Teğmenlik ve astsubay çavuşluk Türk Silâhlı Kuvvetleri’nin en ayrıcalıklı, el üstünde tutulan, gözbebeği rütbeleridir. Hatta bu geleneksel olarak özlü askerî sözlere de yansımıştır. “Teğmen ve astsubay çavuşların sicili yüzdür (tam not), çok az şey şeyi bilirler ama her şeyi yaparlar, yeterli mühimmatın yoksa teğmenin veya astsubay çavuşun da mı yok, teğmen ve astsubay çavuş hata yapmaz, teğmendir ne yapsa yeridir,” gibi geleneksel koruyucu özlü sözler kıtalarda sıklıkla kullanılır.
Genç rütbeler birliklerin itici gücü olarak görülürler, onlar da yarışmacı ve savaşçı ruhları, taze bilgileri, cesur ve atak oluşlarıyla birliklerin güç kaynağı olurlar.
Bu bakış açısı, hoşgörü ve iyi niyetten siyaset eliyle yoksun bırakılan, teğmenlerimiz hakkında tören sonrası Subay Andı’nı okumaları üzerine başlatılan soruşturma 2024’ün Eylül başından itibaren çeşitli aşamalar ile gelerek 31 Ocak tarihinde yüksek disiplin kurulu kararının onaylanması ve açıklanması ile yargı yolu açık olmak üzere şimdilik nihayetlendi.
Kamuoyunun da yakından takip ettiği gibi 5 teğmen ile 3 komutanları TSK’dan ihraç edildi. Fakat tartışmalar bitmedi, bitmez. MSB ve Hükûmet tarihe geçen bu kararla her daim anılacaklar. Menderes zamanında akıllarda kalan uygulamalar gibi “Mustafa Kemal’in Askerleriyiz!” diyen teğmenlerin ordudan ihraç edilmesi de tarihteki yerini şimdiden almıştır.
Ülkede, terör ve casusluk örgütü FETÖ’nün dilimize soktuğu “askerî vesayet” sözü koca bir yalandan ibarettir. Amacı TSK’yı etkisiz, itibarsız ve sosyal statüsü düşük bir konuma sokmaktır. Bilinmektedir ki yıllarca emperyalistlerin ülkemiz üzerindeki emellerine dik durarak karşı çıkan, gerektiği yerde Genelkurmay başkanların dahi istifa ederek tepki gösterdiği kurumdur TSK. Kimse çıkıp da 12 Eylül demesin. Tabii ki 12 Eylül gibi darbe girişimleri kabul edilemez. 35 yıl sonraki bir “tarikatın darbe teşebbüsünü” de askerler mi yaptı? Pek çok kurumda, bürokraside çok üst seviyelere gelmiş kişiler fetöcü olarak karşımıza çıkıp darbe teşebbüsünün önemli parçası olmuşken, ordu içindeki fetöcüleri dahi sivildeki fetöcüler idare ederken kimse bunu TSK’ya mal edemez, etmeye de kalkmasın.
Konumuz fetö darbe teşebbüsü değil tabii ki. Bugün gelinen noktada vaziyet şu ki ülkede askerî vesayet yoktur fakat tarikat ve cemaat vesayeti vardır. Askerî vesayet yalanı ile millet-ordu arasına duvar örenler, “alnı secde görüyor” diyerek tarikat cemaat vesayeti oluşturdu ülkede.
Bakalım kimler sevinmiş teğmenlerin ihracına?
Başta DEM, AKP, HÜDA-PAR, MHP ve aşırı sol partilerin destekçilerinin büyük kısmı. Bunlar siyasi ayak. Bu siyasi ayakların destekçileri siyasal İslâmcı algı uzmanı medya, çoğu Türkiye’de dahi yayını yasak olan bölücü medya ve tabii ki ülkede vesayet süren tarikat ve cemaatler.
Bunların büyük çoğunluğunun derdi, endişesi gerçekten disiplinin bozulması mıydı? TSK’nın disiplini için endişe ettiklerinden dolayı mı bu kadar baskı uyguladılar? Disiplini bozan teğmenler atıldığı için mi çok mutlu oldular? Teğmenler atılınca her şey yoluna mı girdi şimdi? Kesinlikle hayır!
Yukarıda belirttiğim siyasilerin büyük bir kısmının, medya organlarının, tarikat ve cemaatlerin derdinin ne olduğunu hepimiz biliyoruz.
