Selin Erdemirler ile denizcilik sektörüne uzanan yolculuğunu, brokerliğin dinamiklerini ve mesleğin bilinmeyen yönlerini konuştuk
Yeşim Yeliz Egeli
Borachart Gemi Kiralama Şirketi Yönetici Ortağı Selin Erdemirler, lise yıllarında adım attığı meslekte bugün uluslararası ölçekte faaliyet gösteren bir yapının başında yer alıyor. Sektördeki dönüşümü, brokerliğin bilinmeyen yönlerini ve mesleğin gerektirdiği disiplin ile sorumluluğu anlatan Erdemirler, “Bu işi sevmeden yapmak mümkün değil. Hızlı olmak, piyasayı iyi bilmek ve her ân süreci takip etmek zorundasınız” diyor.
Denizcilikte 30 yılı aşan tecrübe: Brokerlik hız, disiplin ve sorumluluk ister
Sektöre giriş hikâyeniz nasıl başladı?
Sektöre 1993 yılında, henüz lise öğrencisiyken başladım. Babam ve dedem “iş hayatını da görsün” diyerek beni Bora Denizcilik’e yönlendirdi. Dedem şirketin ilk ortaklarındandı. Nazif Ekemen tarafından 1985’te kurulan şirketle küçük yaşta tanıştım. Arkadaşlarım dışarıda vakit geçirirken ben çalışıyordum. İlk günden itibaren işi çok benimsedim ve severek yaptım. Akşam geç saatlere kadar çalıştığım yoğun bir tempom vardı. İlk yıllarım çıraklıkla geçti. Şirketin her bölümünde görev aldım; acente, yedek parça, sigorta, yurtiçi ve yurtdışı acentelik, personel işleri ve kiralama gibi tüm alanlarda çalıştım. Sekreterler izinli olduğunda onların yerine bile geçtim. Sonrasında acentede tüm süreçleri öğrenmek için bir süre daha çalıştım ve ardından kiralama tarafına yöneldim.
Gemi işletmede ilk işinizi ne zaman bağladınız?
1997-98 yıllarıydı. Aslında zaten operasyonun içindeydim, bu yüzden gemi bağlamak benim için ayrı bir dönüm noktası gibi olmadı. O süreç işin doğal bir parçasıydı. O dönem 7-8 gemiyle ilgileniyorduk ve hâlâ çok gençtim. Çalışma temposu oldukça yoğundu. Bazen saatin nasıl geçtiğini fark etmezdim. Hatta o kadar yoğun çalışıyordum ki zaman zaman ofiste unutulduğum bile olurdu.
Borachart’ın kuruluş süreci nasıl gelişti?
2000 yılında Bora Denizcilik çatısı altındaydık. Daha sonra Borachart’ı ayrı bir yapı hâline getirdik ve kiralama faaliyetlerini daha aktif hâle getirdik. Başlangıçta 6 kişilik küçük bir ekiptik ve elimizde kiracı yoktu. O dönemde sadece gemi işletmeciliği yapıyorduk. Zamanla brokerliği geliştirdik ve büyüdük. Bugün 2026 itibarıyla 50 kişilik bir ekiple, dünya genelinde sektörün önde gelen şirketlerinden biri hâline geldik.
Gemi bağlama sürecinde en önemli unsurlar neler?
Hız ve piyasa bilgisi çok önemli. Size bir yük teklifi geldiğinde uygun gemiyi hızlıca bulabilmeniz gerekiyor. Eğer tek tek mail atarak gemi ararsanız o işi sizden önce biri alır. Piyasayı bilen ve hızlı hareket eden broker her zaman öne çıkar.
Mesleğin riskleri nelerdir?
En büyük risk iletişim hatalarıdır. Bir brokerın hiçbir mesajı atlamaması gerekir. Bağlantıyı yaptıktan sonra sefer bitene kadar sorumluluğu devam eder. Bir mesajın iletilmemesi ciddi sonuçlara yol açabilir. Örneğin zaman hesaplamalarının karşı tarafa gönderilmemesi zaman aşımına neden olabilir ya da kiracıdan gelen kritik bir bilginin armatöre iletilmemesi büyük sorunlar yaratabilir. Bu nedenle brokerlik çok dikkat ve sorumluluk gerektirir.

“Broker sektörde bir denge unsurudur”
Taraflar arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz?
Genellikle yük sahibiyle çalışmak daha avantajlıdır. Ancak armatörlerle de güçlü ilişkiler kurulmalı. Aynı yük farklı brokerlerde olabilir, bu nedenle armatörün sizi tercih etmesi önemlidir. Broker burada bir tampon görevi görür. Taraflar arasındaki iletişimi yumuşatır ve çözüm üretir. İyi bir broker her iki taraf için de vazgeçilmezdir.
“Bu işi gerçekten sevmek gerekiyor”
Broker olmak isteyen gençlere neler önerirsiniz?
Bu işi sevmeden yapmak mümkün değil. Çünkü ciddi bir fedakârlık gerektiriyor. Biz 7/24 çalışan bir sektörün içindeyiz. Her ne kadar gemi işletmecileri gibi sürekli sahada olmasak da operasyonu sürekli takip etmek zorundayız.
Denizle ilişkiniz nasıl?
Denizi çok severim. Bu sevgi aileden geliyor. Çocukluğum teknelerde ve yelkenlilerde geçti. Şu ânda aktif olarak yelken yapmasam da hayatım hâlâ denizle iç içe.
Çocukluğunuz nerede geçti?
İstanbul’da, Bostancı ve Fenerbahçe’de geçti. Şu ânda Kınalıada’da denize sıfır bir yerde yaşıyorum.
Sizce en denizci ülke hangisi?
Her zaman kendi ülkem derim. Türkiye’nin denizi de yemekleri de benim için en güzeli.
“Kendimi keşfetmek için Hindistan’a gittim”
Kariyerinizde farklı bir arayış döneminiz oldu mu?
2008 yılından beri şirket ortağıyım ancak bir dönem ara verdim. “Farklı bir şey yapabilir miyim?” diye düşündüm ve kişisel gelişime yöneldim. Bu süreçte Hindistan’a gittim.
Bu sürecin çıkış noktası neydi?
Uzun yıllar kilo problemi yaşadım ve bunun nedenlerini araştırmaya başladım. Bunun sadece fiziksel değil, psikolojik sebepleri olduğunu fark ettim. Erkek egemen bir sektörde, görünüşümle değil zekâmla var olmak istediğimi düşündüm. Bu da bazı davranışlarımı etkiledi. Bu süreç kendimi tanımamı sağladı.
“Dakikalar bile belirleyici olabiliyor”
Zaman yönetimi mesleğinizde ne kadar önemli?
Çok kritik. Bazen bir teklif sadece 30 dakika geçerli oluyor. O süreyi kaçırırsanız işi kaybedersiniz. Bu yüzden sürekli gelen mesajları takip etmek gerekiyor.
Yeni hedefleriniz neler?
Eşimle birlikte bir süre sabit kalmadan farklı bir yerde yaşama fikrimiz var. Dönüş bileti almadan gidip bir süre orada yaşamak istiyoruz. Başta zor geldi ama zamanla alıştım. Seramik atölyem var, üretmeye devam ediyorum.
Gençlere tavsiyeniz nedir?
Ne istediklerini net olarak belirlesinler. Günümüzde gençler daha çok özel hayat odaklı. Bizim nesil ise daha iş odaklıydı. Hedef belirlemek, disiplinli olmak ve gerçekten istenilen işi yapmak çok önemli. Disiplin aslında insanı geliştiren bir alışkanlıktır.
Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.





