• TR
  • ENG
MarineDeal News
  • Haberler
  • Yazarlar
  • Piyasa
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Deniz Ticareti
  • Deniz Savunma
  • Jeopolitik
  • Analiz
  • Çevre
  • Video Arşiv
Aa
Bildirim
Son yayınlananlar
MUGEM’e yerli çelik desteği
Gündem
Özel’den sert Mesut Özarslan çıkışı
Gündem
Macron’dan Münih öncesi Avrupa’ya birlik uyarısı
Genel
Epstein belgelerinde mağdur ihlâli
Gündem
Karbon risk yönetiminde uluslararası işbirliği
Genel
Aa
MarineDeal NewsMarineDeal News
  • ANA SAYFA
  • HABERLER
  • YAZARLAR
  • PİYASA
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • DENİZ TİCARETİ
  • DENİZ SAVUNMA
  • JEOPOLİTİK
  • ÇEVRE
  • ENGLISH
Search
  • TÜM HABERLER
    • Piyasa
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Deniz Ticareti
    • Deniz Savunma
    • Jeopolitik
    • Çevre
    • English
  • YAZARLAR
    • Yeşim Yeliz Egeli
    • Meltem Aydın Süloğlu
    • Gökhan Esin
    • Barışcan Yücel
    • Atilla Yeşilada
    • Bartu Soral
    • Gürcan Elbek
    • Yüce Yöney
    • Emin Yaşacan
    • Cihangir Dumanlı
    • Serter Tuçaltan
    • Levent Akson
    • Haluk Mustafa Baybaş
    • Özhan Bakkalbaşıoğlu
    • Yaşar Canca
Bir hesabınız var mı? Giriş Yap
Bizi takip edin
  • MarineDeal News

Şiddetin yüzüne baktığımızda kimi görüyoruz?

Yüce Yöney
  • Yüce Yöney
  • Yükleme Tarihi: 30.09.2024 16:08 | Son Güncelleme: 30.09.2024 17:43
    yuceyoney@www.marinedealnews.com
Paylaş
Paylaş
Şiddetin yüzüne baktığımızda kimi görüyoruz?

The Face of Violence (Şiddetin Yüzü) adlı oyundaki karakterlerden biri “Şiddette düşmüş meleklerin yüzü vardır,” der. Psikolog Rollo May, düşmüş melekler insanoğlu değil midir, diye sorar ve oyunun sonunda bir başka karakterin cevabı verdiğine işaret eder: “Şiddeti yüzünden insanı bağışla… çünkü şiddette insan yüzü var.”

Ara başlıklar
Ejderhanın işleviAkışkan kötülükKendimizle yüzleşme

Ya haber bültenlerinde yer alan tüyler ürpertici olayları böyle uzaktan izlemiyor da içinde yaşıyor olsaydık… 

Zaten içindeyiz, bu dünyadayız işte, diyenleri duyar gibi oluyorum: Hayvanlara zulmeden, yaşam hakkını umursamayan, doğayı katledip ticari kârına yol açan, kendi türüne, insanlara karşı acımasız savaşlar çıkaran, soykırımlara göz yuman, kendi evindekilerden başlayarak gücünün yettiği herkesi ezilebilecek, yok edilebilecek kişiler olarak gören, vahşi bir şiddetle yoğrulmuş bir anlayış hâkim tüm dünyada. Orada yaşıyoruz işte. İnsan dediğin bu. Kötülük her yerde. 

Bu isyanın hakkını teslim ederim elbette ancak benim söylemeye çalıştığım bu değil. Kötülüğün, onun en somut yansıması olarak şiddetin tam olarak bize değdiği andan bahsediyorum ben. Yani patlayan bombanın ailemizin yarısını yok ettiğini ya da ev içi şiddetin, istismarın bizim evimizde yaşandığını, kardeşimizin çocukluktan itibaren bunun kurbanı olduğunu düşünelim, mesela.

