Ana sayfa Editörün Seçtikleri Noyan Altuğ: ‘Çocuklarımıza fırsat eşitliği sağlamalıyız’

Noyan Altuğ: ‘Çocuklarımıza fırsat eşitliği sağlamalıyız’

0

Yeşim Yeliz Egeli

Hem kılavuz ve römorkör hizmetleri hem de gemi inşa faaliyetleriyle denizcilik sektörünün lokomotif şirketlerinden Uzmar’ın Yönetim Kurulu Başkanı Noyan Altuğ ile bir araya geldik. Noyan Altuğ 10 yıl sonra otonom gemilere hızlı (aniden) bir geçiş yapılacağını, bu geçişe adapte olabilmek için bugünkü eğitim müfredatının geliştirilmesinin gerekliliğine dikkat çekti

Kısaca Uzmar’dan ve kendinizden bahseder misiniz?
Uzmar’ın kurucusu babam Kaptan Alpay Altuğ ve iki oğludur. Babam 1956 İTÜ Yüksek Denizcilik Okulu Güverte bölümü mezunudur. Abim Şefik Kaan Altuğ da aynı şekilde Yüksek Denizcilik Okulu Güverte bölümü mezunudur, prensipte kaptandır ve yurtdışında da ‘transportation management’ üzerine yüksek lisans yapmıştır. Deniz hukuku üzerine kendini çok geliştirmiş ve akademik kariyerini de üst düzeye taşımış bir isimdir. Ben de çarkçı başıyım yani gemi makineleri işletme mühendisiyim. Yüksek Denizcilik Okulu’ndan mezun oldum. Abim ve ben, babam gibi denizde uzakyol kaptanı ve başmühendisi olarak çalıştık ve 1993 yılında, babamızın liderliğinde Uzmar Denizcilik’i kurduk.
Kılavuzluk ve Römorkörcülük Hizmetleri çerçevesinde “Türkiye’nin ilk özel sektör kuruluşu” olduk. 1993 senesinde İzmir’de Aliağa Bölgesi’nin yakınındaki Nemrut Limanı’ndaki özel fabrikalara gelen gemileri iskelelere yanaştırmak ve kaldırmak suretiyle özel kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetleri vermeye başladık. Türkiye’de Ulaştırma Bakanlığı’ndan lisans ve izin alan ilk özel kılavuzluk ve römorkör hizmetleri firmasıyız.
2005 yılında öncelikle römorkör ve iş botu üretimi yapmak üzere Kocaeli Serbest Bölgesi’nde Uzmar Gemi İnşa Sanayi’ni kurduk ve bugün römorkör, iş teknesi/botu üretiminde dünyada tercih edilen markalardan biri haline geldik.
Babamızın bize öğrettiği prensip ve anlayışla Uzmar olarak; denizden/denizcilikten edindiğimiz kazanımları/gelirleri, tekrar denize/denizciliğe yatırım yaparak değerlendiriyoruz. Tersane yatırımları olsun, römorkör inşası ve işletmesi olsun birçok konuda hem istihdam yaratarak hem de hizmet kalitemizi artırarak kalitemizi en üst seviyelere taşıyoruz. Şu anda Uzmar kadrosunda römorkörcülük hizmetleri ve mühendislik hizmetleri dâhil 460 kişiyiz.

Bu rakama tersane çalışanlarınız da dahil mi?
Taşeronlarımız hariç söylediğim rakam, taşeronlarımızla birlikte 1,200 kişiye kadar çıkabiliyoruz. Dünya çapında römorkör ihracatı yapan, iş teknesi ihracatı yapan, know how’a sahip olan bir firmayız. Hem dünyanın bütün limanlarında çalışabilecek standartlarda römorkörler yapıp gönderirken, hem de kendi know how’ımızla iş ve mühendislik geliştirme durumuna geldik. Bu bizim için çok mutluluk verici bir şey. Burada sürekliliğin sağlanması, Uzmar’ın ve bu firmaların bir marka haline gelmesinin esas nedeni, limanlardan elde etmiş olduğumuz gelirlerin gemi inşa ve römorkör inşa sanayine yapmış oldukları katkılardır. Yani biz denizden aldığımızı denize veriyoruz ve bununla birlikte de ihracatımızı da artırıyoruz. Liman hizmetlerimizi yaklaşık 30-32 parça deniz aracıyla yapıyoruz. Bugüne kadar 200’den fazla römorkör inşa ettik. Bu römorkörlerimiz, Avustralya’dan Kanada’ya, Norveç’ten Hollanda limanlarına inşa ettiğimiz yüksek kalitede römorkörlerdir.

