Ana sayfa Görüş Transit hareketin Boğazlar üzerindeki etkisi

Transit hareketin Boğazlar üzerindeki etkisi

0
Limanlar arası konteyner hareketinde yıllardır düşüş yaşanmadığı biliniyor. Hatta küreselleşme süreci yeni pazarlara doğru genişledikçe konteyner hareketlerinin yükselişte olacağını tahmin etmek için sihirli bir küreye ihtiyaç yok

Yapılan araştırmalara göre 2002-2007 yılları arasında, dünya konteyner limanları toplam hareketi yüzde 70 arttı. Gelecekte ekonomik gelişiminin yüksek olacağı tahmin edilen Doğu Avrupa pazarı ise, Karadeniz bölge limanlarının büyümesine ciddi fırsat yaratıyor.

Esasen, Karadeniz Bölge limanlarındaki bu hareket artışının üç temel nedeni var:

1) Ekonomiye bağlı dış ticaret artışı,
2) Konteyner taşımacılığının, genel yük vb. yük
pazarlarına penetrasyonu ve
3) Transit konteyner hareketi.

Neden-sonuç ilişkisine fazla girmeden, Karadeniz Bölgesi’ndeki bu yükselişin ülkemiz limanları transit hareketleri açısından ciddi bir fırsat oluşturduğunu belirtelim. Karadeniz ve Marmara bölgelerine hizmet veren 80 ayrı bağlantı hattı olduğu tahmin ediliyor. Bu servislerden 44’ü Köstence Limanı’na, 60’ı ise hem Köstence hem de Marmara Bölgesi’ne hizmet veriyor. Karadeniz’in dağıtım limanı haline gelen Köstence Limanı bu sayede Karadeniz’in en büyük limanı olma sıfatını da taşıyor.

Köstence Limanı’nda yaşanan bu genişlemenin gerek Rus liman politikaları gerekse ülkemiz liman politikaları açısından değerlendirilmesi şart. Bilhassa, Rusya’nın St. Petersburg Limanı’nın ileriki yıllarda yük trafiğini güneydeki limanlara kaydırma arzusu ve güneydeki limanların henüz büyük gemilere hizmet verecek altyapıya sahip olmaması, Rus yüklerinin transit liman arayışına sürat katacak. Hepsinin ötesinde, 2014 Soçi Olimpiyatları’na yönelik yapılacak inşa çalışmalarında Rus limanlarına aktarılması planlanan yük hacmi düşünüldüğünde durum çok daha ciddi bir noktaya taşınıyor.

Diğer taraftan, Köstence Limanı’nın bu denli gelişmesi ve Rusya’ya gidecek yük hacmindeki artış beklentisi İstanbul ve Çanakkale boğazlarından geçen konteyner gemilerinin de büyümesine sebep oluyor. Gerek Boğazlar’dan geçişte rahatlama sağlanması gerekse, limanlarımızın terfi ettirilmesi amacıyla ülkemiz limanlarının Karadeniz yüklerinde transit liman olmak üzere daha fazla efor sarf etmesi ve buna bağlı limancılık politikası belirlenmesi gerekiyor.

İçinde bulunduğumuz dönemde genel olarak liman yatırımlarının artışı ve kapasite değerlendirmelerinden bahsedilirken, tek bir düşünce görülüyor; “dış ticarete yönelik pazar yarışı”. Halbuki limanların, mevcut kapasiteleri içinde transit yükler için daha yüksek hacim oluşturucu tedbirler yaratması İstanbul’un can ve mal emniyeti açısından çok büyük önem taşıyor. Aksi takdirde, Karadeniz limanlarına direkt seferlerle giden 300 m üzeri gemilerin sayısal artışı Boğazlar’da ciddi tehlike oluşturabilir. Söz konusu politikanın Rus limanlarının gelecek yatırımları için maliyet düşürücü bir faktör olması ise ülkelerarası “kazan-kazan” mantığı içinde yorumlanmalı.