‘Tersanelerde çok güçlü insan hikâyeleri vardır’

MDN İstanbul
  • |

Gizem Ceylan / MDN İstanbul

Denizcilik sektöründe uzun yıllar çalışmış olan Fatih Özbey ile profesyonel yaşamını ve “Tersanede Bir Ya!am” adlı kitabını konuştuk.

Biraz sizi tanıyalım mı? Fatih Özbey kimdir?

Kısaca şöyle tanıtayım; Aslen Karslıyım. 35 yaşındayım. Yalova’da yaşamaktayım. Bartın Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri bölümü mezunuyum. Askerliğimi yedek subay olarak yaptım. Yaklaşık 13 yıldır insanı merkeze alan bir bakış açısıyla tersanecilik sektöründe insan kaynakları alanında görev yapan bir profesyonelim. Sahada, ofiste ve üretimin tam ortasında bulunmuş insanlarla zaman geçiren; mavi yakadan beyaz yakaya kadar çok farklı hikâyeye tanıklık ettim. “Tersanede Bir Yaşam” kitabı da bu tanıklıkların bir sonucu olarak ortaya çıktı.

“Tersanede Bir Yaşam” fikri nasıl doğdu? Bir İnsan Kaynakları yöneticisini teknik bir dünyanın içinden kitap yazmaya iten neydi?

Tersaneler dışarıdan bakıldığında çelik, kaynak ve makineden ibaret gibi görünür. Oysa içeride çok güçlü insan hikâyeleri vardır. İşe girerken umutlanan, ailesi için çalışan, risk alan, yorulan ama yine de üretmeye devam eden insanlar… Bir İnsan Kaynakları yöneticisi olarak bu hikâyelere yakından tanık olmak, onları kayıt altına alma ve görünür kılma isteğini doğurdu. Kitap fikri tam olarak bu noktada şekillendi.

Yazım sürecinde sizi en çok zorlayan bölüm neydi?

En zor kısım, yaşananları romantize etmeden ama gerçekliği de incitmeden anlatabilmekti. Çünkü tersanelerde hayat hem gurur hem yorgunluk hem başarı hem de bedel barındırır. Bu dengeyi kurmak yazım sürecinin en hassas noktasıydı.

 “Tersanede Bir Yaşam” sizin için ne ifade ediyor?

Bu ifade benim için sadece bir iş alanını değil; bir yaşam biçimini anlatıyor. Mesainin saatle değil projeyle ölçüldüğü, emeğin gözle değil alın teriyle fark edildiği bir dünya… Aynı zamanda dayanışmayı, sabrı ve birlikte üretmeyi simgeliyor.

Türkiye’de tersanecilik sektörünün en büyük insan kaynağı sorunu nedir?

Nitelikli iş gücünün sürekliliğini sağlamak. Genç kuşaklar sektörü yeterince tanımıyor, sektör de kendini yeterince anlatamıyor. Eğitim, kariyer planlaması ve çalışma koşullarında bütüncül bir yaklaşım eksikliği en temel sorunlardan biri.

Bu kitap sektörde bir farkındalık yaratmayı hedefliyor mu?

Kesinlikle evet. Bu kitap, tersanelerin sadece ekonomik bir üretim alanı değil, aynı zamanda sosyal bir yaşam alanı olduğunu göstermeyi amaçlıyor. Hem sektör içindekiler hem de dışarıdan bakanlar için bir farkındalık çağrısı niteliğinde.

Tersanede çalışan bir işçinin gözünden baktığınızda, siz nasıl görünüyorsunuz?

Ulaşılabilir, dinleyen ve sahayı bilen biri olarak görünmeyi önemsiyorum. İnsan Kaynakları’nın sadece evrak ve prosedürden ibaret olmadığını, insanın gerçekten “insan” olarak ele alınması gerektiğini sahada hissettirmeye çalışıyorum.

Türkiye’de tersanecilik sektörünün görünmeyen yüzü nedir?

Görünmeyen yüz; fedakârlık, sabır ve sürekliliktir. Soğukta, sıcakta, zaman baskısı altında çalışan binlerce insanın emeği çoğu zaman sadece teslim edilen gemiyle anılır. O geminin arkasındaki insan hikâyeleri ise pek konuşulmaz.

İnsan Kaynakları perspektifinden baktığınızda, tersanelerde en büyük dönüşüm hangi alanda yaşanmalı?

İnsan odaklı yönetim anlayışında. Çalışan deneyimi, iş sağlığı ve güvenliği kültürü, gelişim ve kariyer planlaması artık birer “ekstra” değil, zorunluluk olarak ele alınmalı.

Sizce tersaneler sadece gemi mi inşa eder, yoksa insan da mı?

Tersaneler kesinlikle insan da inşa eder. Meslek kazandırır, sorumluluk öğretir, dayanıklılık geliştirir. Birçok insan için tersane, hayatın kendisini şekillendiren bir okul gibidir.

Türkiye’nin denizcilik vizyonu açısından tersaneler önümüzdeki 10 yılda nasıl bir rol üstlenecek?

Daha teknolojik, daha çevreci ve daha nitelikli üretim merkezleri hâline gelecekler. Aynı zamanda sürdürülebilir insan kaynağı politikalarıyla bölgesel değil küresel ölçekte rekabet eden yapılar olacaklar.

Son olarak; Türk tersanelerinin dünyada öne çıkan özelliği nedir?

Esnek üretim kabiliyeti ve insan gücünün çözüm odaklı yaklaşımı. Türk tersaneleri, zor projelerde hızlı adapte olabilme yeteneğiyle dünyada saygın bir konuma sahip.

ETİKETLER:
Bunu Paylaşın