Her yıl olduğu gibi, güzel yurdumuz alevler içinde. “Her yıl olduğu gibi” demek, ne kadar acı ve akıl yoksunu bir durum. Ancak maalesef, her yıl aynı felaketle karşı karşıyayız. Tekrar eden bir kötülüğün sebepleri çeşitlidir: Akıl yoksunluğu, vurdumduymazlık, saflık, beceriksizlik ya da en önemlisi kasıt.
Bugün gündemimizde iki tekrar eden mesele var: Biri zorlukla kontrol altına alınmaya çalışılan yangınlar, diğeri ise Türk milletinin onuruna zarar vermiş olan çözüm süreci.
Her yıl aynı yangınları görmekten, aynı hikâyeleri dinlemekten bizler bıktık; peki, hükûmet bıkmadı mı? Beceriksizlik mi, vurdumduymazlık mı yoksa kasıt mı?
13 Eylül 1922 yılında, Ermeni ve Rumların, 9 Eylül’de Yunan ordusunun denize dökülmesinin ardından, diğer ülkelerin müdahalesini sağlamak için İzmir’i yaktığı “Büyük İzmir Yangını”ndan bu yana en büyük felaket günlerdir sürüyor. O yangın “Büyük İzmir Yangını” olarak biliniyorsa, bu da “İkinci Büyük İzmir Yangını” olarak adlandırılmalıdır. O dönemde yangını çıkaranlar Ermeni ve Yunan unsurlarıydı; bugünkü yangınların sorumlusu olarak ise sosyal medyada PKK’lı teröristler gösteriliyor. Bazı PKK’lı hesaplar da bunu kabul ediyor. Ancak Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM) bu iddiaları yalanladı. Halk üzgün ve iddialarla gerçeklerin peşinde koşamayacak kadar yaralı. Ancak gerçekler er geç doğrulanır.
Her şeye kaynak bulunuyor, binlerce makam aracı alınabiliyor, ancak yangınlara anında müdahale edebilecek ekipman ve personel eksiklikleri bir türlü giderilemiyor. Sonra “ülkemizin ciğerleri yandı” ağıtları yakılıyor. Tarih tekerrür eder ama aklını kullanamayanlar için…
Bu sorunun temeli aslında birilerinin çok sevdiği Menderes dönemine dayanır. Odun kömürü satmak için “delice” denen, doğada kendiliğinden yetişen aşılanmamış zeytin ağaçlarının kesilmesi ilk tuzak oldu. Bu ağaçlar odun kömürüne dönüştürülüp İspanya’ya satılırken, yerine ABD’nin hibe ettiği, çıra gibi kolay tutuşan reçineli yüz binlerce çam ağacı dikildi. Bu da yangınların yayılmasında önemli bir etken oldu.
Ortalık toz duman, yangın karası ve isi her yerde; bu isin bulaştığı çözüm süreci ise devam ediyor. Çözüm süreci ile Terörsüz Türkiye mi, yoksa Temelsiz Türkiye mi amaçlanıyor? Çünkü sonunda, ulus devleti ve üniter devleti yok sayacak bir anayasa görülüyor.
Terör ve Çözüm Süreci
Terör örgütüne verilen tavizlerin sonu gelmiyor. En son, Cumhurbaşkanı tarafından PKK terör örgütünün silâhlarını bırakacağına dair görüntülerin yakında kamuoyuyla paylaşılacağı belirtildi.
PKK, zaten bitmiş bir narko-terör örgütü hâline gelmiş durumda. Silâh bıraksa ne olur, bırakmasa ne olur? Eğer PKK’yı yalnızca Kandil’deki bir grup olarak görüyorsanız, yanılırsınız ve aldatılırsınız, -tabii gerçekten terörü bitirmek istiyorsanız-.
PYD/PKK Suriye’de varlık sürdürürken, PKK’nın bazı unsurları Irak’ta çeşitli bölgelere yayılmışken, silâh bırakma oyunu sadece bugünün “Habur tiyatrosunun yeni bir sahnesi” olur. Cumhurbaşkanının, PKK’lı bir teröristi “sürekli hastalık ve kocama raporu nedeniyle” yetkisini kullanarak affetmesi, acaba teröristbaşının affına zemin mi hazırlanıyor sorusunu akla getiriyor. Bugün müebbet hapis cezası almış, askerimizi şehit eden bir terörist affediliyorsa, bebek katili ve binlerce şehidin sorumlusu teröristbaşı da aynı gerekçeyle affedilebilir.
Bu arada, 84 yaşında zindanlarda vefat eden 28 Şubat davasından tutuklu Vural Avar Paşa’yı da rahmetle anıyorum. Demek ki onun suçu, PKK’lı teröristten daha ağırmış.
Anayasa tartışmaları
1982 yılında, 12 Eylül darbesinden 25 ay sonra, referandumda yüzde 91,57 oy alarak kabûl edilen ve bugüne kadar ülkeyi bir arada tutan Anayasayı değiştirmek ne kadar elzem bir konuymuş? O Anayasa öyle sağlam temeller üzerine kurulmuştu ki, yıllarca kimse ülkeyi bölmeyi dillendirmeye cesaret edemedi. Ancak şimdi hükûmet tarafında teröristlerin silâh bırakınca affedilmesini ve teröristbaşının çıkarılmasını gündeme getirecek kadar yeni bir anayasaya ihtiyaç varmış demek ki.
Yüce Türk milleti, sağduyusuyla vatanına ve devletine sahip çıkmalıdır. Teröristlere müsamaha göstermemeli, “Savaştan yana mısınız?” karalamalarına aldanmamalıdır. Teröristle barış olmaz; haindir, sinsidir. Pimi çekilmiş bomba gibidir, yakın tutup müzakere edilmez ancak müdahale edilir. Terörist suçludur ve cezalandırılmalıdır. Türk milletinin çekirdeğinden oluşan güvenlik güçleri, vatanını korumaya muktedirdir. Yeni anayasa aldatmacası bir tuzaktır. Aslolan, hukukun üstünlüğü ve adaletin tesisidir.
Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.





