2024 yılının Ekim ayında başlayan üçüncü süreç, önemli aşamalarından birine gelmiş durumda. Bu yasalarla kalınacağını zannetmeyin. Daha teröristbaşı bebek katili ile ilgili düzenlenecek hususlar var.
Teröristleri aklama yasalarına kendilerince bir isim de uydurmuşlar; “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi”.
Bıkmadılar teröristlere af denemelerinden. AKP iktidara geldiğinde terör örgütü dağılma aşamasındaydı ve o yıl içerisinde sadece 5 şehit verilmişti. AKP, iktidara geldiğinden beri ajandasında yazılı olan “teröristlere af” konusunda en ileri aşamaya yaklaştı. “Eve Dönüş Yasası” ile başlayan yolculuk bugünlere geldi. 2003 yılında çıkan 4959 sayılı yasanın adı ise “Topluma Kazandırma Yasası” idi.
Sonra Oslo'da 2007'de başlayıp 2015'te 794 şehitle bedeli ödenen birinci süreç… Şimdi de ikinci süreç. Devlet Bahçeli ileride “kandırıldım” der mi bilmiyorum ama marşa basan kişi Bahçeli oldu.
İstendiği kadar af çıkarılsın, istendiği kadar teröristlere kucak açılsın; yapısal tedbirler alınmazsa bir adım ilerlenilemez. Yılda 5 şehit verilen ortamdan, 794 şehit verilen süreçlerle hep başa dönülür.
Önce şunları belirtmekte fayda var:
-Kürt meselesi diye bir mesele yoktur. Bunu söyleyenler “ana dil” dışında bir argüman ortaya koyamıyor. Yerel dillerde günlük hayatta isteyen tarafından kullanılıyor. Yerel dillerin resmî dil olması kabul edilemez. Üniter devlet, herkesin hakkını koruyan, herkesin eşit olduğu yapıyı muhafaza eden yapıdır. Yoksulluk ise ülkenin geneline yayılmış bir kâbus.
-“Eşit yurttaşlık” söyleminin ise tutarlı hiçbir dayanağı yoktur zira Anayasamızda “Yurttaşların eşitliği” ilkesi vardır ve bu ilke her bir yurttaşı güvence altına almaktadır. Ancak sorsanız size yine “yerel dil” teziyle çıkarlar. Burada da sadece Kürt kökenli vatandaşlara bir imtiyaz istenmesi söz konusu olur bu da bütünün hukukuna aykırıdır, kabul edilemez.
-Terörün maliyetinin 2,5 trilyon dolar olduğu iddiası külliyen yalandır. Buna göre yıllık maliyetinin yaklaşık 50 milyar dolar olması gerekir. ABD aylardır İran'a saldırıyor. 10 bin kilometre öteden 3 savaş gemisi ve binlerce asker yığınağı yaptı. 15 bin civarında balistik füze ve binlerce hava saldırısı gerçekleştirdi. İran balistik füzelerini önlemek için de yüksek maliyetli hava savunma sistemleri kullandı. Şu âna kadarki savaşın ABD’ye maliyeti ABD gazetelerine göre 35 milyar dolar. Ortalama 4 bin teröristi olan örgüte yılda 50 milyar dolar harcanması akıl mantık dışıdır. Öyle ki ülkenin son 25 yılının savunma harcamasının ortalaması yaklaşık 15 milyar dolar. AKP, ekonomik beceriksizliğini “terör yüzünden” bahanesiyle örtemez.
Bu sürecin “iç dinamikler” sonucu olmadığı çok açık. Eğer terör örgütü ülke içerisinde eylem yapabilme imkân ve kabiliyetine sahip olsaydı, iç dinamiklerden bahsedilebilirdi. Bugün tükenmiş bir narko-terör örgütünden bahsediyoruz.
