SIPRI’nin nükleer başlıklı kriz kahramanları

MDN İstanbul
  • |

Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün (SIPRI) hazırladığı rapora göre, nükleer silâhsızlanma süreci durdu. Raporda, dünya genelinde emekliye ayrılan savaş başlıklarının söküm hızı düşerken, yeni başlıkların hızla envantere girdiği belirtildi. Çin, en hızlı nükleer silâhlanan ülke olurken, yapay zekâ ve dezenformasyonun kriz anlarında tetikleyici rol oynayabileceği uyarısı dikkât çekti.

SIPRI Kitle İmha Silâhları Programı Kıdemli Araştırmacısı Hans M. Kristensen, şu şekilde konuştu:

Bir devletin nükleer doktrini; nükleer silahların konuşlandırılması ve kullanımını yönlendiren hedefleri ve görevleri kapsar; aynı zamanda devletin nükleer kuvvet yapısını, beyan politikasını ve diplomatik yaklaşımını belirler. Son yıllarda küresel stratejik bağlamda yaşanan büyük değişimlerle birlikte, nükleer silaha sahip devletlerin doktrinleri de bu yeni ortamı yansıtacak şekilde değişiyor olabilir.

2024 yılında, nükleer paylaşım düzenlemeleri etrafındaki tartışmalar daha fazla önem kazandı. Özellikle Rusya ve Belarus, Rusya’nın Belarus topraklarına nükleer silâh konuşlandırdığına dair iddialarını sürdürdü. Ancak 2024 sonu itibarıyla, savaş başlıklarının gerçekten konuşlandırıldığına dair kesin ve kamuya açık bir görsel kanıt bulunmamaktadır. Genişletilmiş nükleer caydırıcılık, NATO’nun kuruluşundan bu yana kollektif güvenliğin temel bir unsuru olmuştur. ABD nükleer silahları ilk kez 1954 yılında Avrupa’ya ulaştı; ancak mevcut nükleer paylaşım düzenlemelerinin oluşturulması, yıllar süren siyasi ve askerî tartışmalar sonucunda gerçekleşti. Bu düzenlemelere dair tartışmalar, özellikle Rusya’nın 2022’de Ukrayna’ya yönelik tam ölçekli işgaliyle tetiklenmiş ve 2024’te de devam etmiştir.

Yeni başlıklar eskiyi solluyor

Dünyada şu anda 12241 nükleer savaş başlığı bulunuyor. Bunların 9614’ü aktif envanterde yer alırken, yaklaşık 2000 başlık “yüksek operasyonel alarm” seviyesinde tutuluyor. Bu başlıkların büyük çoğunluğu ABD ve Rusya’nın elinde.

SIPRI’ye göre Çin’in nükleer cephaneliği son yıllarda hızla büyüyor. 600'den fazla başlığa sahip olduğu tahmin edilen Çin, her yıl yaklaşık 100 yeni başlık üretiyor. Bu hızla ilerlemesi hâlinde Çin'in 2030'lu yıllarda ABD veya Rusya seviyesinde kıtalararası füze kapasitesine ulaşabileceği değerlendiriliyor.

Yapay zekâ, nükleer felaketi tetikleyebilir

Raporda yapay zekânın kriz anlarında karar alma süreçlerinde kullanılmasının, nükleer çatışma riskini artırabileceği vurgulandı. Yanlış anlaşılmalar, teknik hatalar ve dezenformasyonun özellikle sosyal medya üzerinden yayılması, yanlış hesaplamalara ve geri dönülemez sonuçlara yol açabilir.

SIPRI araştırmacısı Matt Korda, “Nükleer silâhlar güvenliği garanti etmez. Hindistan ve Pakistan arasında son dönemde yaşanan gerilimler açıkça gösterdi ki, nükleer silâhlar çatışmayı önlemiyor. Aksine, dezenformasyonun yaygın olduğu dönemlerde, yanlış hesaplamalara ve felaket senaryolarına yol açabilir,” ifadelerini kullandı.

Askerî harcamalarda rekor artış

2024 yılı nükleer paylaşım konusunun da yeniden tartışıldığı bir yıl oldu. Raporda askerî harcamalara ilişkin veriler de yer aldı. 2024’te küresel savunma harcamaları art arda onuncu kez artarak 2,7 trilyon dolara yükseldi. En büyük harcama 997 milyar dolarla ABD’ye aitken, Avrupa genelinde de tüm ülkelerde bütçeler arttı.

Silâh ihracatında dünya pazarının yüzde 71’i yalnızca beş ülkenin elinde: ABD, Fransa, Rusya, Çin ve Almanya. ABD, küresel pazar payını yüzde 43’e çıkararak liderliğini pekiştirdi.

SIPRI raporu, nükleer tehditlerin arttığı, teknoloji kaynaklı kriz risklerinin yükseldiği ve silahlânma yarışının ivme kazandığı bir küresel güvenlik manzarasına işaret ediyor.

ETİKETLER: , , ,
Bunu Paylaşın