Ana sayfa Yazarlar Prof. Dr. Oral Erdoğan Piyasalar ve göstergelerden büyük resme geçiş

Piyasalar ve göstergelerden büyük resme geçiş

0
Merhaba,
Konusu hem denizcilik hem de ekonomi olan bir gazete olması ve kendine özgü tarafsız istikrarlı bir vizyonu sağlaması itibariyle yazı yazmam için en uygun yerdi Marine Deal News. Kıymetli okurlar,  bu vesileyle yeni bir denizcilik bayramını kutladığımız bu temmuz ayından itibaren bu sayfada sizlerle buluşacağım. Her türlü değerlendirme, görüş, eleştiri ve önerinizi paylaşmanız halinde, bu köşe sadece benim değil hepimizin sesi olacaktır

Bulunduğumuz küçük bir noktadan çok geneli algılayabilmek, ölçümleyebilmek, tahminlemek gerçekten zor görünür. Piri Reis daha 17. Yüzyıl başlarında  Akdeniz’deki seferleri sırasında ilk dünya haritasını çiziyor. Bundan 500 yıl önce. Hatta bazı tarihçilerin söylediğine göre dönemin padişahı bir sefer sonrasında haritayı görünce “Dünya ne kadar küçükmüş” diyor
Evet, eldeki veri ile büyük resmi çizebilmek mümkündür. Ama eldeki verinin yeterli ve doğru olması, kullanılan model ve yöntemlerin doğru olması gerekir. Bazen resmin tamamı çizilemeyebilir, görünemeyebilir; ancak ne derece eksik kaldığımızı yine de bilebilmemiz bir ölçüde bilimsellik ile ilintilidir(!).

Günümüz Ekonomi
Haritasının Pîrî: FED
İkinci Dünya Savaşı ile birlikte kurgulanan global finans düzeninde başlıca kuruluşlar Dünya Bankası ve IMF’ti. Bundan tam 69 yıl önce ABD’nin Bretton Woods kasabasında Birleşmiş Milletlerin yeterli sayıdaki (!) ülkesinin imzalamasıyla kurulan bu düzenin mimarı da aslında küçük kasabanın devletiydi. Öyle ki, bir ABD’li (Harry White) ve bir İngiliz iktisatçının (J. Maynard Keynes) başını çektiği bu ekip “dünya ekonomisini dolara endeksli” yönetmeyi kurtuluş yolu olarak sunmuştu. Böylelikle altına dönüştürülebilme özelliği olan bir para vardı; ya da tersten düşünürsek dolara dönüştürülebilen altın vardı: Altının yoksa dolar bul; doların yoksa altın ver. Sistemin sadece “doların altına endekslenmesi” uygulamasından 1971 yılında vazgeçildi; ama asıl “sistem” devam ediyor yani sistemin özü çökmedi. Bakınız, bugün hâlâ dünya piyasaları altın ve dolar dalgalanmalarıyla “hop oturup hop kalkıyor.” Daha birkaç ay önceye kadar altının onsu 2 bin doları çok rahat aşar diyenler vardı. Bu arada ne IMF, ne Dünya Bankası yıkıldı. Dimdik ayaktalar. Hatta onların adını bile pek duymaz iken öncesinde ve sonrasında var olan ve anlaşmalara zemin olan birçok çalışmayı hazırlayan bir kurum vardı: Kısaca FED dediğimiz ABD Merkez Bankası.
ABD’nin Merkez Bankası (1913) anlayışına geçmesinden sonra dünyaya tedavülü daha kolay bir kıymet var: ABD Doları.  Dünya için en değerli kıymetlerden birinin de dolar kabul edilmesinin sağlandığı 1944-1971 arası dönem de aslında bir ikna dönemi gibidir: “Altın demek dolar demek, dolar demek altın demek”;  “Hepiniz anladınız mı?” der gibi.
O yıllardan bugüne
gelelim… Bazıları
için Altın günler
Haziran ayında altının ons başına fiyatı tarihi sert düşüş ile 1400 dolardan 1202’ye kadar bir ayda gerilemiştir. Biraz daha geriden, geçen seneden alırsak 1922 dolar seviyesinden bugüne 1 yılda yüzde 37’lik bir düşüş oldu. Öncelikle yükselişte hakim olan sebep, Dolar ve Euro Bölgeleri’ndeki sorunlu ekonomik gidişat nedeniyle söz konusu paralar yerine değeri kendinden olan altına hücumdu. Özellikle de gelişmekte olan ülke merkez bankaları, son 1 yıldır önemli tutarlarda alımlar yapmıştı. Bu işin kökeninde ne yatıyordu? ABD Merkez Bankası’nın faize ilişkin politikası hem “zannedilen” kur savaşlarının hem de bugünkü altın fiyatlarının aşırı hareketlerinin nedenidir.
FED Başkanı Bernanke’nin son açıklamaları neredeyse herkes tarafından takip edilir oldu. Uzun sözün kısası; ABD ekonomisindeki iyileşme beklenenden iyi gidiyor; hatta 2014 yılı istihdam açısından hedefler bile tutturulabilecek. Öyleyse; parasal genişleme uygulaması yavaşlayacak, paradan para kazananlar üzülecek. Peki kim sevinecek? Mevcut veriler ve gelişmeler ışığında global ekonomide; üretenlerin, ticaret yapanların, yatırım yapanların önünün açık olacağı döneme doğru ilerliyoruz kanaatindeyim.
En yavaş dönemlerini yaşadığımız dünya ticareti yıllık bazda 18 trilyon doları aşarak 2008 yılındaki düzeyin bile yüzde 16 üstünde gerçekleşti. Son aylarda Baltık Kuru Yük Endeksi ve konteyner endekslerinde toparlanma daha dikkat çekici hale geldi. Üretime dayalı diğer hammadde ve hizmetlerde fiyatlar yavaş da olsa yukarı sinyaller veriyor.
İşlerin şimdilik yine FED’in öngörüleri doğrultusunda ilerlediğini görüyoruz.  Öyleyse altını şişiren dolar tedavülü politikası tersine dönüyor; ama bu sefer FED 2003-2006 yılları arasındaki 0.25 faiz artırma yaklaşımına göre daha tedbirli ve yavaş şekilde davranmayı tercih ediyor.