Türk Silâhlı Kuvvetleri’nde FETÖ yapılanmasının hâlâ tam anlamıyla tasfiye edilemediğine dair veriler, her geçen ay daha çarpıcı hâle geliyor. 2025 yılı içerisinde yalnızca açık kaynaklardan edinilen bilgilere göre, Nisan ayında 23, mayıs ayında 63, 24 Haziran itibarıyla ise 174 muvazzaf personel FETÖ üyeliği gerekçesiyle gözaltına alındı.
Bu rakamlar sadece albaylardan uzman çavuşlara kadar her kademeden personeli kapsamakla kalmıyor; aynı zamanda darbe girişiminin üzerinden neredeyse dokuz yıl geçmiş olmasına rağmen TSK içinde FETÖ iltisaklı personelin varlığını da acı bir şekilde gözler önüne seriyor.
Hâlâ temizlenemeyen yapı
15 Temmuz 2016’daki darbe teşebbüsünün üzerinden geçen süreye rağmen, FETÖ mensuplarının halen aktif görevde bulunuyor olması, akıllarda ciddi soru işaretleri oluşturuyor. Bu kişilerin neredeyse dokuz yıl boyunca TSK içinde aktif görevde kalmaları, istihbarat ve iç denetim sistemlerinin işleyişine dair kuşkuları artırıyor.
Üstelik bu süreçte, Atatürkçü çizgisiyle tanınan, Cumhuriyetin kuruluş ilkelerine sadık subayların Yüksek Askerî Şûra kararlarıyla görevden uzaklaştırıldıkları biliniyor. Bu durum da kamuoyunda, “Acaba yanlış listedekiler mi tasfiye edildi?” sorusunun sıkça sorulmasına neden oluyor.
Cevap bekleyen kritik sorular
- TSK’dan ihraç edilen askerler hangi kriterlere göre belirlendi?
- Liyakatli olduğu bilinen bu personelin uzaklaştırılmasında hâlen görevde bulunan FETÖ mensuplarının etkisi var mıydı?
- Bu personelin neredeyse 9 yıl boyunca görevde kalmasına nasıl izin verildi?
- FETÖ üyelerinin tespiti için yapısal bir yöntem mi uygulanıyor, yoksa siyasi iradenin insafına mı bırakıldı?
Bu sorulara verilecek dürüst ve şeffaf cevaplar, TSK içindeki güven sorunlarının giderilmesinde belirleyici olacaktır.
Emekli askerleri susturma girişimi
Son dönemde bazı emekli askerlerin açıklamalarına getirilen orduevi yasağı da tartışmaları derinleştiriyor. Bu yasakların gerekçesi, “komutanlara olan güvenin sarsılması” olarak ifade ediliyor. Oysa asıl sorulması gereken, “Hangi komutanlar ve hangi yapılar bu açıklamalardan rahatsız oluyor?” sorusudur.
TSK içinde hâlâ etkili olabilen bazı tarikat yapılanmalarının bu tür yasakların arkasındaki gerçek sebep olup olmadığı ciddi bir biçimde araştırılmalı. Çünkü bir ordunun kendi içindeki yapısal hastalıkları dile getiren emekli personelini susturması, bu hastalıkların gizlenmesi anlamına gelir.
Sarıklı amiraller, takkeli generaller: Yüzleşilmeyen geçmiş
Kamuoyunda uzun süredir tartışma konusu olan sarıklı amiral ve takkeli general örnekleri, yargı sürecine taşınmaksızın emekli edildiler. Bu kişilerin TSK içindeki mevcudiyetine uzun yıllar boyunca göz yumulması, daha büyük bir yapısal sorunun varlığına işaret ediyor.
Tarikatların TSK içinde varlık göstermesine göz yumulduğu sürece, “TSK’da FETÖ operasyonu” başlıklı haberlerin basında yer almaya devam edeceği gerçeği değişmeyecek gibi görünüyor.
Sonuç
15 Temmuz gibi ağır bir travmanın ardından dahi TSK içinde tarikat yapılanmalarına karşı net bir tavır alınmaması, FETÖ benzeri yapıların yeniden yeşermesini kolaylaştırıyor. TSK’nın kurumsal liyakat anlayışına dönmesi, dini cemaat ve gruplardan arındırılması ve yapısal bir iç denetim mekanizması kurulması, bu sürecin sağlıklı yürütülmesi için artık elzem hâle gelmiş durumda.
Cumhuriyetin temel direği olan ordu, ancak ve ancak akıl, bilim ve liyakat temelinde yeniden inşa edilirse geleceğe güvenle bakılabilir.
Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.





