• TR
  • ENG
MarineDeal News - Deniz, Savunma, Gemi, Tersane
  • Haberler
  • Yazarlar
  • Piyasa
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Deniz Ticareti
  • Deniz Savunma
  • Jeopolitik
  • Analiz
  • Çevre
  • Video Arşiv
Aa
Bildirim
Son yayınlananlar
Murat Kurum’a göre selin nedenleri kapalı dere ve çarpık kentleşme!
Haberler
İMEAK DTO’da yeni yönetim belli oldu
Genel
Erdoğan: Fon soruşturmasında sorun kontrol altında, haksız kazancın bedeli ödetilecek
Haberler Ekonomi Piyasa
Tamer Kıran İMEAK DTO Meclis Başkanı oldu
Haberler
Barcolana 58, Trieste’de 550 bin ziyaretçiyi ağırladı
Dünya Yaşam
Aa
MarineDeal News - Deniz, Savunma, Gemi, TersaneMarineDeal News - Deniz, Savunma, Gemi, Tersane
  • ANA SAYFA
  • HABERLER
  • YAZARLAR
  • PİYASA
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • DENİZ TİCARETİ
  • DENİZ SAVUNMA
  • JEOPOLİTİK
  • ÇEVRE
  • ENGLISH
Search
  • TÜM HABERLER
    • Piyasa
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Deniz Ticareti
    • Deniz Savunma
    • Jeopolitik
    • Çevre
    • English
  • YAZARLAR
    • Yeşim Yeliz Egeli
    • Meltem Aydın Süloğlu
    • Gökhan Esin
    • Barışcan Yücel
    • Atilla Yeşilada
    • Bartu Soral
    • Gürcan Elbek
    • Yüce Yöney
    • Emin Yaşacan
    • Cihangir Dumanlı
    • Serter Tuçaltan
    • Levent Akson
    • Haluk Mustafa Baybaş
    • Özhan Bakkalbaşıoğlu
    • Yaşar Canca
Bir hesabınız var mı? Giriş Yap
Bizi takip edin
  • MarineDeal News

Okurla yazar arasındaki boşlukta kısa bir gezinti

Yüce Yöney
  • Yüce Yöney
  • Yükleme Tarihi: 09.09.2026 16:20 | Son Güncelleme: 09.09.2026 16:20
    yuceyoney@marinedealnews.com
Paylaş
Paylaş

Yazar ne yazdı, okur ne anladı? Okurun bakışı nereye değdi, yazara ne ulaştı? Açık açık konuşmak güzel de açıkça yazılmazsa sözün değeri kalmaz mı? Söylenmeyeni duymak sözün tadına tat katmaz mı? Hangisi makbul: Okurun metinle kuracağı yaratıcı ilişkiye yer açmak mı, yaratıcı olan yazardır deyip okuru sinyalsiz sollamak mı?

Yüce Yöney

Konuşmak, yazmak, anlatmak tarih boyunca hep biraz dert olmuş tabii. Yanlış anlaşılmasın; en fazla mesele edildiği, o günlük hayatın kendiliğinden akamadığı, hareket ve konuşma kabiliyetinin yitirildiği, herkesin zapturapt altına alındığı zamanlardan söz edecek değiliz. Bu yazının kelamı, edebiyatın standart tanımının dışına çıkarak anlatmayı seçtiğimizde, doğrudan göstere göstere anlatmayınca ortaya çıkan dertler ve tabii o zamanların keyfi.

Kim yazar kim okur

Ne demek istiyoruz, bir bakalım…

Mesela Salah Birsel’in şiir üzerine söylediklerinden bahsediyor olabilir miyiz?

“Bir şiirin güzelliği kendi dışında bıraktığı kelimelerin sayısıyla doğru orantılıdır.” Evet, olabilir. Sonuçta, şiir de birçok zaman imadan alır gücünü. Okuruna okumadıklarını anlatmanın heyecan verici bir yolu! Şiiri insanın kullandığı ifade sanatının en yüksek mertebesi olarak gören filozoflar yanılmıyordu demek…

Yazar Nihan Kaya “Sözler düşüncelerimizi, duygularımızı dolaysız bir tamlıkla ifade edemezler; ama bazen sezdirdikleri şey, direkt söz üzerinden herhangi bir ifadeden daha güçlüdür” derken doğrudan şiirden değil tabiî ama tam da edebiyatın bütününden söz ediyor olsa gerek.

Bir başka yazar, Irmak Zileli de bir yazısında, okurun sezgisinin yazarın ima etme becerisinden güç alabileceğinden söz etmişti.

“Yazar, metnini eksilterek, metnin öteki sahibi olan okura yer açıyor. Okur ise kendisi için ayrılan o yeri doldururken, eksik cümleleri o güne dek edindiği tüm deneyimlerle buluşturarak, metni hem yeniden yazıyor hem de tamamlıyor; ya da kendi eksik metnini yaratıyor.”

Zileli’nin okurun metni yeniden yazmasından söz edişine Adalet Ağaoğlu’nun Göç Temizliği adlı kitabında yazdıklarını eklemek pek yanlış olmaz kanımca.

