Millî mücadelemizin önemli dönüm noktalarından biri olan 30 Ağustos, zaferle sonuçlanan Türk Kurtuluş Savaşı’nda yer edinmiş Büyük Taarruz’un nihayete erdiği gündür. 30 Ağustos Başkomutanlık Meydan Muharebesi, düşmanı yurt topraklarından temizleyerek Akdeniz’e süren bir güce sahiptir. Zira yurdumuzun Batı kesimlerini işgal altına alan Yunanların 9 Eylül’de denize dökülmesi ile sonuçlanan Muharebe’dir.
Büyük Taarruz, 26 Ağustos’ta başlayıp 30 Ağustos 1922’de Türk ordusunun kesin zaferi ile sonuçlanmıştır. İşte bu zafer sonucunda ulu önderimiz Gazi Mustafa Kemal Paşa, tarihe damgasını vuran emrini vermiştir: “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!”
***
Bilindiği üzere 1918 yılında son bulan I. Dünya Savaşı sonrasında yaşanan gelişmeler ışığında başlayan Türk Kurtuluş Savaşı birçok evreler içerisinde ve büyük bir dirençle devam etti. 1922 yılına gelindiğinde ise planlanan taarruzlar için asker gücünün artırılması gerekliydi ve bu nedenle askere alımlar ile teşkilatlanma ve mali meseleler özellikle yılın ilk yarısında en önemli gündem maddeleriydi. Genel seferberlik sayesinde askere alımlar artırıldı. Askere alınan erlerin eğitimi gerçekleştirildi.
Diğer taraftan düşman da kuvvetlerini artırma ve ele geçirdiği topraklarda ayakta kalma gayreti içerisinde özellikle İtilaf Devletleri’nden destek arayışını sürdürüyordu. Uzun süren bu savaşta ayakta kalmak, onlar için maddi ve askerî malzeme yardımı almak gereğini açıkça ortaya koyuyordu. Fakat ilerleyen süreç içerisinde destek bulma oranları da azalmıyor değildi. En nihayetinde 1922 yılının Ocak ve Şubat aylarında hiç bir destek bulamadılar. Yunan Başbakanı Gunaris, ordularının genel durumu hakkında rapor istedi. Bu raporda, Yunan askerinin moral gücü iyi olarak ifade edilirken Türklerin sayıca üstünlüğe ulaştıkları bildiriliyor ve Yunan tarafının maddi destek ve savaş malzemesine ihtiyaç duyulduğu ifade ediliyordu (Koylu).
Sayıca iyileştirilen Türk asker gücü, erler dışında subayların artırılması ile de sağlanmıştı. Zira, İtilaf Devletleri ile imzalanan bazı antlaşmalar sonrası diğer cephelerden asker gücü takviyeleri yapılmaya başlanmıştı. Türkün asker gücü ile savaş malzemeleri artarken savaşta üstünlük el değiştirmeye başlamıştı.
Diğer taraftan mayıs ayına kadar uluslararası ilişkiler alanında da atılımlar gerçekleşti fakat taraflarca kabul edilecek herhangi bir ateşkes antlaşması ortaya çıkarılamadı. Bu nedenle zaten var olan mali ve teçhizat eksiklerinin kapatılması için yeni kanunlar çıkarılarak yeni vergiler kondu.
Dış güçler ve iç ihtiyaçlar durumu zorlarken Nutuk’a baktığımızda TBMM içerisindeki muhalif tarafın da var gücüyle tereddütlerini dile getirdiği görülmektedir. Yani çok yönlü baskılar ve zorluklar kendini yılın ikinci yarısında da göstermeye devam etmiştir.
Yunan ordusunu tamamen ortadan kaldırmak üzere planlanan Büyük Taarruz’a giden yolda, 1922 yılının ikinci yarısında Mustafa Kemal Paşa’nın Ankara dışı gezileri oldu. Bu gezilerde de defalarca Türk bağımsızlığına vurgu yapmaya devam etti. Bazı ziyaretleri herkes tarafından bilinirken bazıları gizli tutuluyordu ve özellikle karargâh ziyaretleri sırasında İsmet Paşa ve Fevzi Paşa ile birlikte Ağustos ayında gerçekleşecek taarruzu planladı.