İlginizi çekebilir:
Milletten saklanan süreç yasaları ve Gaziler

Kandil'in Şemdinli/Tekeli'ye uzaklığı 70 kilometre. TSK, terör örgütünü yerle bir edecek harekât yeteneğine sahipken teröristlerin ülke içine bir gurbetçi gibi kabul edilmesinin nedeni nedir anlamak mümkün değil. Fakat ne gibi sonuçları olur öngörmek mümkün;
- Öncelikle bu politikalarla terör örgütü tamamıyla bitmez. Tedbirler almazsanız 3 yıl sonra 4 bin terörist yine karşınıza çıkar.
- Teröristlerin toplumsal hayata ve kamusal kurallara hemen uymasını kimse beklemesin. Öldürmek üzere eğitimler almış, EYP (el yapımı patlayıcı) yapabilen teröristlerin alın teri ile para kazanmasını beklemek hayâlcilik olur.
- Şu âna kadar hapishanelerden çıkartılan teröristlere bakın. “Pişman değiliz.” diyerek propaganda yapmaya devam ediyorlar. Milletin içine nifak tohumları ekmeyi sürdürüyorlar. Dağdan gelenler farklı mı olacak? Özellikle Kürt kökenli vatandaşların yoğun oldukları bölgelerde baskı oluşturup PKK'nın ideolojisinin süratle yayılmasını sağlayacaklar. Bundan en fazla zararı, bugüne kadar Türk milletinin parçası olan ve devletine her zaman bağlılığını göstermiş Kürt kökenli vatandaşlarımız görecek. Devletinin yıllarca yanında yer almış korucular mı? Allah’a emanetler.
- DEM büyük bir oy patlaması yapacak. AKP, izlediği ulus devlet dışı politikalar ile kendisini Kürt olarak tanımlayan seçmeni birleştirecek bir adres gösteriyor. Hatırlatayım; 2011 seçimlerinde yüzde 5,67 oy alan HDP (DEM) birinci sürecin sonuna doğru, 7 Haziran 2015'te yapılan seçimlerde yüzde 13,12 oy aldı. HDP, oylarını toplamda yüzde 7,45 artırdı. Bir önceki seçime göre oy oranını yaklaşık iki buçuk katına çıkarttı (yüzde 135 artış). AKP ise bir önceki seçimde yüzde 49,83 oy alırken 7 Haziran 2015’te yüzde 40,87'de kaldı; oyları yüzde 8,96 azaldı.
- Toplumda zaten var olan adaletsizlik ve cezasızlık anlayışı daha da yükselecek. Anayasal düzeni ve devleti yıkmak amacıyla örgüt kurarak silâhlı eylem yapan teröristler serbest kalırken; tweet atanların, gazetecilerin ve muhalif belediye başkanlarının bir kısmının hapiste olduğu ülke, “trajikomik” demek isterdim ama tamamıyla trajedilerin yaşandığı bir ülke olarak anılacak.
- Ekonomik olarak hiçbir değişiklik olmayacak. Çünkü AKP'nin ekonomi politikaları o kadar sorunlu ki bunun ne terörle ne de bölgesel savaşlarla ilgisi var.
AKP'nin bu yasanın geçmesine herkesi ortak etmek için milletvekillerine yazı göndermesi, MHP'nin “vatandan önce lidere sadakat” diyen grubunun gözü kapalı imzalaması, Butlancı Kemal'in görevini yerine getirmesi, Yeni Parti'nin kendi belediye başkanları hapisteyken teröristlerin affına olumlu bakması; tarihin sayfalarına gitmeden önce seçimlerde hatırlanmak üzere Türk milletinin hafızasında yer almalı.
Bu yasa çıksın ki AKP/MHP/DEM ortaklığı yeni anayasa için harekete geçsin. Kim bilir, belki de o zamana kadar AKP 400 milletvekilini de bulur. Malûm butlancı Kemal’in CHP’sinin 44 (27’si kesin) milletvekili hazırda bekliyor.
Bir meclis çoğunluğu, milletin verdiği yasama yetkisini anayasal yetkiler içinde kullanabilir, anayasal devlet düzeninin dışına çıkacak şekilde kullanamaz. Ağustos ayının sıcaklarında alelacele, sadece terör örgütüne münhasır bir yasanın çıkması için yasaya “evet” diyenlerin listesi asla unutulmaz bunu da tarihe not düşelim.
Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.





