• TR
  • ENG
MarineDeal News
  • Haberler
  • Yazarlar
  • Piyasa
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Deniz Ticareti
  • Deniz Savunma
  • Jeopolitik
  • Analiz
  • Çevre
  • Video Arşiv
Aa
Bildirim
Son yayınlananlar
MUGEM’e yerli çelik desteği
Gündem
Özel’den sert Mesut Özarslan çıkışı
Gündem
Macron’dan Münih öncesi Avrupa’ya birlik uyarısı
Genel
Epstein belgelerinde mağdur ihlâli
Gündem
Karbon risk yönetiminde uluslararası işbirliği
Genel
Aa
MarineDeal NewsMarineDeal News
  • ANA SAYFA
  • HABERLER
  • YAZARLAR
  • PİYASA
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • DENİZ TİCARETİ
  • DENİZ SAVUNMA
  • JEOPOLİTİK
  • ÇEVRE
  • ENGLISH
Search
  • TÜM HABERLER
    • Piyasa
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Deniz Ticareti
    • Deniz Savunma
    • Jeopolitik
    • Çevre
    • English
  • YAZARLAR
    • Yeşim Yeliz Egeli
    • Meltem Aydın Süloğlu
    • Gökhan Esin
    • Barışcan Yücel
    • Atilla Yeşilada
    • Bartu Soral
    • Gürcan Elbek
    • Yüce Yöney
    • Emin Yaşacan
    • Cihangir Dumanlı
    • Serter Tuçaltan
    • Levent Akson
    • Haluk Mustafa Baybaş
    • Özhan Bakkalbaşıoğlu
    • Yaşar Canca
Bir hesabınız var mı? Giriş Yap
Bizi takip edin
  • MarineDeal News

Eylül ayı içinde olan tarihsel olaylar ve Preveze Deniz Zaferi üzerine hasbihal

Özhan Bakkalbaşıoğlu
  • Özhan Bakkalbaşıoğlu
  • Yükleme Tarihi: 08.09.2025 10:58 | Son Güncelleme: 09.09.2025 09:01
    ozhanbakkalbasioglu@www.marinedealnews.com
Paylaş
Paylaş

Eylül ayının 1'inci günü, Türk tarihinin dönüm noktası olan ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!” emrini verdiği gündür. Atatürk burada sadece ordularına hedef göstermemiş, aynı zamanda Türk ulusuna yeni bir ufkun açılacağı medeniyet yolunu da işaret etmiştir.

Klasik dünya harp tarihinin en hızlı askerî harekâtı icra edilmiş; on gün içinde, 290 bin kişilik Yunan ordusunun büyük kısmı imha ve esir edilmiş, Başkomutan Trikopis esir alınmış, geriye kalanlar ise Ege’nin sularında denize dökülmüştür.

Asıl incelenmesi gereken husus, Türk ulusunun nasıl bu hâle geldiğidir. Koçi Bey aslında bu durumun nedenini yazmıştır. Başka düşünür ve yöneticiler de benzer şeyler söylemişlerdir. Ancak gerçek şudur ki: güçlü olmanın verdiği kibir ve büyüklük kompleksi, rakip devletleri küçümseme anlayışı, yönetimin gözlerini boyamış ve zaman içinde çöküş başlamıştır. Liyakat ön plandan çıkmış; para ile mevkilerin satıldığı ve rüşvetin normal sayıldığı bir döneme girilmiştir.

Aslında konumuz bu değil. Ancak Preveze Zaferi’nin imparatorluğa getirdiklerine baktığımızda, gücün zirve yaptığı, gerçek anlamda dünya lideri olan bir devletten o aciz dönemlere nasıl gelindiğinin bir izahı olmalıdır.

Genelde genel ifadelerle sebepler sıralanır; ama bence asıl neden liyakattir. Bu terimin nasıl işlediğini, mesleğim olan Bahriye tarihinden örneklerle anlatmaya çalışacağım.

Türk İmparatorluğu, denizlerin önemini gerçek anlamda Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u kuşatma esnasında kavramıştır. Donanmanın güçsüz oluşu nedeniyle, İstanbul’a deniz yoluyla yapılan yardımlar engellenememiştir.

Fatih, kara ve deniz kuvvetlerini koordineli olarak kullanma doktrinini uygulamaya koymuştur. Kara kuvvetleri ile deniz kuvvetlerinin koordineli harekât yapmasını özellikle Kırım ve Otranto (İtalya) seferlerinde denemiş ve başarılı olmuştur.

Bu doktrin uzun süre uygulanmış; büyük kuvvetler, denizaşırı bölgelerin alınmasında etkili olmuştur. Cerbe, Kıbrıs, Girit, Malta gibi seferler buna örnek gösterilebilecek bazı amfibi harekâtlardır.

