Ukrayna–Rusya Savaşı’nı farklı fonksiyon alanları açısından ele aldığımız bu yazı dizisinde; manevra, ateş desteği, istihbarat, hava ve füze savunması, komuta kontrol ve lojistik alanlarında modern savaşın nasıl değiştiğini ve hangi gerçeklerin yeniden teyit edildiğini inceledik. Bu yazı dizisinin sonunda ise artık şu soruya cevap verme zamanı gelmiştir: Bu savaş bize savaşın doğası hakkında ne söylemektedir?
Her şeyden önce bu savaş, modern savaşın özünün değişmediğini, ancak savaşın icra edilme biçiminin köklü şekilde dönüştüğünü göstermiştir. Savaş hâlâ irade mücadelesidir. Hâlâ arazi kontrolü önemlidir. Hâlâ ateş gücü belirleyicidir. Ancak artık savaş, bunların ötesinde bir hız, bilgi ve sistemler mücadelesidir.
Bu savaş, tek bir sistemin, tek bir silahın veya tek bir teknolojinin savaş kazandırmadığını açıkça ortaya koymuştur. Tanklar tek başına yeterli değildir. Topçu tek başına yeterli değildir. Hava gücü tek başına yeterli değildir. Hatta sayısal üstünlük bile tek başına yeterli değildir.
Ancak bütün bu unsurları birbirine bağlayan, koordine eden ve ortak bir amaca yönlendiren bir sistem varsa, o zaman savaş kazanılabilir. Bu sistem komuta kontroldür.
Ukrayna–Rusya Savaşı, komuta kontrol sistemleri ayakta kalan tarafın savaşmaya devam edebildiğini, komuta kontrol sistemleri zayıflayan tarafın ise sahada üstünlüğünü sürdüremediğini göstermiştir. Karargâhları vurulan, haberleşmesi kesilen, durumsal farkındalığını kaybeden birlikler, sayısal üstünlüklerine rağmen etkisiz hale gelmişlerdir.
Savaş, aynı zamanda istihbaratın modern muharebenin merkezine yerleştiğini göstermiştir. Muharebe sahasını görebilen, düşmanı tespit edebilen ve hedef bilgilerini hızla ateş destek sistemlerine aktarabilen taraf, karar üstünlüğünü de ele geçirmiştir. Artık gizlenemeyen, saklanamayan ve sürekli gözetlenen bir muharebe sahasından söz edebiliriz.
Bu savaşın bir diğer önemli sonucu da lojistiğin belirleyici rolünü bir kez daha teyit etmesidir. Yakıtı olmayan bir tank, mühimmatı olmayan bir top ve karnı aç asker savaşamaz. Temas hattındaki birliklerin kaderi çoğu zaman cephe gerisindeki lojistik hatlarının ayakta kalmasına bağlıdır. Ukrayna’da vurulan lojistik konvoyları, engellenen yakıt ikmalleri ve kesilen tedarik hatları, muharebe sahasındaki birliklerin ilerlemesini durdurmuş, hatta geri çekilmeye zorlamıştır.
Savaş, hava sahasının artık hiçbir zaman tamamen güvenli olmadığını da göstermiştir. İnsansız hava araçları, dolanan mühimmat ve hassas güdümlü sistemler, muharebe sahasının her noktasını tehdit edebilir hale gelmiştir. Bu nedenle, hava ve füze savunması, sadece belirli kritik tesislerin değil, tüm kuvvet yapısının ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir.
Bu savaşın belki de en önemli sonucu ise hız faktörünün belirleyici rolüdür.
Modern savaşta kazanan taraf, daha fazla ateş eden değil, daha hızlı gören, daha hızlı karar veren ve daha hızlı hareket eden taraftır. Karar döngüsünü hızlandıran taraf, düşmanını bir adım geride bırakmaktadır.
Ukrayna–Rusya Savaşı, ayrıca savaşın sadece askerî bir faaliyet olmadığını, tüm millî güç unsurlarını kapsayan bir mücadele olduğunu da yeniden hatırlatmıştır. Sivil altyapı, teknoloji şirketleri, gönüllü ağları, sanayi üretimi ve toplumun direnci, savaşın sonucunu doğrudan etkileyen unsurlar olmuştur.
Bu savaş, modern savaşın sadece cephede değil, cephe gerisinde, haberleşme altyapısında, veri merkezlerinde ve toplumun tamamında yürütüldüğünü göstermiştir.
Türk Silahlı Kuvvetleri açısından bu savaşın ortaya koyduğu gerçekler son derece açıktır.
Geleceğin savaşları;
Daha hızlı olacaktır.
Daha şeffaf olacaktır.
Daha ölümcül olacaktır.
Ve daha karmaşık olacaktır.
Bu nedenle TSK’nın;
Dağıtık,
Esnek,
Mobil,
Düşük izli,
Yedekli,
Ağ destekli
ve yüksek karar hızına sahip bir kuvvet yapısını sürdürmesi ve geliştirmesi hayati önem taşımaktadır.
Ancak bu savaşın gösterdiği en önemli gerçek şudur:
Savaşları teknoloji değil, sistemler kazanır.
Sistemleri ise insanlar kurar, işletir ve yönetir.
En gelişmiş silah sistemlerine sahip olmak tek başına yeterli değildir.
Bu sistemleri doğru kullanan, entegre eden ve sürdürebilen kuvvetler başarılı olur.
Ukrayna–Rusya Savaşı’nın gösterdiği gerçek nettir:
Modern savaş, bir platform savaşı değil,
Bir sistemler savaşıdır.
Ve bu savaşta kazananlar, en güçlü olanlar değil,
En uyumlu,
En hızlı,
ve en dayanıklı olanlar olacaktır.
Savaştan alınan dersleri titizlikle derleyen Dr. Hasan ÇİFCİ’ye, çalışmalarımda desteklerini esirgemeyen kıymetli hocam Dr. Altan ÖZKİL’e, emir komutası altında çalışmaktan her zaman gurur duyduğum komutanım (E) Topçu Albay Murat YILDIZ’a ve MarineDealNews ailesine şükranlarımı sunarım.
Yazı dizimizi bitirirken, Türkiye Cumhuriyeti’mizin kurucusu, Ebedî Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve silah arkadaşlarını, Mete Han’dan bugüne değin verdiğimiz tüm Şehitlerimizi, başta babam Kıbrıs Gazisi Yaşar KANTEMİR olmak üzere ebediyete intikal etmiş tüm Gazilerimizi rahmetle, hayatta olan kahraman Gazilerimizi de saygı ve minnetle anıyorum.






