• TR
  • ENG
MarineDeal News
  • Haberler
  • Yazarlar
  • Piyasa
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Deniz Ticareti
  • Deniz Savunma
  • Jeopolitik
  • Analiz
  • Çevre
  • Video Arşiv
Aa
Bildirim
Son yayınlananlar
Muğla ve Kuzey Ege’deki bazı deniz alanları “Deniz Milli Parkı” ilan edildi
Haberler
Trump’tan şok açıklama: “ABD toprağı ilan edeceğim”
Dünya
Rusya deniz taşımacılığında yönetimi merkezileştiriyor
Dünya
DEHUKAM’dan 13 ülkeden katılımcılara deniz hukuku eğitimi
Haberler
Erdoğan’dan AKP’nin 25’inci yılı mesajı
Haberler
Aa
MarineDeal NewsMarineDeal News
  • ANA SAYFA
  • HABERLER
  • YAZARLAR
  • PİYASA
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • DENİZ TİCARETİ
  • DENİZ SAVUNMA
  • JEOPOLİTİK
  • ÇEVRE
  • ENGLISH
Search
  • TÜM HABERLER
    • Piyasa
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Deniz Ticareti
    • Deniz Savunma
    • Jeopolitik
    • Çevre
    • English
  • YAZARLAR
    • Yeşim Yeliz Egeli
    • Meltem Aydın Süloğlu
    • Gökhan Esin
    • Barışcan Yücel
    • Atilla Yeşilada
    • Bartu Soral
    • Gürcan Elbek
    • Yüce Yöney
    • Emin Yaşacan
    • Cihangir Dumanlı
    • Serter Tuçaltan
    • Levent Akson
    • Haluk Mustafa Baybaş
    • Özhan Bakkalbaşıoğlu
    • Yaşar Canca
Bir hesabınız var mı? Giriş Yap
Bizi takip edin
  • MarineDeal News

Süreçlerin ve butlanın varış noktası

Murat Yıldız
  • Murat Yıldız
  • Yükleme Tarihi: 16.07.2026 17:18 | Son Güncelleme: 16.07.2026 17:18
    muratyildiz@marinedealnews.com
Paylaş
Paylaş

Türkiye’deki siyasi hareketlerin sıradan ve kendiliğinden geliştiğini düşünmek hayalperestlik olur.

“Devlet aklı” konusundaki düşüncelerim açıktır. Devlet aklı, uzun yıllara dayanan kurumsal yapının stratejik aklını ifade eder. Ancak 15 Temmuz garabetinin onuncu yılında gelinen nokta, Cumhuriyet'in yıllara sâri olarak oluşturduğu kurumsal yapının oligarşik bir yaklaşıma evrilmiş olmasıdır.

Dolayısıyla olup biteni “devlet aklı” merkezli değerlendirmek, ancak yanlı bir bakış açısının ürünü olabilir. Bugün yaşananlar olgular üzerinden değerlendirildiğinde devlet aklının değil, oligarşik yaklaşımın bir sonucudur.

Devlet aklı ile oligarşik yaklaşım arasındaki en temel fark şudur; Devlet aklı bütünü esas alırken, oligarşik yapı zümreyi esas alır. Devlet aklı; milletin ve vatanın birliğini, devletin bekasını ve ülkenin âli menfaatlerini gözeterek hareket eder. Oligarşik düzen ise belirli bir zümrenin çıkarları üzerine kuruludur. Devlet aklı, muhafazakâr karakteri gereği dış etkilere kapalıdır, buna karşılık oligarşik düzen dış müdahalelere ve yönlendirmelere daha açıktır.

İlginizi çekebilir:

Çözüm süreci çözülecek mi?

Bugün yaşanan “süreç” ve “butlan” gibi sıra dışı gelişmeleri değerlendirirken devlet aklı penceresinden değil, oligarşik düzen perspektifinden bakmak daha doğru sonuçlar verecektir. 

Cumhuriyet tarihinde daha önce benzeri görülmemiş uygulamalarla karşı karşıyayız. AKP iktidarı öncesinde terör örgütleriyle hiçbir zaman müzakere masasına oturulmamıştır, parti kapatma veya siyasi partilere yönelik yaptırımlar ise Siyasi Partiler Kanunu çerçevesinde yürütülmüştür.

Ekonomik alanda üretme kabızlığı yaşayan hükûmet, siyasi alanda ise adeta sınırsız bir üretim kapasitesi ve yaratıcılık sergilemektedir. En başarılı olduğu alanlardan biri de herhangi bir hamleye girişmeden önce zemini hazırlamasıdır. Askerî terminolojiyle ifade etmek gerekirse, önce “muharebe sahasının şekillendirilmesi” yapılmaktadır.

Yüksek Seçim Kurulu'nun devre dışı bırakılarak yerel mahkemeler aracılığıyla parti kurultaylarına müdahale edilmesi, devletin kurumsal yapısına zarar vermekte ve anayasal işleyişi zayıflatmaktadır. Bu tür hukuki müdahaleler belirli çevrelere siyasi çıkar sağlayabilir; ancak devlet mekanizmasını yıpratır. Türkiye Cumhuriyeti, çeşitli yöntemlerle muhalefetin sindirildiği bir ülke görüntüsünden çıkmalıdır. Bu görüntü ortadan kalktığında, ülkenin önündeki ekonomik, sosyal ve demokratik engellerin önemli bir kısmı da aşılabilecektir.

