Uzun tartışmalar sonrasında bir grubun sürecin en önemli aktörü olarak gördüğü teröristbaşı Öcalan, TBMM Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarafından seçilen bir heyet tarafından İmralı Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde ziyaret edildi.
Bu ziyaretin fikir babası kimdi?
Tabii ki teröristbaşı Öcalan’dı. Gaddar Öcalan, DEM Heyeti’nin kendisini ziyaretinden basına yansıyan tutanaklarda (basına yansıyan tutanaklar doğru ise) “Komisyon geldiğinde bu söylediklerimi onlara da söyleyeceğim” diyor, DEM temsilcisi “Ya gelmezlerse?” dediğinde teröristbaşı “Gelecekler” diyordu.
Öcalan’ın dediği oldu. Sayın Bahçeli dayattı, komisyon oylama yaptı. Bir heyet oluşturuldu ve İmralı’ya gönderildi.
Kim ne söyledi, neden bahsetti, neler konuşuldu bilinmiyor. İki saat elli dakika süren görüşmede ne konuşulduğu muhtemelen on yıl daha bilinmeyecek. Sadece yakın çevrelerinden alınan duyumlar ve TBMM’nin açıklaması var.
TBMM’nin açıklamasında şöyle denildi: “27 Şubat’ta yapılan Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı akabinde örgütün kendisini feshetmesi ve silah bırakması yönündeki açıklamaların yanı sıra Suriye’de 10 Mart mutabakatının hayata geçirilmesine yönelik sorulan sorular kapsamında detaylı beyanları alınmıştır. Görüşme neticesinde; toplumsal bütünleşme, kardeşliğin pekiştirilmesi ve bölgesel perspektife yönelik sürecin pozitif ilerletilmesi açısından olumlu sonuçlar alınmıştır.”
Yani “beyanları alınmış.” Kimin? Teröristbaşının. Ne beyanlarında bulundu? Acaba Öcalan mı konuştu sürekli? Arada sesini yükseltti mi? Yoksa abilik edasıyla nasihat mi verdi?
Bunu öğrenmek milletin hakkıdır. Türk milletinde “terörizme karşı yenilmişlik” duygusunu yaratan bu ziyaret sizleri utandırdı mı ki tutanaklarını saklıyorsunuz?
Konu öyle bir hâl aldı ki yandaş basın olarak tanımlanan hükûmete yakın basın organlarında konuyla ilgili bir satır yazı dahi yayımlanmıyor. Madem kötü bir şey olduğunu, utanç duyulacak bir husus olduğunu biliyordunuz, neden bu tarihî fiyaskoyu uygulamaya koydunuz?
Eğer öyle değilse neden hükûmete en yakın kanallarda dahi bu görüşmeye ait en ufak bir haber yok? Neden İBB iddianamesi ile kanallarınızı, gazetelerinizi dolduruyorsunuz? Neden bu konu yokmuş gibi davranıyorsunuz?
CHP üye vermeyeceğini açıklayınca o kanallarda, o gazetelerde yetmez ama evetçi hainler, bölücü terör yandaşları ve siyasal İslamcılar hep bir ağızdan CHP’yi “tarihin yanlış yerinde yer almakla” suçluyordunuz. Ne çabuk unuttunuz?
Sayın Özgür Özel, Cumhuriyet’e verdiği röportajda, AKP’de etkili bir ismin kendilerine “gizli İmralı ziyareti” teklifi yaptığını açıkladı. Hatta Özel, bu şahsın kendilerine “Siz de gelin. Video, fotoğraf olmayacak. Ne gün gidildi, dönüldü belli olmayacak” teklifini getirdiğini söyledi.
Doğru, güzel bir şey olsa, bir başarı olsa AKP buna CHP’yi ortak etmek ister mi?
Böyle bir teklif varsa eğer bunun adı alenen “Gelin suça ortak olun” teklifidir ve ahlaksız bir tekliftir. Bu teklif suçu yayma teklifidir.
CHP bu konuda doğru karar vermiştir. Keşke baştan itibaren İYİ Parti ve Zafer Partisi çizgisinde hareket etseydi. O zaman bu heyet teröristbaşı Öcalan’ın ayağına gitme cesareti de gösteremeyebilirdi.
Terörist örgüt ile devleti bir tutup “Ondan da ölen var, diğerinden de” diyen zihniyet ya akıl tutulması yaşamakta ya da bölücü hain zihniyetin ağzıyla konuşmaktadır.
TSK’nin kuruluşu M.Ö. 209 yılı olarak kabul edilir. O günden bugüne Türk Ordusu’nun sivillere karşı tek bir kusurundan söz edilemez.
Bebekleri dahi öldürmekten çekinmeyen, köy meydanlarında savunmasız insanları kurşuna dizen, çocuklarının, eşlerinin gözü önünde silahsız insanları katleden, toplu katliamlar yapan bir terör örgütünü meşru zemine oturtmaya çalışmak en basit tabiriyle alçaklıktır.
Siyasilerin hatalarını geçmişte çok kere canlarını vererek ödeyen Yüce Türk Milleti’nin şimdi de siyasilerin asrın canisini muhatap almasından dolayı onuru zedelenmiştir. Bu ayıp Türk Milleti’nin değil, tam anlamıyla milletin iradesini yansıtmayan Meclis’te bu kararı alanların ayıbıdır.