Tüm bunlara baktığımızda, Donanmanın başında daima denizci bir amiral bulunmuştur. Bazı zamanlarda kara kökenli bir komutan görevlendirilse bile, mutlaka en yakın yardımcıları denizci olur; onların tavsiye ve uyarıları dikkate alınırdı.

Bu anlayışın en kötü örneği ise İnebahtı yenilgisinde yaşanmıştır. Liyakatin düştüğü, rüşvetin arttığı dönemde, Yeniçeri Ağası Müezzinzâde Ali Paşa Donanma'nın başına getirilmişti. Tüm yardımcıları çekirdekten yetişmiş denizciler olmasına rağmen, uyarılarını dikkate almamıştır.

Tam anlamıyla, “Mevkiim elden gitmesin, Padişah’tan laf işitmeyeyim, kaçtı demesinler” düşüncesiyle hareket ederek, Donanma’nın yok olmasına sebep olmuştur. Amirallerin pek çoğu ve yetişmiş personel şehit olmuştur. Türk Donanması bu ağır yenilgiden sonra uzun süre belini doğrultamamıştır.

Preveze Savaşı’na gelirsek, büyük amiral Barbaros Hayreddin Paşa donanmanın başındadır. Yardımcıları da en az onun kadar tecrübelidir. Hatta Turgut Reis için “O benden üstündür” diyecek kadar liyakate önem veren bir kişidir.

Yüz elli yıllık Akdeniz deniz hâkimiyetini sağlayan bu savaş, taktikten ziyade stratejik bir başarıdır. Barbaros, Müezzinzâde Ali Paşa gibi “Aman Padişah ne der?” gibi düşüncelerle değil, adeta satranç oynar gibi bir planlama ile hareket etmiştir.

Tüm yardımcıları ile zaman zaman sert tartışmalar yapmış, ancak düşmanı yenmek için askerî taktikten çok coğrafi taktik anlayışını ön plana almıştır. Düşmanı oyalamış, ağır gemilerden oluşan Haçlı donanmasını dar bir sahaya yönlendirerek manevra imkânlarını sınırlamış, rüzgârın kesildiği anda Preveze Körfezi’nden çıkarak küçük kürekli çektirilerle düşmana ani bir darbe vurmuştur.

Andrea Doria, kıç fenerlerini söndürerek kaçmak zorunda kalmıştır.

27 Eylül 1538’de, dünya tarihinde önemsenmeyecek birkaç gemi kaybı dışında, savaş gemisi kaybetmeden; düşmanın, çeşitli kaynaklarda farklı sayılarla belirtilen çok sayıda savaş gemisini batırarak, onları harp sahasını terk etmeye zorlamış ve böylece stratejik bir zafer kazanmıştır.

Bu harekâttan sonra Haçlı donanması dağılmış, 1571 yılına kadar Akdeniz’de varlık gösterememiştir. Kuzey Afrika tamamen Osmanlı hâkimiyetine geçmiştir.

Deniz harekâtı, kara harekâtı gibi değildir. Denizde taktik düşünürken, coğrafi hareketliliği de takip etmek zorundasınız. Bu her dönemde geçerlidir.

Denizin derinliklerindeki suyun tabaka özelliklerini bilmezseniz, denizaltı harekâtınız zorlaşır; bu da denizaltı gemisine avantaj sağlar.

Preveze ve İnebahtı, iki taraf için de tarihî dönüm noktalarıdır.

Eğer İnebahtı Savaşı kaybedilmemiş olsaydı, denizlere verilen önem daha da artacak, belki de tarihin akışı farklı bir yönde gelişecekti. Çünkü savaşı kaybetmemize rağmen Venedik, barış istemiş ve Kıbrıs Adası’ndan vazgeçmiştir.

Bir başka acı örnek ise, bir ihmaller zinciri sonunda göz göre göre Japonya’ya gönderilen Ertuğrul Fırkateynidir. Bu gemi, 15 Eylül 1890 tarihinde Kushimoto/Japonya açıklarında tayfuna yakalanarak kayalıklara çarpmış ve batmıştır.

Küçük bir bilgi: Anlatıldığına göre geminin çarkçıbaşısı bir İngiliz'dir. Geminin bu uzun seferi kaldıramayacağını rapor etmiş, ancak sonunda Şirket-i Hayriye gemisine çarkçıbaşı olarak sürülmüştür.

Dün kaptan paşa olmak için yarışan denizcilerden, çarkçıbaşı seviyesine kadar yabancıların eline düşen bir Bahriye’den söz ediyoruz.