Nutuk’ta da ifade edildiği üzere, bu plan kapsamında gerçekleştirilecek tüm hazırlıklar gizlilikle yürütülmek zorundaydı. Her türlü lojistik ve haberleşme büyük bir titizlikle gerçekleştiriliyordu. Bir tarafta eksik tedarik diğer tarafta gizlilik gerekliliği, bu süreci iyiden iyiye zorlaştırıyordu. Fakat gizlilik unsuru gerçekten başarılmıştı ki düşman, taarruz fikrine ihtimal bile verecek bir bilgiye sahip olamadı.
Taarruzdan birkaç gün evvel şifreli telgraflar çok hızlı çalıştı. 20 Ağustos günü Akşehir’de bulunan Gazi, 26 Ağustos günü düşmana saldırılacağı emrini verdi. Cephe komutanları ve birlikler taarruzun 26’sında başlayacağını birbirlerine haber ediyorlar ve hazırlıkları tamamlıyorlardı. Hazırlıklar düşmanın anlamaması için gece saatlerinde yapılıyor ve dinlenme gündüz saatlerine bırakılıyordu. Askerlerin yoğun olarak bulunduğu yerler şaşırtmaca usulünde belirlenip bu şekilde bir izlenim yaratılıyordu. “Mustafa Kemal Paşa, böylece stratejik sürprizin tam olması için çalışmaktaydı. Son yığınak bölgesine yaklaşıldıkça gerek uçaklara karşı gerekse düşmanın dikkatini çekmemek için tüm askerlerin ve hatta nakliye hayvanlarının ağaç ve fundalıklarla gizlenmiş (kamufle) olması, gündüz asker yemeklerinin duman çıkarmayacak malzeme ile yapılması, hatta keşif için gelen uçaklara da ateş açılmaması emredildi.” (Koylu)
Büyük zorluklarla bir araya getirilmiş olan tüm kuvvet eşliğinde 26 Ağustos sabahı saat 05.30’da topçu ateşiyle taarruz başladı. O gün şiddetli muharebeler gerçekleştirildi. Akşam olduğunda stratejik bölgeler kontrol altına alınmıştı. Peşinden gelen günlerde önce Afyon’a ardından İzmir’e doğru yürünecek ve Yunanlar tarafından kontrol altında tutulan diğer bölgeler de hareketlenecekti. Zira düşmanı dağıtmak ve yok etmek esastı.
Nutuk’ta belirtildiği üzere, 26 ve 27 Ağustos günlerinde Ayfon’un güneyinde 50 ve doğusunda 20-30 kilometre uzunluğundaki güçlendirilmiş düşman cepheleri ele geçirildi. 30 Ağustos sabahı ayakta kalan Yunan kuvvetleri Dumlupınar’da çevrilerek kesin bir şekilde püskürtüldü. Başkomutanlık Meydan Muharebesi unvanını alacak 30 Ağustos’ta yapılan bu savaşta düşmanın ana kuvvetleri yok edilip tutsak edildi. Gazi Mustafa Kemal’in Meclis’te de ifade ettiği gibi, tasarlanan kesin sonuç beş günde alınmış oldu. 31 Ağustos’ta ordularımız, İzmir’e doğru yürürken başka birliklerimiz de Eskişehir ve kuzeyinde bulunan düşman kuvvetlerini yenmek üzere ilerledi.
