakış

Özhan Bakkalbaşıoğlu
  • Özhan Bakkalbaşıoğlu
  • Yükleme Tarihi: 04.03.2026 09:31 | Son Güncelleme: 04.03.2026 09:32
    ozhanbakkalbasioglu@www.marinedealnews.com
Paylaş
Paylaş

16’ıncı yüzyıldan 500 yıl sonra bugün Türk Donanması Atlas ve Hint Okyanusu’nda stratejik görevler yapıyor. Tarihsel geçmişe gelin birlikte bir göz atalım…

Türkiye Cumhuriyeti Donanması artık Hint ve Atlas Okyanusu ve hattâ kuzey denizinde de bayrak göstermektedir. Somali’deki deniz üssü bu bölgedeki petrol ve enerji kaynaklarını arayan gemilerimize destek sağlamaktadır. Ayrıca bölgedeki korsanlara karşı kurulan deniz grubuna da destek vermektedir. Oysa bundan 500 yıl önce Türk denizcileri bu bölgelerde aktif rol oynamaktaydı.

Türk İmparatorluğu Karadeniz, Ege ve Akdeniz’i bir iç deniz hâline getirdikten sonra denizcilerimiz Aden ve Basra ile Hürmüz Boğazı’ndan Hint Okyanusu’na, Cebelitarık Boğazı yolu ile de Atlas Okyanusu’na çıkmışlardır. Hint Okyanusu’na çıkma nedenlerinin başında Hint Baharat Yolu’nu kontrol altına almak vardır. İpek Yolu dediğimiz karayolunu elinde tutan İmparatorluk şimdi de denizlerden bu kontrolü sağlamak için Portekiz Devleti ile mücadeleye girmiştir. Daha da ileri giderek Endonezya’nın en batı ucundaki Sumatra Adası’nın kuzey ucundaki Malakka Boğazı’ndaki Ace sultanlığına da askerî yardım göndererek Pasifik Okyanusu ile Hint Okyanusu arasındaki deniz ticaretini kontrol etme projesini düşünmüştür. Özellikle Seydi Ali Reis, Pirî Reis gibi hem denizci hem de coğrafyacı olan bu Amiraller ile Hadım Süleyman Paşa, Koca Murat Reis gibi Amiraller önemli seferlerde bulunmuşlardır. Avrupa devletlerinin Akdeniz’de biten ticaretini Hint Okyanusu’ndan da kesmeyi hedefleyen devlet stratejisini önce Aden şehrini ve Yemen’i fethederek Kızıl Denizi kontrol altına almış ve Basra tersanelerini geliştirerek kurulan donanma seferlere başlamıştır. Ancak yapılan gemiler Akdeniz filosu gemileri dizaynında olunca Okyanuslardaki deniz durumlarına elverişli olmamış ve Portekiz’in kalyonlarına karşı da zorlanmıştır.

İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth (1557-1603) Kuzey Denizi’nde korsanlık yapan İngiliz denizciler, bu bölgede ticareti durma noktasına getirince korsanlığı yasakladı ve idam cezası ile cezalandırmaya başladı. Bunun üzerine bazı önemli korsanlar Cezayir korsanları ile anlaştı. O dönem de Türk İmparatorluğu’nun en önemli denizcilerinin Garp Ocakları adı verilen Cezayir’de üsleri vardı. Korsanlar bizim Bahriye’deki Kara Kuvvetleri’nin Akıncılarına eşdeğerdi. Bir anlamda düşman gemi ve kıyılarını ele geçirme ve yağma yaparak caydırıcılık yapan devlet kontrolünde olan denizcilerdi. Cezayir himayesinde bazı İngiliz korsanları Müslüman oldu ve rehberlik ederek birlikte İzlanda Adası’na kadar olan bölgede faaliyet gösterdiler. Atlas Okyanusu’na ilk çıkılma fikri, aslında Kaptan-ı Derya Barbaros Hayreddin Paşa’nın bizzat Sadrazam Pargalı İbrahim Paşa’ya söylemesi ile başlamıştır. Bu düşünce tıpkı II. Beyazıt’ın Kristof Kolomb’un önerisine sıcak bakmaması ile büyük bir talihsizliktir. Kara devletlerinden alınan ganimet ve vergilerin çokluğu bir yerde denizlerin daha masraflı bir yük getireceği düşüncesinin devlet kademesinde hâkim olması ile denizlere daha fazla açılma söz konusu olamamıştır. Daha sonra bu hata anlaşılmış ve Hint Okyanusu’na açılım gerçekleşmiştir.