İlk inşa ettiğiniz römorkörü nereye ihraç ettiniz?
İlk yapmış olduğumuz römorkörü Şili’ye ihraç ettik. Biz ilk römorkörü 1994 yılında Hollanda’da Damen Tersanesi’nden aldık. Bugün Uzmar olarak Hollanda’ya römorkör ihraç ediyoruz.
Uzmar, sahip olduğu römorkör filosunu sadece kullanan ve buradan elde edilen geliri kendi ortaklarına dağıtan bir firma değil, bu gelirleri yatırıma dönüştürüp, o yatırımla üretim yapan, hem de know how üreten ve ihracat yapan; bu ihracatta da Türkiye’nin ilk 500 firmasına, dünyadaysa ilk 5 üretici arasına girip dünya çapında ismini duyurmuş bir kuruluştur. Bunu da sadece Uzmar olarak değil, tatlı rekabet halinde olduğumuz firmaları da düşünerek söylüyorum. Uluslararası piyasalardaki rekabet, bizim gelişmemize çok büyük destek veriyor.

Kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetleri ile ilgili 8 Ocak 2020 tarihli yeni bir yönetmelik yayımlandı. Bu Uzmar’ı nasıl etkiledi. Bu yönetmelik hakkındaki görüşleriniz nelerdir?
Kalite, kimsenin sizi kontrol etmediği zaman da doğru olanı yapmaktır. Uzmar’ın filosuna baktığımız zaman hem Türkiye’de hem de dünya çapında römorkörlerinin tamamı özel sektördeki en üst teknik özelliklere sahiptir. Çünkü biz bu römorkörü üretiyoruz, bu römorkörler Kanada’da Vancouver’da AltaGas projesinde çalışıyor. Orada çalışan römorkörün aynısı şu anda İstanbul Ambarlı’da ve İskenderun Körfezi’nde de hizmet veriyor. Bu römorköre baktığınız zaman bu römorkörün; yüksek kapasitesi ve performansı, aktif eskort özellikleri var, çok önemli sofistike baş vinçleri ve kıç vinçleri var, herhangi bir kazanın olması durumunda, kurtarma ve yardım, herhangi bir yangında da bu ekipmanlarıyla yangına müdahale edebilme özelliğine sahip. Bizim yapmış olduğumuz römorkörler ve oluşturduğumuz standartlar, üst seviyeyi temsil ediyor. Standartlarımızı hep yüksek tutma gayreti içerisindeyiz, hem teknolojik olarak hem ekipman olarak. Römorkörlerimiz deniz kirliliği ile mücadelede denize dökülen yakıtları ve yanma derecesi 60 derece ve üstü olan yakıtları denizden toplayabilme kabiliyetine sahip. Bunlarla ilgili 6 römorkörümüz var. Bunlar oil recovery vessel, yangın söndürme donanımlarına sahip aktif eskort römorkörleri, aynı zamanda da yüksek çekme-itme gücüne sahip römorkörlerimizin hepsi LNG limanlarında çalışabilecek römorkörler. Bu detaylar yönetmelikte belirtilmese de o işin gereği olan bu olduğu için, biz de bu donanımlarda römorkörlerle çalışıyoruz.
Denizcilik sektörü uluslararası bir sektördür, dolayısıyla bir kural, iç yönetmeliklerde, mevzuatlarda olmasa dahi bizim bunu uluslararası standartlar gereği yapmamız gerekir diye düşünüyorum. Bu konuda hassas bir lider ve aynı zamanda bir denizci iş insanı olarak bilgilendirme yaparsanız bu alanda varlık göstermek isteyen gençler için de yapıcı olur diye düşünüyorum.
Filomuzun yaşını genç tutmamız ve sirkülasyon olması, teknolojik olarak hep üst seviyede ve dünya standartlarında birçok terminalin ihtiyacı olan özelliklere sahip olmasını sağlıyor.
Buradan eğitim konusuna da geçmek istiyorum. Uzmar olarak yoğun şekilde Ar-Ge’sine devam ettiğimiz projelerimiz var. Hem ticari olarak iş geliştirmek hem de teknolojik olarak araştırma geliştirme bakımından otonom gemilerin yapılması üzerine yatırım yapıyoruz. Otonom gemilerin inşası ile ilgili ileri düzeyde çalışmalar yapmaktayız.
Denizcilik sektörüyle ilgili geleceğe yönelik, bundan 10 sene sonrası için bir tahminde bulunayım. Otonom gemilerin ve elektrikli gemilerin sektördeki yüzdesi artacak, bunu biliyoruz. Bu belki, kıyıda kullanılan teknelerde başlayacak ve açık denizdeki ticari gemilere süreç içerisinde uygulanacak ama otonom teknolojisi elektrikten daha önce gelecek. İddiam; 10 sene sonra buradaki gelişim bir anda olacak.