Büyük amcam anlatırdı (daha sonra Hamidiye kruvazöründe topçu subayı olarak görev yaptı ve seferlerine katıldı): II. Abdülhamid döneminde maaşlarını alamadıkları zaman, hurda kalyonlardan ve Haliç’te bağlı gemilerin tahtaları ile kömürleri verilirmiş. Bazı gemilerde tavuk kafesleri bile bulunurmuş. Barbaros’un kemikleri sızlıyordur…

Çöküş bir anda olmuyor. Türk İmparatorluğu üç yüz yılda çöktü.

Yozlaşmanın köküne inmeden alınan kısa süreli tedbirler ve yabancı uzmanların önerileri çözüm getirmiyor.

Teori ve pratik, bence çok önemli bir ikilidir. Şöyle de diyebiliriz: çekirdekten ve okullu yetişmek, kıdemlilerin tecrübelerinden faydalanmak ve tarihini iyi bilmek…

Subay yetişir, alınmaz.

Yükselme döneminde denizciler çekirdekten yetişirdi; kademeleri tek tek ve tecrübe edinerek geçerlerdi. Ancak Müezzinzâde Ali Paşa gibi, Pabuççu Ahmet Paşa gibi isimler (adam çarık tamircisiydi, kaptan paşa yapıldı) o mevkilere “alınırsa”, sonuçlarına da katlanmak zorunda kalırsınız.

Sonuç olarak, Türk İmparatorluğu; liyakate önem vermediği, iltimasın ön planda olduğu ve dalkavuk bürokratların göreve getirildiği için batmıştır. Bu durum, devletin her kademesinde görülmüştür.

Bu konuda en hassas kurumlardan biri olan Bahriye, çöküşü en önce yaşayan kurum olmuştur. Denizlerdeki hâkimiyet kaybedilince, binlerce şehit vermemize rağmen topraklarımızı koruyamadık.

Atatürk, bu yozlaşmış dönemde yetişmiş bir imparatorluk subayıydı. Onun en büyük eseri olan Cumhuriyet’i kurduğunda, özellikle liyakat ve iltimas konularına büyük önem vermiştir.

Hani eskilerin bir sözü vardır:

“İşi ehline verin.”

Ya da:

“İşinin ehli olmak.”

Yani erbabına vermek.

İşi ehline verdiğimizde, Türk milleti durdurulamaz.

Pruvanız her zaman ehillerin elinde neta olsun.

Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.

Aşağıdakiler de ilginizi çekebilir

Yunanistan, donanmasını güçlendiriyor mu?

Terörist Meclis’te konuşma mı yapar…

Risk iştahında azalma emtia cephesinde rekor

Mutluluğa giden yol diğer yönde

Denizcilik sektörünün unsurları: Teknik ve destek hizmetler

ETİKETLER: Eylül, Preveze, YAZARLAR
Bunu Paylaşın
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp LinkedIn Linki kopyala Yazdır
Paylaş
Avatar photo
By Özhan Bakkalbaşıoğlu
ozhanbakkalbasioglu@www.marinedealnews.com
Web Banner

Yazara Ait Diğer Yazılar

Yunanistan, donanmasını güçlendiriyor mu?
10/02/2026

‘Komşu komşunun külüne muhtaçtır’
08/01/2026

Değişen coğrafyada Orta Doğu, Kafkasya ve Balkanlar: Türkiye’nin bu coğrafyadaki stratejisi ne olmalı?
10/11/2025

Güç ve saygınlık ülkelerce nasıl algılanmaktadır
06/10/2025

Eylül ayı içinde olan tarihsel olaylar ve Preveze Deniz Zaferi üzerine hasbihal
09/09/2025

Arama

Kategoriler

Arşivler

Legal

  • Kişisel Verileri Koruma Kanunu
  • Ziyaretçi Aydınlatma Metni
  • Çerez Politikası
  • Kişisel Verileri Saklama ve İmha Politikası
  • KVKK Başvuru Formu

MarineDeal News Künye

İmtiyaz Sahibi: MDN Yayıncılık, Matbaa, Reklam, Organizasyon ve Tur. San. Tic. Ltd. Şti. adına Yeşim Yeliz Egeli
Kuruluş: 1 Ocak 2008
Genel Yayın Yönetmeni: Yeşim Yeliz Egeli yesimegeli@marinedealnews.com
Yazı İşleri Müdürü (Sorumlu): İlyas Öztürk mdn@marinedealnews.com
Video Editör: Halis Kılıç
Haber Merkezi: Yüce Yöney, Barış Özgür, Barışcan Yücel
Reklam: reklam@marinedealnews.com
Abonelik: info@marinedealnews.com
E-posta: mdn@marinedealnews.com
Tel: +90 (212) 343 2005
Adres: Merkez Mah. Perihan Sk. No.118/5 34360 Şişli, İstanbul, Türkiye

Bizi sosyal medyada takip edin

Okuma listesinden çıkartıldı.

Geri al
Welcome Back!

Sign in to your account

Üye ol Şifremi Unuttum