Barbaros Hayrettin paşanın Gazavat-ı Bahriye hatıratında Septe yani Cebelitarık Boğazı’ndan Atlas Okyanusu’na defalarca çıkıldığı yazılıdır.1535 Ağustos ayında Cadiz Körfezi’ne çıkılarak Portekiz devletinin Faro Limanı bombardıman edilmiş ve yağmalanmıştır. Keza Murad Reis de 1617’de Portekiz’in Atlas Okyanusu’nda (Batı Afrika) bulunan Madeire Adası’nı zapt ederek 1200 esirle Cezayir’e dönmüştür. Murad Reis daha sonra Kanarya Takım Adaları’ndan olan Lanzarote Adası’nı fethetmiştir. En önemli seferi ise 1627 yılında 11 gemiden oluşan filosu ile İzlanda seferidir. Önce Manş Denizi’nden kuzeye yönelerek Norveç ve Danimarka kıyılarını yağmalamış ve 20 Haziran günü İzlanda Adası’na varmışlar ve 16 Temmuz’a kadar adada kalarak 200 esir ve büyük ganimetlerle 12 Ağustos’ta Cezayir’e dönmüştür. İzlanda Cezayir arası yaklaşık 2500 mil olup bu mesafeyi 27 günde tamamlamıştır. Bu bilgileri maalesef yabancı kaynaklardan öğrenmekteyiz. İzlanda Adası’nda esir düşen rahip Olaf Egilson‘un Danimarka’da yayımlanan hatıratlarından öğreniyoruz. Daha sonra Ali Reis İzlanda Adası’na sefer yapmış ve 800 esir ve ganimetle dönmüştür. Bugün İzlanda Adası’nda kalıp, yerleşip aile kuran ve orada ölen askerlerin mezarları bulunmaktadır. Cezayirli Türk korsanlarının Kuzey Amerika kıtasında Newfoundland Adası ile Kanada’nın Labrador ve St. BLawrence kıyılarına gittiklerini biliyoruz. Bir söylentiye göre Virginia kıyılarını ele geçirdiklerinde çok güzel bir İngiliz kızını esir ederek Padişahın haremine gönderildiği bilinmektedir. Karayip Denizi’ne yaklaşan Türk korsanların ilerlemelerini önlemek için İspanyol  korsanlar her yıl belirli bir fidyeyi Cezayir’e vererek kurtulmuşlardır.

1674 yılında Türk korsanları Lizbon Limanı’na girmişler ve bir büyük Portekiz kalyonunu ele geçirmişlerdir. 1685 yılına kadar bölgede Portekiz, Hollanda savaş gemilerini ele geçirmişlerdir. Bu korsan harekâtı hasım devletlerin ekonomik güçlerini yıpratmıştır. 1613-1621 yılları arasında yani 8 yılda Cezayir Limanı’na ganimet olarak 936 savaş ve ticaret gemisi getirilmiştir.

1627 yılında İngiltere’nin güneyindeki Bristol Kanalı üzerindeki LUNDY Adası ele geçirilerek 35/40 gemiden oluşan bir filonun üssü hâline getirilmiştir. 5 yıl Türk hâkimiyetinde kalmıştır. Ada 3 korsan gemisi tarafından ele geçirilmiştir. Murat Reis İzlanda seferinde bu adayı kullanmıştır. Denizlere hâkim olma aşamasındaki İngiltere için utanç verici bir olay olduğundan İngiliz tarihinde pek yer tutmaz. Kral I. James ve oğlu I. Charles’ın tüm gayretlerine rağmen kıyılarından 5 mil uzaklıktaki bu adadan Türk korsanlarını çıkaramamışlardır. Bu sürede İngiltere’nin güneyi ve İrlanda limanları olan Bristol, Plymouth, Southamton ve Baltimor yağmalanmıştır. 1627 yılı içerisinde 27 İngiliz gemisi ele geçmiştir. (Stanley Lein PAUL‘un Devonshire adlı kitabından) 19 Haziran 1631 gecesinde İrlanda’nın Baltimore Limanı ele geçirilmiştir. Bu olay ünlü İngiliz şairi olan Thomas Usborne Daways’ı derin etkilemiş ve 56 mısralık uzun bir şiir yazmıştır. 1609-1627 yılları arasında 481 İngiliz gemisi ve 7 bin esir ele geçmiştir. İngiltere ele geçirilen gemilerin listesini resmî olarak 1682 yılında yayımladı. Danimarka’nın Kopenhag iline 60 km mesafede bulunan liman şehri Helsingör’deki Hamlet şatosunda Türk korsanları ve gemileri tasvir edilmiştir.

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz; 1090’da gerçek anlamda deniz filosu kuran Anadolu Türk’ü 500 yıl sonra denizlere hâkim bir imparatorluk olmuştur. Viyana varoşlarından Tebriz’e, Ukrayna’dan Somali’ye kadar geniş bir coğrafyaya hâkim olan ve denizlerde Amerika kıyılarından Endonezya kıyılarına kadar bölgeyi kontrol altına almış bir imparatorluk, bugün de aynı bölgelere yakın coğrafyalarda varlığını göstermektedir.