Mustafa Kemal Paşa 1 Eylül’de “Ordular İlk Hedefiniz Akdenizdir. İleri” emrini vererek düşmanın yeniden toparlanmasına fırsat yaratmadan saldırıları sıklaştırdı. Yunan ordusu ise Türk takibinden kaçmak üzere İzmir’e doğru geri çekilirken karşılaştığı her şeyi yakarak ve yıkarak yok etti. Bu takibin sonunda Türk ordusu 9 Eylül’de İzmir’e varmış ve Türk’ün bağımsızlık mücadelesindeki azmini ve kurtuluş için özden gelen direncin büyüklüğünü bütün dünyaya göstermişti. Ulu önderimizin de belirttiği şekliyle “her evresi düşünülmüş, hazırlanmış, yönetilmiş ve zaferle sonuçlandırılmış olan bu harekât, Türk ordusunun, Türk subaylarının ve komuta kurulunun yüksek güçlerini ve yiğitliklerini tarihe bir daha geçiren muazzam bir eserdir”.
Bu zafer, meclisteki muhaliflerde, uluslararası basında ve yabancı devletlerde karşılığını bulmuştu. Büyük Taarruz sonunda başlayan barış süreci ve peşinden imzalanan antlaşmalarla Türkler bağımsızlığını ve egemenliğini tüm dünyaya kanıtlarken Türk Devleti de tanınmış bir devlet olmuştu.
Millî mücadelemizi göğüsleyerek bizi bağımsızlığa kavuşturan başta önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere egemenlik uğruna hayatlarını feda eden yurttaşlarımızın ruhları şâd olsun ve tüm gazilerimize şükranlarımızı sunarım.
İlk kez 1924 yılında törenle kutlanan ve 1926 yılında TBMM’de çıkarılan bir kanunla Türk ordusunun bayramı ilan edilen bu özel gün, yıllarca bazen geniş katılımlı bazen de daha dar kapsamlı olarak kutlanmakta ve bağımsızlığın önemini bize tekrar tekrar göstermektedir. 1924 yılındaki ilk tören, bizzat Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın katılımıyla ve açılış konuşması, protokol konuşmaları ve resmi geçiti içeren bir program eşliğinde Dumlupınar’da gerçekleştirilmiştir.
1926 yılında çıkarılan 795 numaralı kanunun metni ise şu şekildedir:
“Birinci Madde: İstiklal Muhaberatında zafer-i katiyi temin eden 30 Ağustos Başkumandan Muharebesi günü cumhuriyet ordu ve donanmasının zafer bayramıdır.
İkinci Madde: Her yıl dönümünde bu bayram günü kuvva-yı berriye, bahriye ve havayiye tarafından tes’id olunur ve müdafaa-i milliye vekâletinin tanzim edeceği programa göre Dumlupınar’da ayrıca merasim-i askeriye icra edilir. Bugünde bilumum devair ile mektepler tatil olunur.
Üçüncü Madde: Bu kanun neşr tarihinden muteberdir.
Dördüncü Madde: Bu kanun ahkâmını icraya İcra Vekilleri Heyeti memurdur.”
Kanunda belirtildiği üzere Türk kara, deniz ve hava kuvvetleri için ilan edilen 30 Ağustos’un her yıl yıldönümünde kutlanması belirli bir plan dahilinde kararlaştırılmıştır. Aynı yıl Milli Savunma Bakanı Recep [PEKER] Bey tarafından yayımlanan genelgede de 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutlama planları ile ilgili olarak ayrıntılı bilgiler verilmiştir (Sayılır).
Bildiğiniz üzere, 30 Ağustos başta olmak üzere resmî bayramlarda Türk Deniz Kuvvetleri’nin harp gemileri Türkiye genelinde çeşitli limanlarda vatandaş ziyaretlerine açılıyor ve denizcilik etkinlikleri gerçekleştiriliyor. Örneğin geçtiğimiz sene, bu güne denk gelmek üzere “TEKNOFEST Mavi Vatan”, İstanbul Tersanesi Komutanlığı’nda tamamlandı. Türkiye’nin denizcilikteki gücünü ve ileri teknoloji kabiliyetini gözler önüne seren bu etkinlik bu sene yine Ağustos ayında gerçekleştirilecek.