“Bir an yüreğim sıkışıyor. Roman müsveddesini geniş bir zarfa özenle yerleştirirken, bunun da yayımlandığı andan itibaren ötekiler benzeri, kendisi dışında bir şey olacağını düşünmenin getirdiği bir yürek sıkışıklığı bu. Yalnızca yazarın merceğinden, önünde sonunda onun gözünden yansıyan her şeyin üstüne, her biri ötekinden farklı binlerce başka mercek çevrilecek yine. Bu büyük saldırı karşısında yazarın, yaratıcının kendisi de üstünde dolaşan göz sayısınca değişik kimliğe büründürülmüş olacak.”

Biliyorum, yazılma nedeni de anlattığı da tümüyle farklı. Yine de Bilge Karasu’nun Gece’sinden bir bölüm, tam da yukarıda söylenmek istenene denk düşüyor gibi geliyor bana. Yani, yazarın okura bıraktığı boşlukların ve metnin kendisinin, anlatısının okur tarafından kendi algısıyla yeniden okunmasını ve bu noktada yazarın konumunu anlatıyor adeta.

“Işık yavaş yavaş kararırken ben, benim artık, kırılmış her parçanın içerisinde. Aynada tanıyamadığı ben. Binlerce parça. Artık ben de olmayan yüz binlerce parça.”

Söz bitmez, yazı kalmaz

Gece’deki şairane ifadeler bu yazının temel meselesini yansıtıyor sanki. İşin doğrusu, üzerine daha fazla söz söylemeye gerek yok. Ancak bazen yazı bitse de söz bitmez ya; işte öyle bir an bu. Okurla yazar arasındaki ilişkiden, mesafeden, anlayıştan, tamamlayıştan, kopuştan söz ettik, metinlerin yazarla okurlar arasında gidip gelerek beslendiğini vurguladık. Fakat ne gariptir ki, bu konuyu Türk edebiyatı eksenli konuşmaya kalksak, her yazarı ya da her metni, büyük ölçüde kendi döneminin okuruyla ilişkisi üzerinden örneklemek gerekir. Oysa metinler ve yaratıcıları sadece kendi kuşaklarına anlatmıyorlar yazdıklarını. Lafı vardırmak istediğim yer, Türkiye’de iktidarların edebiyata müdahalesinin acı sonuçları. Bu konuda yetkin, konuyu benden çok daha iyi anlatan bir akademisyenin anlattıklarına, Jale Parla’nın sözlerine başvurayım izninizle.

Parla Edebiyat Yazıları isimli kitabındaki bir yazısında, bizim ülkemizde kültürel hayata ideolojik müdahalenin ne denli sert olabildiğini gayet nükteli biçimde hatırlatmıştı. Onun verdiği trajikomik örnekle bitirelim.

“1945 yılında doğmuş biriyseniz, 1930’dan önce yazılmış bir metni, eğer yeni harflerle basılmamışsa, okuyamazsınız. Eğer basılmış ama sadeleştirilmemişse, anlayamazsınız. Eğer sadeleştirilmişse, orijinaline sadık mı değil mi, güvenemezsiniz. Bu durumda da edebi geleneğimizin sürekliliği konusunda bir fikir ve duygu sahibi olamazsınız. Yazarsanız, bu gelenekten yoksunsunuz, okursanız, habersizsiniz.”

Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.

Aşağıdakiler de ilginizi çekebilir

Mekke Anlaşması kimin projesi? ABD/İsrail’in vekil eli olmak

Rüzgârgülleri dönedursun, deniz mavidir…

Yunanistan ne yapmak istiyor?

Katil Apo, fon kirliliğini yeni anayasa ile temizler mi?

İçimizdeki kaygıdan dışımızdaki korkulara tedirgin bakışlar

Bunu Paylaşın
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp LinkedIn Linki kopyala Yazdır
Paylaş
Avatar fotoğrafı
By Yüce Yöney
yuceyoney@marinedealnews.com
Web Banner

Yazara Ait Diğer Yazılar

İçimizdeki kaygıdan dışımızdaki korkulara tedirgin bakışlar
06/10/2026

Okurla yazar arasındaki boşlukta kısa bir gezinti
09/09/2026

Umudumuz hamamböceği
05/08/2026

Suretinde gördüm kendimi
05/07/2026

Yapayı gelince doğalı köreliyor
02/06/2026

Arama

Kategoriler

Arşivler

Legal

  • Kişisel Verileri Koruma Kanunu
  • Ziyaretçi Aydınlatma Metni
  • Çerez Politikası
  • Kişisel Verileri Saklama ve İmha Politikası
  • KVKK Başvuru Formu

MarineDeal News Künye

İmtiyaz Sahibi: MDN Yayıncılık, Matbaa, Reklam, Organizasyon ve Tur. San. Tic. Ltd. Şti. adına Yeşim Yeliz Egeli
Kuruluş: 1 Ocak 2008
Genel Yayın Yönetmeni: Yeşim Yeliz Egeli yesimegeli@marinedealnews.com
Yazı İşleri Müdürü (Sorumlu): İlyas Öztürk mdn@marinedealnews.com
Video Editör: Başak Tatlı
Haber Merkezi: Yüce Yöney, Barış Özgür, Barışcan Yücel
Reklam: reklam@marinedealnews.com
Abonelik: info@marinedealnews.com
E-posta: mdn@marinedealnews.com
Tel: +90 (212) 343 2005
Adres: Merkez Mah. Perihan Sk. No.118/5 34360 Şişli, İstanbul, Türkiye

Bizi sosyal medyada takip edin

Okuma listesinden çıkartıldı.

Geri al
Welcome Back!

Sign in to your account

Üye ol Şifremi Unuttum