Tamamen insansız mı?
Tabi ki de otonom, hiç insansız ama ana faktörlerin kontrol altında olduğu gemiler olacak. Güvenlik, sigorta, deniz ticaret hukuku, çatışmayı önleme tüzüğü gibi birtakım konular da gelişecek. Buradaki evrim uzun bir birikimden sonra birdenbire olacak.
Hâl böyleyken 10 sene sonrasını konuşuyorsak, bugünkü denizcilik eğitiminin 10 sene sonrasına hazır olması gerekiyor. Geçen sene ben Finlandiya’da Turku’ya gittim. Turku’da Rolls Royce’un otonom simülasyon merkezi vardı. Burada dünyanın çeşitli yerlerinden 120 mühendis çalışıyor. Otonom gemilerin simülasyonunun yapıldığı bir merkez. Otonom gemi yok ama merkezi var. Şimdi, bizim çocuklarımıza vermemiz gereken bir şey var; eşit şans yani fırsat eşitliği. Avrupa’daki gencin de Amerika’daki gencin de Türkiye’deki gencin de aynı fırsat eşitliğine sahip olması gerekiyor. 10 sene sonra bu teknoloji geliştiğinde bizim gençlerimizin de bu teknolojiye sahip olması gerekiyor. Bunun için de doğru bir denizcilik eğitimi ve de Türkiye’de kurulu bir otonom merkezi gerekiyor.
Römorkörlerinizde tasarım olarak kiminle çalışmayı tercih ediyorsunuz?
Robert Allan. Robert Allan’ın gelişmesinde Türkiye’deki römorkör üreticilerinin çok büyük yeri vardır, bunlardan biri de Uzmar’dır.
Şu an hangi tip römorköre daha çok talep var? Örneğin, 2019 yılı için konuşursak en çok hangi tonajda teslimat yaptınız?
Aslında her tonajda talep var, irili ufaklı römorkörler var fakat Uzmar römorkörleri yüksek standartlı. Uzmar, güçlü, eskort kapasitesi olan 30-32 metre standartlarındaki römorkörleri üretiyor ve bunlar büyük konteyner terminallerinde, büyük LNG terminallerinde ihtiyaçlara cevap veriyor. Bazı römorkörler daha küçük olabiliyor fakat o römorkörler her türlü deniz koşullarında hizmet verebiliyor.
Şimdi devletler ve şirketler, oil recovery vessel yani denizde kirlilikle mücadele ile ilgili yatırımlar yapıyorlar. Bunlardan birisi de RAmpage 6000 projesi, bu kapsamda 60 metrelik bir römorkör inşa etmekteyiz. Bu, üzerindeki donanımlardan dolayı çok büyük ve değerli bir proje. Kuveyt Oil Company’e inşa etmekteyiz. 60 metrelik bu römorkör, Türkiye’de Robert Allan ile birlikte geliştirdiğimiz en büyük projelerden birisidir. Türkiye’de inşa edilecek en büyük Robert Allan dizaynı.
Burada önemli olan römorkörün üzerindeki denizde kirlilikle mücadeleye ilişkin donanımlardır. Çünkü denizden kirliliğin alınmasıyla ilgili çok ciddi imkân ve kabiliyetlere sahip bir tekne bu. Biz burada bunların iç dizaynlarını geliştiriyoruz. Bu iç dizaynları bir proje haline getiriyoruz. Buradaki mottomuz da şu: Modelin içine giren her şey kontrol altında, modelin dışında olan her şey kontrol dışında. Bu şu demek; bir gemiyi 5 bin-6 bin aktivite ile yani iş emirleriyle, satın alma emirleriyle, bütün lojistiğin takibiyle hatta bütün o lojistiğin sonucundaki üretimlerin adam saatlerinin takibiyle birlikte yapmak.
Uzmar Solutions diye bir şirketimiz var. Burada SEM diye bir program yaptık. Bu program, her türlü veri tabanında çalışabilecek bir program. Uzmar bu know how’a sahip. Aslında önemli olan know how’a sahip olmanız değil, know how’ın transfer edilebilir olmasıdır. Uzmar bunu transfer edebiliyor ve entegre edebiliyor. Ayrıca Uzmar bu römorkörleri kendi tersanesinde yapabildiği gibi başka tersanelere de yaptırtabiliyor.