Donanmamız denizlerimizi aşarak Atlas ve Hint Okyanuslarına görevler icra etmekte, üsler kurmakta “Ticaret bahriyesini Harp bahriyesi takip eder” deyişi ile zamanında tam yapamadığı stratejisini yürütmektedir. II. Abdülhamid’ten beri hattâ Cumhuriyetimizin ilk yıllarında bile Mareşal Çakmak tarafından kıyı donanmasının oluşması ve kara kuvvetlerini destekleyecek bir donanma varlığı tesis edilme çabaları büyük önder Atatürk’ün vizyonu ile bugünkü donanma varlığımızın temelleri atılmıştır. Her türlü harekât nevine uygun bir donanma kurarak dosta güven, düşmana ise “Dikkat et” ikazı veren caydırıcı bir güçtür. Türkiye artık bekasının denizcilik gücü ile varolacağı inancına gelmiştir. ‘Mavi Vatan’ kavramı yerleşmiştir. Denizcilik gücünü kapsayan Deniz Kuvvetleri, deniz ticaret filomuz, tersaneler, deniz okul ve eğitim kuruluşları, denizcilik ile uğraşan kurum ve işletmeler, kulüp ve dernekler bir bütün hâlinde ele alınmalıdır. Artık bir ‘deniz bakanlığı’ kurulmalıdır. Türkiye’nin özellikle askerî ve sivil gemi yapımı ve bunların ihracatı ile bugün Turizm Bakanlığı ile gelir toplamada ilk sıradadır. 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nda geç de olsa alınan dersler ile millî harp sanayisini kurmamız, verilen diyetlerin ve şehitlerin üzüntüsünü hafifletmektedir. Mavi vatan ile mavi ekonomi öncelikte kavram anlamında aynıdır. Mavi ekonomi daha öne çıkarsa denizcilik gücümüz istenilen düzeye gelir.

Atalarımızın yüzyıllar önce yaptıklarını artık yapacak güce eriştik ama asla durmayacağız. Millî birlik içinde Cumhuriyetimizin temellerini sarsmadan büyümek zorundayız. Artık Türkiye merkezi veya bölgesel güçten öte “yön veren güç” olmalıdır ve olacaktır da…

Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.

Aşağıdakiler de ilginizi çekebilir

ABD’nin Ulusal Güvenlik Stratejisi

Savaşın dumanı altında – 7 (Sadece savaş değil, terörle mücadele!)

Savaşın dumanı altında – 6 (İran’ı ayakta tutan ne?)

“En yüce makam TBMM’dir”

Aman petrol canım petrol

Bunu Paylaşın
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp LinkedIn Linki kopyala Yazdır
Paylaş
Avatar photo
By Özhan Bakkalbaşıoğlu
ozhanbakkalbasioglu@www.marinedealnews.com
Web Banner

Yazara Ait Diğer Yazılar

Orta Doğu’yu sömürgeleştirme savaşının Türkiye stratejisine etkileri
05/04/2026

Türk Donanması’nın tarihsel geçmişine bir bakış
04/03/2026

Yunanistan, donanmasını güçlendiriyor mu?
11/02/2026

‘Komşu komşunun külüne muhtaçtır’
08/01/2026

Değişen coğrafyada Orta Doğu, Kafkasya ve Balkanlar: Türkiye’nin bu coğrafyadaki stratejisi ne olmalı?
10/11/2025

Arama

Kategoriler

Arşivler

Legal

  • Kişisel Verileri Koruma Kanunu
  • Ziyaretçi Aydınlatma Metni
  • Çerez Politikası
  • Kişisel Verileri Saklama ve İmha Politikası
  • KVKK Başvuru Formu

MarineDeal News Künye

İmtiyaz Sahibi: MDN Yayıncılık, Matbaa, Reklam, Organizasyon ve Tur. San. Tic. Ltd. Şti. adına Yeşim Yeliz Egeli
Kuruluş: 1 Ocak 2008
Genel Yayın Yönetmeni: Yeşim Yeliz Egeli yesimegeli@marinedealnews.com
Yazı İşleri Müdürü (Sorumlu): İlyas Öztürk mdn@marinedealnews.com
Video Editör: Halis Kılıç
Haber Merkezi: Yüce Yöney, Barış Özgür, Barışcan Yücel
Reklam: reklam@marinedealnews.com
Abonelik: info@marinedealnews.com
E-posta: mdn@marinedealnews.com
Tel: +90 (212) 343 2005
Adres: Merkez Mah. Perihan Sk. No.118/5 34360 Şişli, İstanbul, Türkiye

Bizi sosyal medyada takip edin

Okuma listesinden çıkartıldı.

Geri al
Welcome Back!

Sign in to your account

Üye ol Şifremi Unuttum