AKP tarafından “Eski Türkiye” diyerek küçümsenen AKP öncesi Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası alanda ne kadar güçlü olduğunun göstergesidir teröristbaşı Öcalan’ın yakalanarak Türkiye’ye getiriliş süreci.
Bugün teröristbaşına özgürlük isteyen bunun için yan yollara sapan “umut hakkı” gibi talepleri dillendirenler o gün iktidarda olmuş olsalardı teröristbaşını tutuklayıp getirebilirler miydi acaba?
Türkiye Cumhuriyeti’nin millî güç unsurlarının 1998-99 yılları itibariyle ne kadar güçlü olduğunun göstergesidir bebek katilinin getirilişi… “ABD verdi” saçmalığı ise son aşamada ABD’nin biz yaptık demek isteğindendir.
Kısaca kronolojik hikâye şu şekildedir;
16 Eylül 1998: Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Atilla Ateş, Suriye sınırında Suriye’ye seslenerek teröristbaşı Öcalan'ın sınır dışı edilmesini veya teslim edilmesini istedi.
30 Eylül 1998: Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında Suriye’ye müdahale görüşüldü. Cumhurbaşkanı Demirel, 1 Ekim'de Suriye’ye askerî müdahalede bulunulabileceğini açıkladı.
9 Ekim 1998: Suriye, Türkiye'nin baskılarına boyun eğdi ve bebek katili Şam Havaalanı’ndan Suriye’ye ait bir yolcu uçağıyla Atina’ya gitmek üzere ayrıldı. Türkiye’den çekinen Yunanistan teröristbaşına “derhal ayrıl” dedi. Aynı gün teröristbaşı Rusya’ya gönderildi.
4 Kasım 1998: Teröristbaşı Rusya’dan sığınma talebinde bulundu. Duma, 1’e karşı 298 oyla Abdullah Öcalan’ın sığınma talebini kabul etti. Duma kararına rağmen Rusya Başbakanı Primakov, 9 gün süre vererek, Abdullah Öcalan’ın Rusya’dan ayrılmasını istedi.
12 Kasım 1998: Teröristbaşı Rusya’dan İtalya/Roma’ya geçti ve İtalya Havalimanı’nda iner inmez tutuklandı. Roma’da iltica başvurusunda bulundu.
İtalya Avrupa’da teröristbaşını göndermek için çalmadık kapı bırakmadı. Almanya, Avusturya, Fransa Türkiye’yi karşılarına almayacağını bildirince Afrika ülkeleri gündeme geldi.
16 Ocak 1999: Türkiye’nin baskısı İtalya’yı pes ettirdi. İtalya teröristbaşını Rusya’ya geri gönderdi.
20 Ocak 1999: Teröristbaşı Tacikistan’ın başkenti Bişkek’te bir köy evine götürüldü ve burada 8 gün tecrit altında tutuldu.
29 Ocak 1999: Önce Rusya’ya götürüldü ardından ikinci kez direkt Atina’ya indi.
31 Ocak 1999: Yunanistan’ın girişimleriyle ve hazırlanan uçakla Minsk havaalanında indi. Fakat aynı gün Yunanistan’a iade edildi.
2 Şubat 1999: Saat 05.30’da özel bir uçakla Korfu’daki havaalanından yola çıktı saat 11.00 sıralarında Nairobi Havaalanı’na indi. Teröristbaşı, Yunanistan Kenya Büyükelçisi Kostoulas tarafından karşılandı.
8 Şubat 1999: Emniyet Genel Müdürü Necati Bilican, Der Spiegel dergisine verdiği bir demecinde, Abdullah Öcalan’ın adım adım takip edildiğini söyledi ve “Biz onu yakalayacağız” dedi.
10 Şubat 1999: Teröristbaşını getirmekle görevlendirilen uçak Uganda’nın Entebbe Havaalanı’na indi. 9 kişilik ekip, Kenya’nın kuzey komşusu Uganda’nın başkenti Kampala’ya giderek Kenya’dan haber beklemeye başladı.
15 Şubat 1999: Kenya sınır dışına çıkmasını talep ederken, teröristbaşı Hollanda’ya gitme koşuluyla binadan ayrıldı. Hollanda uçağına bindiğini zanneden teröristbaşı Türk uçağına binmişti.
16 Şubat günü kameralar karşısına geçen dönemin Başbakanı Bülent Ecevit, bebek katilinin Türkiye’ye getirildiğini açıkladı.
Daha sonra yargılanmalar ile devam eden süreç sonunda İmralı Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde cezasının infazı süreci devam etti.
“Eski Türkiye’nin gücü” ile teröristbaşının kendi deyimiyle yeryüzünde basacak yer bulamamıştı.
Sonuçları itibariyle bakıldığında ise tek bir veri bütün bu olayı açıklayan durum şehit sayısıydı. Örgüt dağılma aşamasına gelmişti. Kitleler halinde teslim oluyordu teröristler. 2002 yılına gelindiğinde şehit sayısı 5’ti.