Kolay değil, değil mi? Bunu konuşmaya çalıştığım insanların çoğu hemen konuya başka bir yön verdi. Kötülük karşısında gösterdiğimiz savunma reflekslerinden birini aceleyle kuşanıp, kötülüğün dehşetini sınırlayabileceği, göğüsleyebileceği alanlara kaçtı, lafı da çekip beraberinde götürdü: Eskiden daha huzurluydu dünya. Sadece dünya mı, bizim memleket de öyle. Hatırlasana her şeye rağmen güven içinde bir gençlik yaşadığımızı, vs…

İşte böyle, kötülükle yakından temas olasılığı bile kaçmamıza neden oluyor. Peşimizi bırakmayacağından korkup eskiye, değiştirilemez, değiştirilemez olduğu için de korunaklı anılarımıza kaçıyoruz. Çocukluğa, gençliğe dair mutluluklarımızı nesneler veya dönemin popüler kültürü ya da davranış kalıpları üzerinden ifade ediyoruz. Böylece adeta yıkanmış, kutsanmış bir alan yaratıp yüceltiyoruz, kendimizi iyi hissediyoruz: 70’lerin naif şarkıları, eski Salı Pazarı, mahalleli ruhu, Golden ciklet, Beyoğlu çikolatası… Eski margarin tenekesine bile yavru köpeğe bakar gibi bakıyoruz. Toplumsal psikologlar tarafından açıklanmaya muhtaç bir tavır oysa bu. Nasıl olup da geçmişte kötülüğün bugünkü kadar olmadığını düşünebiliriz?

Ejderhanın işlevi

Psikolog Rollo May Güç ve Masumiyet adlı çalışmasında, modern insanın içindeki saldırganlık ve şiddet eğilimlerini kontrol etmekte güçlük çektiğinden bahsederken eski şehir devletlerinin vatandaşlarının da aynı güçlüğü yaşadığını hatırlatıyor. Şehrin duvarlarını çevreleyen ormandaki ejderhadan söz etmesi bu yüzden. “Toplum kendi içindeki kötülüğü ormanın içindeki ejderha figürüne yansıtarak ondan kurtulmaya çalışır.” Atalarımız hayvani, karanlık, vahşi eğilimlerini şehrin, toplumsal yaşamın dışına atmaya çabalamış anlaşılan. 

Ejderhaların içimizde olduğunu söylüyor Rollo May ve gerçekten oradalarsa öncelikle bunu fark etmemiz gerektiğini vurguluyor. “Hatamız efsaneler yaratmak değildir. (…) Onları kendi içinde kabul etmek demek, iyilik ve kötülüğün aynı insan içinde bulunduğunu ve kötülük gizilgüçlerinin iyilik kapasitemiz oranında arttığını kabul etmek demektir.” Israrlı ve haklı bir tavırla, yüzleşmenin gerekliliğine dikkat çekiyor May. 

Akışkan kötülük

Nina Auerbach “Our Vampires, Ourselves” adlı kitabında “Her çağ ihtiyaç duyduğu vampirleri yaratır,” diyor. Çağımızın vampirleri tek tek saymakla bitmez elbette, ancak hepsine hükmeden bir varoluş biçimi bugün kötülüğün pür hâli sanki. 

Ünlü sosyolog Baumann ve felsefeci, düşünce tarihçisi Donskis, ortak imzalı Akışkan Kötülük adlı kitaplarında, çalışmalarına adını veren kötülüğün siyah-beyaz perspektifine dayalı olmadığını, iyiliğin ve sevginin görünümüne büründüğünü söylüyor. “Görünürde yaşamın nötr ve tarafsız ivmelenişi olarak sunulur; daha önce eşi benzeri görülmemiş biçimde ivmelenen yaşam ve sosyal değişim hızı hafıza kaybı ve ahlakî amnezi doğurur.” Bu kadar da değil, kitapta, akışkan kötülüğün alternatif yokluğunu, alternatiflerin imkânsızlığını ifade ettiği söyleniyor. “Vatandaş tüketici hâline gelir ve değerlere tarafsız kalma hâli de insanın kopukluğunu ve bağlantısızlığını gizler.” Devletin kendini aslında sorumlu olduğu alanlardan çekmesiyle insanın kendini bireysel bir terk edilmişlik ve çaresizlik içinde bulduğundan da söz eden yazarlar, bu durumun neoliberalizm ve devlet bürokrasisinin “cennet gibi evliliğine” eşlik ettiğine dikkat çekiyor.