Yine 2025 yılında Milli Savunma Bakanlığı basın bildirisinde “Büyük Zafer'in 103’üncü yılına ulaşmanın haklı gurur ve heyecanını milletçe idrak ettiğimiz 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı ve Türk Silahlı Kuvvetleri Günü’nü şimdiden kutluyor; başta Ebedî Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Millî Mücadele kahramanlarımızı, aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi bir kez daha rahmet ve minnetle anıyoruz” sözleriyle kutlamalarını aşağıdaki plan kapsamında ilan etti (https://www.msb.gov.tr/SlaytHaber/53cc9ec56fb44339bb4a50458d356b97):
▪️Ankara’da geçit töreni,
▪️Deniz Kuvvetlerimiz tarafından 24 gemi ile 24 limanda halka açık liman ziyaretleri
▪️26-27 Ağustos tarihlerinde Afyonkarahisar ve Manisa’da SOLOTÜRK, Konya’da Türk Yıldızları tarafından selamlama/gösteri uçuşları
▪️30 Ağustos’ta Anıtkabir’de SOLOTÜRK, Kütahya'da Türk Yıldızları ekiplerimizin selamlama/gösteri uçuşu ile Eskişehir, Manisa, Konya, Kocaeli, Kahramanmaraş ve Mersin’de muharip uçak geçişleri
Ayrıca, 26-31 Ağustos tarih aralığında;
▪️Afyonkarahisar’da Mehteran Birlik Komutanlığı ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı,
▪️Dumlupınar Zafer Abidesi'nde Hava Er Eğitim Tugay Komutanlığı bandoları,
▪️Kosova’da Donanma Komutan Yardımcılığı Bandosu tarafından tören ve konserler
▪️Mehteran Birlik Komutanlığı, Armoni Mızıkası ile Kara ve Hava Kuvvetleri Bando Komutanlıklarımızdan oluşan karma bando tarafından 30 Ağustos’ta Ankara’da, Mehteran Birlik Komutanlığımızca, 31 Ağustos’ta TEKNOFEST Mavi Vatan kapsamında İstanbul’da tören ve konser faaliyetleri
▪️Bando Komutanlıklarımız tarafından 26 Ağustos’ta başlayan ve birçok ilimizde ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde gerçekleştirilen bando konserleri
▪️“Askerî Müzelerimiz” ise 30 Ağustos’ta halkımız tarafından ücretsiz olarak ziyaret edilebilecektir.”
30 Ağustos, Türk askerî gücüne armağandır. Ağustos ayı, Türk kara, deniz ve hava kuvvetlerinin resmi kutlamalarla halkıyla bütünleştiği ve tarihi zaferlerimizi coşkuyla kutladığımız bir ay olmaya devam etsin. Bir tarafta donanmamızın gemilerinin gezilmesi ve deniz teknolojimizin Türkiye Cumhuriyeti tarihi içerisinde geldiği evrelerin görülmesi diğer tarafta halkımızın denizcilik kültürü ve tarihi ile bütünleşmesine destek veren konferans ve sergi gibi etkinliklerin düzenlenmesi, Türk denizciliğine ve denizcilik kültürümüzün gelişimine verilen en önemli hediyelerden olsa gerektir.
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.
Kaynakça
Hatıratlarla Karşılaştırmalı Nutuk, İBB Kültür AŞ., İstanbul, 2020.
Burhan SAYILIR, “30 Ağustos Zafer Bayramı Kanunu, İlk Zafer Kutlaması ve Büyük Taarruz İle İlgili Bazı Bilgiler”, Çanakkale Araştırmaları Türk Yıllığı, 2014, Sayı: 16, ss. 89-114.
Millî Savunma Bakanlığında Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı Gerçekleştirildi, Ağustos 2025, https://www.msb.gov.tr/SlaytHaber/53cc9ec56fb44339bb4a50458d356b97
Zafer KOYLU, “Büyük Taarruz”, Atatürk Ansiklopedisi, https://ataturkansiklopedisi.gov.tr/detay/4929/Büyük_Taarruz.
Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.