Süreçler, birbirini takip eden fasılalar hâlinde devam etmektedir. Kanaatimce bu zincirin ilk halkası, 2003 yılında çıkarılan “Eve Dönüş Yasası”dır. AKP'nin 2002 yılında iktidara geldiği dönemde PKK terör örgütü ciddi bir çözülme sürecine girmiş, örgüt lideri Abdullah Öcalan'ın yakalanmasının ardından dağılma aşamasına girmişti. Söz konusu yasa, zamanlaması bakımından uygun görülebilecek bir düzenlemeydi. Ancak terör örgütü üzerindeki yoğun askerî baskıyla eş zamanlı uygulanmaması ve buna paralel siyasi adımların yeterince atılmaması nedeniyle beklenen sonuç alınamamıştır.

Daha sonra birinci süreç başlamıştır. Temelleri 2008 yılında Oslo görüşmeleriyle atılan ve 22 Temmuz 2015'te Şanlıurfa'nın Ceylanpınar ilçesinde iki polis memurunun evlerinde öldürülmesiyle sona erdiği değerlendirilen yedi yıllık süreç boyunca, “demokratik tedbirler” adı altında atılan adımlar sonucunda PKK tarihindeki en güçlü dönemlerinden birini yaşamıştır. Bu dönemin ardından yürütülen operasyonlar ise ağır bedeller ödenerek gerçekleştirilmiş, yüzlerce güvenlik görevlisi hayatını kaybetmiştir.

AKP'nin süreç politikası ikinci süreçle yeniden gündeme gelmiştir. Etkisiz hâle gelmiş olan terör örgütü, bu süreçte yeniden hareket alanı kazanmıştır. Örgüt lideri Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından muhatap alınmış, kendisiyle görüşmeler yapılmış ve bugün de çıkarılması planlanan yasal düzenlemelerle bu sürecin sürdürüldüğü değerlendirilmektedir.

Sonuç olarak bütün bu yaşananların varmak istediği bir hedef bulunmaktadır. Bu hedef, devlet aklının değil, dış müdahalelere açık bir siyasal yapının Türkiye'yi yeniden şekillendirmek amacıyla gerekli gördüğü yeni bir anayasanın hazırlanmasıdır. Kucaklayıcılık ve eşitlik gibi kulağa hoş gelen kavramlarla sunulacak; ancak ulus devlet anlayışını değiştirecek, Türk kimliğinin anayasal tanımını dönüştürecek ve “Türk, Kürt, Arap” eksenli yeni bir vatandaşlık anlayışını benimseyecek bir anayasa, süreç ve butlanın nihai varış noktasıdır.

Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.

Aşağıdakiler de ilginizi çekebilir

Yasa, kocaman bir yara

Toplum teröristlere hazır mı?

Tanker piyasası yukarı yönlü yükselişini koruyor

Umudumuz hamamböceği

Tarihi zaferlerin milletler için önemi: 30 Ağustos

ETİKETLER: Topçu Kıdemli Albay Murat Yıldız
Bunu Paylaşın
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp LinkedIn Linki kopyala Yazdır
Paylaş
Avatar photo
By Murat Yıldız
muratyildiz@marinedealnews.com
Web Banner

Yazara Ait Diğer Yazılar

Yasa, kocaman bir yara
12/08/2026

Toplum teröristlere hazır mı?
06/08/2026

Milletten saklanan süreç yasaları ve Gaziler
31/07/2026

İran nereye, ABD nereye saldırır? (Savaşın Dumanı Altında – 13)
24/07/2026

Süreçlerin ve butlanın varış noktası
16/07/2026

Arama

Kategoriler

Arşivler

Legal

  • Kişisel Verileri Koruma Kanunu
  • Ziyaretçi Aydınlatma Metni
  • Çerez Politikası
  • Kişisel Verileri Saklama ve İmha Politikası
  • KVKK Başvuru Formu

MarineDeal News Künye

İmtiyaz Sahibi: MDN Yayıncılık, Matbaa, Reklam, Organizasyon ve Tur. San. Tic. Ltd. Şti. adına Yeşim Yeliz Egeli
Kuruluş: 1 Ocak 2008
Genel Yayın Yönetmeni: Yeşim Yeliz Egeli yesimegeli@marinedealnews.com
Yazı İşleri Müdürü (Sorumlu): İlyas Öztürk mdn@marinedealnews.com
Video Editör: Halis Kılıç
Haber Merkezi: Yüce Yöney, Barış Özgür, Barışcan Yücel
Reklam: reklam@marinedealnews.com
Abonelik: info@marinedealnews.com
E-posta: mdn@marinedealnews.com
Tel: +90 (212) 343 2005
Adres: Merkez Mah. Perihan Sk. No.118/5 34360 Şişli, İstanbul, Türkiye

Bizi sosyal medyada takip edin

Okuma listesinden çıkartıldı.

Geri al
Welcome Back!

Sign in to your account

Üye ol Şifremi Unuttum