Kocaeli Serbest Bölgesi’ndesiniz, bölgedeki yeniliklerden bahsedebilir misiniz?
KOSTBİR yani Kocaeli Serbest Bölgesi Tersaneciler Birliği Derneği isminde bölgede çok değerli üreticilerimiz ve ihracatçılarımızın katılımıyla bir birlik oluşturduk. Ben de 1 yıldır KOSTBİR’in Başkanıyım.
KOSTBİR’in çok fazla üyesi yok ancak çok etkin bir dernek. KOSTBİR’de şu anda Yachtley, ENKA Grubu’ndan Çimtaş, Atlas Tersanesi, Ak Yatçılık, Selah Tersanesi, Turquosie, Teksan Jeneratör ve Uzmar bulunuyor. Oluşturduğumuz Serbest Bölgeler Platformu bir federasyon olma yolunda ilerliyor. KOSTBİR, serbest bölgeler platformunda liderlik yapan ve birçok diğer bölgeye öncü olan bir dernek. Serbest Bölgeler Platformu şu anda federasyon olma yolunda. Serbest Bölgeler Platformu’nu, Serbest Bölgeler Federasyonu haline getireceğiz. Türkiye’de halihazırda 21 tane serbest bölge var ve geçen seneki ihracatımız 18 milyar dolar. Toplamda da 85 bin çalışan mevcut.
Türkiye’nin çok önemli olan konularından birisi şu; kim, nerede, ne üretiyor bilgisini, ihtiyaçlar doğrultusunda işlemek gerekiyor. Belki yurtdışından bizim satın aldığımız bir şeyin parçaları burada üretiliyordur ve biz o üreticinin farkında değiliz. Biz bu konuda ciddi çalışmalar gerçekleştireceğiz.

Son olarak römorkörlerin isimlerini neye göre belirliyorsunuz?
Serilerimizin isimleri ANKA ile ALTUĞ römorkörleri. Belli serileri belli isimlerle yapıyoruz ama onların da kendi arasında kodları var. Yani RAstar 3200W uluslararası, biz bunlara ANKA serisi diyoruz. ANKA; “Zümrüd’ü Anka” kelime anlamının römorkörümüzün yapısına çok uymasının yanında, Altay, Noyan, Kaan, Altuğ baş harflerinden oluşuyor. Buna da biz kendimiz karar vermedik açıkçası. Şirket içinde anket yaptık ve çalışanlarımız bu ismi uygun buldular.