ABD askerinin postalının değdiği yerde ulus devlet ve üniter devletten, dolayısıyla bağımsızlık ve egemenlikten bahsedilemeyeceğinin resmidir Irak.
Denilebilir ki Saddam zamanı çok mu demokratikti? Tabii ki değildi. Demokratikleşmenin ABD postalından geçmediğinin de görüldüğü yerdir Irak. 2003 ABD işgali ile başlayan süreç onarılamaz bir şekilde bu günlere kadar geldi. ABD bu düzeni 2005 yılında dayattığı “Irak Anayasası” ile de sağlama aldı.
Öyle bir anayasa ki artık ülkenin bir bütün halinde kalması da mümkün değil.
İşte 2005 Irak Anayasası'nın ilk 3 maddesinin özeti:
- Madde 1: Irak Cumhuriyeti; egemen, bağımsız ve federal bir devlettir. Yönetim şekli cumhuriyetçi, parlamenter ve demokratiktir.
- Madde 2: İslam, devletin resmi dinidir ve mevzuatın temel kaynağıdır.
- Madde 3: Irak, farklı etnik kökenlere, dinlere ve mezheplere sahip bir halktan oluşan, çok etnikli ve çok kültürlü bir toplumdur.
Egemen, bağımsız ve federal devlet? İslam, devletin resmî dini? Çok etnikli ve çok kültürlü toplum? Egemen ve bağımsız olup federal bir devlet olma çelişkisi mi, İslâm’ın hangi mezhebinin mevzuatın temel kaynağı olduğunun çelişkisi mi, çok etnikli ve kültürlü halk olması tanımı mı uygulanabilir?
Her yerden bölünmesi için zemini sağlam oturtulmuş bir anayasa. Sonuç; 329 milletvekili olan mecliste 42 etnik ve mezhepsel kökene bölünmüş partinin temsilcisinden oluşan bir yapı. Öyle ki bir ara Sayın Bahçeli’nin de Türkiye için önerdiği modelin benzeri bir yapı var yönetimde. Kürt etnik kökenli cumhurbaşkanı, Şii mezhebinden başbakan.
Demografik yapıya baktığımızda Araplar; yüzde 75-80, Kürtler; yüzde 15-20, Türkmenler; yüzde 5 ile 12, Diğer Azınlıklar; Yaklaşık yüzde 3-5'lik kesimi oluşturuyor. Dinî açıdan ise Müslümanlar; yüzde 95-98, Şiiler yüzde 60-65, Sünniler; yüzde 30-35, Hristiyanlar ve Diğerleri yüzde 2-5 civarındalar.
Böyle bir anayasa ve böyle bir parçalanmanın körüklendiği bir ülkede birlik ve beraberliğin olmasını beklemek hayalciliktir.
Federe ve egemen! devlet Irak Kasım 2025’te seçim yaptı. Hükûmetin kurulabilmesi için Cumhurbaşkanlığı seçiminin yapılması gerekiyordu, aylarca süren krizin ardından 11 Nisan’da yapılan seçimde KYB’nin adayı Nizar Amedi cumhurbaşkanı seçildi. Başbakanlık için daha önce başbakanlık yapmış olan Nuri El Maliki’nin adı seçim öncesi ve sonrası ön plana çıkmasına rağmen ABD tarafından İran yanlısı olduğu gerekçesiyle “istenmeyen adam” olarak ilan edilerek gündemden çıkarıldı. Aylardır süren hükûmet kurma krizinin aşılması için parlamentoda çoğunluğu oluşturan Şii Koordinasyon Çerçevesi başbakan adayını belirledi. Mevcut Başbakan Muhammed Şiya Sudani ile Nuri El Maliki yeni aday olarak iş insanı Ali Zeydi anlaştılar. Zeydi’nin başında bulunduğu banka 2024’te ABD’nin kara listesine alınmıştı. Onay makamı Trump, bakalım Ali Zeydi’yi onaylayacak mı?
Hâl böyleyken Irak’ta İran Savaşı’nın etkileri de devam ediyor. Savaş esnasında IKBY (Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi), yani Barzani aşireti bölgesi 600 civarında İHA ve füze saldırısına uğradı. Bunların yarısından fazlası Irak içerisindeki unsurlar tarafından gerçekleştirildi. Bu saldırıların ise çoğunlukla Haşdi Şabi tarafından gerçekleştirildiği biliniyor.
Haşdi Şabi; (Türkçe adıyla Halk Seferberlik Güçleri) Irak'ta faaliyet gösteren İran destekli paramiliter bir gruptur. Resmi ve yasal olarak Irak Silahlı Kuvvetleri'nin bir parçası olmasına rağmen Şii dini liderlerin (başta Sistani olmak üzere) çok etkili olduğu bir oluşum. Bu grubun ABD/İsrail yanlısı olarak gördüğü IKYB’nin bundan sonra bulunduğu bölgede çok da rahat ve huzur içerisinde olmasını beklememek gerekir. IKYB muhtemelen Haşdi Şabi tehdidinden dolayı İran’a karşı ABD’ye yeterli desteği veremedi. Barzani aşiretinin refah seviyesini petrol bölgelerine yakınlığı nedeniyle artırması, bağımsızlık için arada sesini yükseltmesi ve bölgesel tehdit olarak ortaya çıkması Haşdi Şabi tarafından saldırılara uğraması ile sonuçlanabilir.
ABD’nin İran Savaşı esnasında Kürt grupların tavrından memnuniyetsizliği ve bunu yansıtması da bölge açısından çok önemli. Uzun yıllar sonra ilk defa yıllık bütçede IKBY’ne IŞID ile mücadele kapsamında fon ayrılmaması da artık bölgesel dengelerin değişeceğini gösterdi. ABD gelecek sene bütçesinden 118,9 milyon doları Irak Merkezi Hükûmetine tahsis etti. 2005 yılından beri düzenli olarak IKBY’ye fon ayıran ABD, 2016’dan itibaren ise yaklaşık 200-250 milyon dolar peşmerge maaşları ve operasyon gideri olarak yıllık fon ayırıyordu. Bu sene bunu bütçeden çıkardı ve sadece Irak Merkezi Hükûmetine fon tahsis etti.
İran’ın savaştan yapacağı anlaşmalar ile daha güçlü çıkması da Irak’taki dengelerin değişmesine neden olacaktır.
Türkiye’de hükûmetin bugüne kadar mezhepsel yaklaşımlar ile bölgesel sorunlara bakışı Türk Milletinin aleyhine gelişen durumlar olarak karşımıza çıktı. Sünni oldukları için KDP desteklenirken Şii Türkmenler yok sayıldı, tarihin en büyük göçünü ve bunun sıkıntılarını Suriye’den gelen insan yığınları ile yaşadık, İsrail uşağı Sünni Collani desteklenerek Esad’ın devrilmesi sağlandı, bölge İsrail’in operasyon alanı oldu. Bunlar sadece birkaçı.
Daha güçlü olmak için, bağımsız ve egemen bir devlet olmak için, bölgesel olaylar mezhepsel değil millî menfaatler çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.






