Suriye, uzun süren zorlukların ardından, enerji sektöründe ilerleme kaydediyor. Katar merkezli UCC Holding'in öncülüğünde, Türk firmaları Cengiz İnşaat ve Kalyon Holding ile ABD'li Power International'ın yer aldığı uluslararası konsorsiyum, 5 bin megavat kapasiteli önemli bir elektrik üretim girişimini hayata geçiriyor.
Orta Doğu'da dengeli ve sürdürülebilir ilişkilerin gelişmesine katkı sağlaması beklenen 7 milyar dolar değerindeki yatırım, dört kombine çevrim gaz türbini (CCGT) santrali ile bin MW'lik güneş enerjisi tesisini kapsıyor. İnşaat çalışmalarının Aralık ayında başlaması bekleniyor. Projenin, sekiz santrale genişleyerek Suriye'nin elektrik üretim kapasitesini önemli ölçüde artırabileceğine inanılıyor.
Geçmiş zorluklar ve yeniden yapılanma süreci
Bölgenin enerji alanında önde gelen ülkelerinden biri olarak kabul edilen Suriye'nin 1996 yılında günlük petrol üretimi 582 bin varile ulaşmıştı.
Suriye'de yaşanan iç karışıklıklar sonucu petrol üretimi yüzde 70 oranında azaldı, elektrik kapasitesi de 10 bin MW'den 3 bin MW'nin altına geriledi. Günlük elektrik kesintileri 18 saate ulaştı, sanayi üretimi yüzde 50 oranında daraldı ve yıllık gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYİH) kaybı ise 10 milyar doları aşmıştır. Doğal gaz üretimi ise 8,7 milyar metreküpten 3 milyar metreküpe düşmüş; günlük arz 6 milyon metreküp iken talep 30 milyon metreküpe çıkmıştır.
Suriye Hükümeti bu durumu düzeltebilmek için 2025-2030 döneminde doğal gaz üretimini yüzde 200 artırarak günlük 18 milyon metreküpe çıkarmayı, elektriğin yüzde 60'ını gazla karşılamayı ve ithalatı yarıya indirmeyi planlıyor. BAE merkezli Dana Gas ile 12 Kasım'da imzalanan anlaşma, Abu Rabah sahasının geliştirilmesini hedeflemekte ve yıllık 2-3 milyar metreküp ek üretim sağlaması bekleniyor. Azerbaycan'dan günlük 3,4 milyon metreküp gaz ithalatı ise 1.200 MW'lik güç üretimine katkıda bulunacağı bildirildi. Chevron ve ConocoPhillips ile devam eden görüşmeler, 2030 yılında toplam 10 milyar metreküp üretim hedefine ulaşmayı amaçlıyor.
İş birliği ve konsorsiyum yapısı
Konsorsiyum, Katar'ın yüzde 50 finansal katkısı, Türkiye'nin yüzde 40 operasyonel uzmanlığı ve ABD'nin yüzde 10 teknolojik desteğiyle dengeli bir şekilde yapılandırıldı.
Yap-İşlet-Devret (BOO) modeli, yıllık 1-2 milyar dolar getiri potansiyeli sunuyor. Ayrıca her dolarlık yatırım yerel ekonomiye 2,5-3 milyar dolarlık katkı sağlayabileceği, 300 bin dolaylı istihdam yaratabileceği ve sosyal etkiyi yüzde 15'e çıkarabileceği düşünülüyor. Bu konsorsiyum, 2025 yılı yabancı doğrudan yatırımının yarısını (14 milyar dolar) çekerek, bölgedeki işbirliğini güçlendirebilecek bir örnek teşkil ediyor.
Jeopolitik boyutlar
Yabancı yatırım akışının 14 milyar dolarlık kısmının yüzde 50'sini oluşturan bu proje, altyapı yatırımlarının (40 milyar dolar) önemli bir unsuru haline getirebilir.
Bu gelişme, Türkiye'nin jeopolitik konumunu daha da güçlendirebilecek nitelikte olup, konsorsiyumdaki operasyonel liderliği ve Azerbaycan gaz hattı yönetimiyle enerji koridoru rolünü pekiştirmekte, Rusya ve İran'ın etkisini dengeli bir biçimde etkileyebilecek unsurlar içeriyor. Ürdün merkezli SPV'nin proje mimarisinde stratejik bir mekanizma olarak yer alması, Suriye sınırları dışındaki borç veren varlığı konumlandırarak doğrudan yaptırımlarla ilgili yargı engellerini aşıyor. ECA'lar gibi kurumlar, çok taraflı diplomatik destek, BOO çerçevesinin uzun vadeli operasyonel sürdürülebilirliği ve siyasi risk sigortası gibi araçları dikkate alan titiz risk değerlendirmeleri yürütüyor.
Bunlar Suriye'nin GSYİH'da yüzde 2-3 artış, 60 bin doğrudan istihdam ve ülkeye gerçekleşcek mülteci dönüşünde yüzde 15-20 hızlanmaya neden olabilir ve 5 milyar dolarlık döviz tasarrufu sağlayabilir. Katar ve Türkiye arasındaki iş birliği neticesinde Rusya'nın pazar payının yüzde 10-15 düşürülmesine ve ikili ticaretin 5 milyar dolar artmasına neden olabilir. İran ve Rusya'nın etki alanında yüzde 20 daralma ve vekil çatışma riskinde yüzde 30 azalma yaşanabilir. ABD ve AB'nin bölgesel entegrasyonunda yüzde 25 artış ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ithalatında yüzde 28 artış sağlanmasına yardımcı olabilir.
Suriye, bu önemli enerji girişimiyle hem altyapısını güçlendirmekte hem de geleceğine dair olumlu bir vizyon çiziyor.