Meseleyi anlatmak açısından belirtmekte fayda var. Akışkan Kötülük’te, bugün içinde bulunduğumuz distopik hâli öngören George Orwell da selamlanıyor. Yazarlar yeni kötülük biçimlerinin iyilik ve sevgi kisvesi altında yürüyeceğini söyleyip Büyük Birader’i anımsatıyor. “Kötülük artık apaçık ve görünür değildir.” 

Kendimizle yüzleşme

Felsefeci ve kültürel çalışmacı Byung-Chul Han da Şiddetin Topolojisi’nde, günümüzde sömüren ve sömürülen arasındaki farkın bir bakıma bulanıklaştığını vurguluyor.

“Kurban sistemin aynı zamanda işbirlikçisi, ortağı. Sistemin aksaksız işlemesini sağlayan failden bir farkı yok. İnsan kendini sömürdüğü ölçüde şiddet kendine yöneliyor, insan hem fail hem kurban oluyor.”

İçinde yaşadığımız şiddete; aile içi istismarlara, kadın cinayetlerine, çocuk ölümlerine, hükûmetlerce organize edilen katliamlara, kitlesel hâlde yerinden edilen insanlara, cezasızlık hâliyle desteklenen şiddet olaylarına bakınca May’e de Han’a da hak vermemek elde değil. İçimizdeki şiddetle yüzleşmeden onu denetlemek mümkün görünmüyor. Ne yazık ki, yarattığımız ve sürdürdüğümüz vahşeti kabullenmeden, sonuçlarından suçluluk duymadan onu sona erdiremeyiz.

Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.

Aşağıdakiler de ilginizi çekebilir

Yunanistan, donanmasını güçlendiriyor mu?

Terörist Meclis’te konuşma mı yapar…

Risk iştahında azalma emtia cephesinde rekor

Mutluluğa giden yol diğer yönde

Denizcilik sektörünün unsurları: Teknik ve destek hizmetler

ETİKETLER: Psikolog Rollo May, Şiddet, YAZARLAR, Yüzleşme
Bunu Paylaşın
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp LinkedIn Linki kopyala Yazdır
Paylaş
Avatar photo
By Yüce Yöney
yuceyoney@www.marinedealnews.com
Web Banner

Yazara Ait Diğer Yazılar

Mutluluğa giden yol diğer yönde
05/02/2026

Gelecek rüyalarımızı örten hayâllerimiz
05/01/2026

Havuç yiyen sevimli olur mu; ya enginar yiyen?
08/12/2025

Yazmasına yazıyorum da bir sor bakalım, nasıl
10/11/2025

Vakit tanışmak için geç mi?
07/11/2025

Arama

Kategoriler

Arşivler

Legal

  • Kişisel Verileri Koruma Kanunu
  • Ziyaretçi Aydınlatma Metni
  • Çerez Politikası
  • Kişisel Verileri Saklama ve İmha Politikası
  • KVKK Başvuru Formu

MarineDeal News Künye

İmtiyaz Sahibi: MDN Yayıncılık, Matbaa, Reklam, Organizasyon ve Tur. San. Tic. Ltd. Şti. adına Yeşim Yeliz Egeli
Kuruluş: 1 Ocak 2008
Genel Yayın Yönetmeni: Yeşim Yeliz Egeli yesimegeli@marinedealnews.com
Yazı İşleri Müdürü (Sorumlu): İlyas Öztürk mdn@marinedealnews.com
Video Editör: Halis Kılıç
Haber Merkezi: Yüce Yöney, Barış Özgür, Barışcan Yücel
Reklam: reklam@marinedealnews.com
Abonelik: info@marinedealnews.com
E-posta: mdn@marinedealnews.com
Tel: +90 (212) 343 2005
Adres: Merkez Mah. Perihan Sk. No.118/5 34360 Şişli, İstanbul, Türkiye

Bizi sosyal medyada takip edin

Okuma listesinden çıkartıldı.

Geri al
Welcome Back!

Sign in to your account

Üye ol Şifremi Unuttum