Onlardan çoğu “Mustafa Kemal’in Askerleriyiz!” diye bağırarak kılıç çatan teğmenler atıldığı için mutlu oldular.
Onların büyük çoğunluğunun derdi Kurtuluş Savaşı’ndan beri Mustafa Kemal ve onun askerleridir.
Zaman zaman mevcut siyasi yapıdan aldıkları güçle bu tür davranışlar sergiler ve zafer çığlıkları atarlar. Sonra bakarlar ki bir adım yol alamamışlar.
Teknik olarak gerekçeli kararların değerlendirmesini hukukçular yapar. Fakat basına yansıyan kısmında en çok dikkatimi çeken husus şu oldu;
“Bundan başka her Harbiyelinin gönülden bağlı olması gereken Mustafa Kemal Atatürk’e bağlılığı ifade eden “Mustafa Kemal’in Askerleyiz” sözü bir disiplinsizlik değildir… Ne var ki tek tek değerlendirildiğinde: Masum, meşru ve teşvik edilmesi mümkün olan fiiller eylem bütünlüğü, oluş şekli ve yarattığı sonuçlar yönünden değerlendirildiğinde disiplinsizlik olarak kabulünün gerçekleşebileceği tartışılmazdır”
İfadesinden sonra paragraf sonunda;
“Şüphesiz Mustafa Kemal Atatürk’e bağlılığı ifade eden “Mustafa Kemal’in Askerleyiz” sözünü amacı dışında ve karşıtlık içeren protest bir eylemde kullanmak disiplinsizlik olacağı gibi sözün değerini de azaltan bir davranış olacaktır”
ifadeleri oldu.
“Mustafa Kemal’in Askerleyiz” sözünün amacı dışında ve protest bir eylemde kullanılması ifadesi çok anlamsız ve bence dünya hukuk tarihi içinde yeni bir başlangıç olmuş. Suç olmayan bir söz; oluş şekli, söyleyenin kimliği, yarattığı sonuç, amacı dışında ve karşıtlık içeren protest bir eylem olarak ifade edilmesi garabetini hukukçulara ve okuyucuların vicdanına bırakıyorum. Zira farklı parametreler konunun hukuki boyutunu zayıflatmış.
Bu durumda üstte bulunan hukuki yorumdaki yaklaşıma göre şu sorunun kamuoyuna net bir şekilde açıklanması zorunludur: “Mustafa Kemal’in Askeriyiz!” sloganını kim, nerede, ne zaman söylerse suç olur? Kim tarafından, ne zaman, nerede söylenirse suç olmaz?
Teğmenlerin komutanlarının ihracı ise çok daha kolay oldu. Neden mi? Çünkü konu Kara Kuvvetleri Yüksek Disiplin Kurulu’nda değil, Millî Savunma Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu’nda görüşüldü. Burada 5 kişiden oluşan heyetin 3’ünün sivil, 2’sinin ise asker üye olduğunu belirteyim. Gerisi yine okuyucuların takdiridir. Burada kararın oy birliği ile alınması da ayrı bir önem arz eden husus olup şaşırtıcı da değildir.
Teğmenlerin komutanlarının ihracını “görevi ihmâl”, “sevk ve idare zafiyeti” “öngörüsüzlük” olarak görüyorsanız eğer başka bir örnek ile sorayım: 15 Temmuz’da dönemin Genel Kurmay Başkanı Hulusi Akar çok öngörülü ve çok mu başarılıydı sevk ve idarede?
Teğmenler de Komutanları da tabii ki bu mağduriyetleri karşısında sahipsiz bırakılmamalı, bırakılmayacak. Emekli komutanlarının ve Yüce Türk milletinin daha karar açıklanır açılanmaz teğmenlere ve onların komutanlarına sahip çıkmaları Türk milletinin ne kadar büyük bir erdem sahibi olduğunu ve Atatürk sevgisi ile ne kadar dolu olduğunu göstermektedir…
Bu ülkede ne Mustafa Kemal’in askeri biter ne de Mustafa Kemal yenilir. Teğmenlerin Türk subayına yakışır bir şekilde vakur, gururlu ve heybetli duruşları Yüce Türk milletine onur ve gurur vermiştir. Yukarıda bahsettiğim grupları bir kez daha ikaz ediyorum. Bu ordunun mayası belli, başkomutanı belli, ruhu bellidir. Elinizi çekin üzerinden. Sonra bir bakmışsınız ki eliniz yanmış.
Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.





