Ana sayfa Görüş Pire ve Ambarlı

Pire ve Ambarlı

0
2008’de Ambarlı  yüzde 56 büyürken, Pire yüzde 70 küçülmüştü. Ekonomik kriz bittiğinde acaba hangisi “şah-mat” diyecek merakla bekliyoruz

2006’da yüzde 33 ve 2007’de yüzde 24 konteyner hareket artışı yaşanan Karadeniz Bölgesi, konteyner hatları için son zamanların en gözde hattıydı. Kriz öncesindeki son 18 ayda bölgeye servis yapan gemilerin “slot kapasitesi” yüzde 30 yükselmişti. Ne var ki, iki basamaklı yüzdesel büyümelerin olağan olduğu dönem içinde 2008 yılı iyi başlamış, ama kötü sonlanmıştı.
Olumsuz beklentiler gölgesinde, 2009 yılının negatif eğri ile başladığı ortada. Bu kötü başlangıç, konteyner gemilerinin liman uğraklarını azaltmasını ve demirlemelerini tetikledi saptamasından hareketle; bugün yıllardır yükselen bir grafik çizen liman hareketleri için “Sömestr tatili başladı” değerlendirmesi yapabiliriz.
Bölgesel sosyopolitik gelişmelere bağlı olarak krizden etkilenmeyen limanlar da var.  Örneğin; geçen yıl Le Havre Limanı’nda yaşanan grevler, yüklerin Antwerp Limanı’na kayması ile sonuçlanmıştı. Kısacası, 2008’in son çeyreği içinde, kriz sıkıntısına ek olarak, grevin etkileri ile boğuşan Le Havre Antwerp Limanı’nın krizden kurtuluşu olmuştur.  İşte Avrupa’da Le Havre ile Antwerp arasındaki bu etkileşimin daha çarpıcı biçimi, bugün Türkiye ile Yunanistan arasında yaşanıyor.
Büyümenin başladığı 2006 yılında 1,4 milyon TEU ile eşdeğerde elleçleme yapılan Ambarlı ve Pire arasındaki fark Ambarlı lehine açılarak,  limanın 2008 yılını 1,8 milyon TEU fazlalıkla kapatmasını sağlamıştı.  Tüm bu gelişimin ana nedeni, Pire’nin son “normal yılı” olarak adlandırılabilecek 2006  sonu itibari ile limanın özelleştirme programına alınması neticesinde gelişen grevlerdir.
Tüm bunlardan daha önemli olduğuna inandığım konu ise, iki limandaki hareketlerin değişkenliğinin her türlü tahminin dışında seyretmesiydi. Şöyle ki; Pire’nin 2006 yılındaki transit hareketi Ambarlı’nın 1,8 katı iken, 2008’de Ambarlı’nın transit hareketi Pire’nin 28,5 katı olmuştu.  Diğer bir deyişle, aynı dönemde Ambarlı yüzde 56 büyürken, Pire yüzde 70 küçülmüştü. Geçmiş yılların verilerine baktığımızda; 1995’te Doğu Akdeniz-Karadeniz Bölgesi’ndeki toplam konteyner hareketinin yüzde 13,3’ü Pire, yüzde 6’sı da Haydarpaşa limanından yapılmışken; 2000 yılında paylaşımın Pire yüzde 16,4, Haydarpaşa ve Ambarlı toplamı yüzde 11 olarak değiştiğini görüyoruz. Kısacası, 1995-2005 arasında bölgede ana liman olarak değerlendirilen Pire Limanı, bu sıfatını kaybetti diyebiliriz.
Yunanistan’ın, limanının eski gücüne kavuşması için büyük çaba sarf ettiğine dikkat çekmek isterim.  Geçen yıl tamamlanan özelleştirme çalışmaları sonunda, ihaleyi kazanan COSCO firması, Pire Limanı için 330 m yatırım garantisi verdi ve bu yatırımın 160 m’lik bölümünün 2010 yılında tamamlanması bekleniyor. 2015 yılında tüm yatırımın tamamlanacağı Pire Limanı’nda hedef kapasite 4,7 TEU’dur. İşte bu yatırımlardan sonra Pire Limanı’nın yükselişe geçmesi, gelişen Karadeniz ekonomisine yönelik transit konteynerler için var olan adresin de değişmesi; yani Ambarlı’daki transit trafiğinin olumsuz etkilenmesi demek olabilir. Böylece 2006-2008 yılları arasında Ambarlı Limanı’nda görülen ivme, önümüzdeki yıllarda sona erebilir. Bölgeyi yakından ilgilendiren bir başka kötümser tablonun “New World Alliance” ile “Grand Alliance” tarafından şubat başında yaptıkları açıklama ile ortaya çıktığına dikkat çekmek istiyorum.

Son dört ayda Asya-Karadeniz ile Asya-Doğu Akdeniz’de yük hareketinin azalışı, bazı bağlantıların askıya alınmasını gerektirebilir.
Bu gelişme; Türkiye, İsrail, Lübnan, Suriye ve Karadeniz ülkelerine yönelik yüklerin Mısır limanlarından “besleme gemileri” ile geleceği anlamı taşımaktadır denebilir. Sonuç olarak, kriz er geç sona erecek. Bu istenmeyen mola sonrası yaşanması beklenen  “Yeniden Doğuş” hazırlıklarına şimdiden başlamak gerekiyor. Yapılacak yatırımlar ve/veya pazar payı artışının, gelecekte önemli rekabet avantajı sağlayacağı kesin. Kriz döneminde transit yükler Mısır limanlarını tercih etse dahi, kriz sonrası artacak bağlantı seferleri bu durumu değiştirebilir. Pire Limanı’nın, yapılan yatırımlarla kriz sonrası Ambarlı’nın pazar payını kapması halinde, 1995–2005 arasındaki oranlara geri dönülmesi olası. Ancak; bir limanın gelişmesinde işletmecinin yapacağı yatırımların yanı sıra “devlet”in de yapması gereken çok şey olduğuna inanıyorum.